ÖLÜM BİLE BU KADAR SIKICI DEĞİLDİ

Vaveyla Yazarı: Elif 🌊☄️

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: ÖLÜM BİLE BU KADAR SIKICI DEĞİLDİ

Normale göre hayat biraz bok gibi gidiyor. Yok, biraz değil. Bildiğin bok gibi gidiyor. Aynı gün içinde hem dört yıllık sevgilimin beni en yakın arkadaşımla aldattığını öğrendim hem de ev sahibim, evinden çıkmam için bana sadece bir hafta süre verdi. Tabii kol gibi borçlarım da işin cabası.

Allah belanı versin Mert. Cidden inanamıyordum ya... O şerefsize güvenip bir de bedelli askerlik parası için kredi çekmiştim. Resmen dolandırdı beni piç. Gerçi suçu tamamen ona da atamıyorum. İstediği parayı kendi ellerimle verdim. Sabahtan beri de durmadan kendime söyleniyorum.

"Aptal Işık... Senin dünyan toz pembe değil mi? Her önüne gelene güveniyorsun."

Şu an neredeyim mi? Evimin... Pardon, bir hafta sonra Almanya'dan gelecek oğlu için yıllardır oturan kiracısını gözünü kırpmadan kapının önüne koyacak olan Murat abinin evinin salonunda, halının üzerine çökmüş, kara kara ne yapacağımı düşünüyorum.

Bu kadar kısa sürede nasıl ev bulacaktım ki?

Hayatımın birkaç gün öncesine kadar düzenli raylarının şuanda bana girdiği evredeyiz sanırım.

Ellerimi dizlerime vurup ayağa kalktım. Tam o sırada odamdan bir takırtı sesi geldi. Maya'dır diye düşünüp önemsemedim. Mutfağa geçip kendime bir kahve yapmaya başladım.

Yanlış anlaşılmasın. Bu, keyif kahvesi değil, zehir zıkkım kahvesi; kaderimin bana gelişi güzel koyması şerefine.

Kahveyi karıştırırken mutfak tezgâhına yaslandım ve telefonumu açıp bakiyeme baktım.

Kalan para: 2.317 TL.

Bir hafta sonra ev yok.

Kredi taksiti var.

Mert yok,

Mert'in götürdüğü para var.

Ben varım,

Benim de mental sağlığım yok.

Harika!

Gerçekten Elon Musk bile bu ekonomik krizde benim durumuma düşmemiştir.

"Allah'ım," diye mırıldandım kahveyi karıştırırken. "Ben senden zenginlik istemedim ki, alt tarafı bi' 2005 model Tofaş parası huzur istedim. Onu da çok gördün."

Tam kahveden bir yudum alacaktım ki…

Tak.

Bu sefer ses daha net geldi. Odadan.
Kaşlarımı çattım. "Maya?"

Cevap yok. Bir saniye bekledim, sonra tekrar:

Tak.

Kupayı tezgâha bıraktım. "Maya, bak cidden uğraşamam seninle, mamanı verdim ya la."

Sessizlik. Koridora çıktım, evde ölüm sessizliği vardı. Yavaşça kendi odama doğru yürüdüm. Kapı yarı açıktı. Ben kesinlikle kapattığıma yemin edebilirdim ama mute atılmış gibi açık duruyordu.

"Tamam," dedim kendi kendime fısıldayarak. "Korku filmi maratonunu erken açtık yine, paranoyak oldun Işık."

Kapıyı ittim. Oda bomboştu. Pencere açıktı ve tül perde hafif hafif sallanıyordu. Yerde birkaç kitap devrilmiş, sandalyem yan yatmıştı.

"Maya?"

Yatağın altına bile baktım, yoktu. Manyak kedi yine balkondan balkona tırmanıyordu kesin. Sandalyeyi kaldırıp pencereye yaklaştım, dışarıya göz atıp tam perdeyi kapatacaktım ki arkamdan o ses geldi:

"Telefon."

Olduğum yerde, Windows XP hata sesiyle kilitlendim sanki. Beynim birkaç saniye boyunca "Bu an gerçek olamaz" loading ekranında takıldı. Sonra çok yavaş bir şekilde arkamı döndüm.

Odamdaki bilgisayar koltuğumda bir adam oturuyordu. Benim koltuğumda?

Sanki evin sahibi o, ben de evine gelen kargocuymuşum gibi yayılmıştı. Siyah bir tişört giymişti, saçları koyu renk ve dağınıktı. Öyle filmlerdeki gibi yüzünde yara izi falan da yoktu. Aksine, babyface denecek kadar düzgün bir tipi vardı.

Sadece gözleri... Gözleri hiç tekin değildi.

Elindeki susturuculu tabancayı bizzat görünce, yüzünün ne kadar tatlı olduğunun pek bir önemi kalmadığını anladım. Silah direkt bana doğrultulmuştu.

Bir süre birbirimize bakıştık, Sonra gözüm tekrar silaha kaydı istemsizce sıçtığımı anlayıp sevimli olsun diye yaptığım ama asla sevimli olmayan bi gülümseme kondurdum yüzüme.

