4. bölüm · Mavi Ay
2.Bölüm(O BENİM ESİRİM)
2. BÖLÜM (O BENİM ESİRİM)
(Alaz'ın Anlatımıyla)
3 gündür Aden'in uyanmasını bekliyordum. Ben şuan tamamen delirmiştim öldüreceğim kişinin şuan ölmesinden korkuyordum. Yanımda oturan kardeşim Alev "Abi sen bu kızdan hoşlanıyorsun değil mi?" Alaz derin bir nefes verdi "Saçmalama Alev. Sen şuan ne dediğinin farkında mısın? O sadece bir esir." Alev gözlerini devirdi. "Farkındayım abi. O bir esir benim için fakat senin için esirin." "Alev!!" Alev kocaman bir kahkaha atıp "Peki abi şimdilik öyle olsun ama bil diye söylüyorum. Sonra benim yanıma gelip 'Kadınlar hangi kibarlıklardan hoşlanır?' diye sorma, cevaplamam."
"Sana sormak isteyen yok Alev ve artık rica ediyorum kafamın etini şişirme." dedim konuyu kapatarak. O sırada odadan doktor Alp Bey çıktı. Hızla doktora doğru ilerledi ve tek nefeste "Ay çiçeği nasıl?" Doktor anlamayarak bana baktı sonra "Alaz Bey ay çiçeği derken kızdan bahsediyorsanız durumu gayet iyi. Fakat bir kaç gün gözetim içinde olsa harika olur." Başımı salladım. "Tamam peki onu görebilir miyim?" dedim.
Doktor başını aşağı yukarı evet anlamında salladı. "Tabiki onu görebilirsiniz." dedi. Ben koşar adımlarla içeri girdiğimde doktor ağzı açık bir şekilde arkamdan bakakaldı. Bu durumum muhtemelen onu da şaşırtmış olmalıydı. Ne de olsa ben Alaz Yakardım. Herkese önümde diz çöktüren ben, bir esire sadece bir esire kıyamıyordum. Ben bir katildim bir mafyaydım. Ama o kıza.... Neyse şuan bu düşüncelerden kurtulmak istiyorum.
İçeri girdiğim anda Aden görüntüsü yutkunmama neden oldu. O elindeki serumuyla pencereden dışarı bakıyordu. Altın sarı saçları omzuna dökülürken, renkli gözleriyle dışarıya bakarken oldukça çekici gözüküyordu. Ama Aden'in yüzünün diğer kısımlarında yaralı kısımlarında göz yaşı vardı. Güçlü kadın Aden Arel ağlıyordu. Ama bir yandan da sinirden gülüyordu.
Ona biraz daha yaklaştığımda hızlıca gözlerini sildi. Bana dönerek sinirle hırıltılı bir nefes verdi "Önce o pislik güvenliği öldüreceğim sonra da seni. Belki katil olup, hapishanede yatacağım ama içim soğuyacak. Anladın mı beni pislik adam?" Derin bir nefes verdim ve kendim bile beklemezken "O güvenlik kim!!" diye bağırdım.
Aden, şaşkınlıkla bana baktı sonra kahkaha atıp "Bir de soruyor musun aşağılık adam?" Sinirle Aden'e doğru eğildim. "Kim o adam?" Aden omuz silkti. Elimi havaya kaldırdığımda yüzünü kapatıp, benden uzaklaştırdı bedenini.Sonra ne yaptığımı fark edip, elimi aşağıya indirdim.
Hırıltılı bir nefes alıp "Nasıl biri sana bunu yapan?" Aden kendini tutamayıp ağlamaya başladı. "Bilmiyorum. Beni öldürmek istediğini söyledi. Ama siz yapın diye yapmıyormuş bunu. En sonunda da bana hakaret edip itti merdiveni düşmem için." Kaşlarımı çattım "Merdivenle ne yapacaktın." "Kaçacaktım ama gördüğün gibi beceremedim" dedi. Sonra güldü "Sanırım siz komple aptalsınız. Güvenlik de aynı şeyi sordu." dedi.
