ORTAÇAĞ ATEŞi kitap kapağı

4. bölüm / 5

ORTAÇAĞ ATEŞi

BÖLÜM 4: Ön Yargı

Vaveyla Yazarı: Sahel Çç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 4: Ön Yargı

Lilibeth sabah gözlerini açtığında müthiş bir baş ağrısıyla uyandı. Dünkü yaşadıklarını bir bir aklından geçirdi. Artık bu yüzyıla ne için geldiğini daha iyi anlıyordu. O, bu yüzyılın kadınlar çağını başlatacaktı. Bunun için ne gerekiyorsa da yapmaya hazırdı. Kendi yüzyılında makalesi için onca çabasını hatırladı. Başta tamamen akademik anlamda da rakipsiz olduğunu herkese göstermek için kendini yıpratırcasına konu üzerine yoğunluğuna rağmen çalışıyordu. Günlerce süren uykusuzluk, atladığı öğünler geldi aklına. Kendisini o kadar kaptırmıştıki böyle bir yüzyılda yaşayan kadınların çektikleri acılara karşı derinden duyduğu acıyla yaşam tarzlarına varana kadar haklarındaki her türlü bilgiye hakim olmuştu. Yüzyıllardır kadının geri plana atıldığı bu dünyada, en büyük acıyı bu ortaçağ zihniyetiyle yaşayan kadınlar çekiyordu. Kadın bir varlık olarak sayılmıyordu. Kör, topal olanı yaşamayı hak etmiyordu. Erkeğin topalına, körüne bakılmaksızın gencecik kızların rızası olmadan, onlarla evlendiriliyordu. Bu devirde bir erkek sakat dahi olsa insandı, ama kadın… Sadece damızlık, ev işini, tarla işini gören bir nesne…

Elbette büyük aşklara konu olan kadınlar da vardı. Genç kızların, gençlik hayallerini süsleyen milyonda bir olduklarına inandıkları ve kendi kaderlerininde de böyle bir aşka sahip olmak için ettikleri onca dualar… Onları anlıyordu Lilibeth, böyle büyük aşk yaşayan bir kadın ancak insan yerine koyuluyordu. Erkeğin hayatında bir varlık olarak sayılıyordu. Ne acı, bu devrin birçok evliliği aristokrasi de siyasi evlilikler için, köylülerde ise tamamen kadının işe yararlığı söz konusu olarak yapılıyordu. Bu yüzyılın evlilik anlayışında kızların istek, arzu ve duygularının bir ehemmiyeti yoktu. İşte tam olarak bunu değiştirmek istiyordu.

Şimdi daha net anlıyordu bu yüzyıla neden bu bedende geldiğini. Özellikle güçlü bir dükalığın sahibinin bedeninde olduğunu daha iyi anlıyordu. Bu yüzyıla bir kadın olarak gelseydi, zaten yüzyıllardır bastırılmış, susturulmuş, konuştuğundaysa sonucu ölümle bitmiş hayatların umudu olamazdı. Onca kadını arkasında gücü yokken toplayamazdı. Konuşsa yargılanır, yaka paça götürülüp en iyi ihtimalle bir kuleye hapsedilirdi. O kuleden de sağ çıkan olmazdı hiç. Kraliyetin bu zihniyetini arkasında silahsız eylem yapmaya katılabilecek kaç kişiyle değiştirebilirdi. Yapsa kaç can bu uğurda daha giderdi. Ama şimdi bir erkek vücudunda bu değişimi sindire sindire, can yakmadan daha kolay yapabilirdi.

O, Aryan'ın bedenindeydi. Bir dükün sesiyle konuşuyor, bir erkeğin adımlarıyla ilerliyor, bir otoritenin gözleriyle bakıyordu. Artık sadece bir gözlemci değil, değişimin ta kendisiydi. Bugün daha fazlasını yapmalıydı. Sadece güzel sözlerle değil, somut adımlarla kadınlara umut olmalıydı.

