6. bölüm · Orman Gözlü-Gerçek Ailem

5

Gecenin Kraliçesi

Şuan Yiğitle yan yana oturmuş Karakurt ailesine bakıyorduk.

"Peki polisler götürdü mü katili" diyen pederle "Polisler geldiğinde kaçmışlar" dedim.

"Görünüşünü hatırlıyor musun" dedi Mirzan.

Biraz düşündüm. Yiğite baktım.

"Bana ne bakıyon la, hoş ben görmedim" diyip alnımdan itince gözlerimi kıstım ve elimin tersiyle koluna yapıştırdım.

"Düşünüyorum mal" diyip Mirzana döndüm.

"Tam hatırlamıyom ama esmerdi" dedim.

"Ne esmerdi yeterli mi bu sence mal mısın" diye konuşan Efeye sırıttım.

"Abinle düzgün konuş Efe" dedi peder.

"Abim değil" diye konuştu Efe.

Yiğitin kolunu dürtüp bana bakmasını sağladım.

"Döngüye girdi bu iş bak" diyip güldüm.

O da kafasını yana çevirip sırıttı. Tekrar Mirzana döndüm. "Esmer dediğim, her şeyi esmerdi. Saçları, gözleri, kıyafetleri hep esmerdi. Ten rengi de beyaz-kumral karışımı bir şey. Siyah olmayan tek şeyi teni, gözlerinin korneası ve gümüş saatiydi valla" diyip sustum ve ekledim "Yasa giden bile bu kadar siyah değil yani" dedim.

Pederle Mirzan bakışmaya başlayınca umursamadan Yiğite döndüm.

"Bugün kalsana" dedim.

"OLMAZ&" diye aynı anda konuşan Efe, Karan ve Sarpa bakıp nah çektim. "Sese kurban" diyen Yiğidime bakıp göz kırptım. Çok iyi ses çıkmıştı.

"Mert bir daha yapma o hareketi" diyen pedere öpücük attım.

Tekrar Yiğite dönüp "Hadi kal" dedim.

"OLMAZ&" diye tekrar konuşan üçlüye göz devirdim. "Size mi soruyorum ben" diyip pedere döndüm.

"Peder; kalsın ya, benim odamda kalır beraber yatarız. Alışığız biz zaten." dedim.

"Alışığız derken" konuşan Karana oflayarak baktım.

"Genelde beraber yatıyoruz zaten. Çocukluktan beri böyle" diyen Yiğite de öpücük attım.

"Kalıyon mu" dedim ona.

"Yok ya" diyince koluna yapıştım. "Kal kal" diye ısrar edince "İyi tamam" dedi.

Yanağından öpüp pedere döndüm. "LAN&" bu sefer hepsi bağırıp baktılar bize. Umursamadan kızarmış olan pedere bakıp "Hadi kalsın" dedim.

"Siz bir ayrılın hayırdır noluyor" diye ayağa kalkan Sarp buraya doğru yürüdü ve önümüzde durdu.

Benim Yiğite yapışmış olan kolumu tutup kendine doğru çekti. "La bırak kolumu" diyip ittim elini.

"Asıl sen bırak" diye diretince terliğimi çıkarıp mavi ayılı çoraplı ayağımla ittim onu.

Bana sinirle bakıp pedere döndü.

"Baba bir şey desene" dedi.

Peder hafifçe boğazını temizleyip "Oğlum rahatsız olur şimdi" diyince Yiğite baktım.

"Yok hiç rahatsız olmuyorum. Aksine hoşuma gidiyor." dedi ve bana göz kırpıp bu sefer o öptü yanağımı.

Güldüm.

Bu aileyi kudurtmak çok iyiydi. Sanırım Yiğitin de kudurmaları hoşuna gitmiş bana ayak uyduruyordu. Yoksa yanlış anlaşılma olmasın diye toplum içinde böyle çok yakınlaşmazdık. Zaten ikimizde kızlardan hoşlanıyorduk.

