37. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Sude Birer

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 67Şu an: 37. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm747 kelime
  2. 2 2. Bölüm896 kelime
  3. 3 3. Bölüm1.029 kelime
  4. 4 4. Bölüm711 kelime
  5. 5 5. Bölüm890 kelime
  6. 6 6. Bölüm876 kelime
  7. 7 7. Bölüm652 kelime
  8. 8 8. Bölüm999 kelime
  9. 9 9. Bölüm822 kelime
  10. 10 10. Bölüm662 kelime
  11. 11 11. Bölüm803 kelime
  12. 12 12. Bölüm661 kelime
  13. 13 13. Bölüm975 kelime
  14. 14 14. Bölüm985 kelime
  15. 15 15. Bölüm969 kelime
  16. 16 16. Bölüm941 kelime
  17. 17 17. Bölüm992 kelime
  18. 18 18. Bölüm997 kelime
  19. 19 19. Bölüm605 kelime
  20. 20 20. Bölüm497 kelime
  21. 21 21. Bölüm983 kelime
  22. 22 22. Bölüm665 kelime
  23. 23 23. Bölüm898 kelime
  24. 24 24. Bölüm737 kelime
  25. 25 25. Bölüm678 kelime
  26. 26 26. Bölüm573 kelime
  27. 27 27. Bölüm830 kelime
  28. 28 28. Bölüm757 kelime
  29. 29 29. Bölüm741 kelime
  30. 30 30. Bölüm691 kelime
  31. 31 31. Bölüm889 kelime
  32. 32 32. Bölüm1.022 kelime
  33. 33 33. Bölüm864 kelime
  34. 34 34. Bölüm840 kelime
  35. 35 35. Bölüm980 kelime
  36. 36 36. Bölüm818 kelime
  37. 37 37. Bölüm1.032 kelime · Okuduğun bölüm
  38. 38 38. Bölüm1.022 kelime
  39. 39 39. Bölüm927 kelime
  40. 40 40. Bölüm925 kelime
  41. 41 41. Bölüm987 kelime
  42. 42 42. Bölüm941 kelime
  43. 43 43. Bölüm1.160 kelime
  44. 44 44. Bölüm855 kelime
  45. 45 45. Bölüm1.130 kelime
  46. 46 46. Bölüm1.163 kelime
  47. 47 47. Bölüm957 kelime
  48. 48 48. Bölüm919 kelime
  49. 49 49. Bölüm1.300 kelime
  50. 50 50. Bölüm1.254 kelime
  51. 51 51. Bölüm1.066 kelime
  52. 52 52. Bölüm1.261 kelime
  53. 53 53. Bölüm1.335 kelime
  54. 54 54. Bölüm1.129 kelime
  55. 55 55. Bölüm1.033 kelime
  56. 56 56. Bölüm944 kelime
  57. 57 57. Bölüm1.469 kelime
  58. 58 58. Bölüm1.036 kelime
  59. 59 59. Bölüm961 kelime
  60. 60 60. Bölüm1.094 kelime
  61. 61 61. Bölüm1.100 kelime
  62. 62 62. Bölüm1.091 kelime
  63. 63 63. Bölüm403 kelime
  64. 64 Ayla Karahanlı'dan🌸276 kelime
  65. 65 Yazardan💙298 kelime
  66. 66 ❗️DUYURU❗️173 kelime
  67. 67 🌸YENİ KURGULAR🌸14 kelime

Günün yarısını alışveriş yaparak geçirmiştik.

İnatçı oğlumuz sonunda kendini belli etmişti ve bizde tam anlamıyla alışverişimizi tamamlamıştık.

Hâlâ ufak tefek eksikler olsa dahi çoğunu tamamlamış sayılırdık.

Günün yorgunluğunu üzerimden atabilmek adına kısa bir duş aldım ardından yatağa uzanıp Yiğit'in yanıma gelmesini bekledim.

Yeşim anne ve Çise bize daha fazla rahatsızlık vermek istemdiklerini söyleyip çiftlik evine gitmişlerdi.

Biz ne kadar burada kalmalarında hiçbir problem olmadığını belirtsek bile kabul etmemişlerdi, bizde fikirlerine saygı duymuştuk.

Yiğit duştan çıkıp yanıma uzandı. Beni kendine doğru çekip saçımı okşamaya başladı.

"Güzelim eksikleri not al onları da başka zaman halledelim."

"Olur sevgilim hallederiz."

"Yarın zaten beşik gelir oğlumuzun odasını yavaş yavaş hazırlarız."