Ağır adımlarla yataktan kalktı. Aynada kendi yansımasına baktı. Gördüğü yüz hâlâ yabancıydı ama içinde uyanan kararlılık tanıdıktı. Aryan'ın gözlerinde artık sadece geçmişin gölgeleri değil, Lilibeth'in azmi de vardı. İç çekerek başını iki yana salladı ve kendi kendine fısıldadı:

- Tamam. Artık harekete geçme zamanı.

Tüm bunları düşünürken kapı çalındı, dışarıdan gelen bir hizmetli kız:

- Ekselenları, kahvaltınız hazır…

Lilibeth daldığı düşüncelerden çıktı ve seslendi:

- Birazdan aşağı ineceğim, teşekkürler…

Kadınlara nazik olacaktı, dükalığındaki halk zamanla onu örnek alsınlar diye önce kendi değişecekti. Elbette ki düklerindeki kadınlara yönelik iyi anlamdaki değişikliği, onu delirmiş olarak görmelerine müsaade etmeden Aryan’ın sert karakterinden ödün vermeden, otoritesini koruyarak bunu yapacaktı.

** Kız gibi hareketlerde bulunup deliymiş veya cinsel yönelimim(!) değişmiş gibi yansıtmamalıyım. Yoksa yine kelle koltukta olur. İnanıyorum yapacağım şeyler bu çağı derinden sarsacak… Off zor olacak Lili, ama bu bedende erkekçe davranman şart.

Üstüne başına çeki düzen verdiği sırada Aryan’ın gözlerindeki kırgınlığın devam ettiğini gördü ve sinirlendi.

** Şu bakışa bak! Sanki suçluyormuşum gibi…

- Bana öyle bakmayı kes, senin nasıl bir insan olduğunu dün açıkça gördüm. Sen rezil bir adamsın…

Çok sinirliydi Lilibeth, arkasını döndü. Başının ağrısı da cabasıydı. Dün gece sinirinden bir kere daha yaparım diye heveslendiği bir şeyi de Aryan’a olan sinir ve öfkesinden dolayı yapmamıştı, dolayısıyla hışımla aynaya doğru tekrar dönüp işaret parmağını aynaya doğru sallayarak:

- Aowww! Lanet olası… o kadar sinirliyim ki sana, dün gece 31 çekemedim, hepsi senin yüzünden…

Aryan’ın gözlerinde anlık şok etkisi belirdi, söylebilse çok şey derdi. Lilibeth için hiç iyi şeyler düşünmediği gibi kendi bedenindeki bu hikamiyetin artık bitmesini istiyordu. Lilibeth’in bu bedendeki amaçlarını bir bir gerçekleştireceğini görüyordu. Onun için bedeninde yabancı bir varlıkla yaşamak, giderek dayanılmaz bir işkenceye dönüşüyordu. Lilibeth odadan çıkıp kahvaltı yapacağı salona geldi. Kahvaltısını yaptıktan sonra Jordan kapıda belirdi, onu görünce ona seslendi:

- Günaydın Jordan amca, nasılsın?

Jordan şaşkınca baktı Aryan’a, iki gündür kendisine oldukça yabancıymış gibi davranmıştı. Efendisinin hasta olduğundan şüphelenerek:

- Ben iyiyim ekselansları, siz nasılsınız?

Aryan sıcak bir gülümseme eşliğinde:

- Oldukça iyiyim Jordan amca, Xaiver geldi mi? Halkın durumu ve düşünceleri üzerine bir rapor hazırlayacaktık.

Jordan:

- Henüz gelmediler efendim, lakin bir leydi sizi ziyarete geldi, müsaitseniz ana salonda sizleri bekliyorlar.

Aryan başta şaşkınlıkla baktı. Kim olabilirdi diye kısaca düşündü sonra aklına dünkü kadın geldi.