"Ben bunu sikerim he, birde hoşuma gidiyor diyor" diye kısık sesle konuştu Karan.

"Bana bak Yiğit misin Yağız mısın ne boksan hemen bırak kardeşimi sikerim seni görürsün" diye sert sesle konuşan Mirzanla, Allah belamı ödüm bokuma kaçtı.

Olaya el atsam iyi olurdu yoksa kan çıkıcaktı.

"Ehe biz artık uyuyalım bence saat çok geç oldu hem o kadar koş koş yorulduk dimi. İyi geceler sevgili Karakurt ailesi" dedim ve Yiğitle anlaşmış gibi hızla merdivenlere koştuk.

...

"Knk PIADHJDKAMNF AMK" gülmekten konuşamadığım için Yiğitte güldü.

"Olm anırmasana herkes duydu sesini anasını" dedi elindeki kramponumu bana fırlatırken.

Kafamı eğip kurtuldum.

"Mal amk" diye kendimi yorgana sardım. Hava çok sıcaktı ama yorgana sarılmak hoş oluyordu nedense.

Salondan kaçtıktan sonra koştur koştur odama geçmiştik. Şimdiyse geçen gün yaşamış olduğu talihsiz gibi görünen bir kavga olayını anlatıyordu bana.

"Olm adamı gördüm tamam mı, yerde bir seksen yatıyor. Sıkıştırmışlar adamı 7 kişi. Ee bende dedim hayırdır fln gittim kaldırdım onu yerden. İyi bir dövmüşler bunu işte. Sonra karşıdaki adam çekti bıçak. Hay amk ben diyorum ki ben 7 kişi 1 kişiye saldırması adamlığa sığar mı. Ulan adamlar tam gitcekti yanımdaki mal ne dedi tahmin et" Bacak arama koyduğum yastıkla dikkatle onu dinliyordum.

"Ne dedi knk"

" 'Emaneti çektiysen kullanıcaksın aslan parçası' Lan sen 7 kişiye hem kafa tutuyon hem dövülüyon. Çocukta varya incecik bir şey anasını. Üflesen uçar. Karşıdaki adamlar kendinsinin 3 katı. Hem boy olarak olsun kilo olsun yaş olsun. Amk bir tanesinin sakalı çenesini geçiyordu dudağını bir yaladı dili o sakallarının arasından geçti" diyip yüzünü buruşturdu. (İnsta yorumu biliyorsunuz ztn. Aklıma geldi koydum. Daha çok insta olayları koycam.)

"O kadar detay verme lan" diyip yorganı üstüne attım.

"Neyse işte bu adam da gaza geldi aniden. Tuttu adamı sapladı koluna. Sonra tabii mahalledekiler polis çağırmış işte. Öyle kaçtılar ben de tuttum götürdüm hastaneye işte kapandı olay." diyip yanıma attı kendini.

"Olm bu komşularda hep kavganın başında değil sonlarına doğru, her bok olup bitiyor öyle arıyorlar birilerini he" dedim.

Yiğitte beni onayladı.

"Neyse amk, yarın kalk gidek gezek bu mahalleyi. Valla ilk defa gördüm haböyle zengin mahallesi." diyip tavana baktı.

"Harbi olm. Her bok çukurunu gezdik, bir bu mahalleyi bilmiyoz" dedim.

"Neyse yat zıbar saat olmuş 11 amk" dedim.

"Işıkları kapat" diyince ofladım.

"Sen kapat" dedim.

"Ben senden büyüğüm, sen kapat abi sözü dinle"

"Benim odam sen kapat"

"Lan olm ben misafirim işte o yüzden sen kapat"

Tekrar ofladım ve etrafıma baktım. Tuş tam kapının kenarındaydı.

Elime yastığı aldım ve fırlattım. Olmadı.

Yiğit nereden bulduğunu bilmediğim mandalı fırlattı. Olmadı.

