8. bölüm · MEDYUMHANE
Bölüm 8:OKB Kavga Evi
Bölüm 8: OKB – Kavga Evi
Eda gözlerini araladığında odanın içi loştu. Telefonunu eline aldı.
13.07
Derin bir nefes verdi.
— Yine fazla uyumuşum…
Yatağından kalktı. Ayağını yere bastığı anda içindeki huzursuzluk yeniden başladı.
Doğruca evin giriş kapısına yürüdü.
Kapının kolunu tuttu.
Bir kez çevirdi.
Sonra bir kez daha.
Bir kez daha…
İçindeki ses susmuyordu.
“Ya kapıyı kilitlemediysen?”
Eda gözlerini sıkıca kapattı.
— Kilitledim… Kilitledim…
Ama buna kendisi bile inanmıyordu.
Tekrar kontrol etti.
Sonra mutfağa geçti.
Ocağın altını kontrol etti.
Musluğu açıp kapattı.
Dolapların kapaklarını tek tek açtı.
Ardından banyoya girdi.
Duş perdesini yavaşça araladı.
Kimse yoktu.
Yatağın altına baktı.
Dolabın kapağını açtı.
Her yer bomboştu.
Ama kalbi hâlâ deli gibi atıyordu.
Kendi kendine fısıldadı.
— Neden sürekli böyle hissediyorum?
Doktorunun söylediği söz aklına geldi.
“Obsesif Kompulsif Bozukluk…”
İlaçlarını düzenli kullanıyordu ama son haftalarda hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Sanki yalnızca takıntıları değil, başka bir şey de onu takip ediyordu.
Evin içinde daha fazla kalamayacağını anlayınca üzerini değiştirdi. Çantasını aldı ve dışarı çıktı.
Atakent’ten bindiği otobüs kısa süre sonra Çiftlik Caddesi’ne ulaştı.
Cadde her zamanki gibi kalabalıktı.
Mağazaların vitrinleri ışıl ışıldı.
İnsanlar alışveriş yapıyor, çocuklar kahkahalar atıyor, sokak müzisyenleri şarkı söylüyordu.
Eda kalabalığın arasına karıştı.
Belki biraz dolaşırsa kafası dağılır diye düşündü.
Fakat ondan habersiz, birkaç metre gerisinde dört kişi sessizce onu izliyordu.
Aziz kollarını bağladı.
— Çok değişmiş.
Deren üzgün gözlerle Eda’ya baktı.
— Eskiden yüzü daha çok gülerdi.
Kadir derin bir nefes verdi.
— Günlerdir doğru düzgün uyumuyor.
Üçü de aynı anda Mükremin’e baktı.
Mükremin tek kelime etmeden Eda’yı izliyordu.
Aziz sessizliği bozdu.
— Hâlâ vazgeçmeyecek misin?
Mükremin gözlerini ayırmadı.
— Hayır.
— Aradan aylar geçti.
— Ben unutmadım.
Deren kaşlarını çattı.
— O gün sinirine yenildi.
Mükremin acı bir tebessüm etti.
— Bana ettiği hakareti siz de duydunuz.
Kadir başını salladı.
— Evet… Ama pişmandı.
— Pişman olması söylenen sözü geri almıyor.
Aziz bir adım öne çıktı.
— İntikam almak sana yakışmıyor.
Mükremin ilk kez Aziz’in gözlerinin içine baktı.
— Buna intikam deme.
— O zaman nedir?
Mükremin’in sesi buz gibiydi.
— Yaptığının nasıl hissettirdiğini anlaması.
Aziz’in yüzü gerildi.
— Sakın…
Mükremin cevap vermedi.
Sadece Eda’yı izlemeye devam etti.
O sırada Eda yürürken aniden durdu.
Ensesinden aşağı buz gibi bir ürperti indi.
Yavaşça arkasına döndü.
Kimse yoktu.
Kaşlarını çattı.
— Yine mi…
Kalbi hızlanmıştı.
Bir anlığına sanki birilerinin kendisini izlediğini hissetmişti.
Derin bir nefes aldı ve yürümeye devam etti.
Uzakta duran Aziz endişeyle konuştu.
— Bizi hissediyor.
Deren başını salladı.
— Her geçen gün daha fazla hissediyor.
Mükremin ise sessizce fısıldadı.