** Anlaşılan o ki hiç vakit kaybetmek istemiyor küçük gold digger. Üzgünüm Aryan, mutsuz geleceğini ellerimle yazacağım. O kadın hedefine kolayca ulaşmış olacak.

İçinin burkulduğunu bir anlık hissetti. Sanki haksızlık yapıyormuş gibi bir his. Aldırmadı bu hisse ve ayaklanarak emin olmak için sordu:

- Kim geldi, Jordan amca söyledi mi adını?

Jordan başını hafifçe eğdi:

- Leydi Portuga ekselansları. Kendisi sizinle dün tanıştığını ve bazı şeyleri konuşmak istediğini söyledi.

Bu arada Jordan’ın yüzünde kadının adını söylerken bir bakış yakaladı. Sanki genç kadının adını söylerken tiksiniyordu. Bu duruma çok aldırmadı ve Lilibeth içinden:

** Tahmin ettiğim gibi.

diye geçirdi. Yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi.

- Harika… O halde misafirimizi daha fazla bekletmeyelim.

Jordan reverans yaptı, Aryan ise Jordan’a onaylayan bir baş hareketi yapıp ana salona doğru birlikte harekete geçtiler. Lilibeth ise içinden Aryan’a laf atmayı ihmal etmedi:

** İyi izle Aryan… Sana layık olduğunu düşündüğüm o kadını sen, kendi ellerinle seçmiş olacaksın. Seni onunla mahvedeceğim.

Ana salona doğru yürürken, Lilibeth’in adımları sert ve kararlıydı. İçindeki öfkeyi kontrol altına almış, yerine soğuk bir intikam duygusunu koymuştu. Salonun kapısına vardıklarında Jordan’a dönüp:

- Jordan amca, Xaiver geldiğinde ana salona yönlendirirsin olur mu?

Jordan:

- Emredersiniz ekselansları…

Aryan düşündü, Jordan’a amca derken samimiydi. Jordan ise aksine mesafeli, bu konuyu ayaküstü konuşmamak için sonraya erteledi. Ana salonun kapısı açıldığında Valencia oturmuş, zarifçe çayından bir yudum alırken başını kaldırdı ve gülümsedi, ayaklanıp reverans yaptı:

- Ekselansları… Sizi tekrar görmek ne güzel.

Lilibeth, Aryan’ın tüm asaletiyle yaklaştı, gözlerini kısmış bir halde Valencia’ya baktı. Sahte nezaketle:

- Leydi Valencia… Sizi burada görmek ne hoş bir sürpriz. Dilerim dünden bugüne daha iyisinizdir.

Valencia gözlerini hafif süzerek:

- Dünkü nazik ilginizden sonra… Elbette ki.

**İlgi mi? Hah! Daha yeni başlıyoruz.

dedi Lilibeth içinden, ve usulca koltuğuna oturdu.

- Sizlerle tanışmak oldukça etkileyiciydi. Cesaretiniz, zekânız… dükalığınıza yakışıyor.

- Teşekkür ederim. Lakin henüz yeterince tanışmadık leydi Valencia. Umarım bugünkü ziyaretiniz bu tanışıklığın başlangıcı olur. Ne için geldiğinizi oldukça merak ettim doğrusu?

Valencia hafifçe başını eğdi. Lilibeth ise Aryan’ın içinde yükselen huzursuzluğu hissedebiliyordu.

** İşte oyunun ilk perdesi başlıyor, bakalım neler yapacaksın küçük gold digger.

- Ekselansları, dünkü küçük sohbetimiz için geldim, halkın ve kadınların sorunları üzerine sizin bilgilerimden faydalanabileceğinizi düşünüyorum.