Yine masanın üstünde duran kramponumu fırlattım. Olmadı.

Yiğitte yerde duran diğer eşini fırlattı. Olmadı.

Etrafıma baktım ve gördüğüm plastik küçük ama sert vazoyu fırlattım. Fakat aniden kapının açılması ve hedefimin plastik olmasından dolayı biraz savrulup yanlış yere yani kapıya gitmesi ve çıkan "Ahh" sesi aynı anda oldu.

Kapıda duran Pedere bakıp gülümsedim.

"Ehe selam peder" diyip el salladım.

Yiğitin kolumu dürtüp bana bakmasını sağladım. "Knk istesem yapamazdım yeminle" diyince kafa salladı.

Peder gözlerimi serçte ovuşturdu. "Sakin olucam" diyen pederle "Evet pedercim sakin olmalısın. Hem sabır şey işidir, ne işidir knk" diyip son cümlemi Yiğite bakıp kısık sesle söyledim. "Ne bilim ben" diyince göz devirdim. "Bi bokuda bil amk" diye fısıldadım.

"Noluyor burda" diye konuşan pedere Yiğit "Işığı kapatcaktıkta, biraz üşendik kalkmaya. Uyucaz şimdi" dedi.

"Seni misafir odasına alalım" diyen Pederle hızla "Benle yatsın peder nolcak ya" dedim dudak bükerek. Elini yüzüne çıkarıp gözlerini tekrar ovuşturdu.

"Peki. Yiğit sana güveniyorum boşa çıkarma. İyi geceler" diyip kapıdan çıkacakken "Işığı kapasana peder" diye bağırdım.

Bana baktı ve ışığı da kapatıp çıktı odadan.

Yiğitle birbirimize bakıp kıkırdadık.

"İyi geceler" dedim. O da "İyi geceler" deyip yorganın altına girdi.

...

"Ben bu çocuğu sikerim bak abi"

"Şuna bak çocuğa nasıl yapışmış."

"Bak bak bir de elini atıyor"

"KALKIN LAN" diye bağıran sesle yataktan aşağı doğru yuvarlandım. Yuvarlanırken refleksle Yiğiti tutmuş onu da çekmiştim.

"Siktir noluyor lan" diyen Yiğitle esneyip kafamı kaldırdım.

Ece ve Peder hariç bütün Karakurt çocuklarının odada olduğunu görünce ofladım.

"Napıyorsunuz odamda" dedim gözlerimi ovuşturup.

"Yemek hazır" diyen Mirzana kafamı salladım.

"Kalkın işte sofraya çabuk" diyen kişi yine Mirzandı.

"Tamam gidin geliyoruz" dememle çıktılar odadan.

"Olm saat daha 8 lan, bu saatte kalkılır mı amk" diyen Yiğitle ofladım.

"Harbi amk ben okula giderken bile son dk kalkıyom." deyip ayaklandım. Yiğitide kaldırıp dolabıma geçtim. Yepyeni kıyafetler vardı etiketleri üstünde olan.

Onlara bakmadan kendi çantamda getirdiğim yeni sezon Orkun Kökçü formamı giydim. Altıma da diz üstü siyah şortumu giydim.

Yiğite bakınca onun dolaptan benim gibi siyah diz boyu şort giydiğini üstüne de beyaz bir tişört geçirdiğini gördüm.

Benim forma giydiğime bakıp göz devirdi ve "Hayde yemek yiyekte sonra gezek mahalleyi" dedi. Kafamı sallayıp önce lavaboya girdik sonra da odadan çıktık.

Merdivenlerden inip yemek salonuna girdik.

"Günaydın" deyip boş olan Sarpın yanına oturdum. Benim yanıma da Yiğit oturdu.

Pederin "Afiyet olsun" demesiyle yemeğe başladık. Bu sefer tabaklar dolu bri şekilde konmuştu önümüze.

Çayımı yudumlayıp pedere döndüm.

"Peder" dememle herkes bana döndü.

