PALYAÇO: Son Sahne kitap kapağı

3. bölüm / 3

3. BÖLÜM: KRALIN GÖLGESİ VE MASKELİ YÜZ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 3. BÖLÜM: KRALIN GÖLGESİ VE MASKELİ YÜZ

On beş yılın ardından tahliye günü geldiğinde, Taşlıca Kapalı Cezaevi’nin döküm demir kapısı bu kez iki adam için aynı anda açıldı. Seyfi Reis cezasını tamamlamış, Rüzgar ise Reis’in avukatlarının yürüttüğü hukuki hamlelerle özgürlüğüne kavuşmuştu.Kapının önünde siyah zırhlı araçlar, takım elbiseli onlarca adam bekliyordu. Seyfi Reis, Rüzgar’ın omuzuna elini koydu:"Seni bu alemde kimseye muhtaç etmem evlat," dedi Reis.Boğaz’a nazır, lüks bir villanın anahtarını ve siyah bir otomobilin ruhsatını Rüzgar’ın avucuna bıraktı. Seyfi Reis ona kendi imparatorluğunun veliahtı gözüyle bakıyor, kol kanat geriyordu. Rüzgar evi ve arabayı kabul etti ama ruhundaki o derin çatlağı hiçbir lüks kapatamıyordu.Rüzgar, Reis’in sunduğu o şatafatlı hayatın ortasında dururken içindeki intikam ateşini gizleyecek bir gölgeye ihtiyaç duydu. Gündüzleri, sur dibindeki küçük bir gösteri şirketine gidip yüzüne kalın kireç beyazı boyalar sürüyor, dudaklarına o devasa sahte kırmızı gülücüğü çiziyordu. Seyfi Reis onun bu palyaçoluk sevdasına bir anlam veremiyor, ağır bir travmanın eseri sayıyordu. Oysa o boya, Rüzgar’ın bu kirli dünyada iz sürerken saklandığı en güvenli zırhtı.Rüzgar, dışarı çıktıktan kısa süre sonra acı bir gerçekle daha yüzleşti. Hasan, Armatör Kazım'ın servetine çökmüş, kentin en büyük müteahhitlerinden biri olmuştu. En acısı ise Pelin’le evlenmiş olmasıydı. Hasan, Rüzgar hapse girer girmez yalnız kalan Pelin’i ağına düşürmüştü.Hasan ise Rüzgar ile Seyfi Reis’in aynı anda tahliye olduğunu öğrendiği günden beri derin bir paniğin içindeydi. Lüks malikanesinin etrafını koruma ordusuyla çevirmiş, geceleri korkuyla uyanır olmuştu.Bir yağmur akşamı, Hasan Boğaz kıyısındaki bir restorandan çıkarken, sokak lambasının altında bir figür belirdi. Yüzünde kireç beyazı makyajı ve kan kırmızısı gülücüğüyle bir palyaço...Hasan’ın korumaları silaha davrandı ama Rüzgar istifini bozmadan öne doğru bir adım attı. Yüzündeki makyajın arkasından süzülen o tanıdık, dondurucu bakışları gören Hasan’ın dizlerinin bağı çözüldü."R-Rüzgar?.." diye kekeledi Hasan, sesi korkudan titreyerek. "Ne işin var senin burada?"Rüzgar, yağmurun altında durdu. Sesi, rüzgarın uğultusunu bastıran buz gibi bir tondaydı:"Senden hiçbir şey istemiyorum Hasan," dedi Rüzgar. "15 yıl önce o fener evinde ne olduğunu ikimiz de çok iyi biliyoruz. Sanma ki yanına kalacak. İçeride boş durmadık... O gece kayalıklardan her şeyi gören bir göz vardı: Balıkçı Rıza. O gecenin tek canlı tanığı."Hasan’ın yüzündeki bütün kan çekildi."Rıza..." diye devam etti Rüzgar. "Şimdi gidip o Balıkçı Rıza’yı bulacağım. Onun ifadesiyle seni o ait olduğun cehenneme, benim kaldığım o ranzaya göndereceğim. Hazırlığını yap."Rüzgar karanlıkta kaybolurken, Hasan panik içinde adamlarına bağırdı: "Çabuk Sinop’a adam gönderin! O Balıkçı Rıza denen adamı Rüzgar’dan önce bulacaksınız! Ölü ya da diri, bana o adamı getirin!"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…