OLMAZLARA İNAT kitap kapağı

2. bölüm / 19

OLMAZLARA İNAT

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İREM Kandırcı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 2. Bölüm

Sağıma baktım boş, soluma baktım boş. Bomboşluğun içindeydim. Soldan gitmeye karar verdikten sonra yürümeye başladım. Kafamdakiler susmuyordu, susturamıyordum. Ağlasam ağlayamıyordum, bağırsam bağıramıyordum. Çok yalnız hissediyordum ve çok yorgun.
1 saat kadar yürüdükten sonra bulduğum bir banka oturdum. Yolda kopardığım adını bilmediğim çiçeğin yapraklarını tek tek koparıp yere atıyordum. Dilime bir şarkı dolandı.
Kısık sesle kendi kendime şarkıyı mırıldanmaya başladım:

"Gamzedeyim, deva bulmam..."
Kesik kesik nefes aldım.
"Garibim, hiç yuva kurmam..."
Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Gamzedeyim, deva bulmam,
Garibim, hiç yuva kurmam."
Aniden bank sallandı. Kimseyi umursayacak durumda olmadığım için hıçkıra hıçkıra şarkıyı söylemeye devam ettim.
Kaderimdir hep çektiğim,
İnlerim, hiç reha bulmam.
Kaderimdir hep çektiğim,
İnlerim, hiç reha bulmam.
Hey, hey...
Yanımdaki kişi ceketini omuzlarıma bıraktı. Burnuma gelen tanıdık parfüm kokusuyla başımı yana çevirdim. Benimle aynı şarkının devamını mırıldandı o da.
Elem beni terk etmiyor,
Hiç de fasıla vermiyor.
Elem beni terk etmiyor,
Hiç de fasıla vermiyor.
Avcı buradaydı, benimle şarkı söylüyordu.
Nihayetsiz bu takibe,
Doğrusu ömür yetmiyor.
Nihayetsiz bu takibe,
Doğrusu ömür yetmiyor.
Şarkıyı bitirdikten sonra ikimiz de aynı anda
sesli nefes verdik.
"Bulabildin mi sevdiğin kadını, Avcı?"
Mutluluktan uzak bir gülüşle, "Buldum ama ya sevmezse beni?"
Yapraklarını kopardığım çiçeğe bakmaya başladım.
"Neden sevmesin ki? Yakışıklısın, karizmatiksin, boy pos var işte, daha ne?"
Güldü. "Öyle mi dersin?"
"Öyle derim tabii. Sen bence açıl ona, böyle acı çekerek yaşanmaz koçum."
Bu sefer kahkaha attı.
"Kendimi kahvehane dayısıyla konuşuyormuş gibi hissediyorum."
Dayanamayıp güldüm.
"Bizde böyle, işine gelirse."
Bir süre sustuk. En sonunda konuşan ben oldum.
"Ne iş yapıyordun sen?"
Sırıttı.
"Serbest meslek."
Hiç öyle birisine benzemiyordu, kesinlikle benzemiyordu.
"Sanki yalan sezdim."
"Sezgilerine hayranım, komiser."
İkimiz de dümdüz yola bakıyorduk.
"Sahiden kimsin sen?"
"Bilmem, kimim ben."
Söylemeyecekti, anladım. Zorlamanın anlamı yok. Geçenlerde baktığım bir dosya hakkında konu açtım.
"Rusya kökenli çok tehlikeli bir mafya varmış. Adı Lucas. Denilene göre psikopat, akıl hastası herifin tekiymiş ve edindiğimiz bilgilere göre şu an Amerika'da. Yani onu tutuklamam an meselesi," diyerek iç çektim. Büyük bir şaşkınlıkla baktı.
"Şu Rusya'nın delisi, ruh hastası mafya bozuntusu mu?"
Tek kaşım havalandı.
"Tanıyor musun?"
Derin nefes aldı.
"Maalesef evet. O piç küçük kız kardeşimi kaçırmıştı. Ben daha 16 yaşındayken kardeşimi kurtarmak için cayır cayır yanan tahtadan yapılmış eve girmiştim. Hâlâ unutamıyorum, travma bıraktı puşt."
Böylesine bir durum yaşamak çok acı verici bir durumdu, özellikle bir abi olarak.
"Tanrım, ben çok üzgünüm, bilmiyordum."
"Sorun değil, bilmiyordun. Neyse, saat epey geç oldu. Seni nereye bırakayım?"
"Gerek yok, otele geçeceğim. Yarın ilk uçakta Amerika'ya uçacağım."
"Benim de öyle bir planım var. İkimiz için bilet alabilirim."
"Ben hiç uğraştırmayayım, sizi rahatsız etmeyeyim."
"Duymamış olayım, komiser. Telefonunu ver."
Böyle emrivaki tavırlardan hiç hoşlanmam ama nedense beni rahatsız etmiyor. Sorgulamadan verdim. Kendi numarasını tuşlayıp bir de üzerine kaydettikten sonra geri uzattı.
"Yarın gelip alacağım seni, komiser. Şimdi acil bir işim çıktı. Siyah BMW bir araç gelecek, plakası yok. Sorgulamadan o araca bin, seni gideceğin yere bırakacaklar," dedikten sonra arkasını dönüp gitti.

