4. bölüm · Orman Gözlü-Gerçek Ailem
3
Yazarın Anlatımıyla
Karakurt Konağı
"Baba nerde bu çocuk" diyen Mirzan salonda bir sağa bir sola volta atıyordu.
Saat 1 olmuştu ve Mert hala ortada yoktu. Yeraltından olsun, şirketten olsun çok ünlülerdi. Düşmanları çoktu. Daha kimseye söylememişlerdi ama Merti öğrenmiş olabilirlerdi.
"Bilmiyorum Mirzan" dedi Kenan Bey gergince.
"Off boşuna telaş yapıyorsunuz. Kaçmıştır belkide. İstemiyordu bizi bizde istemiyoruz gitmiş işte" diyen Sarpa "Kes sesini Sarp" diye cevap verdi Mirzan.
"Belkide orospuluk yapıyor. Kim bilir nerde sürtüyor şimdi" diye devam ettirdi Karan.
"Karan kardeşinle düzgün konuş"
"Baba Allah aşkına biraz mantıklı düşün. Saat 1 olmuş haber yok. Demekki abim haklı" diyen Eceye Efede onaylarcasına kafasını salladı.
Mirzan kardeşlerini umursamadan "Baba telefon numarasını nasıl almazsın" diye sordu sinirle.
Kenan Bey yüzünü ovdu sertçe "Aklıma gelmedi" dedi. Komikti 17 senelik oğlunun numarasını bile bilmiyordu. Resmen tek bildiği adıydı.
Saat 1 buçuğa gelirken en sonunda Kenan Bey öfkeyle bağırdı.
"AHMET" bu Merti arabayla bırakmak isteyen korumaydı.
"Buyrun Kenan Bey" diye koşturarak gelmiş tam önünde dikilmişti.
"Niye siz bırakmıyorsunuz çocuğu boşuna mı para ödüyorum size" diyen Kenan Beye "İstemedi efendim" diyerek cevap verdi Ahmet. Kafasını eğmiş bekliyordu.
Kenan Bey elini sertçe koltuğa vurdu ve "GEÇ YERİNE" diye kükreyince Ahmet hzıla "Emredersiniz efendim" diyerek yerine geçti.
"Baba kaçırılmış olmasın" diyerek sordu en sonunda Mirzan.
Aradan geçen birkaç dakikanın ardından kapının çalmasıyla Mirzan ve Kenan Bey ayağa kalkmıştı.
Zehra teyze hızla gidip kapıyı açmış ve salonun girişinden içeri giren bedenle hepsinin gözleri büyümüştü.
Çünkü omzu yaralı, boynunda morluklar olan, üstü başı çamur içinde, saçları dağınık ve gözleri harıl harıl parlayan Mert hepsini şoka sokmuştu.
Şoktan çıkan Karan, geçmiş tecrübelerinden hissettiği şeyle hızla Merte yürümüş ve kimse ne olduğunu anlamadan sağ yanağına sert bir tokat atmıştı.
Tokatın yankılanma sesiyle Mertin kafasının sağa doğru düşüşü aynı anda olmuştu.
"Bu saate kadar dışarıda mı sürtüyordun. Boynundaki morluğa bak. Orospu" diye tükürürcesine konuşan Karanla Mert kafasını kaldırdı ve ayağıyla Karanın karnına son hız sert bri tekme attı.
Karan aldığı darbeyle hızla karnını tutup yere çöktü.
Mertin yıllardır futbol oynaması ve sanayi gibi işlerde çalışması onun bacaklarını güçlendirmişti. Ayrıca ayağında kramponun da olması daha sert bir vuruşa imkan tanımıştı.
Mert son kez Karana bakıp "Şerefsiz herif" diye mırıldandı ve kapıya doğru koştu. Gözleri dolmuştu.
Mertin koşmaya başlamasıyla hala ne olup bittiğini tam olarak kavrayamayan Mirzan da kapıya doğru koştu "MERT DUR" diye bağırdı ama Mert çoktan gözden kaybolmuştu.
