7. bölüm · Mardin aşkı
Pilan
Yatakta öylece yatıyoyordu perdelerin arasından sızan ışıklar yüzüne vuruyordu eliyle gözünü kapatı tekrar uykuya dalacağı sırada aklına bu gün nişan olduğu geldi hızlıca yataktan kalktı il yaptığı sate bakmak oldu satt 7.30 du yataktan fırlarcasına kalktı
Dolaptan kıyafet alıp giyindi ve aşağı indi mutfağa girince sofranın hazır olduğunu gördü " günaydın" mutfaktaki perde ona döndü " günaydın " gözünü mutfakta gezdirdi yapacak birşey olmadığını görünce" müsadenizle ben kızları uyandırıp geliyin " Zozan hanım genç kıza döndü
" Tabi müsade senin ve kovanda aşağı inerse onlar için sofrayı bahçede kurdum ," zişan onaylarcasına kafasını saladı ve yukarı çıktı ilk yaptığı kendi kaldığı odaya girmek oldu odaya girince zerşanı yatağın üstünde bulamayınca banyoya baktı ordada olmayınca dışarı baktı zerşan bahçede oturuyordu hızlıca oradan çıktı ve görümcelerinin odasına giti onları uyandırıp aşağı indi
Zerşan aşağıdaki çardakta muhtar ve bir kaç köylüyle sohpet ediyordu köylülerden Mahmut " ağam bizim köylünün sorununu biliyorsun " zerşan kahvesini masaya bırakıp konuştu " ben biliyorum ve sizede uyarsa aldığım tarlayı çiflik yapıcam inektir atır koyundur bu şekilde gelip orda çalışın " köyden üçüde kendilerini zerşanın eline atı öpmek için zerşan elini geri çekti " gerek yok ve bide tabi siz isterseniz kendi hayvanlarınızın sütünü bize satın "
" Tabi ağam olur " dediler ve müsade isteyerek kalktılar zerşan muhtara dönerek " biliyodunuz iki gün daha kalıp gidicez bu yüzden sizede zahmet olmasa işin başında durabilirmisiniz " muhtar başını onaylarcasına eğdi "
Zişan ev sahiplerine bulaşıkta yardım etikten sonra nişanın olacağı köy meydanına gittiler hazırlıkta onlara yardım eti nişanlanan kişiyi köydeki kızlardan öğrenmuşti adam otuzlu yaşların sonundaydı bu yüzden gelini merak etmişti oyüzden annesinden izin isteyip kızın odasına girdi yatağın üstünde 17 li taşlarda bir kız vardı " merhaba birşey sorucaktımda " kız gülümseterek " tabi buyrun hhanımım " zişansa kızın gülümsemesine karşılık vererek " nişanlanıcak kişi nerde " diye sordu " benim " zişanın yüzündeki gülümseme yerine şaşkınlıkğa vıraktı
" Nasıl yani sen reşitmisin " " hayır hanımım on yedi yaşındayım ama zaten reşit olana kadar onunla nişanlı kalıcam " zişan içeri girdi ve kızın yanına oturdu elini onun elinin üstüne indirerek " sen onu seviyormusun "
Kızın yüzü bir an düştü sonra toparlandı " zamanla oda olur " " pek sanmıyorum " " neden öyle söylediniz " " yani sevmek öyle kolay değil ha diyince olmuya üstüne bir de okadar yaş farkı girince " " aramızda o kadarda yaş farkı yok aslında " zişan buna inanmadı adam kırk hata elinde vardı nademek yaş aralığı yok " seni zorlamı evlendiriyorlar " " hayır " " bak emin misin adam eli yaşında falan " " ne " dedi genç kız şaşkınca " sen evleneceğin kişiyi bilmiyormusun " " hayır yanlış anladın " dedi gülerek " sadece eli yaşında deneme şaşırdım "
" niye şaşırdınki aşağıdaki kızların bana gösterdiği adam eli yaşındaydı " " hayır hanımım siz yanlış anlamışsınız dardelenlerin iki tane oğlu var onlar herlalde büyüğüyle evleneceğimi düşünmüş olucakı size muhtemelen büyüğünü göstermiştir ben onların İstanbul'daki küçük oğularıyla evlenicem " zişan hala teredütle kıza bakınca
" Gelin isterseniz size gösteriyim " zişan kızın teklifini kabul eti ikiside cama doğru yürüdü ve eliyle zerşanla konuşan adamı gösterdi " bak o " zişan adamı baştan aşağı süzdü uzun boyluydu zerşanla hemen hemen aynı boydaydı genç ve yakışıklıydı ikili tekrar yerlerine oturdu