Eda, derin bir nefes alarak yürümeye devam etti. Kalabalığın arasına karıştıkça ensesindeki o tuhaf his yavaş yavaş kayboluyordu. Bir mağazaya girip birkaç kıyafete baktı. Hiçbiri ilgisini çekmiyordu.
Tam mağazadan çıkarken karşı kaldırımda tanıdık bir yüz gördü.
— Yalçın?
Yalçın da onu fark edip gülümsedi.
— Eda! Ne zamandır görüşemiyoruz.
Eda karşıya geçerek yanına geldi.
— Biraz dolaşmaya çıktım. Evde bunaldım.
Yalçın dikkatlice yüzüne baktı.
— İyi görünmüyorsun.
Eda hafifçe gülümsedi.
— Son zamanlarda bunu söyleyen çok oldu.
— Uyuyabiliyor musun?
— Pek sayılmaz. Bazen iki gün gözümü bile kapatamıyorum.
Yalçın’ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Doktora gittin mi?
— Gittim. İlaç verdi ama… sanki hiçbir işe yaramıyor.
Bir süre sessizce yürüdüler.
Yalçın sözü değiştirmek istedi.
— Bir şeyler içelim mi?
— Olur.
Yakındaki bir kafeye oturdular. Garson iki çay getirdikten sonra Yalçın yeniden konuştu.
— Hâlâ tek başına mı kalıyorsun?
— Evet.
— Zor olmuyor mu?
Eda birkaç saniye sustu.
— Geceleri çok zor oluyor.
— Neden?
— Sürekli evde biri varmış gibi hissediyorum.
Yalçın kaşlarını çattı.
— Gerçekten hissediyor musun?
Eda başını salladı.
— Defalarca kapıyı kontrol ediyorum. Dolapları açıyorum. Yatağın altına bakıyorum. Sonra tekrar aynı şeyleri yapıyorum.
— Çok yorucu olmalı.
— Yorucu kelimesi yetmez…
Yalçın çayından bir yudum aldı.
— Bugün ailene uğrasana.
Eda şaşkınlıkla baktı.
— Sence iyi olur mu?
— En azından yalnız kalmazsın.
Eda bir süre düşündü.
— Belki haklısın.
⸻
Onlardan birkaç sokak ötede Aziz, Deren, Kadir ve Mükremin hâlâ olanları izliyordu.
Aziz hafifçe gülümsedi.
— Yalçın iyi geldi ona.
Deren başını salladı.
— Biraz olsun rahatladı.
Kadir ise Mükremin’e baktı.
— Sen neden hâlâ susuyorsun?
Mükremin gözlerini Eda’dan ayırmadan konuştu.
— Çünkü zamanı henüz gelmedi.
Aziz’in yüzü ciddileşti.
— Ne yapmayı düşünüyorsun?
— Bana ettiği hakaretin aynısını duyacak.
Deren sinirle karşılık verdi.
— Bunun sana ne faydası olacak?
Mükremin sessiz kaldı.
Kadir sert bir sesle konuştu.
— Geçmişi bırak artık.
Mükremin ilk kez gözlerini onlara çevirdi.
— Siz o gün oradaydınız.
Üçü de sustu.
— Bana herkesin içinde o ağır hakareti etti.
Aziz derin bir nefes aldı.
— Sonra pişman oldu.
— Ama o söz kulaklarımdan hiç gitmedi.
Deren başını iki yana salladı.
— İntikam seni değiştirdi.
Mükremin cevap vermedi.
⸻
Akşamüstü olmuştu.
Eda ayağa kalktı.
— Ben artık gideyim.
Yalçın da ayağa kalktı.
— Kendine dikkat et.
— Sen de.
İkisi vedalaştı.
Eda otobüse bindi.
Camdan dışarı bakarken içini garip bir huzursuzluk kapladı.
Nedensizce kalbi sıkışıyordu.
“Bugün bir şey olacak…” diye geçirdi içinden.
Otobüs ailesinin evine yaklaştığında derin bir nefes aldı.
Belki gerçekten ailesiyle vakit geçirmek ona iyi gelecekti.
Fakat bilmediği şey, o evde hayatının en ağır tartışmalarından birini yaşayacağıydı.
Eda, apartmanın önünde birkaç saniye durdu. Çocukluğunun geçtiği eve bakarken derin bir nefes aldı.
— İnşallah kavga çıkmaz…
Zile bastı.
Kapıyı annesi açtı.
— Kızım! Hoş geldin.
