Bölümler 4Şu an: 3-İlk Görev
- 1 İthaf64 kelime
- 2 1-Davet1.032 kelime
- 3 2-Anlaşma1.098 kelime
- 4 3-İlk Görev1.864 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
bu köşkte ikinci günümdü ve hala bu insanlara alışamamıştım, onlar da bana.
merdivenlerden indim ve sessizce salona girdim. Saat daha çok erkendi benim ise son haftalarda uyku düzenim tepetaklak olmuştu. Salona girince beni karşılayan şey güzel bir şöminenin üstündeki büyük bir resim asılmıştı, eski tip çekilmiş bir resimdi
Talay ve Nerissa’nın evlilik fotoğrafı
başta ikisinin de evli olduğuna emin olamamıştım sonuçta Talay yakışıklı ve kendini yüksek görüyor olmalı neden Nerissaya şans versin? Nerissayı tam tanımıyorum ama sadece talanın yüksek biri olduğunu biliyorum.
Resmin altında bir yazı vardı ama o kadar anlamsız görünüyordu ki
Övkv fco vk bvfv alı vpgegej
kesinlikle bir şifreleme yöntemi
“şifreyi mi inceliyorsun?” biri arkamdan sordu ona döndüm Marsel
“çok mu ses çıkardım?” Marsel yanıma gelip benim gibi resme bakmaya başladı “hayır bu saatlerde uyanırım alışabildin mi?”
“gibi ilk kez bir ekibin parçası gibi hissediyorum”
“zamanla yuva gibi hissettiriyor”
“ama insanın yuvası ailesidir” diye düzelttim
Marsel burukça gülümsedi
“birçokları için aileler yalnızca hatıralardan ibaret olur; bir yuva değil kayıp bir anı”
yutkunmakta zorlandım, konuyu değiştirmek istedim ve yazıyı gösterdim
“bu bir şifre, dediğin gibi değil mi?”
kafasını sallayıp beni onayladı
“Talay, Sezar şifrelemesini sever”
“orda ne yazdığını biliyor musun?”
“Umurumda değil” gülümsedim Marsel ise gülmeme bakıp dönüp gitti
arkamı dönüp mutfağa gittim Caspian kahve içiyordu tam o sırada salondan gelen piyano sesiyle bakışlarımı oraya döndürdüm, zaten mutfakta yapacak işim olmadığı için büyük salona geri döndüm. Köşede eski tarz piyanoya oturmuş Nerissayı gördüm, herkese kıyasla bakımlıydı daha önceden uyanmış ve bakımını yapıp saçlarını taramıştı.
Nerissa’ya yaklaştığımda beni fark etmesi geç oldu ama ben daha da tuhaf bir şey fark ettim Nerissa’nın sağ gözünde yara vardı bana baktığında biraz utanmıştı
“Nerissa” diye mırıldandım
“üzgünüm umarım seni korkutmamışımdır, malum yara çok çirkin duruyor” bu söz taş yutmuşum gibi hissettirdi ondan korkuyorlar mıydı?
“sizin hakkınızda araştırma yaptığımda yüzümde bu yoktu”
“makyaj ile saklıyorum, Talay makyajdan nefret ediyor ama ben buna karşı gelemiyorum”
“üzüldüm eğer özel bir sebebi yoksa-”
“aslında var ama ekibe yeni geldiğin için sana kendimden biraz bahsedebilirim, belki sen de bana kendinden bahsedersin. Bir ara” gülümsedi, içten bir sıcaklığı vardı
“kabul, ama hayatım heyecanlı değildir” diye güldüm
“tamam bu yaranın nasıl olduğunu sana anlatacağım, çok küçüktüm 5-6 yaşlarındaydım benim ailem iyi insanlar değildi. Üstüne üstlük albino olunca babam annemin kendisini aldattığını düşünmüştü o yüzden hem annem hem de babam beni sevmezdi” Ah… kalbi küçükken yara almış ama büyüyünce de yarası geçmemiş çocuklar…
“bir gün yaramazlık yapmıştım, annem ise dersimi almam için sağ göz bölgeme kızgın yağa dökmüştü”
inanamadım, dünyada bunlar cidden yaşanıyordu
“çığlığımı duyan komşular polisi aradı ve ben ailemden alınıp bir yetimhaneye verildim”
“ ben duyduğuma üzüldüm” demekle yetindim “ya sen” diyerek bana baktı “benim senin gibi bir şeyim yok normal bir ailenin tek kızıyım sadece bu mesleği seçerek kavga etmiştim ve hala onlarla görüşmüyorum”
“basit minik kavgalar” gözüm tekrar tabloya kaydı “tabloda çok güzelsin”
iltifatıma gülümsedi “orda 20 yaşındayım” şaşırarak ona baktım “20 yaşında mı evlendin?”