Zişan tekrar yüzüne tebesüm yerleştirerek" seni hazırlanamı istermisin " " memnun olurum " diyerek cevap verdi zişan hatırladığı şeyle genç kıza döndü
" İsmin neydi " genç kız hafif bir tebesümle " zerya " zişan gülümsedi ve onu makyaj masasına oturtu " önce saçını yapalım olurmu " zerya onayladı zişan genç kızın up uzun saçlarını taradı ve saçını düzleşterdi ve dağınık bir topuz yaptı makyajına geçiceği sırada kapı çaldı içeri bir kaç kaadın girdi " şey kuaförden geldikte" zişan elindeki fırçayı bıraktı " e gerisini sizde halledin " zerya zişanın elini tutu " sen yap lütfen " zişan maközlere baktı " onlar daha güzel tapar " dedi ve odadan çıkacağı sırada zerya
" Lütfen " diyince arkasını döndü zerya bunun üzerine sinirle maközlere döndü " çıksanıza neyi bekliyorsuuz "
Bunu üzerine dışarı çıktı lar zişan genç kızın tepkisini anlamasada gelip makyajınıda haleti ve kıyafetinide giydirmesinde yardımcı oldu ve odadan çıktı
Nişanhazırlığı tamamen hazır olunca zerya ve demir aşağıya indiler masaya oturdular baklavalar dağatıldı yüzükler takıldı müzik çaldı eylencenin sonuna gelince herkes evine dağıldı
Zişan yarın için zerşanın aldığı yöresel elbiseyi ve altına neguteceğini hazırladı ve uyudu
Zişan sabah erkenden uyandı kahvaltıya yardım eti düyün akşam olucağı için köydeki şelaleyi araba tamir edilmişken görelim dediler yol akıp gidiyordu yarım sat sonra şelaleye varmışlardı arabadan indiler evin ve hevin heyecanla şekalenin yanına giti cihan ve zerşan getirdikleri ızgara malzemelerini arabadan indirdiler ve gölge alan bir yere kurdular
Zerşan ateşi yakarken zişan etleri mangala diziyordu zerşan zişanın yanına geldi zişan kafasını kaldırdı " ne oldu " zerşan derin bir iç çekerek " anen beni aradı seninle konuşmak istiyormuş " zişan kocasını duymamış gibi etleri dizmeye devam eti bunun üstüne zerşan yanında dış çökerek zişanın çenesinin altına koydu ve yüzünü kendi gözünün içine bakacak şekilde kaldırdı
" Bak sana birşey dicem sakin olucaksın " zişan hiç umursamadan hidetle kalktı " o kadın hakında konuşmak istemiyorum " dedi ve ağaçlık alanA doğru ilerledi gelen adım seslerinden zerşanında arkasından geldiğini anlaya biliyirdu ama bunu umursamadı biraz takip eder sonra caz geçer diye düşündü ve yürümeye devam eti bir süre öylece yürüdü zerşanbpeşini bırakmayınca koşmaya başladı annesi denen kadınla konuşmak istemiyordu
Zerşan koşan kadının ardından koştu ve zişanın kolunu yakaladı zişanı. gözlerinden yaşlar akıyordu zerşan karısına kızamıyordu çünkü haklıydı babası zişanın anesine ' istersen sizi koruma altına alırım kızını benim oğlumla evlendirmek zorunda değilsin' demişti ama annesi onunla evlenmesini onaylamıştı
Zerşan derin bir nefes aldı nasıl söylicekti bilmiyordu kerısını kendine çekti zişanın başını göğsüne yasladı ve sıkıca sarıldı zişan bir an bocaladı ne tepki vereceğini bilmiyordu ama sonunda zişanda kocasına karşılık verdi ve göğsünde ağladı zerşan karısını kendinden biraz çekti ve elini her iki yanağına koydu ve kafasın kendisine doğru kaldırdı " baban annenin üstüne kuma getirmiş annemde kabul etmeyince baban anneni dövmüş " zişan gözünün bebeklerinde endişe okunuyordu " iyimi " dedi sesi titreyerek " iyi babam onu konağa getirmiş babamda az önce haber verdi " " konuşmak istemiyorum " dedi zişan fısıltı gibi bir sesle " tamam sen bilirsin hadi gidelim " diyerek elini tutu ve geldikleri yoldan geri geldiler ormanı bitirip açık alana çıktılar zişan kalan etleri dizdi zerşan ateşi iyice harladı zişan etleri zerşana verdi zerşan etleri nangalın üzerine indirdi ve közle pişmesi için bekledi
