Bölümler 4Şu an: 1. BÖLÜM İNTİKAM YEMİNŞ
bölüm şarkısı
HEYAMO
ŞEHİT EREN BÜLBÜL’ÜN ANISINA
İYİ Kİ VARSIN EREN🤍
geçmiş 2016 ~ARHAVİ~
🗝
Elisa ablasının sırtında halinden oldukça memnun gözüküyordu.Ve tabiki saçma sorular sormayı da ihmal etmiyordu.
“Asena abla.Yıldızlar neden gökyüzünde?”
“Sen sor diye.” dedi Asena sorulan 9999. soruya aynı cevabı verirken.
“E sordum ya!” dedi şaşkınlıka.
“Allah öyle yaratmış ablam.”Çenesini ablasının omuzuna yasladı.Ardından minik bir öpücük bıraktı onu taşıyan omuzlara.Anne babasından alamadığı sevgiyi anneannesi,dedesi ve en çok da ablasından alıyordu.Minik başını dikleştirdi ve yüzünü Asena’ya yaklaştırmaya çalıştı.
“Yoruldun mu ablam?Eğer yorulduysan inerim.”
“Sen beni hiç yorar mısın ablam?Seni dünyanın öbür ucuna kadar taşırım.”Anneleri Meral Hanım onlara dönerek;
“Üff kesin sesinizi iki saattir sizi dinliyorum!Sizi bir daha yaylaya çıkarmayacağım.”Sanki isteyerek çıkmışlardı.Her haftasonu aynı teraneydi.Asena dayanamayarak;
“Sanki isteyerek çıkıyoruz anne.Sen zorluyorsun.Ders çalışacaktım ne güzel.”Anneleri onlara pek sevgi göstermezdi ama yine de severlerdi onu .Meral gözlerini devirdi;
“Sanki filozof ol-” gözleri fal taşı gibi açıldı ve karşı tarafa döndü.
“Anne?” Asena’nın gözleri o yöne döndü.Karşısında silahlı maskeli adamlar dikiliyordu.Yalnızca ortadaki adamın maskesi yoktu.Elisa’nın tırnaklarını kollarında hissetti.Korkuyordu kendine bir şey olmasından değil annesine ve biricik kardeşine zarar gelmesinden korkuyordu.Gözleri annesine yöneldi fakat Meral ortada yoktu.Onları bırakım kaçmıştı.Maskesiz adam kahkaha atarken;
“Merhaba ufaklıklar ben Şeyh Saddam”dedi bozuk türkçesiyle.Asena’nın sert bakışları ona yöneldi.
“Eee senin adın ne sarı kafa”dedi kaşıyla Elisa’yı gösterirken.Elisa kaşlarını çattı ve omuz silkti.Adam bir anda silah çıkarttı ve namluyu Asena’ya doğrulttu.
“Söyle!Yoksa bu cici ablanı vururum”Elisa korkuyla cırladı.
“Elisa adım!Vurma ablamı n’olursun!”Minik eli ablasının kalbini sarmaladı.
“Uslu durursan vurmam Elisa.”Asena’nın boğazı düğümlenmiş konuşamıyordu.Yavaşça başını salladı.
“Şimdi kardeşini sırtından indir cici abla.”Hala dalga peşindeydi.Elisa sırtından indi ve elini kavradı.
“Ne istiyorsun şimdi?”dedi Asena
“Diz çökün.”Asena’nın kaşları havalandı.Kurallara uymaktan ya da itaat etmekten nefret ederdi ama kardeşini bu bataklıktan kurtarmalıydı.Elisa’ya dönüp gözlerini onay vermiş gibi kırptı.İkisinin de dizleri yeri buldu.Asena dik başlılığını koruyarak gözlerini kansızın gözlerine dikti.Saddam yanındaki adama dönerek;
“Edip başlat videoyu.Ver oğlum coşkuyu!”Edip denen adam kamerayı onlara doğrulttu.
“Şimdi seçim zamanı büyük mü küçük mü?” Saddam silahın namlusunu bir Asena’ya bir Elisa’ya doğrultuyordu.
“Sakın sakın Elisa’ya dokunma ne yapacaksan bana yap!”
“Söyle bakalım dik baş senin adın ne?”Dişlerini sıkarak;
“Asena”
“Asena” diye tekrarladı.Bu defa Elisa’ya yönelerek;
“Seninle bir oyun oynayacağız.Tekerleme biliyor musun?”
“Opitipiti var.”
“Güzel şimdi bir sayı söyle.”
“Ü-üç.”
“Üç,çok güzel.O zaman oyun başlasın.”Parmağını bir Asena’ya bir Elisa’ya doğrultuyor birini seçmeye çalışıyordu.Tekerleme bittiğinde parmağı Elisa’da kaldı.