LUCAS HUNTER
O piç kurusunun soyunu sopunu sikmeden bana rahat yoktu. Oğluyla ayrı, kendisiyle ayrı uğraşıyordum. Malikâneye doğru yürürken telefonum çaldı. Rena'yı otele bırakacak olan korumalardan biri arıyordu.
"Söyle."
"Efendim, Rena Hanım sizin adamlarınız olmadığımızı, organ mafyası olduğumuzu, onu kaçırıp böbreklerini satacağımızı mahalleye duyurduğu için sizi aramak zorunda kaldık."
İşte benim müstakbel eşim...
"Komiser, beni duyuyor musun? O arabaya gönül rahatlığıyla binebilirsin."
Bir anda beklemediğim bağırma sesiyle telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.
"BANA BAK, KİMSİN SEN? BUNLAR NEDEN 3 METRE VE TAKIM ELBİSELİ VE NEDEN GECENİN BU SAATİNDE GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ TAKIYORLAR? BABAMIN KORUMALARINA ÇOK BENZİYOR BUNLAR! BANA BAK, SEN AVCI AYAĞINA BENİ AYAKTA UYUTUYORSAN O KELEPÇEYİ G-"
"Oha, yavaş gelsene kızım. Sakin, anlatacağım ama bunu uçağımızda konuşuruz. Kapatıyorum."
"NE UÇAĞI LAN, NE UÇAĞI? GELMİYORUM BEN HİÇBİR YERE! RUH HASTASI SENİ, KENDİ ELLERİMLE PARMAKLIKLAR ARASINA GEÇİRECEĞİM, PUŞT HERİF!"
"Kalbimi kırıyorsun ama-"
Telefonu yüzüme kapatmıştı. Beklenen hareket... Adamlarım gerekeni yapacağı için, sağ salim kızı bırakacakları için içim rahattı.
Malikânenin kapısına tekme attım. Demir kapı zangır zangır titreyerek açıldı. Korumaların hepsi silahını doğrultmuş, kırmızı lazerler her yerimdeydi.
"Sizde beni vuracak o göt yok, boşuna doğrultmayın silahları," diyerek gülmeye başladım.
Kapıyı tekmeleyerek açtıktan sonra Adam Wolca'nın yakasına yapıştım.
"SENİ ÖLDÜRÜRÜM, DUYDUN MU BENİ? SENİ GEBERTİRİM LAN!"
Yakasını bırakıp belimden silahı çıkardım, şakağına dayadım.
"SEN BENİM DOKUNMAYA KIYAMADIĞIM KADINI NASIL ÖLDÜRTMEYE ÇALIŞIRSIN LAN!"
Canımdan can koparcasına yüzüne yüzüne bağırıyordum.
"CÜMLE ALEM SİKSİN SENİ ADAM! CÜMLE ALEM SİKSE DE İÇİM RAHAT ETMEZ, ADAM!"
Burnumun kemerini sıktım.
"ULAN SENİN AMINA KOYAYIM! SENİN OLMAYAN AMINA KOYAYIM BEN!"
Sesleri duyan Gülşah, Feride, Irmak, Barkan koşa koşa merdivenlerden aşağı indiler.
"LAN SEN NE BİÇİM BABASIN? SEN NE BİÇİM KOCASIN LAN? SEN İNSAN MISIN, EVVELİYETİNİ SİKTİĞİM?"
Kulağının yanından ateş edince Gülşah ve Irmak çığlık attı.
"BENİM DOKUNMAYA KIYAMADIĞIM KADINA SEN NASIL DOKUNURSUN, EBESİNİ SİKTİĞİMİN HERİFİ?"
Gözümden bir damla yaş süzülürken kimse görmeden elimin tersiyle sildim.
"SEN PARA İÇİN, GÜÇ İÇİN KIZINI SATAR MI LAN OROSPU ÇOCUĞU? SEN KENDİ KIZINI ÖLDÜRMEYE ÇALIŞIRKEN BEN O KADIN İÇİN KENDİ CANIMDAN VAZGEÇTİM! SENDEN KURTARMAK İÇİN KABUL ETTİM EVLENMEYİ! ONA İSTEMEDİĞİ BİR ŞEYİ ZORLA YAPTIRACAKTIN! ULAN SEN NASIL BABASIN?"
Yerlere göklere sığamıyordum. Göğsüm hızlı inip kalkarken yüreğim yangın yeriydi.
"BEN KABUL ETMESEM SEN O KIZI 50 YAŞINDAKİ BİRİNE SATACAKTIN! DEĞER MİYDİ LAN, PİÇ KURUSU? DEĞER MİYDİ KIZININ NAMUSUNU, HAYALLERİNİ, KARAKTERİNİ İKİ KURUŞA SATMAYA DEĞER MİYDİ?"
Damarlarım gerilmişti, alnımda boncuk boncuk terler birikmişti.
"SENİ NEDEN ÖLDÜRMÜYORUM BİLİYOR MUSUN? KENDİ İKTİDARIN UĞRUNA 2 PARAYA SATTIĞIN O KIZ BENDEN NEFRET ETMESİN DİYE! ÇÜNKÜ BİLMİYOR BABASININ BU KADAR AŞAĞILIK BİRİSİ OLDUĞUNU! BİLMİYOR LAN, BİLMİYOR!"
Erkekler ağlamaz, delikanlılar ağlamaz, üzülmez, içine atarlar derler... Ben deli gibi haykıra haykıra ağlamak istiyordum.
