4. bölüm / 4
Net olmayan hayatlar3 bölüm
Bölümler 4Şu an: 3 bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gümüş Nitratın İhaneti
Ertesi sabah, İSFAD’ın (İstanbul Fotoğraf Sanatçıları Derneği) alt katındaki karanlık oda, sirke kokusu ve kırmızı ışığın boğucu sıcaklığıyla kaplıydı. Eleni, çantasında sakladığı o gizemli ruloyu İso’ya uzattı.
ELENİ: "Bunu banyo etmeni istiyorum İso. Kimse görmemeli. Özellikle de Oruç... Babamın vasiyeti gibi bir şey bu.
"İso, Eleni’nin gözlerindeki o parıltıya hayır diyemedi. Fadime ise kapının aralığından onları izliyordu. İso’nun elleri heyecandan titreyerek filmi tanka yerleştirmesini, Eleni’nin ona hafifçe dokunarak teşekkür etmesini izlemek, Fadime’nin kalbinde paslı bir deklanşör sesi gibi yankılandı.
İSO: (Fısıldayarak) "Merak etme, bu sır ikimizin arasında. Işığa çıktığında ne göreceğimizi ben de merak ediyorum."
Yüzleşme
O sırada Oruç, yukarıdaki ofisinde eski bir haritayı inceliyordu. Kapı hızla açıldı, içeri giren Fadime’ydi. Nefes nefeseydi, gözleri dolmuştu ama sesi sertti.
FADİME: "Usta... Karanlık odada bir şeyler oluyor. Eleni bir film getirdi, üzerinde senin adın yazıyor ama 'verilmeyecek' demişler. İso onu şu an banyo ediyor.
"Oruç yerinden ağır çekimde kalktı. Yüzündeki çizgiler derinleşti. Hiçbir şey söylemeden merdivenlere yöneldi. Attığı her adım, ahşap basamaklarda birer idam hükmü gibi gıcırdıyordu. Karanlık odanın kapısına geldiğinde durdu ve kapıyı sertçe açtı.
ORUÇ: "Işığı yakın!"
İSO: "Usta dur! Film yanacak!"
ORUÇ: "Yansın! Zaten otuz yıl önce yanması gerekiyordu o filmin!"
Işıklar yandığında Eleni ve İso suçüstü yakalanmış gibi kalakaldılar. İso’nun elindeki askıda, henüz ıslak olan negatif şeritler sallanıyordu. Oruç, ıslak filmi İso’nun elinden çekip aldı ve ışığa tuttu.
Geçmişin Hayaleti
Negatiflerdeki görüntüler yavaş yavaş beliriyordu. Bunlar sadece manzara fotoğrafları değildi. 1980’lerin kargaşasında, Galata’da bir yıkım anını gösteriyordu. Ve o yıkımın ortasında, genç bir adamın elinden zorla alınan bir makine ve polise teslim edilen bir rulo... Genç adam Oruç’tu; ihbar eden ise Eleni’nin babası.
ELENİ: (Sesi titreyerek) "Babam... O sadece bir koleksiyoncu olduğunu söylerdi. Sanatı koruduğunu..."
ORUÇ: "Sanatı korumak için sanatçıyı harcamış Eleni. Bu film, benim hapse girdiğim gün çekilen son kareler. Baban o gün benim geleceğimi çaldı, şimdi sen gelmiş 'geleceği çekiyorum' diyorsun.
"Eleni sarsılarak geri çekildi. İso ise başını öne eğmiş, elindeki sabitleyici kutusuna bakıyordu. Her şey "ayarı kaçtığı için" kararmıştı.
Saf Gerçek
Fadime köşede duran Leica'sını kaldırdı. O anın fotoğrafını çekti. Ne Eleni’nin dijital kusursuzluğu vardı orada, ne de İso’nun teknik becerisi. Sadece bir ihanetin, bir hayal kırıklığının ve yıkılan bir efsanenin çıplaklığı vardı.
ORUÇ: (Fadime’ye dönerek) "Bak bakalım kızım... Net mi çıkmış?"
Fadime ekrana değil, vizöre baktı.
FADİME: "Net değil usta. Ama her şey o kadar gerçek ki... Gözyaşları akarken netleyemedim.
"Oruç hafifçe gülümsedi. Islak filmi yere fırlattı ve kapıya yöneldi.
ORUÇ: "Yarın sabah 05:00’te yine burada ol Fadime. Bu sefer sadece karanlık odayı değil, ışığın neden bazen can yakması gerektiğini konuşacağız. İso, sen de git... Eleni’nin 'geleceğinde' kendine bir yer bulabilirsen şanslısın."
Karanlık odada sadece kırmızı ışık ve yerdeki ıslak negatiflerin kokusu kaldı. Fadime, sessizce dışarı çıktı. Galata’nın dar sokaklarına yağmur düşmeye başlamıştı. Makinesini ceketinin altına sakladı; çünkü o artık anılarını değil, hayatın kendisini korumayı öğrenmişti.
Bölüm yorumlarınızı bekliyorum 🫠🤗🫶🫶
Bölüm etkileşimi
