6. bölüm · Mavi Ay
4.BÖLÜM(Ay çiçeği)
(Alazın anlatımıyla)
Hızla toplantı odasına yürürken ifadesizdim. Alevle, benimde katıldığım o toplantı salonuna gidiyorduk. Büyük kapının önüne geldiğimizde Alev’e döndüm. Alev onayladığında birlikte içeri girdik. Çeşitli mafya liderleri ve iş adamlarının da olduğu dev bir masa vardı önümde. En başta oturan Kuzey Bey beni görünce ‘Hoşgeldin Alaz ve Alev geçin, şöyle bakalım bizde tam sizi bekliyorduk.’ dedi.
Biz yerimize geçtiğimizde başladı tok bir sesle konuşmaya ‘Artun Arel.’ dedi. ‘Artun Arel benim en azılı düşmanlarımdan biri onun kızı Aden Arel lazım bize.’ dedi ve duraksadı kahve gözleri beni bulmuştu. ‘Bu iş sende Alaz kız hiç birşey öğrenmeyecek sadece onu fidye için kaçırdığını düşünecek. Sonrası çok basit. Kız bizdeyken önce Artun bilgilerini öğreneceğiz. Ondan sonra Aden’i öldüreceğiz ve finish.'
Sonra gözlerime dikkatle bakıp kelimenin üstüne basa basa ‘Finish. Anlaştık mı Alaz?’ elalarımı en soğuk ifadesiyle Kuzey Beyin gözlerine dikip ‘Finish.’ dedim. Kuzey Bey ‘Aferin Alaz.’ dediğinde memnuniyetle dudakları kıvrıldı. Toplantı bittiğinde Alevi de alıp hemen arabaya bindim. Elimde Aden Arel’in dosyası vardı. İlk sayfada gördüğüm şeyle şaşkınlıkla dudaklarım kıvrıldı. ‘3 intihar girişimi.’ Sayfayı tekrar döndürdüğümde kişisel bilgileri vardı. ‘Bu kadar genç yaşta ne yaşamış olabilirsin Aden Arel.’ diye de düşünmeden edemedim.
Alev’in ‘Abi.’ demesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. ‘Efendim.’ Alev bir süre düşündükten sonra ‘Aden’i ne zaman almaya gideriz?’ ‘Uygun bir zamanda en uygun bir zamanda.’
(Günümüz)
Önümde yanan eve memnuniyetle bakıyordum. İtfaiye gelene kadar ev kül olmuştu. Ve ben zerre acıma duygusu duymuyordum. Küçücük bir kız çocuğuna yapmadıklarını bırakmayanlar daha fazlasını hak etmişlerdi ama hepsi zamanlaydı. Adene ne yaşattılarsa bin misliyle aynısını onlara ben yapacaktım.
Bir süre sonra telefonumun titreyişiyle telefona baktım evimizin bir koruması Alperen arıyordu telefonu açtığımda karşı tarafta aralıksız ve soluklanan biri vardı.
‘Alperen. Noldu bir sorun mu var?’ dedim telaşla. ‘Patron.’ dedi telaşla. ‘Patron. Aden Hanım kaçmış.’ Bir an duyduklarımı idrak edemedim. ‘Sen ne diyorsun Alperen?’ ‘Patron her yerde arıyoruz.’ dedi telaşla. ‘Tamam. Ben hemen geliyorum. Tüm Antalya’yı karışı karışına arayın ve bulun.’ dedim ve hızla Alevle birlikte arabaya bindik. ‘Emredersiniz patron.’ sesiyle telefon kapandı.
Alev endişeyle yüzüme bakıyordu. ‘Abi ne oldu?’ dedi. ‘Ay çiçeği kaçmış.’ Şimdi şaşkın şaşkın yüzüme bakıyordu. ‘NE!?’
(1 saat sonra)
(Aden’in anlatımıyla)
Arkama bile bakmadan, nereye gittiğimi bile bilmeden sadece koşuyordum. Bundan sonrası umurumda değildi. Ne de olsa olacaklar bundan öncesi kadar kötü olamazdı...
Yanımda uzanan deniz beni dahada parçalıyordu.
(Yıl 2013)
Aden 7 yaşındaydı. Sırf misafirleri olduğu için denize gelmişlerdi. Aden çok heyecanlıydı. Çünkü ilk kez denize girecekti. Ancak yüzme bilmiyordu ve simiti de yoktu. Ama bence boyunda yüzse bir sorun olmazdı. Buz gibi minik ayaklarını suya ilk soktuğunda ürperdi. Ama alıştığında biraz daha derinlere ilerledi. Su tam omuzlarına gelmişti.Su dalgalıydı ama umursamadı. Minik dalgalarla Aden kahkahalarla gülerken bir anda biraz büyük bir dalga geldi. Ama artık her şey için çok geçti. Çünkü suyun basıncıyla Aden derinlere sürüklendi. Ve ailesi umursamadığı için eğer son dakika bir cankurtaran görmeseydi Aden'i. Her şey çok geç olabilirdi minik ay çiçeği için.
