ORTAÇAĞ ATEŞi kitap kapağı

1. bölüm / 5

ORTAÇAĞ ATEŞi

BÖLÜM 1: Kütüphane

Vaveyla Yazarı: Sahel Çç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 1: Kütüphane

13/05/2025 - Londra

Sabahın erken saatlerinde çalan telefonumu, uyku sersemliğiyle açtım. Telefonun ucundan tiz bir ses;
- Lili, bugün davan var, müvekkilin çoktan geldi! Neredesin ya…

Gözümün birini açtım, saate baktım, lanet olsun, geç kalmıştım. Sara’ya yalvaran bir ses tonuyla seslendim:

- Lütfen benim için onu oyala Sara, hemen geliyorum.

Nasıl uyuya kalırım, bu dava benim için çok önemliyken nasıl yaparım. O kadar çok yoğun çalışıyorum ki kendime kızmaya devam ederken hala kafamda avukatlar birliğinde yapacağım sunumu düşünüyordum. Ortaçağ kadınları ve yaşadıkları haksızlıklar.

Bir çırpıda giyinip adliyenin yolunu tuttum. Sabah ki dava, yolunda gitmişti şükür. Sara ile kahve içmek için kafeteryaya geçip bir masaya oturduk. Sara;

- Kızım, nedir bu senin dalgın hallerin, arkadaşımı geri istiyorum. O kadar çok taktın ki ortaçağ kadınlarına, yani geçip gitti o yıllar, neyin hevesi bu?

- Anlamıyorsun Sara, kurula sunacağım makale sorunsuz, mükemmel olmalı, avukatlıktaki başarım kadar akademik anlamda da başarı göstermek istiyorum. Tüm bunlar bir yana ister geçmiş olsun, ister günümüz kadınlar, her çağda haksızlıkla yüzyüze kalıyor. Bunun kökeni, başlangıcı diye bir şey yok, kadınlar için, anla lütfen.

Sara;
- Güzelim anlıyorum, kadınların hak ettiği değeri görmesini istiyorsun, buna bende katılıyorum ama ortaçağ kadınlarının yaşadığı sorunlara o kadar kendini kaptırdın ki hiç farkında değilsin ama nasıl yaşadıklarından tutta, elbiselerini nasıl giyinirler, hayatlarını nasıl geçindirirler bu kadar detaya gerek var mı ki, yaşadıkları haksızlıkları anlat, bunun zaten başlı başına yeterli geleceğini biliyorsun, çok zahmete giriyorsun.

- Belirli bir noktada haklısın, ama ben onlarla empati kurmak istiyorum, onlar gibi yaşamak, onlar gibi davranmak, giyinmek, kısaca kendimi onların yerine koyarak, onların içten içe ne yaşadığını anlamak, inan bana, bütün bunlar makalenin gelişimini ciddi anlamda etkiliyor.

Sara ellerini havaya kaldırır ve;

- Tamam, pes ediyorum. Nasıl ilerlemek istiyorsan öyle devam et ama sadece kendini yıpratma olur mu?, seni böyle görmek beni üzüyor.

- Tamam, Sara’cım, dikkat edeceğim. Bu arada sana bir şey soracağım. Ortaçağın önemli düklüklerini anlatan bir eser arıyorum, herhangi bir dükün aile geçmişini anlatan bir kitap dahi olur, o dönemle ilgili daha fazla detaya ihtiyacım var, bu tarz kitapların Kingston üniversitesinin eski taş bina kütüphanesinde olduğunu duydum, akşam oraya araştırmaya gideceğim, sen o üniversiteden mezun olmuştun, kütüphane kaça kadar açık biliyor musun?

Sara şaşkın bir ifadeyle bakar ve;

- Kızım, sen harbi kafayı bozmuşsun! Yani ortaçağa ışınlana bilsen, ben inanıyorumki hiç tereddüt etmeden sen oraya gidersin.

- Ne yalan söyleyeyim, inan ki sırf kadınların o dönemde yaşadıkları sorunları, uğramış oldukları haksızlıkların önüne geçebileceksem, hiç tereddüt etmeden giderim. Hatta yapabilirsem, o dük bozuntularına karşı kadınların altın çağını başlatırım, inan bana o derece istiyorum geçmişe gidebilmeyi, ama şuan konumuz bu değil. Lütfen şimdi bana kütüphanenin kaça kadar açık olduğunu söyler misin?