Kaslarımı kaldırdım "O zaman o aptaldır ay çiçeği ama ben aptal değilim." Sonra duraksadım "Aslında sana bunu kimin yaptığını öğrenebilirim. Aaa evet sanırım haklısın ben aptalım. Kamera kayıtları nasıl aklıma gelmedi."
Aden tekrar güldü "Sana ilk kez bir konuda katılıyorum." dedi. "Aptalsın Ay ışığı."
(2 saat sonra)
(Yazarın anlatımıyla)
Alaz büyük bir kahkaha atıp, bir kez daha yumruk attı güvenliğe. Güvenlik afallayarak "Efendim ben sadece kızın canını yakmak konusunda size yardım etmek istiyordum." dedi.
Alaz, bir yumruk daha geçirdi. "Senden yardım isteyen mi oldu pislik adam." Adam "Efendim pislik filan ayıp oluyor"
(15 dakika sonra)
“Nolursunuz efendim.’ Adam Aden’in ayaklarına kapanmaya başladığında Aden şaşkınlıkla Alaz’a baktığında Alaz kocaman bir kahkaha attı. Aden ‘Şuan burda noluyor?’ dedi. Alaz, tekrar gülerek ‘Bu adam senin üzerine merdiven iten adam. Pişmanmış.’ Alaz dudaklarını büzüp, tekrar güldü.
Adam tekrar Aden’in ayağına kapandı. Bunun tekrarlayıp durdu. Sonra adam ‘Efendim lütfen beni affedin. Lütfen Ay çiçeği Hanım.’ Adamın sözüyle odanın içini Alaz’ın kahkaha sesi odayı doldurdu. ‘Ay çiçeği Hanım.’ dedi adamın sözünü taklit ederek. Aden sinirle ‘Of ne oluyor bur da. Ayrıca ne Ay çiçeği Hanımı.’ dedi.
Alaz, Aden’e bakıp tekrar kahkahalara boğuldu. ‘Bişey olduğu yok Ay çiçeği Hanım. Sadece’ Alaz Aden’e yalvaran adamı gösterdi. ‘Pişmanmış beyefendi benim esirime yaptığı şeyler için.’ dedi. Aden yüzünü adama çevirip ‘Allah aşkına affediyorum. Yeter ki o pis ellerinle ayağıma dokunma.’ Alaz güldü. ‘Ay çiçeği Hanımı duydun kalk yerden.’ Adam ayağa kalkıp bir anda ağlamaya başladığında Aden şaşkınlıkla Alaz’a baktı. ‘Şimdi ne oldu. Affettim işte.’
Alaz ciddiyetle Aden’e baktı. ‘Bana saygısızlık yaptı. Bu yetmedi aynı zamanda benim esirime de saygısızlık da yaptı. Bu affedilemez bir şey.’ dedi.
Aden, güldü. ‘Ben adamı affediyorum bu meselede burada kapansın.’ dedi. Alayla bakıp ‘Hani önce bu adamı sonra da beni öldürmek istiyordun.’ Alaz Yakar ben affettim ama bu senin için asla geçerli değil.’
‘Ayrıca bu benim meselem Alaz Yakar. Bunu bil.’
‘Sen de şunu bil Aden Arel. Sen benim esirimsin ve şimdilik sana yapılan her saygısızlığı kendime yapılmış sayarım. Okey mi Ay çiçeği Hanım?’
Aden, ‘Okey değil. Fakat seninle konuşup, değerli vaktimi harcamamak için ne yaparsan yap diyorum.’ Alaz güldü ‘Demene gerek yoktu zaten yine ben aklını okuyacaktım. Şimdi dinlenmene bak. Benim’ dedi adamı işaret ederek ‘şurda ağlayan adamla bazı işlerim var.’ dedi.
Alayla bakıp ‘İş diye bahsettiğin adamı öldürmek. Kolay gelsin o zaman. Çünkü artık ölüm için sırada bekliyorum.’ dedi. Alaz güldü ‘O zaman biraz daha ölüm sırasında beklemen lazım Ay çiçeği Hanım. Çünkü benim ölüm sıram oldukça uzun.’ Alaz ve adamları odadan çıktığında Aden tam yatağa uzanacağında kapı çaldı. Aden gözlerini kapıya çevirdi ve şaşkınlıkla ‘Girin.’ dedi tedirginlikle.
