20. bölüm · Lunapark | Texting
19•
BİZ GELDİKK HEM DE UZUNNN BİR BÖLÜMLE!! 🥳
OY VE YORUM PLS🥰
--
Üzerime ince, mevsimlik hırkamı geçirip boynuma iki fıs parfüm sıktıktan sonra telefonumu cebime atarak odamdan çıktım. Vakit gelmişti ve öyle değilmişim gibi davransam da heyecandan avuçlarım terliyordu. Gerçekten gelecek miydi? Yüzünü görecek miydim veya nasıl olacaktı bilmiyordum.
Bilmediğim şeyler beni hep germişti bugüne kadar.
Kısa bir anlığına, kim olduğumu açıklamak için Berken Efe'yle buluştuğumu hayal ettim. Tabii hayalimde o da bana aşıktı...
Off kızım bi kendine gel ya ne bu tantana? Timsal'le buluşuyorsun, Berken Efe yok artık resetlen!
Kendi kendimi tokatlayarak salona çıktığımda babam tek gözünü kırparak bana baktı. "Hayırdır kızım nereye?"
"Kızlarla buluşacağız parkta baba ya, bir saate dönerim."
"Bu saatte?"
Saat dokuz olmak üzereydi ama hava daha yeni kararmıştı. Babalık yaz geldi neredeyse ya, sal bizi bir şey olmaz.
"Sabahattin rahat bırak kızları, park yakın zaten," diye imdadıma koşan anneme gülen köpek çıkartması gönderdim ama annem görmedi tabii.
Arkadaşlar tabii ki de içimdeki sosyal iletişim ağından gönderdim yani saçmalamayın. Kendi kendime konuşuyorum ya hep! Sanki bilmiyorsunuz..
"Bir şey mi dedik sanki hanım, aaa!"
"Bir şey dedin mi dedim ben, Sabahattin?"
"Demedin mi?"
"Demedim, Sabahattin. Söylenme demeye getirdim."
"Tamam, gülüm."
Hazır birbirlerine laf yetiştirmeye başlamışlarken çaktırmadan kapıya doğru sıvıştım ve hallerine gülerek evden çıktım.
Üst üste gelen bildirim sesi sokağı doldurduğunda aceleyle telefonumu cebimden çıkardım. Sabahtan beri akşamı zor etmem bir yana, kızları da epey darlamıştım ve artık sadece ben değil dört kişi birden heyecanla buluşmamı bekliyorduk. Arkadaşlık bunu gerektirir cnm.
Akşin= Belinay, Leyla, Buse.
Ok?
hAYatA kAyAnLaR💅
Beloş'umm: Kızım hadi gelsene
Beloş'umm: Biz geldik yoksunuz
Busemsu: Harbi la
Busemsu: İnsan ilk datesine geç kalır mı
Busemsu: Neys ikisi de geç kalmış knk sorun yok
Akşin: nE
Akşin: OLM NEREYE GELDİNİZ???
Beloş'umm: E buluşmicaz mı
Akşin: LAN BEN BULUŞCAM SİZ DEĞİL
Akşin: Allah'ım 😫😫
Busemsu: Seni beni mi var kankim ya ayb ediosn
Akşin: Ya bu böyle bir şey değil ya.....🤦🏻
Leyloşş'um: QJDJCLQŞGLGŞWŞGŞHŞWLTŞGŞQŞ
Leyloşş'um: Kral valla ben uyardım ama dinlemediler
Leyloşş'um: Neymiş illa gözlemliceklermiş
Leyloşş'um: Belinay biz ÜÇÜMÜZÜ boyum kadar bi ağacın arkasına sakladığını sanıyor
Leyloşş'um: Hayır yani birinin kafası girse diğerinin götü meydana çıkıyor başka taraftan.
Leyloşş'um: Ben zaten Allah'a emanet artık
Leyloşş'um: İnşallah saklanıyorumdur amk
Beloş'umm: Napmışımkine
Beloş'umm: Gayet de saklanıyoruz
Busemsu: Ben de saklandığımıza inanmak istiyorum kanka
Leyloşş'um: Anca inanmaya çalışırsınız zaten🤦🏻
Akşin: OF SİZ MANYAK MİSİNİZ QJWJCLQŞFLCLWLGLFLW
Akşin: Delircem
Gülsem mi ağlasam mı modundayken parka giriş yapmıştım. Etrafa göz gezdirdiğim sırada benden tarafa hayvan gibi el sallayan üç kızı fark etmemle sesli bir şekilde gülmeye başladım. İnşallah tek fark eden ben olurdum da bu gece rezillik olarak tarihe kazınmazdı.