"Efendim" diyince "Bugün Yiğitle dışarı çıkabilir miyim, gezcez öyle biraz" dedim.

"Her gün dışarı çıkıyorsunuz bir gün de evde kalın" dedi. "Tatildeyiz zaten çıkıyım" dedim.

"Tatildesiniz işte daha çok beraber olursunuz. Bir gün de ayrı kalın tencere kapak gibi yan yanasınız" diyen Mirzandı.

Dudağımı büzüp pedere baktım.

Dudağıma baktı ve iç çekip "İyi çık ama dikkatli ol. Daha dün kovalanıyordunuz" deyince gülümseyip öpücük attım.

"O zaman kalkak" dedim.

"Daha bir şey yemediniz"

Yiğite baktım. "Acıkırsak atıştırırız bir şeyler. Sağolun her şey için" deyip kalktı.

"Formayla yanarsın" diyen Pedere cevap vercekken Yiğit atladı söze.

"Alışık o. Her yere formayla gidiyor mübarek" deyip kolumu tuttu.

Peder kafa sallayınca "Hadi" diyip koşar adım Yiğiti çeke çeke dışarı çıkarttım.

Ayakkabılarımızı giyip çıktık.

Ahmet abiyi görünce bağırdım.

"Kolay gelsin abiler" diyip koşa koşa çıktım kapıdan.

Yiğitte arkamdan koşup yetişti bana.

"Yukarıdan gidek."diyince kafa salladım. Yürümeye başladık.

"Olm Leylayı ne etcez" dedim.

"Valla babasıyla konuşalım. Vermezlerse kaçırırız. Eğer bu hafta kaçırmazsam diğer hafta nişan yapacaklar" deyip surat astı.

Kolumu omzuna atıp "Knk üzülme hallederiiiz" deyip yanağından makas almamla gülüp itti beni.

"Hadi yürü yürü"

...

Yarım saattir yürüyorduk. Yiğitin beni dürtmesiyle ona baktım.

"Noldu la" dedim.

"Olm evleri görmüyon mu amk. Biz burayı nasıl görmedik hiç, koskocaman mahalle 1 saat yürüsek anca biter anasını" dedi.

Haklıydı.

Ofladım.

Gördüğüm şeyle duraksadım. Yiğitin kolunu çekiştirmeye başladım.

"Noluyor amk" diyip bana bakmasıyla elimle karşıyı gösterdim.

"LAN LEYLA" diye bağırmasıyla karşı villanın bahçesinde çiçeklerle ilgilenen Leyla bize baktı.

Yiğiti görmesiyle anında yanakları kızardı ve üstünü düzeltti.

Harbi aşıklardı he.

Yiğite baktım. Dalmıştı.

Sırıtıp koluna vurdum. "Hadi gel babasına kızının sevgilisi olduğunu söyle artık" dememle şokla bana baktı.

"Knk olmaz-"

"Lan olm, ya şimdi ya hiç. Eğer demezsen ve başkasıyla nişanlanırsa. Eminimki bu hafta içinde yemekte yenir, istemede olur. 18' e de girdi bu kız" deyince yüzünü ovdu.

Omzuna vurup "Hadi yaparız. Üstünde gayet normal" dedim.

Kararsızca bana baktı.

Derin bir nefes alıp Leylayı gösterdim.

"Bak sevgiline. Değmez mi" deyince ona baktı ve gülümsedi.

"Hadi lan" dedi ve emin adımlarla yürüdü.

Bende peşinden gittim.

Kızı ya alacaktık ya alacaktık valla.

Korumaların önünde durduk.

Korumlar bize bakıp kaşlarını kaldırdı. "Kimsiniz" demesiyle Yiğit, "Abi, Yiğit ben yanımdaki de arkadaşım Mert. Süleyman amcayla görüşmemiz lazım" dedi.

Korumalar kaşlarını çattı.