"NİYE SATTIN BANA KIZINI, NİYE? BEN SÖYLEYİM SANA! BU YERALTININ, BU EVRENİN EN ZENGİN, EN ACIMASIZ, EN GÜÇLÜSÜ OLDUĞUM İÇİN! ELİMİN ALTINDAKİ GÜÇTEN, PARADAN SATTIN! İLK DEFA NEFRET EDİYORUM ELİMİN ALTINDAKİ HER ŞEYDEN! 2 KURUŞA SATTIĞIN KIZ İÇİN DÜNYAYI AYAKLARININ ALTINA SERMEYE HAZIRDIM BEN!" Hızla üzerine yürüyerek namluyu şakaklarına dayadım:
— Bir daha o kıza dokunursan seni diri diri yakarım Adam! Karını da bir daha üzersen seni fena üzmek zorunda kalırım.
Adam tepkisizce, donuk bir şekilde bana bakıyordu. Bu herif tepkisiz kaldıkça ayarlarımla oynuyordu. Oradan cırtlak sesli bir kadın bana doğru bağırınca hışımla ona döndüm. Gülşah denen kadın bağırıyordu:
— Haydut herif, bırak kocamı puşt herif!
— Gelip kendin alsana, yerse tabii!
Pişkince sırıttım. Konu sevdiğim kadın olunca her türlü şeye dönüşebilirdim. Herifin yakasını bırakıp silahın ucunu ona doğru salladım, kaynanayı işaret ederek:
— Bu kadını incitecek hele bir şey yap; Gülşah'ı da Tarık'ı da leşini önüne atar, elinin altındaki her şeyi alırım. Duydun mu lan beni?
— Evimde daha fazla huzursuzluk çıkarmadan siktir git!
Deyince beni dışarı atmak için gelen iki korumanın kafasına ateş ettim. Ancak bunu arkamı dönmeden yapınca Gülşah ve Irmağın gözleri yerinden çıkacak kadar büyümüş, yerde yatan korumalara ağzı açık bakıyorlardı. Silahı belime takıp sigaramı dudaklarımın arasına aldım ve çakmağı ucuna doğru tuttum. Bir nefes çekip havaya üfledim:
— Kimse beni dışarı atamaz ya da kovmaya götü yemez, bunun bir karşılığı olacağını unutma Adam! Bundan sonra uyurken yastığının altında silah ya da korumalar bile yetmeyecek. Gözünü kapatırken bile iki değil, beş defa düşün. Her an boğazına bıçak dayamış halde bakışabiliriz.
Kahkaha atarak gülmeye başlayınca üzerimde garip bakışlar vardı. Delirdiğimi düşünüyor olabilirlerdi ama sikimde bile değildi. Kapıya doğru yönelirken Feride Hanım'a doğru baktım:
— Kaynana, senin bu kocan eşcinsel olmasın? Valla bak, sürekli benimle uğraşıyor, şüphelenmeye başladım. Ben sana bakmam Adam, ihtiyar sevmiyorum.
Bu sefer gülen Feride Hanım'dı:
— Kaynana demesen ne güzel olacak be oğlum.
Şok olmuş bir ifadeyle:
— Kırılıyorum ama kayınvalideciğim, sen benim biricik kaynanamsın. Herkesin bu kadar zarafet dolu bir kaynanası olmuyor işte.
Kaşlarını çatınca bu sefer ben gülmüştüm ama anlık aklıma gelenlerle dehşetle Adam Wolca'ya baktım:
— Ay, benim şimdi iki kaynanam mı var?
Dedim dehşetle. Ben hangisine kaynana diyecektim? Gülşah'ı görünce kaşlarım çatıldı. Gülşah'ı işaret ederek:
— Ben bu cırtlak sesli kadına kaynana demem, hemen boşamalıyız seni. Ya da boş ver, siz tencere kapak olmuşsunuz, ben fav kaynanamı senden boşarım, donuna kadar da alırım.
Yüksek sesle gülen Feride Hanım:
— Boşa beni bu adamdan. Nafaka da alır mıyız? Yalnız biraz daha kaynana dersen kızımla evlenmene engel olurum.
Pis pis sırıttım, sigaramdan bir nefes daha çektim:
— Donunu bile alırız, sen o işi bana bırak kaynana.
— Ben kaynana değilim piç kurusu!
— Karımın anası, kayınçom olamayacağına göre kaynanasın. Kızın gibi çemkirme!
— Salak, defol evimden!
— Bana bak kaynana, ikidir evden kovuluyorum. Ansızın okyanusun ortasında bulursun kendini, görürsün!
— Git artık, kızımı bul.
Sigaradan bir duman daha çekip yere attım, ayakkabımın ucuyla ezerek söndürdüm:
— Burayı Tarık Bey yalayarak temizler artık.
Bunları tam da Gülşah'ın gözünün içine baka baka söylemiştim. Evden ayrılıp arabaya atladım, direksiyonun başına geçtem. Aklımda binbir soru, kalbimde tek bir kadın vardı. Gerçekleri öğrenince çok üzülecekti...