(Günümüz)
Aden tüm olumsuzluklara rağmen koşmaya devam etti. Ama Aden'in adımları arkasından Aden'in ağzına ikinci kez basınç yapılması ile durdu. Aden önce hemen bayılmadı ama sonra yavaş yavaş dengesini kaybetmeye başladı ve kendini yabancı kollara bıraktı.
(3 saat sonra)
Etrafımda bir sürü ses vardı ve ben gözlerimi korkudan hâlâ açamamıştım. Her yerim çok ağrıyordu. El bileklerim acıdan kıvranıyordu resmen. Ayak bileklerim de aynı durumdaydı.
Yavaş yavaş gözlerimi araladığımda karşımda esmer, orta boylu, kirli sakallı, takım elbiseli, düzenli saçlı biri duruyordu. Arkasındaki onlarca adamla dikkatle beni izliyorlardı.
Birkaç dakika süren bu sessizliği bendeniz bozdum. "Bakışmanız bittiyse..." sakinlik buraya kadardı.Çok da nazik olmayan bir şekilde. ‘Biri bana beni neden kaçırdığınızı açıklayabilir mi?’ dediğimde önde duran esmer adam bana yaklaştı.
‘Merhaba Aden Yakar. Ben Alaz’ın kankası Aybars Sarın. Memnun oldum hanımefendi.’
Çıldıracaktım ben en sonunda çıldıracaktım yine şu mafyacılık oyununun ortasındaydım. Cidden ben niye bu kadar şanssızdım. Niye hep böyle şeyler beni buluyordu? Hiç anlamıyordum. Ama tek istediğim şu salak yerden kurtulmaktı. Tek dileğim Alaz’ın beni bulmasıydı.
Aybars denilen adam ofladı. ‘Ne kadar da kabasın. İnsan bir memnun oldum der. Saygı da kalmamış.’ Adama ters ters baktım ve kendimden emin bir şekilde ‘Emin ol ben saygıyı kime göstermem gerektiğini senden daha iyi bilirim.’
Aybars kahkaha atınca kaşlarım kalktı. ‘İnanamıyorum.’ dedi kahkahalarla. ‘Alaz almış başına belayı.’ Alayla yüzüne baktım ne anlatıyordu bu?
‘Ne saçmalıyorsun sen?’ dediğimde bana bir adım daha yaklaştı. ‘Sen anlamazsın ufaklık.’Sırıtma sırası bendeydi. ‘Yani hiç yakıştıramadım yani ev sahibi misafirlerle bu şekilde alay eder mi? Bence bu hareketlerinle kendini ufak yapan bizzat sensin.’ duraksadım ve yüzümü ona yaklaştırdım bunu yapınca bağlı elim acıdı ama umursamadım.
‘Ve şunu bil. Alaz beni bulacak.’
Bana yaklaştı ama yüzündeki eski sırıtış yoktu artık. ‘Bunu zamanla göreceğiz Aden Yakar.’
(Alaz’ın anlatımıyla)
Yüzümü tekrar sıvazladım. ‘Bir kız bu kadar güvenlikten nasıl kaçabilir?’ Alperen ‘Hiçbir fikrim yok Alaz Bey.’ Sabrım taşmıştı. ‘Ama bir fikrin olmalı Alperen. Ya Aden’e bir şey olduysa ya şu an çok korkuyorsa benim aklım almıyor. Benim aklım almıyor!’ Duvara bir yumruk daha attım.
Artık elim parçalanmıştı. Hızla Alperen’e döndüm. ‘Onu bulacağım.’ Alperen başını salladı. ‘Onu bulacağız.’ dedi ve tam o sırada telefonum çaldı arayan Aybars Sarın'dı. Telefonu hızla açtım. ‘Aybars bana net bir cevap ver. Aden seninle mi? Sen mi kaçırdın? Söyle, konuş.’
Karşıdan gülme sesi geldiğinde emin oldum Aden oradaydı. ‘Ya bu ufak şey senin için o kadar mı önemli?’Karşıdan gülme sesi geldiğinde emin oldum Aden oradaydı. ‘Ya bu ufak şey senin için o kadar mı önemli?’
‘Nerede Aden?’ Yine bir kahkaha geldi kulaklarıma. Ben artık deliriyordum. ‘Tüm Antalya'da her taşın altına baktırıyorsun. Bu kız bu kadar mı önemli. Ama bence uğraşma kanka biz Antalya'da değiliz ve yakında Türkiye'de de olmayacağız. Onu çok uzaklara götüreceğim ve sonra senin acı çekişini izleyeceğim.’
‘Aybars söyle ne istiyorsun?’ Onun tok sesi benim kulağıma kazındı. ‘Ruhunu.’ ve anında telefonu kapattı. Gür sesle bağırdım ve gördüğüm her yeri yumrukladım. Aden onunlaydı ve acı çekiyor olabilirdi. Daha kötüsü Aden'i götürecekti. Tüm dünyayı benzine boğup, yanan kibriti Aden'e vermek. Ama Aybars'ın bilmediği bir şey vardı. Benim esirim benimdi ve biliyordum ki Aden'in saç teline zarar gelirse Aybars'ın canı da benimdi.