Bir koruma kulağındaki kulaklığa bastı ve konuşmaya başladı.

"Efendim Yiğit ve Mert adlı iki çocuk sizle görüşmek istiyor."

Durdu biraz.

"Zararsız duruyorlar efendim." dedi ve yanındaki korumaya bir işaret verdi.

İşaret verdiği koruma üstüme doğru yürüyünce "Hoşt lan" diyip geri adımladım.

"Üstünüzü aramam lazım" deyince "Hee" deyip kafamı salladım.

O bana gelirken bir başka koruma da Yiğtiin üstünü arıyordu.

Koruma önce kollarıma baktı sonra aşağı inip belimi kontrol etti. Eli kalçama gelince beni döndürdü ve orayı da ellemeye başladı.

Bacaklarıma inip oralarıda bir inceledi ve tekrar götüme çıktı.

Kaşlarımı çattım.

"La abi götümü mü elliyon sen" dememle bıraktı beni.

Bir nefes çekip Yiğitin yanına geçtim.

"Temiz efendim" dedi koruma ve kapıyı bize açtı.

Yiğite "Olm taicz edildim az önce amk" diye fısıldadım ama onun gözü başka yerdeydi.

Leyla tam karşımızda duruyordu yanında da babası.

Hemen önüne geçtik.

Yiğit ve Leyla bakışırken Süleyman amca bizi inceliyordu.

2 dk bu şekilde durunca artık konuşmamız lazımdı. Yiğitin kolunu dürttüm. Ama bana bakamadı. Hala Leylanın gözleriyle aşk yaşıyordu.

Boğazımı temizledim.

İş bana kalmıştı.

"Süleyman amca-" derken sözümü kesti ve kaşlarını çattı "Amca derken" deyince iç çektim ve gülümsedim. Şeytan diyordu ki dede de. Ama Yiğit için buna katlancaktım.

"Affedersiniz. Süleyman Bey bizim sizinle önemli bir konu hakkında konuşmamız lazım" dedim.

"Tanıtın kendinizi" deyince "Ben Mert Yılmaz" dedim.

Yiğitin hala Leylayla bakışmasını görünce sinirle ayağına vurdum. İlkilip bana baktı.

Sonra dedeye.

"Merhaba efendim" deyip elini öpcekken dede elini çekip kaşlarını iyice çattı.

"Kimsin sen hayırdır" diye sorunca elimi alnıma vurdum.

Gerizekalı herif adamın elini öpücekti resmen.

Yiğitin aniden "Ben Yiğit Elkin. Kızınızın sevgilisi" demesiyle hepimiz şokla ona baktık.

Senin olmayan beynine sıçıyım Yiğit.

...

"Olm ben hala niye kovulduğumuzu anlamadım" diyen Yiğite şokla baktım.

"Mal mısın olm sen" dedim.

Ofladı.

"Ulan gerizekalı adama niye direkt diyorsun. Adam zaten hayır dicekti şimdi imkansıza yakın aferin" dedim.

Bu mal adama 'ben kızınızın sevgilisiyim' deyince adam önce bri durmuş sonra belindeki silahı Yiğtiin alnına dayamıştı.

Ben ve Leyla olmasak şuan yanımda duran beden morgda olurdu.

Sonraysa atılmıştık işte evden.

Derin bir nefes aldım.

Yiğite bakınca gözlerinin dolduğunu gördüm.

İç çekip sarıldım ona. O da direkt bana sarıldı ve kafasını boynuma gömüp hıçkırdı. Sırtını okşadım.

"Olm ağlama lan. Kızı vermezdi zaten o göt dede. Kaçırırız kızı nolcak. Üzülme halledicez" dedim.

Kafasını boynumdan kaldırdı. Boyu uzun diye eğilmişti.

"Kaçırırız dimi lan" diyince ensesine vurup "Tabii olm. Hem de en âlâsından" dememle gülümsedi.

Yürümeye devam ettik.