Odaya Alaz’ın Kardeşi Alev girdi. Alev sırıtatarak ‘Merhaba demek ki abimin sürekli bahsettiği esiri sensin. Sonunda abimin esiri ile tanışma fırsatım oldu.’ Sonra elini uzatıp ‘Ben Alev. Memnun oldum Ay çiçeği.’ Aden gözlerini Alev’e dikti. Sonra ona uzanan ele baktı ‘Siz cidden abi kardeş delisiniz.’ Alev gülümsedi. ‘Teşekkür ederim, iltifatın için. Abimle deliyizdir. Ama sen yine de en deli halimizi görmek istemezsin.’ Aden, gözlerini pencere çevirdi. Ve sessiz kaldı. Alev ise gülümseyerek ‘Off! Sıkıldım senden. Ne kadar da zevksizsin.’ dedi. Aden sessiz kalmaya devam etti. Alev gözlerini devirdi.Sonra tekrar gülümseyerek, “İyi o zaman sana en sevdiğim anıyı anlatayım. En delice olan anımdı. Şimdi abimin bir düşmanı var. Demir Kardan. Ben bu Demir Kardan’a bir gün sinir oldum. Sonra Demir Kardan’ın babası Alp Kardan’ın evine abimden habersiz sızarak girdim. Öncelikle kapıdaki 7 korumayı indirdim. Sonra içerideki 11 korumayı indirdim. En sonunda da 2 korumayı da indirdim.”
Alev kahkaha attı. “Şimdi en heyecanlı kısmını anlatıyorum. Alp Kardan’ın yatak odasına girdim. Önce onu boğdum. Sonra hıncımı çıkartmak için karnını 13 kez bıçakladım. Ondan sonra da dayanamayip kafasına 3 el kurşun sıktım. Ve en sonunda da bu halinin fotoğrafını habercilere attım. Tüm haberlerde sürekli benim şaheserim dolaştı.” Derin bir nefes alıp, “Sence de çok güzel bir şey değil mi?” Aden, gözlerini kocaman açıp Alev’e baktı.
Alev gülümsedi. “Muz yiyeceğim ister misin?” Hızlıca başını hayır anlamında sağa sola salladı Aden. Alev duraksadı sonra, “Bu arada film izlemeyi sever misin?” Cevap gelmedi. “Abim ve senin tanışman filmlerdeki gibi.” Göz ucuyla Aden’e baktı. “Abim senin neyine aşık olmadı anlamıyorum.” dedi.
Aden gözünü devirip bakışlarını pencereye çevirdi. Alev, “Ben muz yemeye gidiyorum sonra görüşürüz.” dedi ve hızla odadan çıktı. Aden gözlerini kapatıp, “Bunlar seri katil falan mı? Ya da ciddi anlamda ikisi de deli.” diye mırıldandı. Sonra kendine inanamadığı şeyi yaparak yemek istedi. 15 dakika sonra İdil Hanım elindeki tepsiyle içeri girdi.Aden mahcup bir şekilde “Bana lütfen telefonunuzu verebilir misiniz? Buna çok ihtiyacım var. Hem eğer buradan kaçabilirsem sizi de yanımda götürürüm.” Kadın bir şeyler mırıldanıp telefonunu Aden’e uzattı.
O numarayı da telefonun başında cevapsız aramalara ağlayarak bakarken ezberlemişti. Aden en sonunda çaresizce telefonu kapattı.
Onun sesini dahi duymak istemiyordu. Zaten belki de ölmüştü. Aden, çaresizce kadına baktı.
Kadın tam da konuşmak için ağzını açtığında dışardan bir silah sesi geldi. Aden şaşkınlıkla gözlerini pencereye çevirdiğinde, görebildiği tek bir isim vardı: Uraz Kaya. Aden hırıltılı bir nefes verip, “Ölmemiş pislik.” Sonra başka silah sesleri de duyduğunda da İdil Hanım’ın engellemesini önemsemeden bahçeye doğru koştu.