"Duvarların rengini de değiştirebilir miyiz?"

"O nasıl bir soru? Eğer istersen tabiki de değiştiririz."

"O zaman bebek mavisi yapalım mı?"

"Olur güzelim yapalım. Ben Alperen'e söylerim boyayı getirir yarın beşik gelmeden boya işini hallederiz."

"Alperen demişken Çise ile aralarında sanırım bir şey var."

"Bende öyle hissediyorum güzelim ama bakalım yakında kokusu çıkar."

"Onlarda çok mutlu olsunlar Yiğit! Tıpkı bizim gibi."

"Olsunlar güzelim. Onlar da tıpkı bizim gibi mutlu olsunlar."

Sevdiğim adama sıkı sıkı sarıldım. Tam gözlerimi kapatacağım esnada;

"Güzelim oğlumuzun ismini düşündün mü?"

"Aslında aklımda bir isim var ama sadece ben karar vermek istemiyorum. İkimizin ortak kararı olsun istiyorum."

"Senin kararlarına saygı duyuyorum güzelim bunu biliyorsun. Onun için sen eğer istiyorsan benim için bir problem olmaz."

"Ama benim için olur Yiğit! Ben oğlumuz ile olan kararları birlikte vermek istiyorum."

"Peki o zaman güzelim sen hangi ismi düşündün?"

"Ömer!"

"Tam da oğlumuza layık bir isim."

"Yiğit seninde bir isim söylemeni istiyorum."

"Asaf!"

Yiğit'in elini karnıma götürüp elimle birleştirdim.

"Annen ve baban seni sabırsızlıkla bekliyor Ömer Asaf! Sağlıkla gel oğlum."

Gözümden bir damla yaş akmasına engel olamamıştım.

Oğlumuzun ismini Yiğit ile karar vermiştik.

Ömer Asaf...

5 Ay Sonra;

"Neden böyle yaptın? Neden beni hiç sevmedin? Ben sana ne yapmış olabilirim?"

Kabusun etkisiyle hızla doğrulduğumda midemin bulunması ve başımın dönmesi kaçınılmaz olmuştu.

Yiğit'i uyandırmamak adına yavaş yavaş tuvalete doğru ilerledim.

Bu aralar mide bulantım azalması yerine artmıştı bir de üstüne baş dönmesi eklenince hepten benim için işkenceden farksız oluyordu.

Yiğit sesimi duymuş olmalı ki yanıma gelip sırtımı sıvazlamaya başlamıştı.

Hamileliğimin 7. ayındaydım ve her gün daha da zorlanıyordum.

Banyodan Yiğit'in yardımıyla çıktık ve yatağa uzanmamı sağladı.

"Güzelim iyi misin?"

"İyiyim."

"Pek iyi görünmüyorsun hastaneye gidelim mi?"

"İyiyim bir şeyim yok!"

"Miden bulanıyor mu hâlâ?"

"Yok bulanmıyor!"

"Neden beni kaldırmadın? Bu halde zor olur tek başına gitmen!"

"Yiğit ne zamana kadar sen yanımda olacaksın? Tek başıma halledebilirim!"

"Tamam güzelim sakin ol!"

Ne olduğunu anlamadığım bir şekilde gözyaşlarım bir bir akmaya başladı.

"Noldu ela gözlüm? Ne dedim ki ben şimdi?"

"Yiğit ben annemin mezarına gitmek istiyorum!"

"Nereden çıktı bu şimdi?"

"Kaç gündür rüyalarıma giriyor. Kaç gündür gözüme uyku girmiyor. Artık mezarı dahi olsa onunla yüzleşmem gerekiyor."

"Hayır Ayla! Buna izin vermem! Kendine daha fazla eziyet etmene izin vermem!"

"Böyle çok mu iyi sanki? Yiğit ben nefes alamıyorum. Boğulacakmışım gibi hissediyorum. Lütfen, sana yalvarıyorum beni onun mezarına götür. Bir kere ilk ve son kere yüzleşmeme izin ver!"

"Ayla güzelim ben senin için oğlumuz için istemiyorum. Kendini mahvedersin!"

"Böyle de mahvoluyorum. Bari bir kerede kurtulmuş olacağım. Yoksa her gün ben ölüyorum Yiğit!"

Yiğit beni kendine doğru çekti ve daha çok ağlamaya başladım.

Tamam annem benim için bu zamana kadar hiçbir fedakarlık göstermemişti ama onunla ilk ve son kez yüzleşmek istiyordum.

"Tamam ağlama hazırlan götüreyim seni!"

"Yerini biliyor musun?"