"Acıktım amk" diyince kafamı salladım. "İlerde vardır market falan" dedim.

5 dk daha yürüdükten sonra bir mekandan gelen müzik sesiyle adımlarımı durdurdum.

"Lan düğün var" Yiğit in konuşmasıyla yandaki mekana baktım. Kocaman bir mekandı. Kapısı açıktı ve içeriden gelin ve damat görünüyordu.

"Neyse hadi gel" Yiğit konuşup ilerlemeye başladı. Ama benim gözüm ilerde duran pastadaydı.

Acaba pasta mı dondurma mı?

Yiğit gelmediğimi görünce arkasını dönüp "Olm gelsene" dedi.

Ona bakıp dudağımı yaladım.

"Knk acıktık zaten gel içeri pasta yiyek. İki horonda teperiz kurtlarımız dökülür" dedim.

Önce bana sonra mekana baktı.

Kafasını kaşıyıp "Olmaz olm mal mısın" dedi.

Oflayıp kollarımı göğsümde bağladım. "Lan nolcak hadi gel" dedim ve kolunu tutup içeri çekiştirdim.

Tam içeri giricekken önümüze iki adam çıktı.

Bizi incelediler ama özellikle benim formamla bakıştılar. Hayırdır kardeşim kıskandın mı formamı?

"Davetiyenizi alıyım" diyen adamla Yiğite baktım.

Bana 'Al işte' bakışları atıyordu.

"Abi düşürdük yolda" deyince sırıttı ve benim boyuma gelmek için ellerini dizine koyup eğildi.

"Allah Allah düşürmüş müsünüz" deyince dişlerimi sıkıp kafamı salladım. Ama gıcık olmuştum.

Aniden yüzü ciddileşti "Biz bu numaraları yer miyiz lan. Defolun" deyince sinirle baktım ona.

Yiğite bakınca o da aynı sinirle adamlara bakıyordu.

Adam eğildiği yerden kalktı ve düz durdu.

"Siz mi gidersiniz biz mi halledelim" deyip belindeki silahı gösterdi.

Ben hala adama aynı şekilde bakarken Yiğit kolumu tuttu ve beni geri çekiştirdi.

Mekanın yanına çekince durdurdum onu.

"Ben bu düğüne girerim arkadaş" dedim.

Yiğti "Saçmala amk hadi gidelim. Belli zaten zengin mahallesinde yapılıyor. Hem silahları var görmedin mi" dedi ama benim umrumda değildi.

Dibine girdim. Kafasını eğip bana baktı.

"Benle misin" deyince kafasını havaya kaldırıp ofladı.

"Lanet olsun Mert, yürü senleyim. Ne zaman seni bıraktım zaten" demesiyle vatan gülüşümü attım.

Adamlar hala bize bakarken ilerledik.

"Ee nasıl gircez"

"Personel girişinden gireriz bence" dedim.

Yiğit iç çekip mekanın arkasına ilerlemeye başladı. Bende zıplaya zıplaya peşinden gittim.

"Oha duvara bak"

Mekanın arkasına gelmiştik ama burada neredeyse 3 metre duvar vardı.

Sırıttım.

Bu iş eğlenceli olucaktı.

Yigidoma dönüp "Hadi Yiğidim al beni sırtına" dedim.

Bana şokla baktı.

"Lan mal hadi sen çıktın ben nasıl çıkcam" deyince kaş çatıp "İyi ilk sen çık" dedim.

Sırıtıp "Sen beni taşıyabilcen mi" deyince ayağına vurdum.

Haklıydı taşıyamazdım.

Etrafıma iyice baktım ama bir şey yoktu.

"O zaman sen beni çıkart ben sonra seni çekerim. Kolunu kaldırırsan uzanır gibisin zaten" dedim.

Oflayıp kafa salladı.

Tam duvarın dibine geldik ve Yiğtiin önüne geçtim.

"Nasıl kaldırcam ben şimdi seni amk" demesiyle güldüm.

