Müzik Kutusu kitap kapağı

4. bölüm / 3

Ankara

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Ankara

Bazı şehirler insanı ağırlamak istemez.
Antalya istememişti beni, İzmir kabul etmemişti. Peki Ankara, gri sokaklarında bana bir yer bulabilecek miydi?

Sürekli kaçmaya, saklanmaya, kabullenmemeye direndiğim gün gelip çatmıştı. O gün, bir nilüfer çamurun içine doğmuştu; aradan seneler geçmiş, hâlâ yapraklarını açamamıştı. Havaalanında valizlerimi beklerken sık sık mazilere dalıyor, aklıma minik Nilüfer ve annesinin yirmi yıl önceki halleri geliyordu. O gün kendimi ne kadar yalnız hissettiysem de, bugün bu kadar yalnız olmamıştım sanırım. İzmir’de geçirdiğim onca zamanda bile bu kadar yalnızken, Ankara’da tamamen kimsesiz mi kalacaktım?

Valizlerimin gelmesiyle düşüncelerimden sıyrılmaya, zihnimi boşaltmaya çalıştım.

Evet, temelli geldiğim şehre küçük bir bavulla gelmiştim. Sanki ardımda ne kadar eşya bırakırsam, Ankara’da kalacağım süre o kadar kısa olacaktı. Hiçbir zaman İzmir’den gitmek tercihlerim arasında olmamıştı. Üniversiteyi bile İzmir’de okumuş, kendime yeni bir şehir tanıma imkânı sunmamıştım. Ta ki ilk görev yerimin sürpriz bir şekilde Ankara’ya çıkmasına kadar.

Babamın gidişinden beri sadece üç hayalim vardı:
Birincisi, babamın o gün çıktığı kapıdan geri girmesi.
İkincisi, arkamda bıraktığım küçük Nilüfer’in minik yüreğinde yaşayan hayat arkadaşlarına kavuşması.
Üçüncüsü ise annem ve babam gibi beyaz önlüklü bir kahraman, yani doktor olmaktı.

İlk iki hayalimin gerçekleşmesi belki benim için imkânsızdı ama sonuncusunu, bütün zorluklarına rağmen başarmıştım. Ve mesleğimi, tüm zorluklarına rağmen en yakışır şekilde yapacaktım. Buna, değiştirmem gereken hayat düzeni de dahildi.

***

Bavulumun içindeki kıyafetleri yeni evimdeki dolaba yerleştirirken günün son saatlerine gelmiş olmaktan mutluydum. Sonunda bir doğum gününü daha arkamda bırakacak, kalan ayları susturulmuş vicdanım ve susmuş kalbimle geçirecektim.

Ankara’nın kasvetli havası bana ağır gelmişti. Bu yüzden kendimi eve kapatmış, dışarı hiç çıkmamıştım. Evi toparlamaya çalıştım. Zaten az eşya getirdiğim için yerleştirmek kolay olmuştu; üç dört parça kıyafet dışında her şey yerli yerindeydi. Getirdiğim eşyaların azlığından mı, yoksa annemin yokluğundan mı bilmiyorum ama ev bana bomboş geliyordu.

Son kıyafetimi de dolaba yerleştirdikten sonra ağır adımlarla salonun yolunu tuttum. Salon küçüktü; gri renkli bir L koltuk, orta boy bir televizyon ve yine gri tonlarında bir TV ünitesi vardı. Küçük evin küçük bir salonuydu.

Eşyaların renginden olsa gerek oldukça renksizdi. Zaten renkli olması da benim için artık önemli değildi. Renklere olan zaafımı, hayatımdan çıkan bir çift mavi gözden sonra kaybetmiştim.

Koltukta uzanıp evdeki sessizliği bastırmak için kumandaya sarıldım ve televizyonu açtım. İzlemesem bile sesiyle kendimi kandırmak istedim. Salonun küçük penceresinden ayın ışığı içeri süzülüyordu.

“Bitiyor Nilüfer, bitiyor kızım…”

Saat 23.00’ü gösterirken, az da olsa mutluydum. Gün bitiyordu. Bıraktığı bütün yorgunluğa rağmen bitiyordu. Ve bitene kadar hiçbir şey yapmamaya niyetliydim.

Yorgun bakışlarım parlak hilali izlerken kafamdaki bütün düşünceleri resetleyen şey kapının çalması oldu. Hiç bilmediğim bir şehirde, ilk günümün akşamı çalan kapı beni korkutmakla kalmadı, geçmişe de götürdü.

“Çalan kapıya ben bakarım,” demişti babam…

Sonrası karanlık.

Yavaş ve sessiz adımlarla kapıya ilerledim. Kapıyı açtığımda karşımda sıradan bir kurye görmek yüreğime az da olsa su serpti.

— Nilüfer İskefyeli?
— Benim.
— Adınıza kargo var, şurayı imzalar mısınız?

Şaşkınlık içinde önce bana uzatılan pakete, sonra imzalamam gereken kâğıda baktım. İmzayı attıktan sonra paketi aldım. “İyi akşamlar,” deyip kapıyı kapattım.

Hızla salona geçip koltuğa oturdum ve paketi yırttım. İçinden avuç içi büyüklüğünde bir kutu ve yanında küçük bir not çıktı. Titreyen ellerim not kâğıdına uzandı. Minik bir zarfın içindeydi. Açtığım anda okuduğum yazı, kalbimin yerinden fırlaması için yeterliydi:

“Biraz geç oldu belki ama doğum günün kutlu olsun, tilki.

Umarım hediyeni beğenirsin.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…