Hızla arkasını döndü ve yerde yatan Karanın yakalarına yapıştı.
"ULAN GÖT SEN KİMSİN VURUYORSUN LAN ÇOCUĞA, SEN NE BOK SANIYORSUN KENDİNİ" diyerek yumruğunu Karanın suratına indirdi.
O yumrukla diğerleride şoktan çıkmış bri şekilde ayağa kalktı.
"Abi dur" diye söylendi Ece. Ama Mirzan dinlemeden bir yumruk daha geçirdi.
"ÖZÜR DİLİCEKSİN LAN O ÇOCUKTAN. NİYE VURUYORSUN LAN ÇOCUĞA GERİZEKALI" diye bağırarak vuruyordu Karana.
"Mirzan dur" diyen Kenan Bey le Mirzan ittirerek bıraktı Karanı.
"Abi napıyorsun sen" diye sinirle konuştu Sarp.
Mirzan da daha büyük bir sinirle karşılık baktı ona. "Çocuğa vurdu lan. Gitti lan çocuk yaralıydı" diye söylendi. Delircekti.
"Abi boynundaki morluğu görmedin mi. Abim haklı işte. Üstü başı hep çamur. Hem omzunda da yara vardı." diyen Efenin son cümlelere doğru sesi iyice kısıldı.
"EVET OMZUNDA YARA VARDI VE GİTTİ." diye bağırdı Mirzan.
Karan toparlanıp ayağa kalktı ve abisine baktı. "Abi boynunda bildiğin öpücük izi vardı" diye konuşmasıyla Mirzan sertçe ona bakıp "Kes sesini. Eğer biraz daha dikkatli olsaydınız onun öpücük değilde boyun sıkma izi olduğunu anlardınız" dedi içine bir nefes çekip.
Kenan Bey oğlunun konuşmasını bitirmesini bekliyordu.
Mirzan babasına bakıp "Baba ben Merti bulmaya gidiyorum" dedi "Tamam bende gelicem, git sen"
Mirzan babasının sözüne kafasını sallayıp son kez baktı kardeşlerinin gözlerine ve gördüğü bakışlarla sinirle gitti.
Kenan Bey hepsine teker teker baktı. "Yazıklar olsun ben size böyle mi öğrettim, o çocukla Mee bir tutmayın. Ona laf edemiyordunuz şimdi Mert geldi ona yükleniyorsunuz" dedi ama kimse pişman gibi durmuyordu.
"Biz gelene kadar kimse dışarı çıkmıyor bekliceksiniz." diyip sinirle çıktı evden.
Korumalara bakıp "HEPİNİZ ŞEHRE DAĞILIN. OĞLUMU BULMADAN KİMSE BURAYA GELMİYOR. EĞER BULAMAZSANIZ KENDİ KAFANIZA SIKIN" diye bağırdı ve arabasına doğru yürüdü.
"EMREDERSİNİZ" diye bağırdı korumalar ve arabalara bindiler.
Mertin Anlatımıyla
"Dursun zaman dursun diyorsun da oyun değil ki yaşamak" bomboş sokakta yürürken en sonunda durdum. Gözlerimde ki yaşlar bir bir düşerken burnumu çektim ve durduğum kaldırım kenarına umursamadan direkt oturdum.
"Sen inanmasan da bir son var anla, her şeye inat" diye mırıldandım ve kafamı ellerimin arasına gömdüm.
Burnumdan akan sıvıyı hissettiğimde burnumu çektim ama gitmemesiyle sinirle çantamdan bir peçete çıkarıp sildim burnumu.
Gerçekten bir aile olabileceğimizi düşünmüştüm ama bana dedikleri ithamlar çok kötüydü.
Hıçkırdım.
Göz yaşlarım bir bir akarken telefonumun titreşimiyle çantamdan çıkardım.