- Tamam, kızma Lili. Akşam 22:00’a kadar açık olması lazım, lakin o kütüphane ile ilgili değişik efsanevi hikayeler var. Özellikle çok yağmurlu bir günün gecesinde ortaya çıkan dolunayda kütüphaneye gidilmemesi gerektiğini, üniversitede bulunduğum yıllarda çokça duydum. Öyle gecelerde gidenler ya kayboluyor ya da tuhaf rüyalar görüyormuş, yani oldukça korkunç bir durum.

- Sara Whitmore! Sen inanılmazsın, yani bu tarz çocukça, saçma sapan şeylere inandığını söyleme bana! İnan hiç güleceğim yoktu.

- Lilibeth Bloom! Duyduklarıma göre seni uyardım, bugün oldukça yağışlı bir gün ve gecede dolunay çıkacak, pek sevgili arkadaşımı korumak ve uyarmak istedim, ama anlaşılan sen bugün ters tarafından kalkmışsın…

Sara eşyalarını toplamaya başladığında, ne yaptığımı fark ettim, ben gerçekten kafayı ortaçağ kadınlarıyla bozmuşum, beni canı gibi seven arkadaşımı nasıl kırdım böyle, hemen eline yapıştım ve sevimli bir ifadeyle yüzüne baktım;

- Sara, ben kocaman bir eşşeklik ettim!!! Lütfen affet, seni kırıp üzdüm.

Sara öylece baktı birkaç saniye, sonrasında elimin üzerine bir şaplak attı ve;

- Dua et dışardayız Lili, evde olsaydık görürdün!

-Affetin mi? Yani…

- Affettim, lütfen yorma kendini bu kadar, inan bana kuruldaki hiç kimse bu kadar önemsemeyecek.

Yüzüme derin, manalı bir hüzün çöktü, istemsiz bu sözlere inanmak istemesemde, onları yazacaklarımla derinden etkilemek istediğimden olsa gerek, böyle bir gerçekte vardı işte.

- Evet, önemsemeyecekler, tıpkı yüzyıllardır, yaptıkları gibi. Sonunda onca çabam boşa gitse dahi, en azından geçmişin bilinmeyen gerçeklerini, acılarını duyurmuş olurum, çünkü onlar kendini duyuramadı.

Sara derince iç çekip bana baktı;

- Tamam, nasıl istersen öyle yap. Ben öyle ya da böyle hep yanındayım, bunu bil, düştüğünde seni kaldıracağım, yorulduğunda sana yardım edeceğim, canım arkadaşım senden sadece şunu istiyorum, kendini yıpratacak kadar yorma olur mu?

- Sen bi tanesin Sara, ailemin ölümünden sonra benim kanım, canım, var olmayan kardeşim oldun. İyi ki varsın ve benimlesin.

Birbirimize sarıldık, Sara koluma sert olmayan bir şekilde vurup

- Aaa! Duygusallaştık kız! Hadi işe geri dönelim, yoksa azar yiyeceğiz.

- Haklısın, o murtazaya benzer astın, sorun yapmasın yine.

- Lili!!, Yerin kulağı var duyacak şimdi…

Kıkırdayıp ofise geri döndük, günün geri kalan işlerini hallettikten sonra işten ayrılıp Kingston üniversitesinin eski taş bina kütüphanesine gitmek üzere yola koyuldum.