Aryan tek kaşını kaldırdı. Bu kadın nereden bilsin Aryan’ın içinde bu dönemin sorunlarına oldukça hakim Lilibeth vardı. Yine de bu gelmelerin bugün için ilk olsa da son olmayacağını da biliyordu. Kadının ana amacınında gayet farkındaydı. Samimi olduğunu düşündüğü bir tebessümle:

- Elbette leydim, fikirlerinizle beni onurlandırmış olursunuz inanın…

Beraber sohbet etmeye başladılar. Kadın her fırsatta Aryan’a dokunmaya çalışıyordu. Açıkçası takdire şayan diye düşündü Lilibeth, kadın kesinlikle vakit kaybetmek istemiyor, bu uğurda her koldan saldırıda bulunuyordu.

** Anlaşılan küçük gold digger tensel temasa bayılıyor. Ey gidi bu gözler neler gördü neler. 21. yüzyılda olsaydı bu, ne haltlar yerdi. Senin aklını alayım da gör…

Derken Lilibeth şaşkınca Valencia’ya baktı. İçinden atıp tutarken bu kadının daha ilk günden bu kadar ileri gidebileceğini düşünmüyordu. Valencia birden önünde yanlışlıkla yapmış gibi eteğini boydan boya yırtmış, bacaklarını saklamak bir kenara dursun açtıkça açıyor, bunu da kaza eseri yapıyormuş gibi davranıyordu. Lilibeth çok iyi anlıyordu bu kadının şuanki niyeti, niyet değildi.

** Tanrım sapığa bak, bu yüzyıl gold diggerlarının ciğerini bilirim ben. Aklı sıra bağırarak birde dışardakileri içeri sokar bu manzara karşısında da kendisine saldırılmış gibi yapıp oldu bittiye getirir bu şimdi, vay namussuz. Aryan kolla götü, bu sapığın niyeti bozuk…

Lilibeth o an içinde bulunduğu durumdan sıvışmak için oldukça gayri resmî konuştu.

- Valencia, bacakların oldukça çirkin, erkek bacağı gibi, üzüldüm açıkçası, sen kimi bulacaksın kendine, ayy midem bulandı, kusura bakma çıkmam lazım.

Valencia şok olmuştu, bu numarayı onlarca zengin erkeği tuzağa düşürmek için kullanmış, başarılı da olmuştu. Hayatında ilk defa bir erkek ona, bacakları yüzünden midesinin bulandığını söylüyordu.
İçinden ‘Beni reddeden ilk erkek… oldukça sinirli bir gülümseme ile Hem de bu şekilde… Bu ne cüret!’ Ellerini iki yana yumruk yapıp düşünmeye başladı. Vücudunu, diğer erkekler görünce ölüp biterken üstüne atlarken, bu kim de midesi kalkıyor diye düşünüyordu. Odada tek başına kalmıştı, bu halini görseler kimseyi de ikna edemezdi, Aryan’ın da diğerleri gibi olacağını kolayca elde edeceğini düşünüyordu, ama öyle olmamıştı.

Adam üstüne atlamayı bırak onu, mide bulandırıcı buluyordu. Bilseydi çığlık atar, Aryan’ın ona saldırdığına herkesi ikna ederdi. Bu şekilde de onuru için kendisiyle evlenmek zorunda kalırdı. Ama akıl edememişti, herkes gibi o da erkek diye düşünüp hareket etmişti. Şimdi ana salonda neredeyse kalçasına kadar yırtık etekle başbaşaydı. Çığlık atsa bu halde bu odaya başka bir erkek dalabilir, kendisini yanlış anlayabilirlerdi. Olmadık ve istenmedik bir duruma mecbur kalabilirdi. Dolayısıyla eteğini mümkün olduğunca düzeltip oturarak dışarıdaki hizmetlilere seslendi. Durumunu iza edip yardımcı olmalarını isteyecekti. Anlaşılan o ki Aryan’ı baştan çıkarması oldukça zaman alacaktı. Bu durumu sorun etmiyordu. O, bu durum ne kadar zor olursa olsun, sonunda istediğine mutlaka kavuşacaktı.

——————-

Lilibeth taş koridorlarda odasına doğru giderken kendisine kızıyordu.

