4. bölüm · ORTAK YÖN.

3

Calypso Lyr

Lora Kutay'dan

Ertesi gün akşamı bahsedilen evin önünde duruyor bir vaziyetteydim. Ev gerçekten kocamandı. Bütün bir ormanlık alanı kaplıyordu kaplamasına lakin tek can sıkıcı olan şey ben açık renklerden ve cam çerçeveden hoşlanmama rağmen evin mat siyah ve tüm camlarının neredeyse içeriyi hiç göstermemesiydi.

" Cidden bahçede at koşturulur ama evin dışı neden efsunlu gibi kapalı? "

E(ngin): Evde tek yaşamayacağızda ondan. Baran abide bizimle birlikte kalacak lakin erdem bey evimizi görmek isteyecek belki de bizden şüphelendiği bir zaman diliminde bizi takip bile ettirecektir.

Düşüncelerinde haklıydı. O adam bunak olmasına rağmen, şeytan önünde gömlek iliklerdi. Artı olarak Baran'ında bizimle olmasına sevinmiştim. Evde sadece iki kişi kalmaktansa Baran'a karşı bilmediğim bir güven içindeydim.

E: Artık girelim mi matmazel?

Uzattığı eline bakıp burun kıvırdım.

" Sen şu dedenin sözlerine çok güvenme "

Ufak bir kahkaha attı.

E: Haklısın insanı on numara manipüle eder.

İçeri geçtik.

" Aman tanrım, siz ciddi misiniz? Biz bu evde ne gemiler batırırız ne limanlara yelken açarız! "

Ev kimsenin tahmin edemeyeceği kadar büyüktü. Salona geçtik. Baran bey şöminenin karşısındaki koltuğa oturmuş elindeki bira bardağını hafif hafif sallıyor ve derin düşüncelere dalıyordu.

Saçları siyah teni bembeyaz olan bu adam her kadının aşık olacağı türden bir adamdı. Kendi içinde gizlilikleri vardı. Klasik türden bir herif olmasına rağmen çoğu kişiyi kendine kaptırma potansiyeline sahipti.

E: Baran bey Baran bey! Tüm işi bana yükleyip kendiniz götünüzü devirip yatıyorsunuz.

Kafasını bize doğru çevirmeden dudaklarını kıvırdı.

B: Bar kısmı şurası git kendine ve kıza bir şeyler al.

Engin kafasını sallayıp gittiğinde bende koltuklardan birine oturdum. Sessizlik ortalığa hakim olan tek şeydi. Ta ki kalın bir ses onu kırana kadar

B: Yolculuk nasıldı?

" güzel, güzeldi "

Bana doğru döndü. Gözlerine yansıyan şömine ateşi onu daha da çekici kılıyordu. Yutkunmama sebep olan bu hali onu güldürdü.

B: Memnun oldum öyleyse.

Kafamı sallayarak şömineye döndüm.
Bir süre sonra engin gelip içeceğimi verdi. Gece boyu erdeme karşı koz olabilecek şeyleri konuşup ayarladıktan sonra ne yapacağımıza karar kestirdik. Yarın o adamın şirketine gidecektim. Bu sırada enginde orada olacaktı zaten bende bunun bahanesiyle oraya gidecektim.

" Ama ya geçen gün peşimdeki adamlar? Eğer o takip ettirdiyse beni de tanıyordur?"

B: O adamlar Erdemin adamları değillerdi. Biz zaten onların çaresine de baktık.

E: Erdemin senin varlığından haberi bile olmadığına da bahse girerim

Kafamı sallayarak onay verdim. O adamlar kimdi bunu düşünmeyi bir süre rafa kaldırdım. Halletik dediler, sıkıntı yok.

Esnediğimde uykumun geldiğini anlamış oldular ki hep birlikte ayağa kalktık.

" Sadece üçümüz müyüz evde? "

B: Sabahları Fatıma gelecek evin işleriyle o ilgilenecek.

" Kocaman evle yaşlı kadıncağız mı ilgilenecek?"

Ağzım açık bakarken söylediğim şey onları keyiflendirmiş gibi kötü kötü sırıtıyorlardı.

E: Sen orasına kafayı yorma

Yukarı koridorun sonuna geldiğimizde bana bir odayı gösterdiler. Diğer odalardan epey uzaktaydı. Onlara dönerek teşekkür ettim.

" Peki siz nerede kalacaksınız? "

E: Evde bir sürü oda var ben diğer koridordayım

Bu sırada Baran duvarı anlayamadığım bi hareketle içeriye doğru ittirdiğinde yeni bir koridor daha açıldı.

" Hassiktir be bu ne biçim güvenlik? "

Gülümsedi.

B: bende bu koridorun sonundayım, içeriden dışarıya ses kattiyen çıkmaz ama sen bir şeye ihtiyacın olduğu zaman tıklatsan yeter.

