4. bölüm · Ölüm cadısı

Ölüm yiyenler

Zeynep Ss

Yatakta huzurla uyurken sıkı kollar bedenimi sardı. Büyücülük bilgilerime dayanarak bunların insan kolu değil büyü olduğunu anlayabiliyordum nefesim kesiliyordu ama ben son nefesimle bile çığlık attım hala yatakhanedeysem belki kurtarılabilirdim.

"Cığırma." Ter içinde kalmıştım ve nefes nefese gözlerimi açtım. NE GÜZEL. Burası bir ölüm yiyen malikanesi. Ölüm yiyen malikaneleri normal yapıtlar değildir. Bunu çoğu ölüm yiyen bile bilmez. Odaların dekoru, Şekli, eklenen minik detaylar. Hepsi içindeki zavallı kulu karanlık lord'a daha bağımlı hale getirmek için mükemmel bir mimari ve psikolojik zeka ile düzenlenmiştir. Benim bu konuya bu kadar hakim olma nedenim ölüm yiyenler ve safkan ideolojisi hakkında delirecek kadar araştırma yapmamdan ve kaldığım black malikanesindeki tüm kitapları kısmen hatim etmemden kaynaklı.
"Belatrix~ bu yıl ölüm yiyenlerin azkabandan kaçtığını duydum." Aşağılayıcı bir şekilde dudak büzdüm. "Yoksa çok yüce lordunuz sonunda sizi azad etti ve kaçmanın yollarını size anlatma Lütfunda bulundu mu? Ne hoş~" sandalyede bağlı ve kısmen mahkum olan birine göre fazla ukalaydım ama zekanın getirdiği gereksiz ego işte. Cırtlak sesiyle kulaklarımı okşayan bir kahkaha attı. "Çok cüretkarsın, huh? Lordumuzun Lütfu sayesinde babacığın kurtuldu. Mutlu değilmisin? Ahh... Ne üzücü."

"babam hakkında konuşmak sana kalmadı-" tüm kemikleirmde hissettiğim ani acı lafımı böldü. Yaptığı lanet yavaş yavaş ve zevkle tüm kemiklerimi kırdı. Ama bu bir ilizyon lanetti, kemiklerimi fiziksel olarak kırmadı sadece acısını yaşattı. Ve bu başlangıç bile değildi, bir ölüm yiyene yetmezdi. Ama bunu yapan o değildi, hemen arkamdan gelip karşıma geçen lucius'du kemiklerimi kıran. "Çok konuşuyorsun. Seni... Bulanık, bozuk kanlı." Kıkırdadım. "Melez olmamdan korkuyorsunuz. Biliyorsunuz. Melezler daha güçlü olur." Bu sefer dudaklarımdan çıkan çığlığın sebebi tüm etlerimin liğme liğme edilmesiydi. Nefes nefese çırpınıyordum. "NE İSTİYORSUNUZ!" Lanetin dinmesi ile acıyla kastığım bedenimi sandalyeye bıraktım. "ne istiyorsun.. siz... Ne... İstiyorsunuz." Aklım bulanıyordu acıyla. Tüm bedenimde akan kanları ve tüm sinir uçlarımı hissediyordum. Ama aslında bu bir ilizyondu. "Beynini istiyorum. Bildiklerini. Bizim için önemlisin canım~" belatrix üzerime yürümeye başladığında gözlerim irileşti. "Geri bas! Zihnim sizin giremeyeceğiniz kadar güçlü. Bu kadar şey öğrenmiş birisi bunları korumak için kendini eğitmez mi sandınız?" Kulaklarımı okşayan güzel bir kahkaha daha atması yüzümü buruşturmama neden oldu. Lucius bir lanet daha savunmak için asasını kaldırdığında tüm bedenimi ve çakralarımı zorlayarak asam olmadan ona lanet gönderdim ve ilizyon lanet olmasını umduğum şey fiziksel anlamda da onun elini kırdı. Zaref kazanmış bir kahkaha attım. "Şimdi... Beni rahat bırakıyor musunuz? Yoksa zor mu kullanıcaz?"

Belatrix tam karşıma geçti ve sandalyede üzerime eğildi. Pis ellerini önce boynumda sonra yüzümde gezdirdi ve bir anda acıtacak şekilde saçlarımı kavrayıp kafamı geri yatırdı. Dudaklarımdan minik bir inilti çıktı. Dudakları kulağıma sürecek kadar yaklaşıp fısıldadı. "Seninle uğraşacağım..."