Aden tam kapı aralığına geldiğinde Uraz “Sen benim karımı kaçırmaya nasıl cüret edersin Alaz Yakar.” diye baskın bir sesle bağırıyordu. Aden karım lafını duyduktan sonra dayanamayıp bahçeye çıktı. “Bir olarak ben senin karın değilim sapık.” Sonra belindeki sargıya bakıp “Bıçak izim yakışmış.” dedi dudaklarını büzerek.
Uraz 2 adım atarak “Aden, sevgilim. Teşekkür ederim artık senden bir iz taşıyorum.” Aden güldü.
“O zaman daha fazla teşekkür et. Çünkü bu tek izin olmayacak.” Alaz da Aden’e katılıp kahkaha attı. “Demek bıçakladığın o adam... Uraz diye bahsettiğin kişi demek Uraz Kaya’ydı öyle mi?” Sonra tekrar güldü. “Ne trajedik bir olay böyle.”
Sonra Uraz’a dönüp “Uraz Kaya” dedi üzerine bastırarak. “Sana hiç yakıştıramadım. Bir kadına aşık olmuşsun. O seni sürekli topuğunun ucuyla eziyor. Ama sen hâlâ süs köpeği gibi onun arkasından koşturuyorsun. Ne şirinsin ya.” Alev arkadan öne doğru fırlayarak, Aden’e bakıp güldü. “Demek ki senin de bazı çılgınlıkların varmış ne dersin Ay çiçeği Hanım.”
Uraz Aden’in konuşmasına fırsat vermeden “Kesin zırvalamayı. Karımı almaya geldim.” Alaz, Uraz’a eğilip “Uraz Kaya sen kim oluyorsun da kimin evinden kimin esirini almak istiyorsun. Şimdi yan yan git. Yoksa bir bıçak da benden yersin.” Sonra korumalarına dönüp “Atın şu süs köpeğini dışarıya.” Adamlar Uraz’ı dışarıya çıkmaya zorlarken Aden odasına yöneldi. Alaz “Aden, Alev çok istediği için seni akşam bir yere götüreceğiz. Ölmeden önce son kez güzel bir gün yaşa istiyor Alev. 2 gün sonra da öleceksin. O yüzden akşam için odandaki kıyafetleri giy.”
Alaz Aden’in cevabını beklemeden yanlarından uzaklaşırken Alev mutlulukla Aden’e yaklaştı. “Son güzel günün için heyecanlanmışsın Ay çiçeği.” Aden alayla baktı. “Değilim çünkü bunu istemiyorum.” Alev üzüntüyle Aden’e baktı. “O zaman bunu zorunlu yapacaksın. Senin için üzgünüm.” dedi.“Yoksa seni silahla eğlendirmemi mi istersin Aden Arel.”
Aden yutkundu ve sadece başını sallayabildi. “Aferin. Akşam tam sekizde seni almaya geleceğim hem seni sevgilimle de tanıştırırım. O zaman akşam görüşürüz Adencim.” Alev kahkaha atıp oradan uzaklaşırken Aden yutkundu. “Bunlar cidden de delirmiş.” diye mırıldandı.
(Akşam saat 7.30)
(Aden’in anlatımıyla)
Gözlerimi tekrar beyaz elbiseye çevirdim. Eğer onlarla gitmezsem olacak şeylerden korkuyordum. Acı çekmeyi sevmezdim ama bir kurşunla ben bile hissetmeden ölmeyi çok isterdim. Ölmek dışında bir çarem kalmamıştı artık.
En sonunda derin bir nefes alıp elbiseye yöneldim. Yavaşça giysilerimi çıkarıp elbiseyi giydim. Sonra da yandaki gümüş kolyeyi boynuma taktım. Aslında ister istemez son güzel günüm olduğu için bugün doyasıya eğlenmek istiyordum. Yüzüme baktım, çok soluk ve renksiz görünüyordu. Yüzümdeki bu solukluğu gidermek için bana bırakılan allığı ve rimeli sürdüm. Sonra dudaklarıma da kırmızı bir ruj sürüp tekrar aynaya baktım.