“Hayır!Olmaz!”diye bağırıyordu Asena
“Üç demiştin değil mi?”Başını salladı.Ablası ona korkarsan gözünü kapat yirmiye kadar say demişti.Gözlerini kapadı.Saddam’ın sesi yankılandı ama yankılanan sadece Saddam’ın sesi değildi.Üç mermi sesi çıktı üçü de Elisa’ya değdi.Asena’nın beyaz tişörtünde kırmızı lekeler vardı artık.Derin bir çığlık attı.
“Ablam hayır!Elisa!”gözlerinden yaşlar akıyordu.Saddam ise gülerken arkasını dönmüş gidiyordu.Asena var gücüyle bağırırken işaret parmağını ona doğrulttu;
“Sana yemin olsun ki bunun intikamını alacağım kansız piç!”Şehir merkezine indirene kadar küçük nefesi kesilmişti.Elisa’nın geriye sadece kanlı bir tişört ve ettiği yemin kalmıştı…
🗝
günümüz 2026
Sabahın ilk ışıkları yüzüme vuruyordu yataktan doğrularak ayaklandım.Bugün yeni görev yerime yani Hakkari’ye gidiyordum.Kamuflajıma doğru yönelecektim ki gideceğim aklıma geldi sivil kıyafetlerime yöneldim.Düz siyah bir tişört ve siyah bir kot giydim.Saçımı her zamanki gibi yandan ayırarak bir topuz yaptım.O sırada Eda’da uyanmıştı.
“Günaydın komutanım.”İki senedir beraberiz hala komutanım diyor çıldıracağım.
“Asena günaydın.”
“Ay pardon.”
“Alıştık artık”
“Uçağın kaçta?”
“On ikide”
“Keşke gitmesen?”dedi içli bir şekilde.
“Keşke.Neyse kahvaltıya geçelim mi?”
“Tamam sen geç giyinip geliyorum.Yemekhaneye doğru ilerledim.
“Günaydın arkadaşlar.”
“Sağol!”Masaya oturdum ve her zamanki gibi tabağımdakileri karıştırdım.Eda geldi ve karşıma geçti.
“Kaçta çıkacaksın?”
“Kahvaltıdan sonra çıkarım.Anca yetişirim.”Başını salladı.Güç bela kahvaltımı bitirdikten sonra valizimi alamaya odaya gittim.Üzerime bir hırka aldım ve valizimle odanın doğru ilerledim.Kapıyı açtığımda bütün tim elinde bir hediye paketi vardı.
“Bu ne?”
“Görüşürüz hediyesi”dediler hep bir ağızdan
“Gidiyorum diye mi?”
“Evet”dediler ve Demir paketi bana uzattı.Paketi elime alım açtığımda üzerinde “süvari timi”yazan bir not ve bir çok fotoğraf vardı.Yüzüme hafif bir gülümseme geldi.
“Sağolun arkadaşlar”Hepsiyle tek tek sarıldım.Havaalanı yakın olduğundan yürüyerek gidecektim.Son birkez hepsine görüşürüz dedim ve havaalanına yol aldım.Kulaklığımı taktım kendimi melodiye bıraktım.Şöyle diyordu melodi;
Düşerdim yamaçlarından
Sapsarı saçlarından, avuçlarından
Yine de kalkar severdim, gülüşün özeldi
Beni kendinden kurtar
Düşerdim yamaçlarından
Sapsarı saçlarından, avuçlarından
Yine de kalkar severdim, gülüşün özeldi
Beni kendinden kurtar
Aynalar korkumu yansıtır
Titriyor dizlerim
Gerçeğim sanrıdır..
Kendimi melodiye kaptırmışken geldiğimi farkettim.Telefenumdan biletimi kontrol edip uçuş kapısına doğru ilerledim.Çok büyük bir havaalanı değildi kolayca uçağımı bulup yerleştim.Ve yeniden kulaklığımı taktım.
🌙
hilal timi
“Lan dangalak yine mi benim çorabımı giydin?”diye söylendi Özdemir.
“Ya ne yapayım abi,kalmamış!”dedi Eren
“Git çorap al piç!”Onlar söylenirken Buğra uykusuna devam ediyordu.Özdemir eline geçirdiği yastığı alıp Buğra’ya sertçe vurdu.
“Sende bi’uyan camış!”Gözlerini devirerek ayaklandı.
“Ya abi izinli değil miyiz? Ne bu böyle karga bokunu yemeden uyandık?”
“Sıçtırtma kargana da bokuna da kalk kamuflajını giy!”Eren dayanamayarak yüksek bir kahkaha attı.Buğra kaşlarını çattı ve ensesine sert bir tokat yapıştırdı.