"Eğil omuzlarına çıkıyım" dedim.

Yine ofladı ve eğildi. Arkasına geçip ayaklarımı ozmularına koydum.

"Olm düşerim bak" dedim omuzlarına sıkıca tutunurken.

"Lan bir sus şimdi ben atarım seni he" deyip kalktı ayağa.

Biraz durdu.

Sonra kafasını kaldırıp bana baktı "Olm ben senin 75 kilo olduğuna inanmıyorum amk. Sanki 50 kilosun" dedi. Ona 'mal mısın' bakışları attım.

O hala bana bakarken oflayıp kafasına vurdum.

"Lan hadi pastayı bitirmesinler şimdi" dedim.

Duvarın yanına geçtik.

Kalbim güm güm atıyordu.

Ellerimi duvarın üstüne koydum saçlarım duvarın arkasından gözüküyordu.

Kendimi yukarı çekmeye çalıştım ama çekemedim.

"Biraz kaldır beni" dememle Yiğit bacaklarımda olan ellerini belime attı ve beni yükseltti.

Sağ elimi ve sol elimi duvarın üstüne attım.

Dişlerimi sıkıp "Biraz daha" dedim zorlanarak çünkü fazla gerilmiştim.

Belimi biraz daha destekledi ve ittirdi.

Bu sayede belimi de yukarı çıkartmıştım.

Şimdi bacaklarım kalmıştı.

Yiğidin omuzlarına basarak onları da yukarı çıkarttım ve dikkatlice ters dönüp oturdum.

"Oh be" deyip Yiğide baktım.

"Hadi sıra sende" deyip elimi uzattım.

Elimi tuttu ve bir bacağını duvara koydu diğer bacağını da atmaya çalıştı ama olmadı.

Onu taşımak benim için zordu.

Biz hala uğraşırken aklıma bir fikri geldi.

"Knk biraz uzaklaş var gücünle koş öyle çık" deyince ona da mantıklı gelmiş olacakki kafa sallayıp 5-6 metre uzaklaştı.

"HADİ YAVRUM" diye bağırıp el çıpmamla güldü ve koşmaya başladı.

Ellerimi ona uzattım.

Tam duvarın önünde zıplayarak hızla duvara tırmandı ama fazla hız kazandığı için ve kendini kontrol edemediği için duvarın arkasına doğru düşmeye başladı.

Ben de elimle onun kolunu tutuyor olduğum için ikimiz de beraber sırt üstü yere çakıldık.

"Hay ben senin" diyerek yerde popomu tuttum.

Yan tarafa yani Yiğite bakınca onunda götünü ovduğunu gördüm.

Bana sinirle bakıp "Senle tanıştığım gün bana oksijen veren çiçeğin kloraplastına sıçıyım Mert" deyince dudak büzdüm.

"Lan ben mi dedim o kadar hızlı koşta bizi düşür" dememle ayağa kalkıp üsten bakışlar atmaya başladı.

"Tek derdimiz bu mu lan göt herif" deyince ofladım.

Etrafıma bakıp sırıttım.

"Hadi hadi pasta yicez daha, boşveeeer ölmedik ya" dedim ve ayağa kalktım. Üstümü biraz silkeleyip hemen yanda duran kapıya ilerledim.

Kapıda 'Personel Girişi' yazısı vardı.

"Hadi Yiğit" deyip kapının kolunu indirdim.

Yiğitte oflayıp peşimden geldi.

İçeri girdik.

Etraf boştu ama müziğin sesi duyuluyordu.

Sırıtıp ilerledim. Yigidomda hemen arkamdaydı. Yan tarafta bir kapı görmemle oraya baktım. Kapı kapalıydı ve üstünde 'Mutfak' yazıyordu.

Umursamadan ilerlemeye başladık.

Tam o sırada mutfağın kapısı açıldı ve içeriden tepsi taşıyan 2 adam çıktı. Tepsinin üzerinde duran 5 katlı pastayı görmemle ağzım sulandı.