"Telefon," dedi adam, Ses tonu aşırı sakindi.

"Şarjın mı bitti?" dedim dayanamayıp.

Adam kaşını kaldırdı. "Ne?"

"Telefon istiyorsun ya, powerbank falan taşımıyorsun galiba yanında."

"Telefonunu ver."

"Tamam da niye bu kadar resmi konuşuyorsunki şimdi? Alt tarafı bir telefon gayette kibar bir şekilde rica edebilirdin.”

Adam birkaç saniye yüzüme baktı, muhtemelen içinden "Bu kız mal mı?" diye geçiriyordu.

Sonra aynı sakinlikle tekrar etti: "Telefonunu ver."

"Tamam be."

Telefonumu cebimden çıkarıp uzattım. Aldı.

"Şifre."

"Şifrem ne?"

Adam kaşlarını çatıp bana ters bir bakış attı.

"Dalga mı geçiyorsun?"

"Ciddiyim, şifrem: şifrem ne?!"

Adam derin bir nefes alıp kafasını ovuşturdu.

"Doğru düzgün söyle şunu, oyun oynayacak vaktim yok."

"Ulan ciddiyim, şifre o kelime!" diyerek telefonu elinden kapıp kendim açtım ve uzattım. "Al bak, gördün mü? 'Şifrem ne' yazdım oraya."

Adam homurdanarak telefonu aldı. Normalde insanın kafasına silah dayandığında falan korkması, altını ıslatması falan beklenir ama hayatım son üç günde o kadar absürt bir sezon finali yaşatmıştı ki, beynim korku stoğunu tamamen tüketmişti.

Adam ekranda bir şey buldu. Videoyu açtı. O an içimden bi' parça koptu.

O video. Benim tamamen mal gibi tesadüfen kayda aldığım o lanet görüntü. Adını bile bilmediğim mafya babasının bir adamı harcadığı o meşhur an.

Adam videoyu sessizce izledi. Ben de onu izledim. Video bitti, ekranı kapattı.

"Bu videoyu sileceksin."

Kahve kupamı parmaklarımın arasında çevirirken gözlerimi devirdim. "Ağzımdan laf çıkmıyor tabii, hemen emirler falan. 'Lütfen' kelimesi lügatında yok sanırım."

Adam bana sinirli sinirli bakmaya başlayınca bir panik olmadım değildi yani.

"Tamam be, siliyoruz alt tarafı iki saniyelik görüntü. Altın madeni bulmuş gibi çöktün başıma.Zaten telefonda yer yoktu, iyi oldu temizlik."

Telefonu elinden alıp ekranı birkaç dokunuşla temizledim. Adamın gözleri parmağımın hareketlerindeydi.

"Kimseye göndermedin değilmi?”

"Kime göndereceğim ulan? Zaten sosyal hayatım saksıda kuruyan menekşeye döndü. Stalk yapmaktan parmaklarım kireçlendi, bi' tek Maya’ya anlatıyom derdimi o da mamayı yedikten kadar yüzüme bakmıyor.”

"Cloud? Bulut falan?"

"Yok, sana durumumu şöyle özetleyeyim; Google Photos'un ücretsiz depolama alanı bile bana 'yer yok' diye ağlıyor, ne bulutu? Ayrıca o tarz şeylerden anlamıyorum ne bileyim kaydetmişse kaydetmiştir”

Aslında videoyu evdeki televizyona kadar yedeklemiştim ve teknolojiden anlamamaö imkansızdı bilgisayar mühendisliği okumuş bir işsizdim. Zaten battım bu zamana kadar haydi bakalım battı fishing yan going diyerek bismillah.

Adam derin bir nefes aldı. Yüzündeki o profesyonel tetikçi maskesi, benimle geçirdiği üç dakikada milim milim dökülmeye başlamıştı.

"Mal mıyım ben kızım? Bilgisayar mühendisliği okuduğunu, son sınıfta da sistem mimarisi projesinden patladığını biliyorum."

Tıkanıp kaldım. Gözlerimi kırpıştırdım, nasıl biliyordu onu ya?

"Oha. Dur bi' dakika. Sen benim bütün geçmişimi çıkardın mı?”

"İşimi şansa bırakmam."

"Vay be. Mert o kadar yıl çıktı benimle, ortak Spotify çalma listemizi bile çözememişti. Adamdaki stalk yeteneğine bak, kariyer planlamanı bu yönde yapsaydın keşke."

"İşim bu."

"İyi işmiş amına koyim, benim diplomayı da sen al o zaman, nasıl olsa her şeyi biliyorsun.”

Adam gözlerini devirip silahı biraz daha yukarı kaldırdı. İşte klasik Hollywood sahnesiydi, birazdan felsefi felsefi konulup alnımın ortasından Çat diye vurması lazımdı. Ama ben o kadar yorulmuştum ki, beynim korku yerine 'ulan acaba kahveye şeker attım mı' diye düşünüyordu.