Şok şok şok! Sıçmaya bile beraber giden dört genç kız, buluşmaya giden arkadaşlarını bu sefer de yalnız bırakmadı!
Beynimin içinde ana haber bülteni sunan arkadaşı güç bela susturdum. Parkta bizden başka, bankta oturan genç bir çift ve çimlere yayılmış bir aile vardı. Timsal'in varlığına benzer biriyse henüz gözükmüyordu. Herkesten uzağa, salıncakların olduğu tarafa geçerek ikili salıncaktan soldakine oturdum.
Sakin ol, sakin ol, sakin ol Akşin...
Ee nerede kaldın lan Tibet Sığırı??
Saat dokuzu beş geçiyordu ve tabii ki de bu durumu kullanacaktım. İsminin olduğu sohbete tıklayarak yazmaya başladım.
Akşin: İlk buluşmasına geç kalan erkek👎🏻👎🏻
Akşin: Pardon erkek demişim
Akşin: Düzeltiyorum
Akşin: ⚽️
Mesajlarım anında görüldü olmuştu.
Timsal: LAN SEN BANA GAY Mİ DİYORSUN
Akşin: Tövbe haşa
Akşin: Ben sadece top emojisi attım☺️☺️☺️
Timsal: Kızım o kadar heyecanlıyım ki gülemiyorum
Timsal: Bide bir gerginim ki sorma
Timsal: Offff
Timsal: KANLI CANLI YANINA OTURACAĞIM AMK
Akşin: Açıkçası ben de çok heyecanlıyım
👉🏻👈🏻
Akşin: Seni görecek miyim🥹🥹🥹🥹🥹
Akşin: İnanılmaz geliyor
Bir süre ekrana sadece baktı, görüldü oldu fakat cevap vermedi.
Akşin: Timsal cevap versene niye görüldü atıyon
Birkaç saniye daha bekledim ve ses çıkmayınca tekrar yazdım.
Akşin: Olm kime diyorum
Akşin: LAN NERDESİN????
Timsal: Ay pardon ya
Timsal: Bayılmışım da🫠
Akşin: Geri zekalı ahshxjakdjd
Akşin: He bu arada
Akşin: "Ay" diyen erkek ⚽️⚽️
Timsal: AKŞİN
Akşin: WKDJCKRLFWOTKGKEKRK
Akşin: Tamam tamam gel hadi
Timsal: Bu arada beni tabii ki görmeyeceksin, üzgünüm Akşin
Timsal: Yanına oturacağım ama lütfen benden tarafa dönüp izin verdiğimden fazlasını görmeye çalışma, olur mu güzelim?
Akşin: Tamam🥲
Çevrimdışı olduğunda yanıma geleceğini anladım. Kızların çok uzağa oturduğuma dair sitemlerini görmezden gelip ortaya attıkları, arayarak konuştuklarımızı dinleme fikrine de olumsuz yanıt verdikten sonra her ihtimale karşı grubu sessize aldım. Telefonumu kucağıma koyarak derin bir nefes çektim içime ve beklemeye başladım.
Adım attıkça kumların çıkardığı sesleri daha net duymaya başlamıştım. Geldi ve tam arkamda durdu. Neden arkamda durduğunu anlamaya çalışır gibi gözlerimi kıstığım sırada sol yanımdan bir gül uzandı. Hayretle karışık gülümseyişim dudaklarımdan taştığında gülü aldım.
Boş salıncağa doğru ilerledi büyük adımlarla. Söz verdiğim gibi sadece karşıma bakıyordum. Salıncağın önüne geçerek oturduğunda yüzüne taktığı maskeyi görür gibi olmuştum. Üzerine giydiği füme rengi sweatin kapüşonunu kafasına geçirip suratını da iyice kapatmıştı. İçimdeki tarifsiz duyguyu bastırmaya çalıştıkça yüzümdeki gülümseme istemsizce artıyordu sanki.
Sırıtmaya devam ederken gülü burnuma götürüp kokladım usulca. "Hoş geldin," diye mırıldandım. "Gül için teşekkür ederim, çok zarif."
Cebinden telefonunu çıkararak tahminimce bana yazmaya başladığında ofladım. "Sesini de mi duymayacağım gerçekten, ne anladım bu işten oğlum ben?"
Bendeki kibarlık buraya kadardı valla.
Burnundan verdiği nefesle güldüğünü anlamıştım. Gözlerimi devirdim. "Baya mutlusun kral ya maşallah, sana da eğlence çıktı."
Peş peşe aldığım bildirimlerle birlikte ekranı açtım.
