2. bölüm / 3
Nar ağacıOluş
Bölümler 3Şu an: Oluş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2. Bölüm
Babam öldüğünde ben henüz küçüktüm.
Annem hep aynı cümleyi söylerdi:
“Bazı geceler insanın hayatını ikiye böler.”
O zaman ne demek istediğini anlamazdım.
Ta ki o geceye kadar.
---
O gece hava soğuktu. Kışın sonuna yaklaşılmıştı ama duvarların içindeki soğuk hâlâ kemiklerimize kadar işliyordu. Ev sessizdi. Herkes uyuyordu.
Ben ve abim Mert aynı odadaydık. Küçük odada iki tek kişilik yatak, pencerenin yanında bir çalışma masası ve köşede kitap rafı vardı. Rafın üstünde yıllardır dokunmadığımız eski ders kitapları dururdu.
Diğer odada ise annem, ablalarım Ada ve Laçin ve en küçük kardeşimiz Efe uyuyordu.
Efe…
Evin en küçük sesi.
Babam öldüğünde annemin kucağındaki tek teselliydi. Babam onu hiç görememişti. Annem hep söylerdi:
“Efe babana benziyor.”
Babamı bende göremedim, o yüzden anneme inanıyordum , daha çok buna inanmak isterdim
. gecenin ağır bir sessizliği vardı.
Sonra…
Derin bir uğultu duydum.
İlk başta rüzgâr sandım.
Ama rüzgâr böyle ses çıkarmazdı.
Yer bir anda altımızdan kaydı.
Yatak sanki biri tarafından itilmiş gibi hareket etti. Duvarlar inledi. Raflar zangır zangır titremeye başladı.
Mert bir anda yatakta doğruldu.
“Ekin!”
Sesi korkuyla kırılmıştı.
Tam o anda evin içinden annemin çığlığı geldi.
“DEPREM!”
Her şey bir anda oldu.
Raf devrildi. Kitaplar üstümüze döküldü. Tavandan ince bir toz yağmaya başladı. Duvarların içinden çatlama sesleri geliyordu. Sanki ev bir yerinden yırtılıyordu.
Mert kolumdan tuttu.
“Çabuk!”
Kapıya doğru koştuk ama tam o anda büyük kitap rafı gürültüyle devrildi ve kapının önünü kapattı.
Toz bulutu odanın içini doldurdu.
Öksürmeye başladım.
“Nefes alamıyorum…” dedim.
Mert rafı çekmeye çalıştı ama kıpırdamıyordu.
Ev bir kez daha sarsıldı.
Yerde dengemi kaybedip dizlerimin üstüne düştüm.
Duvarlardan alçı parçaları kopup yere düşüyordu.
“Pencere!” diye bağırdı Mert.
Pencereye koştuk.
Camı açtı.
Balkon hemen dışarıdaydı.
Önce Mert çıktı. Sonra elini uzattı ve beni çekti.
Ayaklarımız balkona bastığında ev hâlâ sallanıyordu.
O sırada diğer odanın kapısı açıldı.
Annem, Ada ve Laçin panikle balkona doğru geliyordu.
Efe de arkalarındaydı korkmuş bir halde.
Her şey birkaç saniye içinde oldu.
Efe odanın ortasındaydı.
Ve o sırada…
Duvara sabit duran eski televizyon sarsıntıyla öne doğru devrildi.
Gürültüyle yere düştü.
Efe’nin başına sesi hâlâ kulaklarımda.
Annem o anda dondu. Gözleri Efe’nin üzerindeydi.
Efe yerde hareketsiz yatıyordu.
Başının etrafında karanlık bir gölge yayılıyordu.
Annemin yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Ev yeniden şiddetle sarsıldı.
Dolaplar devrildi ,tavan gıcırdadı.
Her şey çökmek üzereydi.
Annem bir an Efe’ye baktı ,sonra balkona baktı.
Sonra tekrar Efe’ye.
O an annemin gözlerinde gördüğüm şeyi hayatım boyunca unutamayacağım.
Çaresizlik.
Bir adım attı.
Sonra geri çekildi ve balkona çıktı, bizim yanımıza.
Evin içi artık tamamen tozla dolmuştu. Hiçbir şey görünmüyordu.
Sarsıntı devam ediyordu.
Hepimiz korkudan titriyorduk.
Sonunda merdivenlerden aşağı indik.
Sokağa çıktığımızda insanlar çığlık çığlığa koşuyordu. Her yer karanlıktı. Binalar sallanıyordu.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sadece nefes alıyorduk.
Sonra…
Bir şey fark ettim , etrafıma baktım.
Ada.
Laçin.
Annem.
Mert.
Ama…
“Efe nerede?”
Sesim çok kısıktı.
Kimse cevap vermedi.
Mert bir anda anneme döndü.
Yüzü karanlıkta bile bembeyazdı.
“Anne…”
Sesi titriyordu.
“Efe nerede?”
Annemin dudakları titredi.
Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
“Onu…” dedi.
Sesi çıkmadı.
Mert bağırdı.
“ANNE EFEE NERDEE!”
Annem dizlerinin üzerine çöktü.
“Onu bıraktım…”
Dediği anda dünya durdu.
Hepimiz donduk.
Laçin ağlamaya başladı.
Ada’nın elleri ağzına gitti.
Ben nefes alamıyordum.
Mert bir anda eve doğru koştu.
“BEN GİDİYORUM!”
Ama annem kolunu yakaladı.
Bütün gücüyle tuttu.
“Gitme!”
“BIRAK!”
“Gitme Mert!”
“SEN ONU BIRAKTIN!”
Mert annemin kollarından kurtulmaya çalışıyordu.
“BIRAK BENİ!”
Annem ağlıyordu.
“Seni de kaybedemem!”
“EFEE İÇERİDE!”
“Gitme!”
Annem Mert’e sarıldı. Bırakmadı. Mert çırpınıyordu ama annemin ellerinden kurtulamıyordu.
O sırada ben eve baktım.
Bina beşik gibi sallanıyordu.
Duvarlardan parçalar kopuyordu.
İnsanlar bağırıyordu.
Ama ben artık hiçbir şey duymuyordum.
Sadece Efe’yi düşünüyordum.
Ada kolumu tuttu.
“Ekin…”
Sesi korkuyordu.
“Gitme.”
Laçin de bağırdı.
“Ekin gitme!”
Ama ben çoktan ellerinden kurtulmuştum.
Koşmaya başladım.
Arkamdan sesler geliyordu.
“EKİN!”
“GİTME!”
Annemin sesi de karıştı.
“Efe’yi çıkar!”
Koşuyordum.
Yıkılmak üzere olan eve doğru.
Tozun, karanlığın ve sarsıntının içine doğru.
Kardeşimin olduğu yere doğru.
Bölüm etkileşimi