Eda gülümsemeye çalıştı.
— Hoş buldum anne.
Annesi sarıldı.
— Seni özledim.
— Ben de…
İçeri girdiğinde babası salonda televizyon izliyordu.
— Hoş geldin kızım.
— Hoş bulduk baba.
Her şey normal görünüyordu.
Ta ki Eren salondan çıkana kadar.
Eren kısa bir bakış attı.
— Gelmişsin.
— Evet.
— Haber vermeden.
Eda omuz silkti.
— Özlemek için haber vermek mi gerekiyor?
Eren cevap vermedi.
Masaya oturdular.
İlk birkaç dakika sessizlik hâkimdi.
Annesi sofrayı hazırlarken konuşmaya çalışıyordu.
— Çorba yaptım. En sevdiğin.
Eda gülümsedi.
— Ellerine sağlık anne.
Tam o sırada Eren alaycı bir sesle konuştu.
— Demek sonunda evden çıkmayı başardın.
Eda kaşığını bıraktı.
— Ne demek istiyorsun?
— Sürekli evde oturuyorsun.
— Benim hayatım seni ilgilendirmez.
— İlgilendiriyor.
Babası araya girdi.
— Eren, uzatma.
Eren umursamadı.
— Gerçekleri söylüyorum.
Eda’nın sesi sertleşti.
— Ben de gerçekleri söyleyebilirim.
— Söyle bakalım.
— Sen önce kendi hayatına bak.
Masadaki hava bir anda değişti.
Annesi telaşlandı.
— Çocuklar, lütfen…
Eren ayağa kalktı.
— Bana akıl verme.
Eda da ayağa kalktı.
— Ben sana akıl vermiyorum.
— O zaman sesini yükseltme!
— Sen yükselttin!
⸻
Aynı dakikalarda Aziz, Deren, Kadir ve Mükremin onları izliyordu.
Aziz endişeyle konuştu.
— Başlıyor…
Deren başını salladı.
— Durdurmalıyız.
Kadir Mükremin’in önüne geçti.
— Sakın yapma.
Mükremin’in yüzü ifadesizdi.
— Geri dönüşü yok.
Aziz bağırdı.
— Mükremin!
Mükremin gözlerini kapattı.
— Bana söylediği sözü unutmadım.
Deren sertçe konuştu.
— Eda pişman olmuştu.
— Ama ben unutamadım.
Kadir dişlerini sıktı.
— Bir aileyi dağıtacaksın.
Mükremin yavaşça gözlerini açtı.
— Ben kimseyi dağıtmıyorum…
Sesi neredeyse fısıltı gibiydi.
— Sadece öfkenin önündeki kapıyı aralıyorum.
⸻
Evde tartışma büyüyordu.
Eren öfkeyle Eda’nın üzerine yürüdü.
— Hep aynı şeyleri yapıyorsun!
Eda geri çekilmedi.
— Bana bağırma!
— Bağırırım!
Annesi ağlamaklı bir sesle araya girdi.
— Yeter artık!
Babası masaya vurdu.
— Oturun yerinize!
Ama kimse kimseyi dinlemiyordu.
Mükremin sessizce Eda’ya baktı.
“Bir zamanlar bana söylediğin sözü hatırla…”
Eda’nın kalbi hızlandı.
Başının içinde uğultular başladı.
“Hayır…” diye düşündü.
“Bunu söylemek istemiyorum…”
Aziz telaşlandı.
— Mükremin, dur!
Deren bağırdı.
— Yapma!
Kadir öfkeyle yumruğunu sıktı.
— Bu yanlış!
Ama artık çok geçti.
Eda, sanki kendi sesi değilmiş gibi, öfkesine yenildi ve yıllar önce Mükremin’e söylediği o çok ağır hakaret yeniden ağzından döküldü.
Odanın içi bir anda buz gibi oldu.
Annesi olduğu yerde donup kaldı.
Babası şaşkınlıkla kızına baktı.
Eren’in yüzündeki öfke ise daha da büyüdü.
Aziz başını öne eğdi.
— Keşke bunu yapmasaydın…
Mükremin ise sessizce Eda’yı izliyordu.
Fakat beklediği rahatlamayı hissedemiyordu.
İçindeki boşluk, intikamla dolmamıştı.
Eda’nın ağzından çıkan söz, odadaki herkesi sessizliğe gömdü.
Kendi sesi bile ona yabancı gelmişti.