“Gülme lan dingil!”Eren acıyla tısladı.Özdemir göz devirdi.
🌙
Uçuşun bitişine az kalmıştı.Çantamı toparlayıp indim.Tek bildiğim hilal timinin komutanı olacağım ve beni Özdemir diye bir üsteğmenin alacağıydı.Çıkışa doğru ilerledim.Telefonumdaki mesaja baktım.
“Karşınızdayım komutanım.”Gözlerimi karşıya diktim ve Özdemir’i görünce ilerledim.El sıkıştıktan sonra araca bindim.Valizimi koydu ve sürücü koltuğuna geçti.
“Bi ihtiyacınız var mı komutanım?”
“Sağol üsteğmenin yok senin varsa uğrayalım.”
“Aslında bir oyuncakçıya uğrasak benim ufaklık benden bişey istemişti de?”
“Ufaklık?”
“Kızım”
“Anladım.Adı ne?”
“Elis komutanım.”
“Elis…Yaşı kaç?”
“3 buçuk.Küçük daha.”
“Allah analı babalı büyütsün.”
“Sağolun.”Başımı rica ederim anlamında salladım.
“Adınız neydi?”
“Özdemir komutanım.”
“Memnun oldum yaş?”
“33”
“O zaman sivil hayatımda abim sayılırsınız.”Gülümsedi.
“Nasıl isterseniz.Mutlu olurum”Oyuncakçıya girdi elinde içinde mavi bir univorn olan mavi bir kar küresi ile geldi.
“Univornları seviyor sanırım.”Bu bana on yıl önce kaybettiğim Elisa’yı hatırlatıyordu.
“Evet.”
“Bir dakika bekleyin lütfen.”Hızlıca indim ve oyuncakçıya girdim.Elisama söz vermiştim ona bir unicorn alacağıma dair ama alamadan göçüp gitmişti.Elime mavi minik bir univorn aldım ve kasaya ilerledim ödemeyi yapıp çıktım.Arabaya bindim.Özdemir ağabeye döndüm;
“Ufaklığa benden hediye olsun.Kısa zamanda tanışalım.”
“Çok sağolun komutanım ileteceğim.”
“Askeriye ne kadar uzaklıkta.”
“Yarım saat kırk dakika arası komutanım.”
“Güzel.”Çantamdaki kitabı çıkardım okumaya başladığımda bir soru sordu;
“Ne okuyorsunuz?”
“Özdemir Asaf’tan 9’a kadar 10 bilir misiniz?”
“Ne yalan söyleyeyim pek aram yoktur ama eşim edebiyat öğretmeni az çok bilirim.”
“Eşimizle iyi anlaşacak gibiyiz.Adı ne kendisinin?”
“Ahuela”Ne değişik ama güzel bir isimdi bu.
“Çok güzel bir isim güzel gözlü demek.”
“Öyle güzel gözlü…”Aşıktı eşine belli ediyor du da.
“En yakın zamanda tanıştırırım sizi.”Gülümsedim.
“Umarım sizi sıkmadım.Normalde çok konuşmam ama tanışma aşaması malum.”
“Estağfirullah sevindim aksine.”
“Geldik galiba.”
“Sohbet güzeldi komutanım.”Arabadan inip bagajdan valizimi aldım.Oldukça büyük bir askeriyeydi.İçeriye girdiğimizde hilal timi içerdeydi.Aralarından uzun boylu yapılı ve yakışıklı olduğunu inkar edemediğim bir adam önce bakışlarını bana doğrulttu küçümseyici bir bakıştı neydi bu böyle?Sonra Özdemir ağabeye döndü.
“Bu kim?”
“Benim hakkımdaki soruyu bana sorman gerekmez mi?”isim yakalığına bakıp ekledim “Karahan”
“Karahan?”
“Hıı Karahan.”Rütbe ne olursa olsun saygısızlığa lüzum yoktu.
“Ne bu saygısızlık?”
“Saygısızlık eden sensin karahan.”
“Kaç yaşındasın sen?”
“Sana kaç lazım?”
“Bana bak yetti artık.Çık dışarı!”
“Çıkmıyorum!”
“Çıkmıyorsun öyle mi?Ben de Buğra Karahan’sam seni burdan çıkartırım!”
“Ben de Yüzbaşı Asena Arslan’sam şurdan şuraya adım atmam!”
“Ne?”
“Hilal timi hizaya geç!”Zorla da olsa geçti.
“Hilal hazır ol!”
“Tünaydın!”
“Sağol!”
“Ben yeni komutanınız Asena Arslan.Akşam ortak salona herkes gelsin tanışmak için sohbet edeceğiz.Anlaşıldı mı hilal!”
“Anlaşıldı!”