aslında bu beni ilgilendirmezdi “evet ama bu hiçbir şey etkilemedi ben gene okudum”
tabloya bakarak gülümsedi “sana umarım iyi davranıyor dur” diye mırıldandım “bana aşık hem de çok” gülümsedim” tanışma hikayenizi merak ediyorum”
“bu başka bir günün konusu olsun” demek ki bugün öğrenemeyecektim
“hadi kahvaltı hazırlamaya yardım edelim” dedim
mutfağa doğru gittik herkes bir işin ucundan tutmuştu Nerissa beni dürttü “ben Talayı uyandırmalıyım sen bardakları koyar mısın?” kafamı salladım o ise hızlıca üst kata çıktı
mutfak Malazgirt savaşı'na dönmüştü, girmek istemezdim ama mecburdum, bardakları çıkardım
“dergili madam bugün uykuyu alamadın mı?” dedi Caspian yumurtaları kırarken “hiç sorma narnia çakması” dediğimde dolu bir kahkaha attım “Nicki sevdim” Talay da tıpkı Nerissa gibi bakımlı şekilde aşağı indi herkes masaya oturdu yemeğe başladık “bugün bir görev var” diye başladı Talay
“lütfen yemek masasında iş konuşmayalım” diye sitem etti Nerissa
Talay ise “pardon” deyip yemeye devam etti herkes sessizce yemeğe devam etti
yemek bitince ilk Talay masadan kalktı ve bana göz attı “Marsel, Yumi ve Victoria size görevim var işiniz bitince ofise gelin” kafamı salladım yemeği bitirince Marsel ile ofise çıktım Yumi çoktan çıkmıştı ofise girdik.
Nerissa sandalyesini Talayın yanına çekmiş birkaç kağıda yazı yazıyordu Yuminin yanına oturdum Talay hepimize baktı ve yutkundu
“Victoria bu görevde neler yapabileceğini bize göstermen gerek, Marsel burada araştırmacılarına ihtiyacımız var” hepimiz birbirimize göz gezdirdik Marsel bana uzun uzun bakıyordu
ne bakıyorsun lan dangalak demek istedim ama Nerissa konuya girdi
“bir aydan beri kayıp bir ergen vakası ailesi çok perişan orayı incelemeniz gerek”
“polis zaten incelemedi mi?” diye mırıldandım “bazı yerleri atlattıklarını düşünüyorum” dedi Talay
“ben de gideyim mi?” dedi Nerissa Talaya bakarak “sana ihtiyacım var hilalim” Talay kağıtlara bakarak Nerissa kafa salladı ve elindeki kağıdı Yumiye verdi
Yumi kağıtlarla birlikte arkamızdan geldi “hadi gidelim zaman kaybetmeyelim” dedi Marsel
aşağı indik ve arabalardan birine bindik Marsel arabayı sürecekti “sakın stres yapma ilk görevin olarak sana bunu verdiyse eminim basit bir şeydir” dedi Marsel ,söylediklerini Yumi kafasını sallayarak onayladı
“hadi bulalım şu kaybı” diye gaz verdim
yolda giderken pencereden etrafa baktım az bir yolumuz kalmıştı “Marsel radyoyu açar mısın?” dedim dikkat dağıtmak için Marsel sorgulamadan radyoyu açtı “siz de bitmeyen tüylerinizden kurtulmak mı istiyor-“ Marsel hemen radyoyu kapadı tutamayıp gülmeye başladım benim gülmemle Onlarda gülmeye başladı.