Saçım kabarmıştı. Suyu hafif ıslatıp, parmaklarım ile düzeltmeye çalıştım. Artık aynada az da olsa biraz daha bakımlı gözüküyordum. İştahım kapalı olduğundan belim epey incelmişti.Şuan aynada sadece gördüğüm soluk ve güçsüz bir kadındı. Topuklu ayakkabıyı giyip, çantayı koluma geçirdim ve kapıya yöneldim.
Kapıyı açtığımda karşımda Alaz’ı gördüm. Üzerinde simsiyah bir smokin takımı vardı. Beni inceledikten sonra “Alev, Alpin ile bizi arabada bekliyor. Çıkmamız lazım.” dedi. Sadece başımı sallayabildim. Birlikte bahçeye doğru ilerledik. O kadar hızlı yürüyordu ki arkasından koşarak ilerlemek zorunda kalıyordum.
Siyah bir arabaya yaklaştığımızda Alev başını pencereden çıkarıp bize el salladı. Alaz bir anda elimi tutup beni öptü. Ağzım şaşkınlıkla açıldığında, beni kendine çekti ve ikimiz tek beden olduk. Sonra kafasını boynumun girintisine sokup “Bugün kaçırılmaman için karım rolünü oynayacaksın Bayan Arel. Şimdiden başlamalıyız bu role. Çünkü arabada Alev’in sevgilisi Alpin var. O bir mafya. Anladın mı beni ay çiçeği?” Soğuk nefesi içimi üşütürken titrek bir nefes aldım. “Bunu istemiyorum Bay Yakar, çünkü zaten en sonunda da ölmeyecek miyim?” Alaz sonra yavaşça kulağımın yanını öptüğünde titredim. “Ölüceksin Bayan Arel. Ama ölümün olursa benim elimden olur çünkü sen sadece benim esirimsin.” dedi.
İçim titrerken sadece başımı sallayabildim. Alaz, gülümsedi ve benim elimi tuttu. Arabaya ilerlerken, yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirdim. Alaz hızla önüme geçip bana kapıyı açtı ve “Buyrun Bayan Yakar.” dedi.
Sahte bir şekilde gülümseyip Alev ile Alpin’in önüne oturdum. Alaz da arabaya binip yanıma oturdu.
Araba çalışır çalışmaz Alpin bana gülümseyerek elini uzattı. “Merhaba madam ben Alpin Karan.” Tekrar gülümseyip, elimi uzattım. “Memnun oldum. Bende Aden Yakar.” Alaz büyük bir kahkaha atıp, benim omzuma elini attı.
Alpin şaşkınlıkla gülümseyip “Aaa evli misiniz?” dedi. “Hayır.” dedim. “Evet.” dedi. Sonra durumu düzelttim “Yani nikah günümüz yakın fakat henüz evlenmedik.” Alpin gülümsedi. “Sizin için çok sevindim.” Yol boyu çok stresliydi. Alpin o kadar meraklıydı ki. Bir soru sordu. Ama sanki anlaşmış gibi hepsini cevapladık. Sonunda soru sormayı nihayet bitirdiğinde kulaklarıma radyodan yükselen ses doldu.
“İnsan sahipsiz kalır ya. Anlar o zaman hep sendin hep özledin. Nefes almak suç...” devamını duyamadım şarkının. Ama arabanın durmasıyla, geldiğimizi anladım. Alaz, bana elini uzatıp ayağa kaldırdı.
Sonra birlikte büyük VIP bir bara girdik. Herkes dans edip eğleniyordu. Ama biz girer girmez herkesin gözü bize döndü. Dördümüz büyük U bir koltuğa oturduk. Alaz beni kendine çekip, bizi tek bir bütün yaptı. Sonra da elini omzuma attı.
Alaz garsona siparişleri verip, yanağıma öpücük kondurdu. Ve başladık dans edenleri izlemeye. 5 dakika sonra yanımıza iki tane adam yaklaşıp bana sırıtıp ellerini uzattılar. İkisi de zil zurna sarhoştu. Siyah saçlı olan “Merhaba güzelim. Bizimle dansa ne dersiniz? Sonra da isterseniz mekan değiştiririz.” dedi.