Yiğitin aradığını görünce gülümsedim. Aramayı açtım.
"Knk vardın mı eve lan ne yazmıy-" sözünü kesen benim hıçkırık sesimdi.
Telefondan birkaç hışırtı sesi geldi.
"Mert ağlıyor musun sen" diyince tekrar hıçkırdım. Telefonu kucağıma indirdim. Gözümden akan bir gözyaşı Yigidom yazısının üstüne düştü.
"Mert cevap ver, noldu yavrum hadi ses ver bana" diye yalvarır gibi çıkan sesiyle ağzımı araladım. "Beni alsana" dedim buğulu sesimle.
"Tamam alırım yavrum nerdesin konum at geliyorum" diyince Telefonu kapatıp hızla konum attım ona.
Telefonumun siyah ekranını açıp kameraya girdim.
Gözlerim hafif kızarmıştı ama burnumun ucu kıpkırmızıydı. Eh beyaz ten olma sorunsalı. Yanağımda gördüğüm hafif duran 5 parmak iziyle kaşlarımı çattım
Niye ağlıyordum ki?
1 gün bile olmamıştı onlarla tanışalı. Değmezdi ki. 17 sene bana yaşatılan şeylerden sonra bu sinek ısırığı bile değildi. Ama neden canımı yakmıştı bu kadar.
Sinirle elimi yere vurdum ve ayağa kalktım. Telefonumu cebime koydum. Tam geldiğim yoldan ilerlicekken duyduğum silah sesleriyle dondum.
Etrafıma baktım. Yeni fark ediyordum ama burası ıssız ve kimsenin olmadığı bir sokaktı. O evden aniden çıkmış ve nereye gittiğime bakmadan koşmuştum. Etrafta birkaç ev vardı ama terk edilmiş evlere benziyordu. Ayrıca tam karşımda olan binanın arkasında ucu ucuna gördüğüm mezarlık tüylerimi diken diken etti.
Beynim ne kadar 'git hemen' dese de merak duygum daha üstün geliyordu.
Bu merak bir gün başıma çok büyük dert açıcaktı ama şuan umrumda değildi.
Hızla duvarın kenarına geçtim ve köşeden bakmaya başladım. Gördüğüm şeyle resmen kanım dondu. Şahsen eğer bir yerim kesilseydi kan akmazdı.
Çünkü hemen karşımda iki adet yerde yatan kanlar içinde insan cesedi, etrafınlarında birsürü koruma gibi duran adamlar ve cesedlerin tam önünde hepsinin başı gibi duran simsiyah bana sırtı dönük bir adam vardı.
Yutkundum.
Kafamı o taraftan çekip duvara yaslandım. Hızla telefonumu cebimden çıkardım ve acil aramalar kısmına girdim. 155 i tuşladım ve bekledim.
"Buyrun 155 polis imdat, nasıl yardımcı olabilirim" diye gelen kadın sesiyle "Merhaba ben Mert Yılmaz, şuan bulunduğum yerde iki adet cesed var ve katili de hemen önlerinde duruyor. Bir sürü adam var" dedim. Birkaç hışırtı sesi ve arkadan konuşma sesleri geldi. "Anladım Mert Bey öncelikle sakin olun ve bulunduğunuz yerden uzaklaşın. Adresi söyler misiniz hemen bir ekip yollamamız lazım" diyince gözlerimi yumdum. "Adresi bilmiyorum, konumdan bulabilir misiniz" dedim.
"Tabii anladım lütfen telefonu kapatma-" tekrar gelen silah sesiyle aniden refleksle elimdeki telefon yere düşmüş ve kapanmıştı.
"Siktir ya" dedim ve eğilip telefonu aldım. Cebime soktum.
Tekrar onlara bakmak için arkamı dönmüştüm ki hemen dibimde gördüğüm adamla "ANANISİKM" diye bağırdım ve popo üstü yere düştüm.