Garip bir şekilde içime bi' huzur çöktü. Kaçmak yok, ev sahibi Murat abinin 'kirayı ne zaman veriyon' bakışları yok, Mert'in o ezikpiç sırıtışı yok. Her şey iptal.

Başımı hafifçe yana eğip sırıttım:

" vuracaksan vur hadi, uzatma da gidelim cennete cehenneme nereysek."

Adamın tetiğin üzerindeki parmağı anlık olarak kilitlendi. Kaşları havalandı.

"Ne?"

"Vur diyorum, neyi bekliyorsun? Bir tanecik kurşunun mu hesabını yapıyorsun?"

Bana baktı, sonra etrafa, en son yine bana baktı. "Kaçmayacak mısın?"

"Nereye kaçayım amına koyim? Salona mı, pencereye mi? Zaten bir hafta sonra sokağa atılacağım, bedavaya mezar bulmuş gibi sevindim neredeyse."

Adam bir süre baktı yüzüme. Sonra o gergin omuzları biraz düştü, silahın namlusu istemsizce aşağı sarktı.

"Sen kafayı sıyırmışsın."

"Sen de çok akıllı sayılmazsın hani, bu tiple bu devirde mafyacılık oynamak, ne bileyim vizyonsuzluk biraz."

"Ben işimi yapıyorum."

"İşine sokayım senin."

"Bak," dedi, sesinde ilk defa hafif bir huysuzluk tonu belirdi. "Seni şu an buraya gömerim, haberin olsun."

"Gömer misin? Derli toplu gömeceksen ne ala, ama derinden kaz, kedim Maya üstümü eşeler falan rezil olmayalım."

Adam durdu. Öylece baktı yüzüme. Adamın kafası yandı, biliyorum. Büyük ihtimalle Hayatında ilk defa hedefiyle muhabbet eden, tınlamayan bi' mala denk gelmişti. Sonra birden yavaşça silahı indirip bilgisayar masama bıraktı.

Ben gözlerimi kırpıştırdım. "öldürmeyecek misin?"

"Bilmiyorum."

"Nasıl bilmiyorsun?”

"Canım ne zaman isterse. Ama henüz istemiyor”

"Hala 'henüz' mü diyorsun? Sen de tam onun gibisin, ne zaman ne şerefsizlik yapacağın hiç belli değil."

"Kimden bahsediyorsun?"

"Hayatımın içine sıçan bir diğer hemcinsinden.”

Adam kafasını iki yana sallayıp ayağa kalktı açık kapıdan çıkıp salona gitti, bende peşinden azıcık tırsarak gittim adam koltuğa yayıldı. O korkunç suikastçı gitti, yerine mahalle kahvesinde soluklanan dayı geldi resmen.

"Anlat."

"Neyi?"

"Nasıl bu hale geldin."

"Sonra ne olcak, beni vuracak mısın?"

"Muhtemelen."

Güldüm. "En azından dürüst adammışsın, göt lalesi eski sevgilim gibi sırtımdan vurmuyorsun hiç değilse. Alkışlıyorum seni."

Adam koltukta otururken bende American tipi mutfağımın tezgahının arkasına geçtim elimdeki kupayı lavaboya bırakıp arkamdaki dolaptan iki fincan çıkardım

"İster misin diye sormuyorum olaylar birazcık uzun dedikodu kahvesiz gitmez.”

Kahveyi yaparken çene çalmaya devam ediyordum;

“Aslında, güzel bir ikili olurduk aslında ha yazık olacak gibi Sen adam vururdun, ben eve icra getirirdim; harika bir duoluk."

Adam gözlerini kapatıp yüzünü ovuşturdu.

"Seninle uğraşan adamın ömrü on yıl kısalır."

"Benim ömrüm zaten üç gün, adamın ömrü on yıl kısalsa banane”

Bir an ikimiz de sustuk. Adam derin bir nefes alıp arkasına yaslandı, kollarını göğsünde birleştirdi. O sert, profesyonel suratının altından resmen 'ben neye düştüm' çığlıkları yükseliyordu.

"Dinliyorum." dedi.

Yaptığım kahveleri ufak bi tepsiye koyup götürdüm koltuğa yanına bıraktım kendimi Kahvemi önüme çekip bacak bacak üstüne attım. "Şimdi bu Mert denilen piç kurusuyla başlayalım… Şimdi bak," dedim elimle kahveyi işaret ederek. "Mert denen o hıyar, üniversitenin ilk yılı..."

Adam derin bir nefes aldı, gözlerini kapatıp kafasını arkaya yasladı. Yüzünde gizleyemediği 'ben neye bulaştım ya' ifadesi belirmişti.

"Bu hikaye uzun mu?"

"Çokk” dedim uzatarak

"Ne kadar?"

"Benim için o pek saygıdeğer 'öldürme kararını' en az bir kahve molası daha erteleyecek kadar."

Ve ben hayatımda ilk defa, beni ortadan kaldırmaya gelen yabancı bir adama, son dörtyıllık travmalarımı detaylıca anlatmaya başladım. Kaderin mizah anlayışı gerçekten çöp ötesiydi ama en azından dinleyicim fena değildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

86okunma 19beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18