5. bölüm · Lyra Black

Bölüm 5: Farkındalıklar

Dilan Bys

"evet çocuklar, diagon yoluna hoşgeldiniz."

İki çocukta etraftan gözlerini alamıyorlardı. Önce dikkatlerini, yakın dükkânın önündeki kazanlara daha sonra ileride ki başka bir dükkandaki hayvanlarla dolu girişe ve diğer yerlerin doluluğuna baktılar.

Hagrid iki çocuğun şaşkın ve belkide biraz ürkmüş suratlarına baktı. Harry etrafın kargaşasından dayanamayıp hagridin elini sıkıca tuttu. Lyra'da her ne kadar buranın hayaliyle yanıp tutuşsada bu kalabalık ona da fazla gelmişti. O da dayanamadı, fakat hagridin elini tutacak kadar ona güvenemedi, yavaşça koca adamın uzun kabanından tuttu.

Hagrid her iki çocuğunda ona bu yaklaşımından memnun olup zaferle gülümsedi. Nede olsa o hagrid'ti herkesin ona çekinerek bakmasına, dışlanmaya ve korkutucu bir şeymiş gibi bakılmasına alışıktı... Ama bu iki çocuk ona iyi hissettirmişti. Sanırım bugün üçüde hayatlarında ki hiç olmadıkları kadar iyiydi.

Hagrid nereye gideceğini bildiği bir şekilde ilerlerken iki çocukta peşi sıra geliyordu. En son lyra durdu ve bir yere bakınmaya başladı. Hagrid bunu hissederek arkasına döndü ve küçük kızın baktığı noktaya baktı.

Hayvanlarla dolu bir dükkan ve sevinç çığlıkları atan bir sürü çocuk... Lyra gördüğü an heveslendi ve aynı hevesle hagride baktı.

"İkinizede bunlardan birer tane alacağız" dedi hagrid."ama önce parayı almamız gerek."

Hagrid dev cüsseliyle yolu iki çocuğa açıyordu. İkili az önce uzaktan gördüğü dükkanları şimdi daha da yakından görüyorlardı. İkiside her tarafı inceleyerek bakınıyordu.

"Gringotts,"dedi hagrid.

Tüm binaların sonundaki onlara kıyasla daha uzun, daha bakımlı bir yere gelmişlerdi. Fakat ikili, Kapının önündeki 'şeye' bakakaldılar. Bu da ne böyle diye düşündü lyra ama günlükte okuduğu şey geldi aklına, anneside böyle birşey gördüğünü yazmıştı ve ona 'cincüce' demişti.

Hagrid " bu bir-" demeye kalmadan lyra lafa atlamış" bu bir cincüce" demişti. Hagrid tatlı gülümsemeyle kıza başını saklamıştı.

Harry ise şaşırmıştı onunda kendisi gibi olması gerekmez miydi? Nereden bilmişti bunu diye düşündü. Hagridin cincücenin yanına gitmesiyle, ikili peşi sıra ilerledi.

Hagridin başka bir cüceyle konuşmasıyla birlikte içeri girip vagonlara binmişlerdi. önce harry'nin kasasına daha sonra lyra'nın kasasına gidip, iki çocuğun cebini altın paralarla doldurmuştu. Hagridin deyişiyle onlara 'altın galleon' deniyordu. Ve onlardan her ikilinin kasasında da bolca vardı. Anlaşılan ailelerinin eli boş değildi.

Artık paralarını da aldıklarına göre hogwarts alışverişi şimdi başlayabilirdi. Az önce gördükleri tüm dükkanlardan ilkine girip gerekli kitapları almışlardi şimdi ise Ollivenderler: kusursuz asalar dükkânına girmişlerdi.

Hagrid gür sesiyle " iyi günler!" diye seslendi, ama görünürde ne ses ne de biri vardı.

Sonunda "Merhaba" diye kenardan bir ses duymalarıyla, yerlerinden sıçradı iki çocuk! hagrid ise bunu biliyormuş gibi başını iki yana salladı. o bu durumu biliyordu.

"Evet," dedi adam. "Evet, evet sizi yakından göreceğimi biliyordum Harry Potter ve ?"