Elleri titriyordu.
— Ben… Ben…
Annesi gözyaşları içinde ona baktı.
— Eda… Sen ne dedin?
Eda başını iki eli arasına aldı.
— Ben söylemek istemedim…
Eren öfkesini kontrol edemiyordu.
— Demek gerçek yüzün bu!
— Hayır, öyle değil!
— Bunca zamandır içinden geçen buymuş demek!
Babası ayağa kalktı.
— Yeter artık!
Masaya sertçe vurdu.
— Bu evde kimse birbirine böyle konuşamaz!
Ama öfke çoktan herkesin içine işlemişti.
⸻
Aynı anda Aziz öfkeyle Mükremin’e döndü.
— Mutlu musun şimdi?
Mükremin sessizdi.
Deren gözleri dolarak konuştu.
— Bunu hak etmiyordu.
Kadir dişlerini sıktı.
— Bir insanın iradesiyle oynamak doğru değil.
Mükremin derin bir nefes aldı.
— Bana da aynı sözü söylemişti.
Aziz sertçe karşılık verdi.
— Söyledi…
— Ama sonra pişman oldu.
— Ben de unutamadım.
Deren başını iki yana salladı.
— Unutamaman, aynı acıyı ona yaşatma hakkı vermez.
Mükremin ilk kez başını öne eğdi.
⸻
Evde tartışma yeniden başladı.
Eren sinirle Eda’nın karşısına geçti.
— Çık git!
Eda gözyaşlarını silmeye çalıştı.
— Eren…
— Seni görmek istemiyorum!
Annesi araya girdi.
— Oğlum, yapma.
— Anne, karışma!
Babası Eren’in omzunu tuttu.
— Yeter dedim!
Eren omzunu kurtardı.
— Bu evde huzur kalmadı!
Eda’nın gözlerinden yaşlar akıyordu.
— Ben huzuru bozmak istemedim…
— Ama bozdun!
Bu söz Eda’nın içine işledi.
Yavaşça arkasını döndü.
Odasına geçti.
Dolabını açtı.
Çantasını çıkardı.
Birkaç kıyafetini aceleyle içine koydu.
Masasının üzerindeki kitabı aldı.
Telefonunu cebine koydu.
Kapıya yöneldi.
Annesi arkasından geldi.
— Gitme kızım… Ne olur gitme.
Eda annesine baktı.
Gözlerinden yaşlar durmadan akıyordu.
— Anne… Burada kalırsam daha çok kırılacağım.
Annesi sarılmak istedi.
Eda da ona sıkıca sarıldı.
— Seni çok seviyorum.
— Ben de seni seviyorum kızım.
Babası sessizce kapının önünde duruyordu.
Yüzündeki üzüntüyü saklayamıyordu.
Eren ise salonda ayakta bekliyordu.
Öfkesi yavaş yavaş dinerken söylediklerinin ağırlığını hissetmeye başlamıştı.
Eda kapıya doğru yürüdü.
Kapıyı açtı.
Tam çıkacakken arkasını döndü.
Ailesine son kez baktı.
Hiçbir şey söylemedi.
Kapıyı kapattı.
⸻
Apartmandan çıktığında hava tamamen kararmıştı.
Serin rüzgâr yüzüne çarpıyordu.
Gözyaşlarını silerek yürümeye başladı.
Nereye gideceğini bilmiyordu.
Sadece o evden uzaklaşmak istiyordu.
Uzakta Aziz, Deren, Kadir ve Mükremin onu izliyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Uzun süren sessizliği Aziz bozdu.
— İşte istediğin oldu.
Mükremin cevap vermedi.
Deren üzgün bir sesle konuştu.
— Kazandığını mı sanıyorsun?
Mükremin ilk kez Eda’nın arkasından uzun uzun baktı.
— Hayır…
Sesinde beklenmedik bir pişmanlık vardı.
— Hiçbir şey kazanmadım.
Kadir başını salladı.
— Çünkü intikam, insanın içindeki boşluğu doldurmaz.
Mükremin gözlerini kapattı.
O anda Eda’nın sokakta tek başına yürüyüşünü izlerken, içinde garip bir ağırlık hissetti.
Eda ise arkasında olanlardan habersizdi.
Tek bildiği şey, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıydı.
Gece sessizce şehrin üzerine çökerken, Eda’nın hayatında yeni ve daha karanlık bir dönem başlamıştı.