Rena Wolca
Sabah kalktığımda inanılmaz bir baş ağrısıyla uyanmıştım. Dün çok ağladığımdan dolayı gözlerim şişmişti; içimde kocaman bir boşluk vardı. Avuç içimi kalbimin üzerine bastırdım. Birkaç dakika öyle kaldıktan sonra kendime gelmem için duşa girdim. Yarım saat kadar sonra çıktım; bir tişört ve bir kot şort giydim. Bacağımdaki gül dövmesinin görünmesi hoşuma gidiyordu. Aynanın karşısına geçip kafamdaki havludan kurtuldum, saçlarımı kendi kendine kuruması için açık bıraktım. Yatağın kenarına oturup telefonumla vakit geçirdim. 20 dakika kadar sonra telefonuma mesaj düştü. Avcı'dan gelmişti; mesaja tıklayıp daha net görüyordum mesajı.
— Hazır mısın?
— Gerek yok, annemle geçeceğim havalimanına.
— Kapıdayım. :)
Adamı bekletmeyeyim diye hızla beyaz spor ayakkabılarımı giydim. Çömeldiğim yerden doğruldum; bir elimde telefon varken kapıyı açtım. Bir adım atamadan kafam göğsüne çarptı. Kime çarptığımı anlamak için kafamı kaldırdığımda karşımda duruyordu.
— Kapıdayım dediğinde lobidesin sanıyordum, ayrıca sen benim oda numaramı nereden biliyorsun?
— Otel benim olduğu için olabilir mi?
Bir dakika, ne?
— Otel benim derken?
— Bildiğin benim.
Tam bir şey diyecekken personeller yanımıza geldi. Almanca, "Efendim, hanımefendinin eşyalarını arabaya yerleştirmek için geldik," dedi biri. Sadece bir tane spor çantam ve kol çantam vardı; ardından karşımda duran beş personelle bakıştım. Beş kişi iki çantayı mı götürecekti?
— Kendi eşyalarımı kendim taşıyabilirim, diye cevap verdim. Daha sonra Avcı'ya kaşlarımı çatarak, "Gönder bunları, kendi eşyamı kendim taşırım. Çok istiyorsan sen taşırsın!" diye çemkirdim.
Bir anda gülmeye başladı.
— Biraz daha çemkirirsen... dudaklarıma baktı ...seni susturmak zorunda kalırım.
Pislik herif, bir de sırıtıyordu! Aramızda sadece bir karış mesafe olduğunu fark edip odaya doğru geri adım attım.
— Avcı, daha annemi alacağım, beni oyalama. Çek şu adamları.
Kapımda bodyguard gibi dikilip bir elini
kapının yanına koydu:
— Annen aşağıda bizi bekliyor güzelim.
Ne ara annemi almıştı ve annemi nereden tanıyordu?
— Sen annemi ve evi nereden biliyorsun?
Gerilmeye başlamıştım. O da fark etmiş olacak ki, "Annen saygı duyduğum bir hanımefendi, çocukken de çok severdim kendisini," dedi. Bu adamla alakalı çoğu şey hoşuma gitmiyordu, yine de çaktırmamaya çalışıyordum en yakın zamanda kapsamlı bir araştırma yapmam şarttı.