"Lyra black." Diye sessizce söyledi kız. Bunu duyan adam kaşlarını yukarı kaldırdı ve şaşkınca hagride baktı.

"İkisini bir araya getirmenin iyi bir fikir olmadığını dumbledore söylemiştim... Ah, belli ki pekte umrunda değilmiş."

"Dumbledore ne yaptığını hepimizden iyi biliyor!" Diye yükseldi dev adam. Satıcı ise artık gerisi umrunda değilmiş gibi başını iki yana salladı. Her iki çocukta şaşkınca birbirine baktı, neden böyle birşey demişti ki bu adam?

"Her neyse, eh- Bakalım miss. Black" hemen arkasında ki raftan bir kutu çıkardı."maun ve kalın gövdeli bir asa... bu babanızın asasıyla eş ve uygun bir asaydı. Ah, ama onunla iyi şeyler yapmadı. Dur bakalım, bunu sana veremem... belkide Maria'ninkine benzer bir tane verebilirim."

Adam bir anda arkalara doğru ilerledi. Hagrid küçük kızın omzuna elini koydu. "Endişelenme, sen gerçekleri biliyorsun..." rafın arkasından garip sesler gelmesiyle birlikte üçü de arkaya bakmaya başladı. Yaşlı adam sürekli kutuları kenarlara atıp istediğini bulamadığı mırıltılar çıkarıyordu. bir asa arıyordu anlaşılan. kısa bir sürenin ardından yüzünden zafer edasıyla elinde bir kutuyla geldi.

"İşte! Yirmi altı santim Söğüt dalından-anka ateşi. Tılsım dersine birebir uygun al bakalım."

Lyra eline aldığı gibi içini kıpır kıpır edicek farklı ama iyi birşey hissetti. Sanki bu tam ona göreymiş gibi...

Hepsi kızın yüzündeki parıltıdan bunun ona uygun asa olduğunu anladılar. Ollivender bilmiş bir edayla "harika! Tek seferde oldu." Diyerek ellerini çırptı. Sıra Harrye gelmişti ona da uygun asayı bulduktan sonra içeriden çıktılar.

Ve sonunda lyra'nın içten içe, İlk gördüğü andan beri aklından çıkmayan yere gelmişlerdi.
Hayvanların olduğu yer...
Elbette ki lyra hayvanları çok severdi birçoğu insan gibi, ama onun sevme nedeni çok başkaydı. Babası bir animagustu! Annesinin babasına karşı hayranlık duyduğu şeylerden biri, ve aynı zamanda lyra'nın da okuduğu an şaşkınca bir hayranlık duyduğu şeydi. Babası Kuzgun siyahı bir köpeğe dönüşüyordu bu yüzden hep bir köpeği olsun isterdi en azından yalnız kalmazdı... Fakat yetimhane müdüresi buna asla izin vermezdi. bu yüzden, bu hayalini içine atmıştı ama şimdi birine sahip olabilirdi!

Dükkana girdikleri anda Harry beyaz bir baykuş beğenip almıştı hatta isim bile koymuştu. Hedwing...

Lyra ise tam bir hayal kırıklığı yaşıyordu istediği Kuzgun renkli köpeği geç, köpek bile yoktu içerde.

Üzgünce başını eğdi... Hagrid bir sorun olduğunu anlayıp kızın yanına eğildi. Eh böyle bile kız başını kaldırıp bakıyordu adama.

"Ben bir köpek istemiştim, ama yok hagrid."

Hagrid küçük kızın üzgün sesini duyup teselli vericekken, yüzünden tatlı tebessüm hiç eksilmeyen küçük Potter konuşmaya başladı.

"Belkide yeni bir hayvana bakmalısın lyra, ne de olsa asıl onların bize ihtiyacı var... Gel hadi, birlikte bakalım ve sana Uygun birini seçelim!"

Küçük elleriyle, kızın elini tereddüt etmeden tuttu. Lyra bir ona bir de çocuğun tuttuğu ele baktı ama Harry fırsat vermeden kızı peşinden sürükledi ve kafeslere bakıp öneriler sunmaya başladı. Hagrid ise onları tebessümle izledi.