Zişan şelalenin altında salata mslzemelerini yıkadı yanında getirdiği karpuzuda buz gibi suyun altına bırakıp serdikleri örtünün üzerine oturdu salata tahtasını alıp zalatayı doğramaya başladı evin gevin ve cihanda gelene kadar etler pişmişti güzelce sofrayı kurup yediler biraz şelaleyi gezdikten sonra karpuzkarınıda yiyip akşama doğru misafir oldukları eve geldiler düğün için hazırlandılar zişan tanında getirdiği setleri çıkardı birtanesini kendine taktı o sırada zerşan banyodan çıktı zişan kocasına dönerek " geline hangisini takıyım " dedi masanın üstünde duran altınları göstererek
Zerşan masanın yanına geldi ve setleri inceledi hepsi güzeldi ama en ağırını takmaları daha doğru olur diye düşünrü ama hepsi birbirinden ağırdı hangisini seçeceğine karar cermek hem zor hemde zaman isterdi
Zişan masanın önüne gelip setleri inceleyen kocasını süzdü üstünde bornoz vardı saçından akan sular boynundan süzülüp bornozun açık yakasından süzüldü zişan istemsizce yutkundu farketmeden ona ywklaştığını fark edince gözleri kocaman oldu anında ondan uzaklaştı eline gelen ilk seti slıp ," bu olsun " dedi ve hızlıca çantasına koydu " ben aşağı iniyim belki yardım edilecek bir şey vardır "
Zerşan karısının abi tepkisini anlamadı ama üstüne vakmayı yeni idrak eti zişanın üstünde onun aldığı sarı yöresel elbise vardı ve ona çok yakışmıştı gözleri boynundaki altınkara takılınca kaşlarını çatı o sırada zişan hızla kapıya yöneldi tam kapıdan çıkacağı sırada zerşan " bekle bi gelsene " dedi zişan anlamaz gözlerle ona baktı zerşan tekrar " gel " diyince mecburen yanına geldi içinden ' kesin ona baktığımı anladı adamı sapık gibi süzdüm nolucak ' yanına gelip yüzüne bakınca çatık kaşlarını gördü içinden hapı tütün zişan diye geçirdi
" Bilerek mi yapıyorsun " zişan anlamzlıktan gelerek " neyi " diye sordu zerşan derin bir nefes alarak ona taklaştı zişan kaçmaya çalıtı ama zerşan izin vermedi zişan kocasının Adem elmasıyla bakışıyordu kendine kızdıktan sonra kocasının boynundaki altını çıkardığını fark eti
" Napıyorsun " dedi sinirle zerşan kaeısının sinirine aldırış etmeden " olması gerekeni yapıyirum " dedi zişan hiç bir şey anlamamıştı olması gereken neydi " olmaaı gereken derken " " birde soruyormusun taktığının altına bak resmen en sadesini almışsın annem sana kızmakta haklı
" Pardon gösterişmi yapmam gerekiyor " zerşan derin bir of çekerek " gösteriş değil kendini beli etme annem sanki gösteriş yapmak için çil çil altın rakıyor konu gösteriş değil kendini orda her hareketinde hanımağa görüntüsünü vermek " zişan kırıldığını beli etmeneye çalışarak iğneleyici bir tavırla " haklısın ben kim hanımağa olmak kim " "yine herşeyi yanlış anlıyosun " derken setlerin arasında en güzelini seçerek zuşana rakmaya başladı ve o sırada konuşmasını devam ettirdi
" Sence hanımağa dengesini kurmasaydın dün nişanda sana bu kadar hürmet ederlermiydi senin bu konuda ki tek eksiği. Maalesef giyinmen ve taktıkların " zişan dalga geçer gibi bir sele " nasıl giyinmeliymişim " zerşan kelimedeki dalgayı fark eti ama birşey demeden karısının sorusuna cevap verdi " her zaman şık düzenli temiz ve çok abartı olmicak şekilde " " ben abartmayınca kızıyosun " " ben sana abart demiyorum sadece farkını ortaya koy " bucümle zişan beynine oturdu aslında kocasına hak vermiyor değildi bazen yerini herkese bildirmek gereken sınırı ve saygıyı öğretirdi bu şekilde bazıları durması gerektiği yeri anlaması için konuşmaya bile gerek olmazdı