Uzun bir yolculuğun ardından nihayet kütüphaneye varabilmiştim, içeri girip görevliye ilgilendiğim kitapları sordum, bana yerlerini anlattıktan sonra kütüphane içinde kitapları aramaya koyuldum. Bu tozlu raflarda çok eski kitaplar vardı, hatta bazıları 17. yüzyıldan kalma yazma eserlerdi. Tam bakmaya devam ederken birden elektrik kesildi, kahretmesin olacak iş miydi bu şimdi. Kütüphane görevlisi elektrikte teknik aksaklıktan dolayı kütüphanenin erken kapanacağını herkesin duyabileceği şekilde bağırarak söylerken en azından bunca zahmetin ardından bugünlük öyle ya da böyle bir kitabı yanımda götürmeliydim. Makale için zamanım gittikçe daralıyordu, ve benim konu ile alakalı bir çok kaynağa daha bakmam gerekiyordu. Telefonumun feneri ile raflara göz gezdirdim ve gözüme bir kitap çarptı. 17. yüzyılda yazılmış yazma bir eser, McConnor dükünün hayatını içeriyordu, hiç yoktan iyidir diyip görevliye kitabı alacağımı söyledim. Gerekli işlemlerden sonra eve doğru yola koyuldum.

Oldukça geç bir saatte eve varabilmiştim, kısa bir duşun ardından kendime bir kadeh şarap koyup makalemin başına geçtim. Kütüphaneden almış olduğum kitabı incelemeye başladım. Birden günün yorgunluğu üstüme çökmeye başladı, bu sırada şarabımı yudumladım. Okuduğum sayfalar ise gittikçe fululaşıyordu.

-ERTESİ SABAH-

Uyanmaya çalıştığımda başım çatlıyordu, bu dehşetli ağrı da nereden gelmişti sabahın bu köründe, tuhaf bir şekilde şehrin onca gürültüsü yerine kulağıma kuş cıvıltıları geliyordu. Gözlerimi açtığımda oldukça yabancı bir yerde ve başka bir yatakta uyanmıştım.

**Lilibeth, ne kadar içmiş olabilirsin ki? böyle tanımadığın, bilmediğin bir yerde uyanıyorsun?

Odanın içinde gözlerimi gezdirdim. Burası neresi böyle? Her şey oldukça görkemli, ama aynı zamanda farklı bir yüzyıldan fırlamış gibiydi. O kadar çok uyku sersemiydim ki, bir de şu baş ağrısı beni bitiriyordu. Ellerim ise oldukça tuhaftı; hem daha kalın, hem daha uzundu. Bu işte bir gariplik vardı. Birden odamın kapısı çalındı, bir kadın sesi duyuldu:

-Ekselansları, uyandınız mı acaba?

Kalkıp kapıya doğru ilerledim. Lavaboya gitmem gerekiyordu, ancak gördüğüm kadarıyla bu odada lavabo için ikinci bir kapı yoktu. Kapıyı açıp kadına baktım ve sordum:

- Afedersiniz, lavabo ne tarafta acaba?

**İnanılmaz, bu inanılmaz, kadında bende şok içindeydik. Sesim nasıl böyle kalın ve tok çıkıyordu? Tınısı ne kadar hoş olsa da… nasıl? Ne içtim ben dün gece, anlamadım ki? Tarihi mi geçmişti şarabın? Nasıl bir şaraptı bu?

Kadın şaşkınlığını kısa sürede üzerinden attı ve

-Bu tarafta ekselanları..

diyerek lavabonun yerini gösterdi. Lavaboya gidip ihtiyacımı göreceğim vakit üstümde saçma bir pantolon vardı.

**Bu nasıl bir pantolon böyle? Bir türlü çözülmüyor.

Lilibeth lavaboda ihtiyacını görmeye çalışırken McConnor kalesinin taş duvarlarında ansızın kalın ve gür bir ses yankılandı, bu ses o kadar yüksek çıkmıştı ki, McConnor kalesinde bulanan bütün hizmetlilerden tutunda, kulakları pekte iyi duymayan emektar ahçısının bile duvarlarda yankılanan sesin ne demek istediğini anlayıp şoka sokmuştu.

-*mına koyayım, benim bir dragonum var!!!!

——————————————————————
** satır başında bulunan bu sembol, kalın ve italik yazılan cümleler, Lilibeth’in iç sesi, yani Aryan’ın içindeki Lilibeth’in ruhunun sesi.

Bölüm sonu, merhaba sevgili okuyucularım, bu benim ilk hikayem, umarım hoşunuza gitmiştir, lütfen beğenmeyi ve yorumlamayı unutmayınız. Sevgiler, yazarınız Maiyela💕

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 3beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18