Yılanlar, tavşanlar, kediler, fare türleri baykuş türleri... birbirinden farklı, birbirinden güzel bir sürü dost!

Kız geldiğinden beri köpek arayışında olduğu için bu kadar güzel hayvana elbette ki bakmamıştı. Ve sonunda bir kuş kafesinin önünde durmuş, kuzgun siyah rengiyle bürünmüş kuşa baktı. Bu bir karga mıydı ah hayır tabiki değildi. çünkü siyah rengine karşın kanatları kırmızı renkli bu kuştu...

Küçük kız kuşa hayranlıkla baktı. Harry, kızın yüzündeki hayran ifadeyi görünce, kendisinin bu âna vesile olduğunu düşünüp böbürlendi. Göğsünü kabartıp hagride el işareti yapıp yanına çağırdı.

Kafesi eline alırken söylendi hagrid"ona bir isim vermelisin lyra." Lyra kısa bir an düşündü ona uygun isim ne olabilir acaba diye...

Annesinin yazdığına göre Black ailesindeki tüm isimler yıldızlardan geliyormuş, hatta kendi ismide burdan gelmiş. İlk doğduğundaki fotoğrafıda günlükteydi. Ailesi, fotoğrafını çekip altına 'Adı gibi bir yıldız' yazmışlardı.

Bunun düşünerek kuşa-kuşuna klasik bir isim vermek yerine onu anlatan bir isim koymak istedi.

"Kızıl kanat, ismi kızıl kanat olsun hagrid."

"Bu harika bir isim lyra ona yakıştı." Üçüde gülümsedi. Her birinin içi rahattı artık. Kızın yüzündeki gülümseme artık belli belirsiz görünmek yerine ortadaydı, bu da hagridi daha da mutlu ediyordu.

Ve evet alışveriş artık bitmişti.
İki çocukta birbiri hakkında pek az şey biliyordu elbette. dükkandan çıktıkları anda ikilinin ismi hızla meydana yayılmış herkeste fısıldaşmalar başlamıştı...

"Black kızıyla birlikte mi gelmiş?"

"O Harry Potter mı?"

"Nasıl yani cidden hayatta mıymış?"

"Bu inanılmaz!"

"Bahse varım Black kızı aynı babası gibidir! Dışarda olmamalı!"

"Dumbledore'un işi olduğu söyleniyor, derdi ne bu adamın? Yeni bir cinayet mi!"

Ve dahası...

Lyra ve Harry anlamıyordu ne olmuştu böyle neden herkes bu şekilde onlar hakkında konuşuyordu. Harry, sağ kalan çocuk olduğunu öğrenmişti onunla ilgilidir diye düşündü. Fakat lyra neden onun hakkında kötü konuşuluyordu onun babası... Ne yapmıştı?
Lyra ise babasının suçsuz olduğunu, ama hâlâ insanlar tarafından suçlandığını biliyordu. Bunu atlatacaktı, başkalarının sözlerini, hele ki babası hakkında kötü konuşan insanların sözlerini umursayamazdı.

Harry etraftaki konuşmalardan sıkılmış bir edayla hagridin arkasına geçti, güvendeymiş gibi hissediyordu bu şekilde. Lyra ise etrafın baskısından kaçmayacaktı, hemen hagridin diğer yanına geçip başını dikleştirdi. Ve emin adımlarla hagridin yanında yürüdü. Anlaşılan bunlarla hayatı boyunca uğraşacaktı ve hayatı boyunca kaçamazdı. Şimdiden dik durmayı bilmeliydi.

Ellerinde hagridin getirdiği, eşyalarını taşımak için olan el arabası vardı tüm aldıkları buradaydı. Hagrid onları bir muggle yerinde ki tren istasyonuna getirmiş daha sonra bir işi olduğunu artık gitmesini gerektiğini söylemişti. "peron dokuzu üç çeyreğe gidin." demiş ve gitmişti. İki çocuk önce birbirlerine baktı, daha sonra sessizce istasyona girdiler.

Anlaşılan hogwartsa yolculuk başlıyordu...