"Sizin burada ne işiniz var" Sağda duran adam kaşlarını çatıp konuşmuştu.

Yiğite baktım.

Etrafa bakıyordu.

"Lavaboya girecektik" diyip sol tarafını gösterdi. Sola bakınca tuvaleti gördüm.

Arada bir beyni çalışıyordu.

"Anladım. Hızlı olmanızı öneririm birazdan pasta kesilecek" dediler ve üstümüze garip garip bakıp gittiler.

Gülüp Yigidimin omzuna vurdum.

"Arada çalışıyor he beynin helalsin" dememle gülüp enseme vurdu.

Sonra tuvalete girdik. "2 dk durak çıkak" deyince kafamı salladım.

Birkaç saniye sonra Yiğit;

"Olm niye herkes üstümüze bakıyor la" dedi.

Ayndan kendime bakıp güldüm.

"Bence formamı kıskanıyorlar ve kuduruyorlar" dedim.

O da gülüp kapıyı işaret etti.

Direkt çıktık ve içeri ilerlemeye başladık.

Büyük bir alana gelince durduk. Gözlerim boş bir masa aradı. İçerisi kalabalıktı.

Üstünde gördüğüm 'rezerve' masasıyla etrafıma iyice bakındım.

Hiçkimse ayakta yoktu. Zaten düğün başlayalı da olmuştu baya.

Yiğtiin kolunu tutup rezerve edilmiş masaya oturttum.

"Olm yazıyı görmüyon mu" dedi.

Rezerve yazısını alıp aşağıya koydum. "Sahibi yok amk düğün başlayalı kaç dk oldu. Yemeyenin malını yerler" dedim.

Yigidomun bana 'sen hakiki malsın' bakışları atmasını umursamadan gelinle damada baktım.

Bizi kimse umursamamıştı. Herkes kendileriyle ilgileniyordu.

Herkes cillop gibi takım elbise gitmişken Yiğitle ben biraz(!) garip duruyorduk.

"Aha geliyorlar" Yiğitin konuşmasıyla oraya baktım.

Pastayı kesmişlerdi ve şimdi garsonlar dağıtım yapıyordu.

Bir 2 dk sonra bize de gelmişti ama hala bize garip garip bakıyordu.

Gözlerimi kısıp "Hayırdır koçum ne bakıyon gairp garip" dedim.

"Üzgünüm efendim" diyip gitti.

Yiğit in kıkırdamasıyla pastadan bir çatal aldım.

"Knk dondurma değil lan kremşanti de değil. Bildiğin pasta" deyip pastayı tabire caizse gömdüm.

Yiğitte yiyip bana baktı.

Pasta baya iyiydi ama küçücük dilim benim neyime yeterdi amk!

Yiğitinde aynı düşündüğüne emindim.

"Olm tekrar istesek mi" dememle bana "Mal mısın amk. Zaten mafya tipli adamlar istemeyek hatta pastayı yeidk tuvalete gidelim diyip gidek." dedi.

Ofladım.

"Ya amk daha horon çekcez"

"Ne horonu Mert mal mısın kim kalkar horona adamlara bak"

"Lan hadi biz ikimiz kalkak buluruz birkaç kişi hadi" deyip sandalyeyi itip ayaklandım.

Yiğitin hala oturduğunu görünce oflayıp "Hadi lan" dedim.

O benim arkamda bir yere bakarken kaşlarımı çatıp "Neye bakıyon olm" deyip arkamı döndüm.

Gördüğüm adamla nefesim boğazıma kaçtı.

Karşımda duran adam geçen günkü katil adamdı. Hani bacak arasına vurup adamı kısır etme tehlikesine attığım. Derince yutkundum.

Dudağımı gergince yalayıp ağzımı araladım.

"Eee.. Abi nabersin"

...

Mert sen hakiki malsın bebeğim seviyorum seni😘🤍

~3120 kelime~