Yere düşerken biraz sola kaymış ve beni herkesin görebileceği bir yere düşmüştüm.
Sert düşmemin etkisiyle elimi popoma koyup ovuşturdum. "Popom kırıldı" diye mırıldandım.
Kafamı kaldırıp adama bakınca irkildim. Simsiyah duran adam Azrail gibiydi. Yasa gidilse bu kadar siyah giyilmezdi yani. Siyah olmayan tek yeri ten rengi, korneası ve gümüş saatiydi. Gözleri bile simsiyahdı.
Yutkunup ona baktım. "Selam abi naber" dedim gergince gülümseyerek.
O bana dik dik bakarken gözlerimi diğer adamlara çevirdim. Kafaları eğikti ama alttan alttan bana bakıyorlardı.
Üstüme baktım.
İmzalı Querasma formam ve şortumla durduğumu görünce sırıttım. İmzalı forma bana şans getirirdi bence.
Kafamı kaldırıp adama baktım.
"Abi gel futbol oynayalım kazananın bri dilek hakkı olsun ne dersin" diyip göz kırptım. Evet göz kırptım.
Yaptığım mallığa yüzümü buruşturup hafifçe sırıttım. Ulan karşımda bir katil duruyor ben adama futb- SİKTİR ADAM KATİLDİ.
Gözlerim yerde yatan 2 cesede kaydı. Sonra karşımda duran cüsseli, sert ve yakışıklı adama. Gözlerim onu süzerken belinde duran silahı gördüm.
SİKTİR BENİ ÖLDÜRCEKTİ!!!!
Daha şampiyonluğu görecektim Ölemezdim. Daha Rafa Silvanın kupayı kaldırıp üçlü çekişini görücektim. Olmazdı.
Acaba 'Abi aslında ben körüm, hiçbir şey görmedim. Etrafa gönül gözüyle bakıyordum' desem inanır mıydı?
"Ayağa kalk" aniden gelen sert ve otoriter sesle tüylerim yine diken diken oldu.
"Valla kalkamam çok yorgunum. O kadar koş koş koş yoruldum. Zaten maçtan çıkmışım abi bak bir gol atmışım varya sanarsın Messi yerli versiyon. Gel oyniyak tek kale dicem ama maşallah burdan kulüp de kurarız" dedim ayaklarımı bağdaş yaparak.
"Ayağa kalk" diye tekrar edince "Yorgunum yorgunum diyom ayaklarım taşımıyor beni" dedim bende ona dik dik bakarak.
Çok yakışıklıydı vesselam. Ama bu adam katildi lan. Ayrıca ben şuan bri katile oturmuş ona sitem ediyordum resmen. Delirmiştim.
Tekrar ifadesiz yüzüyle "Ayağa kalk" diyince oflayıp ayağa kalktım.
"Al kalktım noldu erdin mi arşa, boyuma mı merak saldın-" Aniden karnıma sert bir yumruk atmasıyla ağzımdan kan çıktı ve tekrar yere düştüm.
Yerde cenin pozisyonu aldım ve bacaklarımı karnıma bastırıp inledim. Gözlerim dolmuştu.
"Ulan göt orda benim yaram vardı. Hepiniz el verdiniz çürüttünüz yeminle. Zaten mordu şimdi siyah olcak bak" diye mırıldandım.
Ayaklarımı uzattım ve bedenimi kaldırıp rahat pozisyonda oturdum. Babam yani eski babam sağolsun acıya fazla dayanıklıydım.
Ağzımdaki kanı kolumla sildim. Sağ elimi yere yaslamıştım. Ayaklarımı dümdüz uzatmış duruyordum.
Sol elimi popoma koyup ovdum tekrar "Bak bu sefer net kırıldı" dedim yüzümü buruşturup. Sol elimi de yere koyup durdum.
Kanrım çok feci ağrıyordu. Bir de elinde birkaç yüzük oluşu canımı daha çok acıtmıştı.