Göz kırpıp içeriye girdi.

B: Allah hepinize rahatlık versin

Enginde gittikten sonra odama girdim.
Bu adamlar normal değildi. Hangi manyak önce kumarhaneye sonra buraya bu kadar gizli yerler yapar? Üstelik kumarhanedeki koca koca keloğlandaki devler kadar adamları saymıyorum bile. Bu adam erdem'i kendi öldürmediğine göre cidden ailesine karşı belli bir saygı ve sevgisi vardı.

~~

Gözümdeki gözlüğü indirip önümde duran şirkete baktım. Sonra gözlerim sol elimin yüzük parmağına gitti.

" Yüzükte yüzük ama "

Evet kafam kadar tektaş aldırmıştım. Sahteyse sahte, seviyorum gösterişi ne yapayım?

Üstümdeki pembe elbiseyi düzeltip içeriye girdim.
Masa başındaki kıza doğru yürüdüm. Yanına ulaştığımda tek sorduğu şey ' Randevunuz var mıydı ? '
Hayatsız kadın seni. O ne öyle ruh gibi.

Boğazımı temizleyip sahte bir gülücük kondurdum.

" Benim eşim Erdem beyin yanındaymış galiba onu kontrole geldim.."

Tek kaşını kaldırıp ' ciddi misin?' Der gibi bakınca derin bir nefes verdim.

" Biz yeni evlendik ve bilirsin o biraz, çapkın. Evet evet doğru kelime bu o çok çapkın. Burda mı kontrol etmem lazım."

Kadın yine de yaşlı bunağı arayıp izin aldı. Yüksek ihtimalle ben yukarı çıkana kadar o odada adım sıkça yankılandı. Kapıyı çalmadan içeriye geçtim. Engin ayağa kalktı, o yaşlı çatlakta beni süzmeden durmadı. Onun bunun çocuğu seni. Milletin karısına da mı göz dikiyorsun artık?

" Ah Engin hayatım "

Başarısız bir şekilde dudak büzdüm.

" Şirkette yoktun kız burada olabileceğini söyledi. Rica ediyorum şirketini bir ara temizle çok fazla kadın var."

Engin her zamankinden şaşılacak derecede ciddi olsada bana doğru dönüp erdemi arkasında bıraktığı an gülmemek için yanaklarını ısırdığına emin oldum.

Beni belimden tutup sarıldı.

E: Sevgilim benim sen istersinde ben yapmaz mıyım? Gel bak, Erdem beyle tanış.

Yaşlı adama döndüm. Bakmayın bunak falan dediğime şimdiki 25'lik adamlara taş basardı. Yüzü çok yaşlı durmuyordu ama elleri çok fazla esmer, benli ve kırışıktı. Yüzüne de bakım yaptırmıyorsa neyim!

" Çok memnun oldum "

Dudaklarıma iğreneceğim türden bir sırıtış ekleyip adamın elini tuttuğumda elimi dudaklarına götürdü.
Cidden mi?

Erdem: Ben daha da memnuniyet duydum güzel hanımefendi.

Gözleriyle adeta belli ettmemeye çalışsada beni yiyordu. Bana da bir kahve söyledikten sonra iş konuşmaya başladılar. Ne yalan söyleyeyim bir sikim anlamıyordum.

Erdem: Engin bu kadar iş yeter baksana güzel kadınının canı sıkıldı.

Enginin dudakları kıvrıldı.

E: Haklısınız Erdem bey. Benim karım çok çabuk sıkılır.

Alttan alta adama evliliktende sıkılacağımın enerjisini yolluyordu ki ilerde sarkmaya başladığımda adam şüphelenmesin.

" Evet bir şey anladığımı sanmıyorum "

Gülümsedim.

Erdem: Engin sizin evliliğiniz şerefine Lex'in kumarhanesine mi gitsek? Bayadır gitmiyorum. Hem Lora gibi güzel bir hanım bizi kazanmaya daha çok iter haksız mıyım?

Engin kahkaha patlattı. Zorla olsa bile hiçbir açık vermiyordu.

E: Akşam kaçta orada olalım?

Erdem: 8 gibi uygundur.

Biraz daha oturup boş yaptıktan sonra bizi zar zor bıraktı. Ama adamın bacaklarıma baktığı kadar gittiğim hiçbir beachte beni öyle süzmemişlerdir. Bu adam doğuştan karaktersiz.

Çıktığımızda ikimizde derin bir nefes aldık.

E: Biraz daha kalsak herifi boğabilirdim.

" Sen mi ben mi? Bu arada Lex'in kumarhanesi neresi? "

Yüzünde bir sırıtışla sigarasını yaktı.

E: gidince görürsünüz güzel hanım.

Aklı sıra Erdem'in taklidini yapıyordu.