"Biliyorum hadi hazırlan!"

Hemen üzerime bir şeyler geçirip aşağıya inmiştim.

Yiğit de gelince vakit kaybetmeden yola çıkmıştık.

Ani karar vermiştim farkındaydım, yüzleşmek için hazır mıydım bilmiyordum ama tek bildiğim şey vardı içimdeki öfkeyi artık kusmak istiyordum.

Artık içimdeki öfke, kin, kızgınlık, kırgınlık bütün olumsuz duyguları yok etmek istiyordum. Eğer yok etmezsem kendime zarar verecktim bunu çok iyi biliyordum.

Mezarlıklara geldiğimde tek bir adım dahi atamamıştım.

Öylece bekliyordum. Karşımda Nebahat Çevik yazısı duruyordu ama ben kıbırdayamıyordum.

Tüm gücümü toplayıp bir adım attım ama sanki attığım adım havada kalmış gibi hissediyordum.

Arkamda bir hareketlilik hissettiğimde arkama döndüm.

"Yiğit yalnız bırakabilir misin?"

"Kendini çok hırpalamayacaksın ama!"

Sadece başımı sallamak ile yetinmiştim.

Yiğit yanımdan ayrıldı bende tüm gücümü toplayıp annem olacak kadının mezarının başında durdum.

"Ben geldim! Hiç sevmediğin, bir kere bile olsun annelik yapmadığın kızın geldi."

Derin nefes alıp konuşmaya devam ettim.

"Bak! Bak eserin ile gurur duy! Sana buraya dua etmek için gelmedim. Sana buraya içimdeki öfkeyi, kini kusmak için geldim."

Gözyaşlarım akmaya başlamıştı.

"Ben daha 22 yaşındayım ama bak anne olacağım 2 ay sonra. Ama bu bebek kimin biliyor musun?"

Gözlerimi kapatıp derin nefes aldım.

"Bu bebek senin çok sevdiğin ve iş birliği yaptığın adamdan. Hasan Çevik'ten."

Artık gözyaşlarım yerini hıçkırıklara bırakmıştı.

"Hiç mi değerim yoktu gözünde? Hiç mi sevmedin beni? Ben senin hayatında hep bir fazlalıktan ibaret miydim?"

Söylenecek o kadar çok şey vardı ki cümlelerimi nasıl toparlayacağımı bir türlü bilmiyordum.

"Ben senden çok bir şey istemedim. Ben senden sadece bana inanmanı istedim. Ben senden bana annelik yapmanı beklemedim zaten. Diğer anneler gibi benim saçımı okşamanı, bir derdim olduğunda dinlemeni istemedim. Ben senden sadece bana inanmanı istedim. Sadece inanmanı."

Olduğum yerde diz çöktüm. Artık ayaklarım beni taşımıyordu.

"Sen bana inanmadın. O herif bana her pislik yaptığında sen bunu görmezden geldin. Bak sonuca bak! Onun bebeğini taşıyorum şimdi! Ama sonuç her ne olursa olsun ben senin gibi bir anne asla olmayacağım!"

Elimi karnıma koydum ve oğlumu hissetmek istedim.

"Ben oğluma senin gibi bir annelik yapmayacağım. Senin aksine onun saçını okşayacağım, senin aksine ona inanacağım, senin aksine bir derdi olduğunda dinleyeceğim ve senin aksine oğluma çok iyi bir anne olacağım."

Yavaş yavaş ayağa kalkıp son cümlemi kurdum.

"Senden ölesiye nefret ediyorum. Sen benim bu hayattaki en büyük pişmanlığım olarak kalacaksın. Sen benim bu hayattaki en büyük sanşsızlığımsın. Sen benim bu hayattaki hayal kırıklığımsın. İki cihanda da ellerim yakanda olacak!"

Son kurduğum cümle bu olmuştu. Arkama dönüp Yiğit'e doğru gideceğim esnada gördüğüm kişi ile bir adım geriye doğru gitmek zorunda kalmıştım.

Nereden çıkmıştı bu? Ne işi vardı burada ve nereden biliyordu burada olduğumuzu?

"Demek ki bu bebek benden!"

Tam itiraz edeceğim esnada elini saçıma dolayıp beni yere doğru itti.

"Sakın inkar edeyim deme her şeyi duydum. Demek bu bebek benden!"

Bu bölüm diğer bölümlere nazaran biraz daha uzun oldu. Çok sıkmamak adına yarıda kesip diğer bölüme entegre edeceğim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🖤

Keyifli Okumalar🩵

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.481okunma 14beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.