"Lan bir de yüzük takmışsın. Daha çok acıttı bak. Hayır yani suç üstü yüzük mü takılır. Biraz daha süslenseydin kolye falan da taksaydın. Yüzükte yüzük değil yani sanarsın 10 kat beton. Valla çürüdü karnım" diyip ofladım.
"Ayağa kalk"
"He kalkıyım da bir tane daha vur" dedim dik dik ona bakarak.
Tek bir mimik oynatmıyordu.
"Ayağa kalk" diye tekrar edince ofladım.
"Lan sana anan baban bu iki kelimeden başka bir şey öğretmedi mi? Ayağa kalkta ayağa kalk kalkmıyorum amk" diyip rahatça uzanmaya devam ettim.
Arkadan bir kıkırdama sesi duymamla oraya baktım. Karşımdaki adam gözlerini yeşillerimden ayırmadan elini beline atıp silah çıkarttı ve gözleri hala bendeyken silahı sıktı.
Gülen adamdan bir ıkınma sesi çıktı.
Ağzım ve gözüm şaşkınlıkla aralandı.
"Lan, adamı vurdun" dedim elimle göstererek. Adam "Özür dilerim patron" diyip iyice eğdi başını.
Aniden patron dediği adam eğildi ve yakamdan sıkıca tutup tekte kaldırdı beni.
Refleksle ağzımdan "Hassiktir-" çıktı.
"Lan bırak" dedim ama beni umursamadan arkadaki siyah arabalardan birine yürümeye başladı. "Bıraksana göt" diyip elimi eline atıp itmeye çalıştım.
Birden yakamı bırakıp kolumu sıkıca kavradı ve kolumdan sürüklemeye başladı bu sefer.
Arabanın önünde kapıyı açıcakken ayağımı kapıya koydum. Kramponumun izi çıktı siyah arabada. Beni baya sıkı tutuyordu düşmem diye umuyordum. Ayağımı kapıya bastırırken beni geri çekti ve yalpalamama sebep oldu. Ofladım. Kapıyı açtı ve beni içeri itcekken aklıma gelen şeyi uygulamaya koydum.
Başımı koluna yaklaştırdım ve tüm gücümle kolunu ısırdım. Ağzıma dolan kanla yüzümü buruşturdum. Ayıptır söylemesi dişlerim baya güçlüdür.
O durmadan beni çekmeye devam ederken son kozum "Bismillah" diyerek ayağımı kaldırıp bacak arasına geçirdim.
Aniden durdu ve kolumu bırakıp eğildi.
Arkaya doğru koşmaya başladım son hız "ABİ KUSURA BAKMA VALLA, KISIR OLMAZSIN UMARIM" diye bağırdım.
O da benden hemen sonra resmen kükreyerek "YAKALAYIN ŞUNU" diye bağırmasıyla bütün hepsi bana doğru koştu.
Tam önümdeki bana kolunu uzatmışken eğilip altından geçtim.
Başka birine bir yumruk atıp ayağımla çelme takıp yere serdim.
Sanki ben toptum adamlarda futbolcu.
Bu şekilde koşmaya devam ederken hepsini çalımlaya çalımlaya geçiyordum. Bazılarına fake atıp etrafımda dönüyordum.
Önümde aniden dikilen bacakları kaleci gibi açık kocaman adamla hiç düşünmeden kendimi kayarak yere attım ve bacaklarının arasından geçip köşeyi döndüm. Köşeyi dönmeden hemen önce "BEŞLİK" diye de bağırmıştım.
Anayola çıkmamla karşıdan gelen polis arabası hızla durdu.
O değilde az daha eziliyordum. Arabadan indiler.
Önümde duran polis ablaya "Abla şurdalar köşeden geçseniz görürsünüz" dedim nefes nefese.
Onlar koşarak oraya ilerlerken benle beraber 1 kişi kaldı.