Sarışın olan da bana yaklaşıp diz çöktü. “Benim ile evlenir misin karıcığım?” Benim cevap vermediğimi duyduğunda elini kaldırdı. Bu benim Alaz’a biraz daha sokulmama neden oldu. Sarışın olan bağırarak “Cevap versene karı. Yoksa-” devamını getiremeden yüzüne Bay Yakar tarafından yumruk yedi.
Sonra da sesini yükseltip “Benim karıma nasıl emir verirsin lan.” dedi. “Nerden senin karın oluyormuş lan.” dedi siyah saçlı olan. Sarışın olan da beni kendisine çekmeye çalışıyordu. Çekerken elimi o kadar çok sıktı ki bu ağzımdan küçük bir inleme dökülmesine neden oldu. Alaz ise sesimi duyar duymaz ayağa kalktı. Ben daha ne yapacağını düşünmeden iki adama da yumruk geçirdi. Sonra da “Bir daha benim sevgilime karım derseniz sizi yakarım. Anladınız mı lan beni?” Alaz telefonu açtı ve bir şeyler söyleyip telefonu kapattı. 5 dakika sonra 2 tane dev cüsseli adam, sarhoş adamları alıp dışarıya çıkardı. Sonra bana dönüp, gülümsedi. Bende gözlerimi devirip, garsonun getirdiği şaraplardan büyük yudumlar aldım.
Güzel bir dans müziği çalmaya başladığında herkes dans etmeye başladı. Alev ile Alpin de kalktığında Alaz bana bakıp sırttı. Sonra da boğazını temizleyip “Karıcığım bu dansı bana lütfeder misiniz?” Şaşkınlıkla ona baktım ve boşluğuma geldiği için “Ne karısı ne saçmalıyorsun sen?” dedim.
Alaz güldü. “Hani rol yapacaktık ya tam yapalım dedim. Neyse kocanızın teklifini kabul edecek misiniz ay çiçeğim?”
Herkesin gözleri tekrar bize dönmüştü. En sonunda çaresizce elimi uzatıp, teklifini kabul ettim. Alaz hızla ayağa kalkıp beni kendine çekti. Ve elini belimin girintisine koyup dans etmeye başladı. Ben de mecburiyetten somurtup ona eşlik ettim. Şuan bulunduğum vaziyetten hiç memnun değildim. Hemen şarkının bitmesini diledim. Ama bir şarkı bittiğinde diğeri başlıyordu. En sonunda da dayanamayıp Alaz’dan izin isteyip lavaboya gittim. Nedensizce lavaboya gelmiştim. Tek isteğim o pislik adamla daha fazla dans etmemekti. Biraz tuvalette oyalandıktan sonra tekrar dışarıya çıktım.
Ama dışarı çıkmamla birine çarpmam bir oldu. Kendimi toplayıp, bakışlarımı çarptığım kişiye çevirdim. Yine cüsseli bir adamdı. Bakışlarımı utançla yere çevirdim. Hemen “Özür dilerim beyefendi. Kusura bakmayın. Ben... ben çok üzgünüm.” Adam hiçbir şey demeyince bakışlarımı tekrar adama çevirdim. Ama o sadece bana gülümsüyordu. Sonra adam “Güzelim sizi burada hiç görmemiştim. Ama zaten görsem de o mavi gözlerinizi unutmazdım.” Yutkundum. Adam da büyük bir gülümsemeyle bana elini uzattı. “Ben Demir güzel kadın.” Adamın gülümsemesine karşılık verdim. “Ben Ade-” dememe kalmadan arkamda tanıdık bir gölge hissettim.
Alaz Yakar’ın gölgesi...
Bana belimden sarılıp bana baktı gülümseyerek. Sonra da adama bakıp “Demir, bu güzellik senin boyunu aşar.” Sonra bana dönüp “Değil mi sevgilim?”