** Ulan, hani bu kıza mecbur edecektin bu herifi, ilk fırsatı elinin tersiyle geri çevirmeyi bırak, kadını yerin dibine soktun.

En kısa sürede kadına bir jest yapmayı kafaya koydu. Bu şekilde kadını anca kendinden iterdi. Amacına ulaşamamış olmamak için kadının gönlünü yapmayı kafaya koydu.

Öğleden sonra bahçeye indi. Jordan’ı görüp Valencia’nın gidip gitmediğini sordu. Jordan:

- Hayır ekselansları, henüz daha kaledeler, başlarına talihsiz bir olay gelmiş, size soramadan misafir odasına aldık, yoğunluktan size söylemeye fırsatım olmadı. Bu arada dük Xaiver’den bir mektup ulaştı. Buyurun…

Aryan mektubu eline alıp açtı.

Sevgili dostum Aryan’a,

Dostum kendi dükalığımdaki sorunlar nedeniyle en erken akşam saatlerinde gelebileceğim. Rapor işi yarına kalmış olacak, ama kısa sürede hallederiz, akşama görüşmek üzere…

Not: akşama benim için yağni yaptır Aryan…

Aryan gözlerini devirdi ve:

- Jordan amca akşama misafir odasını hazırlayın Xaiver için, bir de yağni yapılsın. Bu arada leydiyi bahçeye çağırırsan sevinirim.

Jordan onaylayan bir baş hareketinden sonra uzaklaştı. Aryan öylece bahçeye bakındı. Bu kadını nasıl etkileyebilirdiki para dışında neyi severdi. Düşününce de daha ilk günden pırlantalara boğmak istemiyordu kadını. Sonra yerdeki güllere baktı ve toplamaya başladı. Bu kadına karşı temkinli hareket edecekti, ne kadar tehlikeli olabileceğini bu sabah görmüştü. Ne de olsa onun amacı belliydi. Her halükarda Lilibeth’de, Leydi Valencia’da sonda istediğine kavuşmuş olacaktı.

Az sonra leydi Valencia bahçeye adım attı.
Aryan'ı yerde diz çökmüş, güllerin arasında elleriyle tek tek gül toplarken görünce ilk başta afalladı sonrasında ise yüzünde her zamanki hesaplı tebessüm belirdi. Bu zaferinin başlangıcıydı. Bu sahne, onun tanıdığı erkek profiline hiç uymasa da işinin kolay olacağını düşünmeye başladı. Ayağının ucuyla çakıl taşlarını ezerek yaklaştı. Aryan başını kaldırıp gülümsediğinde, ona bir jest yapacağını anladı ve:

- Bahçede yalnız başınıza… Ne romantik ve güzel bir tablo ekselansları.

Aryan gözleriyle her erkeğin yaptığı gibi, Valencia’nın tüm bedenini değil, yalnızca gözlerini aradı. Oyunun kurallarını değiştirecek hamleyi yapmadan önce karşısındakinin zaaflarını tartmalıydı.

- Güzellik, çoğu zaman sessizliğe ihtiyaç duyar leydim… Tıpkı samimiyet gibi.

Valencia bir an neye uğradığını şaşırdı. Bu cümle içinde iltifat da vardı, ince bir aşağılama da. Cevap vermek yerine yanında durdu, Aryan’ın eğilip bir demet gülü dikkatle toplamasını izledi. Dikenler ellerine batıyordu ama o hiç istifini bozmuyordu.

- Size layık bir jest yapmak istedim. Sözle değil, eylemle.

Valencia sahte bir şaşkınlıkla Aryan’ın elindeki güllere baktı. Fakat o sırada Aryan gül demetini uzatmadı. Yavaşça arkasına döndü, ilerideki bir bankın üzerine bıraktı gülleri. Ardından döndü, net ve düşük sesle konuştu:

- Bugün için üzgünüm leydim, bu sabah size karşı kaba davrandım. Lütfen bu gülleri bir özür olarak kabul edin.