"İyi misin" diyince sırıtıp "Tabii ki" dedim.
"Ne işin var bu saatte dışarıda"
"Mahalle arası maç yaptık abi" dedim.
"Bu saatte" diyince başımı salladım. Saat dördü geçiyordu.
"Bir dk yoksa alt mahallelerden mi" diyince yuktunup "Yok" dedim. Kafasını salladı "Bugün kavga çıkmış maç yaparlarken birkaç kişiyi yakaladık ama kaçanlar da var" dedi.
"Hepsi serseridir abi boşver" dedim.
Bu sırada diğer polisler geldi.
"Kaçtılar" diyip arabaya bindiler.
"MERT" diye bağıran sesle arkamı döndüm. Yiğidimin koşarak buraya geldiğini görünce el salladım. Hızla geldi ve sarıldı bana. Sonra kafama vurup "Öldüm burada meraktan. Ne kadar korktum haberin var mı?
İyi misin" diyip yanaklarımı tutup yüzümü inceledi.
"İyiyim iyiyim" dedim.
"Çocuklar gelin sizi de eve bırakalım" diyen polis abiye kafamı salladım.
Yiğit bana 'sen sonra görürsün sıçcam ağzına' bakışları atarken elini tutup arabaya bindirdim.
...
"Demek neymiş" diyen Yiğit, elinde hala nereden bulduğunu anlayamadığım ıslak odunu bana sallıyordu. O odun az önce bacaklarıma ve kollarıma inmişti. Ama benim merhametli Yiğidim acıtmıyordu canımı.
Hazır ola geçip "Fazla merak göte yarrakmış" dedim. Kafasını salladı "Afferin" dedi. "Git bir duş al. Çamur, kan her renge bürünmüşsün mübarek. Allahtan arabayı kirletmedin" deyince ona bir nah çekip koşarak lavaboya girdim. Kapıya çarpan odunu görmezden geldim.
Birkaç dk kapı önünde bekleyip kapıyı açtım ve Yiğitin odasına girip diz üstü bri şort bir de kısa kollu tişört aldım.
Tekrar girdim lavaboya. Üstümü çıkarıp inceledim kendimi.
Omzumdaki yaram kabuk bağlamış kanama durmuştu. Ama karnım çok kötüydü. Koyu bir mora dönmüştü. Oflayıp duşa girdim.
...
"Cola mı Pepsi mi" diyen Yiğit kafasını buzdolabına sokmuş bekliyordu.
"Limonata" deyince gülüp şişeyi aldı ve bardağıma doldurdu.
Pizza sipariş vermişti. Şimdi onu yiyorduk. Kendine de Cola koydu ve oturdu.
Her şeyi anlatmıştım ona. Annesi ve babası yurt dışına tatile gitmişlerdi. Abisi ise üni okuyordu Ankara da. Severlerdi beni. Çokça kalmıştım evlerinde. Okul yoktu zaten 1 hafta kalmıştı kapanmasına. Sınavlar bittiği için gitmemize de gerek yoktu bir tek son gün karne almak için beraber gitcektik.
"Karnına krem sürdün mü" deyince kafamı iki yana salladım. "Unuttum" dedim. Göz devirip ayağa kalktı. Banyoya gidip kremle beraber geri geldi.
"Yemeği ye sürelim bunu"
Kafamı salladım.
5 dk sonra mamaları bitirmiş bulaşıkları da makineye atıp Yiğitin odasına geçmiştik.
"Çıkar tişörtü" dedi. Tişörtü çıkarıp kenara koydum.
Kremin kapağını açıp karnıma baktı. Yüzünü buruşturup "Çürümüş resmen."deyip kremi sürdü.
"Hadi yatak" dedim sırt üstü uzanarak.
Kafasını sallayıp kremi arkaya doğru fırlattı ve o da yanıma yattı. Saat 5'e geliyordu.
Üstümüzü örtüp gözlerimi kapadım.
...