İki saat kadar sonra havalimanına gelmiştik, elimizde pasaport ve kimliklerle beklerken tetikte olmam gerekiyordu; babam her an adamlarını gönderebilirdi. "Neye bakıyorsun sen?" Avcı'nın sesiyle ürkerek ona döndüm. "Hiçbir şeye," dedikten sonra kafamı telefona gömdüm. Aradan 15 dakika geçmesine rağmen hâlâ sıra bitmemişti. Anlık bir dürtüyle kafamı kaldırdım, tam karşımda onu gördüm: Babamı... Adımlarım geriye gitmeye çalışıyor, iç dürtülerim buna engel olup dimdik ayakta tutuyordu beni. Aramızda mesafe olsa da gözleriyle beni tehdit ediyordu. Gözleriyle işaret ettiği yerlere baktığımda bize dönmüş keskin nişancıları gördüm, hepsi binanın dışındaydı; tabii eğer Amerika'ya gidersek açık açık bizi vuracağını söylüyordu. Kardeşimi orada tek bırakamazdım, ne yapacağımı bilemez halde sağıma soluma bakıyordum. Göz bebekleri arkamda bir şeye odaklanmış ve hareketsizce kalmıştı.

LUCAS HUNTER:
Sıra ilerledikçe biz de bir adım ileri gidiyorduk. Sikeyim, elimin altında o kadar güç varken burada enayi gibi sıra beklemek hoşuma gitmiyordu. Rena daha fazla şüphelenmesin diye statüme uymayan davranışlar sergiliyordum. Acaba her şeyi söylesem beni kurşuna dizer miydi? Yapmaz, benim uysal karım... Gerçi hâlâ karım değildi ama olacaktı; olması için her şeyi yapardım. Benim olması için her şeyi yapardım, onun olmak için de her şeyi yapardım. Onun için her şeyi yaparım ama eğer her şeyi söylersem o da bana her an her şeyi yapabilir. Sikeyim, arada kalmıştım! Her şeyi öğrenirse benden nefret ederdi.
Düşüncelerimin arasından sıyrılıp Rena'ya baktım; kaskatı kesilmiş halde dümdüz ileri bakıyordu. Tam karşıya baktığımda Adam Wolca ile bakıştım. Bu orospu çocuğunun ne işi vardı burada? "İlla gel beni sik," diyordu. Ben bu adamı vurayım bitsin, valla vuracağım! Yeter, illallah ettirdi insanı. Karşı binada duran sniperlarla bakıştım; şimdi anlamıştım niye bu kadar korktuğunu. Nereden bilsin kocasının üst düzey zeki, güçlü ve bok gibi parası olduğunu? Şapşal şey işte... Rena'nın tam arkasında dikilirken sadistçe gülümsedim. Bu adamı öldürsem sevabım artardı bence. İçimden sık sık tekrar ediyordum: "Karımın babasını öldürmek yanlış." Yedi yüz yetmiş sekiz kez tekrar ettim, bir sike yaramıyordu. Öfkem gittikçe artarken nihayet göz göze geldik. Soluğunu yutmuş bir şekilde bakıyordu; artık ne gördüyse yüzümde, hortlak görmüş gibi nefes dahi almıyordu. Camın diğer tarafındaki sniperları kontrol etti. Sniperların yerinde olmadığını görünce cebindeki elleri yumruk oldu. Bir halt yapamayacağını bilmek daha çok zevk veriyordu. Evet, sniperları adamlarım ortadan kaldırmıştı! Yüz ifadesini izlerken kahkahalarla gülebilirdim ama kızı bir karış önümdeyken bunu yapmak kendi topuğuma sıkmak olurdu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

150okunma 10beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18