“Bu çok iyi denk geldi” dedi Yumi gülmeyi bitirirken “geldik ciddi olun biraz” Arabayı park ettikten sonra arabadan çıktık eve geldiğimizde aile hâlâ üzgündüm Marsel etrafa göz gezdirdi “nasıl birisidir polis etrafı aradı mı?” gözleri dolu anne derin nefes aldı “son zamanlarda fazla konuşmadık ve fazla aranmadı”
bir sessizlik oldu
bazı sessizler söylenmeyen sözlerden daha çok acıtır
“fazla konuşmadık derken? çocuğunuz sanıyordum” dedim “çocuğunuz…” dedi anne bize çocuğun odayı gösterirken etrafı inceledim Marsel masadaki defteri aldı ve inceledi sonra yerine koydu
“hikayemi yazıyor?” dedi Marsel “son zamanlarda yazmaya başlamıştı” dedi anne onaylayarak odayı iyice aradık ama bir şey yoktu ben de Marselin incelediği defteri tekrar inceledim son sayfalarda ikiye katlanmış bir yer vardı o kadar iyi katlanmış ki dıştan hiç belli olmuyordu
bir not kağıdı
“Yumi, Marsel ben bir not buldum” diyerek dikkati üzerime çektim “oku bakalım” dedi Marsel
kafa salladım ve okumaya başladım
“Sadece bunu söylemek istiyorum, ama neden bilmiyorum. Kime özür borçluyum? Beni hiç anlamayan aileme mi? Beni her gün aşağılayanlara mı? Yoksa doğmayı benden habersiz kararlaştıran kadere mi?
Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, artık yorulduğum. Her gün aynı savaş, her gün aynı acı… Hiç kimse gerçekten beni görmek istemedi. Sadece beklentilerini, kurallarını, yargılarını gördüler. Ben hiçbir zaman onların istediği kişi olamadım. Zaten olmak da istemedim. Ama olduğum kişi de kimseye yetmedi.
Bunu bir isyan olarak görmeyin. Bir yardım çığlığı da değil. Çünkü yardım istemekten de beklemekten de çoktan vazgeçtim. Sadece gidiyorum. Sizin dünyanızdan, sizin kurallarınızdan ve hiç dahil olamadığım bu hayattan.
Belki de hiçbir zaman doğmamış olmalıydım. Ama en azından artık var olmayacağım.
Hiçbir yıldız bir geceyi başlatmadan önce, sabahı görmüş müdür?”
diğerlerine döndüm
Annesi daha da ağlamaya başlamıştı
“hepsi bu” dedim
kağıdı inceledim ama başka bir şey yoktu, defteri aldım tekrar bakmaya başladım ve kağıdı bulduğum sayfa bir söz daha buldum
“burada bir şey daha var” dedim
“Hiçbir dalga, kıyıya vurmadan önce okyanusun derinliklerini görmüş müdür?”
Marsel hızlıca anneye baktı
“yakınlarda bir su kaynağı var mı? Göl gibi”
“evet. Arka mahallede meydanda büyük bir göl var”
“burada işimiz bitti aferin Victoria, göle gidiyoruz” dedi Yumi
hızlıca çıktık ve arabaya bindik
Marsel hızlıca göle sürmeye başladı
Yumi bu sıra polislere yakın göl için arama yapılmasını söylüyordu “her şey görmeye hazır ol su perisi” dedi marsel bana arabayı park ederken
su perisi ne alaka ki?
“ne görücem” yutkundum “ceset bile olabilir” dedi Yumi kapıyı açıp çıkarken ben de çıktım “su perisi ne alaka?” dedim Marsele bakarak
“telefon kabında mavi peri var” güldüm demek dikkat etmişti gölün yanına geldik ve suya baktık
“su kirli” dedim “valla mı?” diye takıldı Marsel “tertemiz ya” diyerek devam etti
bu adamla uğraşılmazdı
bizden sonra en yakın karakoldaki polisler geldi ve arabalarını park etti
Yumi onlara defterde bulduğumuz kağıdı verdi polisler ise sualtı arama kurtarma ekibine haber yolladı “gidecek miyiz?” dediğimde ikisi bana baktı “eğer sualtında bir şey bulunursa evet” dedi Marsel “onlar gelene kadar konuşalım” Yumi bana soru sorma hakkı vermişti “Astrid annesine benziyor huyları yani” dedim Marsel sesini yükseltti
“Annemi nereden tanıyorsun? dedi sinirle “Nerissa ona annesi gibi davranıyor” dedim
“bilmiyor Marsel açıkla öğrensin” diye kızdı Yumi