Sonrasında da 5 saniye içinde Demir’in yakasına yapıştı. Demir de karşılık verince birbirleriyle dövüşmeye başladı. Bense sadece şaşkınlıkla onları izliyordum. Ve bu kavga kimsenin umurunda değildi. Herkes dansa devam ederken, kulaklarıma az sesli bir şarkı doldu. Ya da sesliydi ama uğultulardan dolayı duymuyordum şarkıyı. Sonrasında her yer uğultu doluydu. Bir anda Alaz adamın yakasını bırakıp mikrofona doğru ilerledi.
Kocaman bir kahkaha atıp “Benim güzeller güzeli ay çiçeğim, sevgilim.” Herkes dansı bırakıp Alaz’a dikkat kesildi. Alaz devam etti. “Benim canımın içi, Adenim. Benimle evlenir misin?” Herkes Alaz’ı alkışlarken ben şaşkınlıkla olanları izliyordum. Bu kadarı fazlaydı. Ve ben bu kadarına tahammül edemezdim. Elinde bir yüzükle bana yaklaştı ve diz çöktü. “Aden Arel, benimle evlenir misin?” O bunları beni zor duruma düşürmek için yaptığını çok iyi biliyordum.
Ama bilmeliydi benim ne kadar güçlü bir kadın olduğumu. Önce büyük bir kahkaha attım. Sonra “Hayır Alaz. Senin ile evleneceğime odunla evlenirim.” Yüzüne bir tokat geçirip yanından uzaklaşırken arkamdan Demir’in kahkahası yükseldi.
Ama ben tam dışarı çıkacakken bir el hila elimi tutup çekiştirmeye başladı. Ve bunu yapan kişi yine ve yine Alaz Yakardı. Onun ellerinden kurtulmaya çalıştım. Ama bir süre sonra yorgun düşüp kendimi bıraktım. Bir süre sonra sinirle yüzüne tokatlar geçirmeye başladım. Ama o hiç bir tepki vermiyordu. Sadece hızla beni çekiştiriyordu.
Elimi bırakır bırakmaz tam rahatlıyordum ki beni yanağımdan öptü. Ona “Ne yapıyorsun sen?” diye bağırdığımda Alaz kulağıma eğilip, “Alpin bize bakıyor, inandırıcı olsun istedim. Ayrıca odun neymiş sana göstereceğim ay çiçeği.” dedi.
Arabaya geçmem için kapıyı açtı ve ben de içeri girer girmez kapıyı yüzüne kapattım.
O umursamadan sırıtarak kapıyı açtı ve yanıma oturdu. Alpin gülerek, “Alaz Yakar red yiyebilirmiş, yeminle inanılmaz.” dedi sırıtarak.
Alaz, Alpin’e sert bakışlarla bakıp, “Bence susmalısın Alpin. Ne dersin?” dedi. Alpin hemen ağzına fermuar çekip bizi sırıtarak izlerken ben ölümcül bakışlarımı Alaz’ın üzerinden ayırmıyordum.
Alev ise anlayışla bizi izliyordu. Yolculuğun geri kalanı sessiz geçti. Eve gelir gelmez odama atladım ve yastığa başımı koyar koymaz uykuya daldım.
(Alaz’ın anlatımıyla)
Amacım kimseye görünmeden odama çıkmak ve uyumaktı. Hızla odama çıkarken Alev yolumu kesti. Mutlulukla, “Abii sen Aden’den hoşlanıyorsun,” dedi. “Kardeşinden saklama bunu, anladım zaten. Hadi abi söyle işte.”
Sinirle, “Alev yeter artık bana ‘Aden, Aden’ deyip durma. Başımın etini yedin.” dedim.
Alev tam 'Abi ama...' diyordiki sözünü kestim.'Yeter artık Alev bu konuyu açma artık.Hadi uyu artık.' dedim ve onun cevabını beklemeden hızla odama girip kapıyı kapattım.
Aklımda sadece o vardı ay çiçeği. Niye ölümünü erteleyip duruyordum.Gözleride çok güzeldi mesela. Saçlarıda ay çiçeği yaprağı gibi.Of niye aklıma onun gözleri ve saçları geldiki sanırım artık gerçekten deliriyordum. Sanırım artık bu işi kökten halletmeliydim ve en kısa zamanda halledecektim.