Valencia’nın ağzı açık kalmıştı. İlk defa biri ona böyle samimi bir jest yapıyor ama aynı zamanda yaklaşmıyordu. Adam resmen onu duygusal zeminde etkileyip sonra öylece uzak duruyordu. Bu… alışılagelmişin dışındaydı.

Valencia biraz alaycı bir gülümsemeyle:

- Ekselansları, bu güllerin hepsini siz mi topladınız gerçekten? Hem de kendiniz?

Aryan başını hafif eğerek:

- Elbette. Bir bahçıvana kestirip getirtmek kolay olurdu ama özür dilemenin de bir emeği olmalı, değil mi?

Valencia’nın içi karıştı. Bu adam tuhaftı. Ve bu tuhaflık onu sinir ettiği kadar ilgisini de çekmeye başlamıştı.

- Pekâlâ, bu jesti unutmayacağım lordum. Ama beni etkileyebileceğini sanma. Kolay kolay tav olmam.

Aryan içinden:

**Zaten ilk etapta amacım bu değil, istesem koynunu açacaksın ya sapık karı! Şu işveye cilveye bak, bizde yok böylesi… amacını bilmiyoruz sanki….

diye geçirdi ama yüzünde küçük bir gülümseme belirerek:

- Hiç sanmam leydim, sizi etkilemek imkânsız olurdu.

Valencia bankın üzerinden gülleri aldı, böyle vasat romantiklikler ona göre değildi, bir anlamı yoktu. Yine de Aryan’ı tanıyana kadar temkinli davranmaya karar verdi. Hafif bir gülümseme ile gülleri kokladığı sırada eline diken battı. İçinden küfürler etse de bozuntuya vermeden:

- Teşekkürler…

Birlikte bahçede biraz gezdikten sonra kaleye geri döndüler. Jordan Aryan’ın yangına gelip:

- Ekselansları, dük Xaiver ana salonda sizi bekliyorlar…

Aryan onaylayan bir baş hareketi yaptı. Bu arada Valencia’nın Xaiver’in adını duyunca dikkat kesilmesi, gözünden kaçmadı. Valencia’ya dönerek:

- Leydim bu akşam eğer başka bir yerde işiniz yoksa sizi misafir etmek isterim.

Aryan’ın başına saracağı bu sapığı iyi tanımak için kalmasını istedi Lilibeth. Açıkçası bu durumun Valencia’nında hoşuna gideceğini düşünüyordu.
Valencia genişçe gülerek:

- Elbette, ekselansları nasıl isterse…

Birlikte ana salona gittiler. Ana salonun kapısından içeri girdiklerinde arkası dönük olan Xaiver, onlara doğru döndü. Yüzünde önce şaşkınlık sonrasında ise bir tiksinme peyda olmuştu. Lilibeth sabahı hatırladı. Jordan’da bu kadının adını ağzına alınca tiksiniyordu. Onun bu kadın hakkında bilmediği bir şeyler vardı. Bunun ne olduğunu, Xaiver’le baş başa kalınca konuşacaktı. Xaiver’e doğru gülümseyerek:

- Sonunda gelebildin?

Xaiver kısa bir gülümseme ve alaycı ses tonuyla:

- Leydinin burada olduğunu bilseydim daha önce gelirdim.

Valencia:

- Şımartıyorsunuz beni ekselansları…

Diyerek reverans yaptı. Kadının varlığından rahatsız olduğunu vücut diliyle bağıran Xaiver’in bu sözleri, Lilibeth’i daha da meraklandırdı.
Xaiver:

- Aryan yemekten sonra çalışma odasına geçelim, iş hakkında konuşmamız gerek.

Valencia tedirginlikle lafa atladı:

- Sizlere bende yardımcı olmak isterim, kabul ederseniz.