“Güzel saat 19.35’te şimdi serbestsiniz.Özdemir üsteğmenim bir bakar mısınız?”
“Tabii.”
“Yakınlarda kitapçı var mı?”
“Var komutanım şehir merkezine geçecektim dilerseniz siz de gelin.”
“Uygundur sağolun.Üstümü değişip geliyorum.”
“Araçta bekliyorum.”Odam 5 numaralı odaydı kapıyı tıklattım ve girdim.Odada sarışın mavi gözlü bir kız vardı.
“Merhaba komutanım Buse ben koğuş arkadaşınızım.”
“Memnun oldum Buse izninle üstümü değiştireyim.”
“Tabii.”Valizimden bol mavi bir kot ve beyaz bir tişört iliştirdim.Askeriyeden çıkıp arabaya bindim.
“Yine kitap ha?Bu defa ne?”
“Yine Özdemir Asaf’tan Lavinia.”gülümsedi.
“9’a kadar 10 bitti mi?”
“20 sayfa kaldı şimdi bitireceğim.”çantamdan çıkarttım kalan yirmi sayfayı okumaya başlayacaktım ki araba durdu.
“Şu sokaktan girince bir kitapçı var.”
“Hiç girmeyin yürürüm.Biraz da oyalanırım.”
“5 gibi işim biter sizi de alırım.”
“Zahmet olmasın”
“Ne zahmeti 5’te görüşürüz komutanım.”
“Görüşürüz.”dükkana girdim oldukça küçük bir dükkandı ama bi o kadar da zengindi.Üçüncü rafın sağ tarafında köşeye sıkışmış kitabı aldım ve kasaya gidip ödemesini yaptıp çıkıp bir kafeye oturdum.Garson kız yanıma geldi;
“Ne alırsınız?”Aslına bakılırsa hiçbir fikrim yoktu.
“Siz ne önerirsiniz?”
“Kahve sever misiniz?”
“Çok.”
“O zaman vanilya latte?”
“Olur.Sağolun.”Siparişimi beklerken tadımı kaçıracak bir şey oldu.
“Merhaba komutanım.”Karşımdaki bana ukalalık taslayan Buğra Karahan’dı.
“Merhaba ukala.”derin bir kahkaha attı.Ve garsona döndü
“Bi vanilya latte daha lütfen.”
“Hemen efendim.”
“Ne istiyorsun?”
“Tanışmak.”
“Akşam tanışacağız ne bu acele?”
“Merak uyandırıcı bir kadınsınız.”
“Neremi merak ettin düz insanım işte.”
“Değilsiniz.”neydi bu şimdi?
“Ne yapmaya çalışıyorsun?”
“Ne yapıyorum?”
“Soruya soruyla cevap verme Karahan!”
“Tam beklediğim gibi.”o sırada kahveler geldi.
“Asi bir kadınsınız”
“İlk defa doğru tespit edin tebrikler.”
“Güzel şaka.”
“Şaka değildi.”
“Biraz da sinirli sanki ha?”en tip bakışımı kuşandım.
“Ne okuyorsunuz Lavinia’mı?”
“Evet anlar mısın?”Kuruyan dudaklarını ıslattı ardından;
“Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia. demiş Özdemir Asaf…”
“Şaşırtıyorsun.”
“Her zaman.”Kahvemden bir yudum daha aldım oldukça güzeldi.
“Şimdi izninle kitabımı okuyacağım.”
“Müsade sizin.”Ne değişik bir adamdı bu böyle?Elimi çantama attım ve sigara paketini ve kibrit kutusunu aldım ve dudaklarımın arasına yerleştirdim.Kibritle yaktım derin bir nefes çektim.
“Kullanıyor musun?”
“Evet sen?”Paketi uzattım bir dal aldı.
“Çok nadir.” Sigarayı ağzına koydu.Kibrit çıkaracaktım ki engel oldu.Yüzünü yüzüme yaklaştırdı sigarasını sigarama değdirdi.
“İstemez.Bi su alıp geliyorum.”Başımı salladım.Sigaradan bir nefes daha aldımsönmesini izledim.Arkamdan Buğra’nın “ASENA!” diye bağırışı ve bir silah sesi duymak beklenmedikti.Arkamı döndüğümde Buğra yerde kanlar içinde yatıyordu.
“BUĞRA!”Biri kolumu tutunca döndüm siyah maskeli bir adam elime bir kağıt ve bi usb bırakıp gitti ve
“Patrondan selam var komutan.” diyip plakasız bir araca bindi ve defoldu.Nota baktığımda yazan yazı beni şoka uğrattı.
“HOŞ GELDİN SARI KAFA YENİDEN BAŞLIYORUZ HA NE DERSİN…”
Bölüm etkileşimi
