6. bölüm · MARSELİ
6. BÖLÜM: AYNADAKİ DÜŞMAN
Maraz’ın parmağı tetikteydi.
"Beş saniye, Selin,"
dedi Maraz. Sesi titriyordu ama namlu milim oynamıyordu.
"Babamın hayatına karşılık senin ailen..."
"Ateş etme!" diye bağırdı Selin.
"Maraz, sesi dinle! Ses mekanik bir filtreden geçiyor ama kelime seçimlerine bak. 'Tiyatronuz çok dokunaklı' dedi. Bu cümleyi bu akşam yemekte kim kurdu?"
Maraz bir an duraksadı. Zihni o akşamki yemeğin ses kayıtlarını taradı. Cihan Arkan? Hayır. Kendi babası? O zaten ölüydü.
"Janus bir yabancı değil, Maraz,"
dedi Selin, silahın namlusuna doğru bir adım atarak.
"Janus, bu odayı görebilen, bizim her hamlemizi bilen ve en önemlisi... bu akşam bizimle aynı masada oturan biri. Bak!"
Selin, odanın köşesindeki devasa aynayı işaret etti.
"O ayna sadece bir ayna değil. Arkasında bir kamera yok, arkasında bir gözlemci var."
Selin, Maraz’ın elindeki silahı tuttu ve namluyu kendi kalbinden çekip tam aynaya doğrulttu.
"Janus bir sistem değil Maraz. Janus, hayatta kalmak için kendi ölümünü kurgulayan bir 'hayalet'. O aynanın arkasında kimin olduğunu biliyorum."
Maraz, Selin’in ne yapmaya çalıştığını anladı. Janus, onları birbirine kırdırarak geçmişteki kanlı izleri temizlemeye çalışıyordu. Maraz, silahı indirmek yerine aynaya doğru yürüdü ve namluyu camın tam ortasına dayadı.
"Eğer beş dakika dolduğunda ailelerimiz havaya uçacaksa,"
dedi Maraz, aynadaki kendi yansımasına bakarak, "bu senin de havaya uçacağın anlamına gelir. Çünkü bu süit, otelin merkezi havalandırmasına bağlı ve ben içeri girmeden önce sisteme bir virüs yükledim. Eğer biz ölürsek, bu katın tamamı bir dakika içinde yüksek basınçla mühürlenecek. Kimse dışarı çıkamaz."
Bu bir blöftü. Ama o kadar zekice kurgulanmıştı ki, aynanın arkasındaki sessizlik bozuldu.Ekranlardaki Janus büstü kayboldu. Yerine karanlık bir oda görüntüsü geldi. Odada sırtı dönük, tekerlekli sandalyede oturan bir adam vardı. Yavaşça sandalyesini döndürdü.Selin ve Maraz aynı anda nefeslerini tuttu. Karşılarındaki kişi, Maraz’ın öldü sandığı babası Gökhan Soykan’dan başkası değildi. Ama yüzünün yarısı yanık izleriyle doluydu.
"Tebrikler,"
dedi Gökhan Soykan, bu sefer filtresiz, gerçek sesiyle.
"Kendi kanınızdan olanlara ihanet etmeyi reddedip birbirinize tutundunuz. Gerçek Janus testi buydu. Selin, dedenin beni öldürmeye çalıştığı doğru. Ama baban... Cihan Arkan, o gece beni o enkazdan çıkaran tek kişiydi."
Selin ve Maraz donup kalmıştı. Tüm kurgu bir anda yerle bir olmuştu."Şimdi," dedi Gökhan Soykan,
"sahte nişanınızı gerçeğe dönüştürme vakti. Çünkü asıl düşman henüz masaya oturmadı. Deden Haldun Arkan yaşıyor Selin. Ve o, sizin bu ortaklığınızı bitirmek için çoktan şehre giriş yaptı."