Xaiver ters davranarak:

- Konuşcaklarımız iki dükalığın kaderini etkiliyor, o yüzden özel olması lazım, lütfen kendi işinize bakın leydim…

Ortamda soğuk bir hava oluştu. Aryan bu havayı dağıtmak için samimi olduğu bir gülümseme ile:

- Hadi masaya geçip akşam yemeğimizi yiyelim.

Valencia hışımla arkasını dönüp masaya doğru yürüdüğü sırada Aryan, Xaiver’e:

- Sen hep böyle patavatsız mısın?

Xaiver bir an sinirle:

- Bilmediğin şeyler var, sana bu kadının ancak zararı olur.

Aryan:

- Ne demek istiyorsun?

Xaiver Aryan’ın sorusunu geçiştirip masada yerini aldı. Bu kadının önünde onun hakkında konuşması, hele de elinde kanıtı yokken, saçma bir tartışma ortamına sebebiyet verirdi. Valencia’yı ciğeri gibi tanıyordu. Valencia’ya dik dik bakarak tabağındaki yiyecekleri yemeye başladı.

Aryan gördüklerinden sonra bu konuyu kesinlikle Xaiver’le konuşmayı kafaya koydu. Sessizce yemeklerini bitirdiler. Bu sırada Xaiver’in dükalığından bir mektup geldi. Xaiver apar topar dükalığında bir sorun olduğunu söyleyip gitti.

Lilibeth günün yoğunluğuyla gözlerini tavana dikti. Bu sırada Valencia:

- Ekselansları oldukça yorgun görünüyorsunuz, dilerseniz…

Diyip Aryan’ın omuzlarına masaj yapmaya başladı. Lilibeth:

** Ya! Dur be kadın, hiç bir fırsatı kaçırmıyorsun, yeter artık ya, bünyem kendi cinsimin ilgisine alışık değil, kodum bozuk…

İçinden söylenirken Valencia’nın elleri yavaşça Aryan’ın omuzlarından göğüs kaslarına doğru yol alırken Valencia arzulu bir sesle:

- Ekselansları, omuzlarınız bir kadının rüyasınında ötesinde…

Lilibeth o anki şokla Valencia’nın ellerini kavrayıp durdurdu ve:

- Yavaş gel, kamyon musun? Yokuş aşağı gidiyorsun…

Valencia şaşkınca:

- Anlamadım ekselansları, ne demek istediniz?

Aryan yapabilse alnına vuracaktı, bu yüzyılda ne kamyonu… dikkatlice Valencia’ya dönüp:

- Yani bir deyim gibi düşünebilirsiniz, aramızdaki ilişki henüz çok yeni, birbirimizi tanımaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Valencia tek kaşını kaldırdığı sırada Lilibeth merak ettiği bir şeyi ağzından kaçırarak sordu:

- Bu arada senin frenin patlak mı?

Valencia anlamaz bakışlarla Aryan’a bakıyordu. Lilibeth ise kendi kendine kızdı.

** Dakka bir, atılan gol bir elin parmağını geçti. Kendine gel be, ne freni, kamyonu Lili…

Valencia’nın anlamaz bakışlarına karşılık gülümseyerek:

- Bu bir deyim, aceleci davranıyorsunuz demek.

Valencia:

- Siz ekselansları, sıradışı deyimleri seviyorsunuz demek… tıpkı sıradışı kişiliğiniz gibi…

Aryan derin bir oh çekerek:

- Geç oldu leydim, size iyi bir gece geçirmenizi dilerim.

Valencia hafif tebessüm ederek onaylayan baş hareketiyle reverans yaptı. Aryan odadan ayrıldığında bu işin uzun süreceğini bir kere daha anladı Valencia. Zor da olsa istediğini elde edecekti.

Aryan odaya çıktığında yorgunluktan yatağa uzandı. Valencia hakkında bilmediği bir durum vardı, bu konuyu Xaiver gelince mutlaka sormaya karar verip geniş yatağında yayılarak uykunun kollarına kendini teslim etti.

—————————————

Bölüm sonu, yeni bölümde görüşmek üzere😉

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18