bana döndü “öz kız kardeşi onu yıllardır hem babalık hem de abilik yaptı Nerissa ona annelik yapıyor gibi ama Talay bundan biraz rahatsızdır” dayanamayıp “neden?” diye sordum Yumi nefes aldı “Nerissa ve Talayın çocukları olmuyor Nerissa acısını Astrid ile bastırıyor” bu aşırı üzülmeme neden olmuştu Marsel sadece sustu yere baktı “iyi olun buna ihtiyacımız var” dedi Yumi arabaya yaslanarak “bize kendini anlat Victoria” dedi Marsel ve ekledi “seni tanımak istiyorum”
“fazla büyük bir geçmişim yok” diye sıyrılmaya çalıştım “sarılamazsın” dedi Yumi sırıtarak
“iyi gelirli iyi olan bir ailenin tek çocuğuyum”
“yoksa sen de mi ailenle artık konuşmuyorsun?” dedi Yumi
“gibi eskisi gibi değil ailem seçtiğim meslekten dolayı kızgınlar” Yumi güldü
“bu ekipteki herkesin bir ortak noktası var ;ebeveynler” Marsel göle doğru bakarak konuştu "bu bir tesadüf mü?” Yumi bana göz kırptığında gülümsedim
sualtı ekibi gelmişti ve suda arama yapmaya başlamıştı
ipucu bulunmasını çok istedim ama aradığımız ergen çocuğun burada olmasını istemedim
hayat zaten adil değilken yaşamın ona bunu yaptırmasını istemiyordum ölümü çocuklara yakıştıramıyordum
Yumi diğer polislerin yanına gitti Marsel ile yalnız kalmıştık
“sert tepkimden dolayı özür dilerim” dedi sessiz kaldım
“alo” bana döndüğünde kafamı çevirdim
“kime diyorum ben” dedi ve sertçe önüme geçti “bana bakacaksın”
gözlerine baktım mavi, bok mavisi
“Anladım” dediğim anda gölde hareketlilik oluştu oraya baktım sudan bir şey çıkardılar bir şey değildi, birini.
yutkundum Yumi yaklaştı “bu o, ölmüş yakın zamanda adli raporu çıkar şu andaki intihar olarak dosyaya yazılacak” dedi duygusuzca
gözlerim doldu “cesedi görebilir miyim?” dedim “delirdin herhalde” dedi Marsel dolu gözlerimle ona baktım Yumi “iyi gel” onu takip etmeye başladım Marsel arkamdaydı Yumi polislerden yardım istedi ve cesedin olduğu adli poşeti açtılar
bu bir erkekti hayatımda gördüğüm en güzel erkek çocuğuydu…o bir çocuktu
ama bir sorun vardı bu çocuk bir aydır kayıptı ama cesedin bir aydan beri ölü olduğunu gösterecek bir çürüme yoktu, sanki saatler önce ölmüştü
saatler önce ise kendini bu göle atacağını düşünürsek çırpındığını kimse mi görmezdi? su dalgıcı polis bize yaklaştı “bu gölün en derin yeri 1.58 ve bu çocuk uzun” o zaman anladım
bu intihar değildi bu bir cinayetti
köşke geldiğimizde ilk Talayı bulup bunu konuşmak istiyordum
Marsel ve Yumiye cesette fark ettiğim ayrıntıyı anlattığımda sadece susamı istediler
mutfağı girdim Caspian bana baktı “a dergisini okuduğum kadınsı” dedi “Talay nerede?” dedim nefes verirken “o ofistedir” hızlıca üst kata koştum ve ofise girdim Nerissa , Talay ve bana baktı Yumi buraya önceden gelmiş ve rapor vermiş “Talay seninle konuşacak” dedi Yumi çıkmadan bana bakarak o çıkınca Talay bana oturmamı işaret etti oturdum “bu intihar değil” diye hızlıca odaya girdim Talay bana anlamsızca bakıyordu “al işte bu görev onun için çok fazla geldi” dediler Nerissa sinirli şekilde “cesedi bulacaklarını düşünmüyordum ben ipucu için göndermiştim” Nerissanın ben çıkınca Talay’a kızacağı çok belliydi Talay bana döndü “başla seni dinlemek istiyoruz” kafamı salladım
“bu çocuğun intihar ettiğini düşünmüyorum ceset çok yeni gibiydi, bir ay kayıpsa neden hemen kendini öldürmedi? biz gelmeden hemen önce ölmüş gibi” Talay parmağını kaldırıp sessiz olmamı istedi “heyecanlısın ama bu yorum adli rapor çıkınca yapabiliriz o zamana kadar bu yorumunu unutma”
sessizce kafamı salladım ve çıktım
Boğulmuştu ama bileklerindeki morluklar hâlâ hayatta kalmak için savaştığını söylüyordu…
Bölüm etkileşimi