Timsal: Sana geldim kız
Timsal: Hoşum tabii
Timsal: Senin kadar zarif değil ama neyyyyse idare et artık
Timsal: Tam kedi gibi mırladığından utandığını düşünecektim ama hemen sövmeye başladın
Timsal: Salıncak salıncak olalı böyle güzellik görmemiştir anasını satayım ya
Mesajlarını okurken sırıttım. Timsal yazmaya devam ediyordu.
Timsal: Ayrıca yüzünü göstermeyen sesini duyurur mu sence yavrum
Timsal: Az mantık🤏🏼
"Kalkıp gideceğim şimdi he. Bir de utanmadan zorbalıyorsun ya! Sence ben seni buraya kös kös oturmak için mi çağırdım, çocuk?" Tripli konuşmalarıma ek olarak ayağımı uzatıp bacağına hafifçe vurdum. Böylelikle ikimizin de salıncağı sendelemişti. Başını, yaramazlık yapan küçük kızını uyarır gibi iki yana salladığında saçlarımı savurup çenemi dikleştirerek salıncağı küçük hareketlerle sallamaya başladım. Bir yandan da kırmızı gülümün yapraklarıyla oynuyordu parmaklarım. Kafasını hafifçe bana doğru çevirdiğinde söz verdiğim gibi sadece ileri bakmaya çalışıyordum ama bu iş git gide zorlaşıyordu.
Ah bir kez gözlerini görsem...
Birkaç saniye öylece yüzümü izlediğini hissettim. Derince soluklandı yıllar sonra ilk kez nefes alıyormuş gibi. Sakince önüne döndü ve olduğu tarafa bakmadığımdan tam anlamıyla göremediğim ama ince olduğunu düşündüğüm parmakları klavyede hareketlenmeye başladı.
Timsal: Ben seninle ne yapacağım ya
Timsal: Yüzünün bir kısmını görünce bile kalbim ağrıyor oğlum
Timsal: Konuş artık yoksa Adını Feriha Koydum'un yeni Feriha'sı ben olacağım
Timsal: Feriha'dan iyi bayılırım yani o bakımdan
Tepkisine karşın sesli bir kahkaha patlattığımda bir bildirim daha geldi.
Timsal: GÜLME ŞÖYLE AMKKKK İMDAT YA
"Gerçekten bu sıcakta maske mi taktın?"
Timsal: Her türlü önlemimi almam lazımdı cnm
Göz devirdim. "Bana olan güvenin şaka mı?"
Güldüğünü hissettim.
Timsal: Sana kendimden çok güveniyorum ama bu farklı
Tatlı bir tebessüm yüzümü yalayıp geçtiğünde boğazımı temizleyerek ciddileştim. "Şimdi şöyle ki... Ben vazgeçtim, Timsal."
Şak diye söylemiştim çünkü gerçekten vazgeçmiştim.
Kurduğum cümleyle birlikte, az önce bana ayak uydurarak hafifçe salıncağı sallamaya başlayan bacaklarının hareketi bir anda durdu.
Berken Efe benimle konuşmaya devam ettiğinde içime kocaman bir umut dolmuştu fakat sonrasında yazın ortasında güneşte kalmış bir balon gibi sönmüştüm. Ne olmuştu bilmiyordum fakat halinden ve tavrından her şekilde belli oluyordu artık konuşmak istemediği. Elimden gelebilecek bir şey yoktu. Karalar bağlamıştım, içim hâlâ acıyordu ama öfkeli yanım içimin yangınını farklı bir boyuta taşımıştı. Her üzüldüğümde kendime ve Berken Efe'ye olan sinirim de katlanarak artıyordu. Berken Efe böyle biri değildi, ne olmuştu da Akay'a karşı bir anda bu kadar değişmişti her gece düşünüyordum ama bulabildiğim söylenemezdi.
Bu şekilde devam etmek istemiyordum. Tıpkı onun yaptığı gibi her şeyi bir anda bitirip, içime gömüp hiç olmamış gibi devam etmek istiyordum. Amacım Timsal'i kullanmak değil, onunla iyileşmek ve beraberimde onu da mutlu etmekti. Gerçekten sevgimi hak eden birini sevmek ve onun sevgisini hak eden o kişi olmak istiyordum. Mutlu olmak istiyordum...
Timsal kısa bir duraksamanın ardından, "Neden?" yazdı. Ona tabii ki de gerçeği söylemeyemezdim çünkü Berken Efe'nin, Timsal'e benden bahsetme ihtimali vardı. Yani ben olmayan benden işte. Sonuçta yakın arkadaşlardı. Benim kızlara nefes aldığımı bile söylediğimi baz alırsak kesinlikle Berken Efe de ona yazan anonim bir kızla olan konuşmalarını arkadaşına anlatmış olabilirdi.
"Sevdiği kıza adım atmak istiyormuş, öyle söyledi," diye küçük bir yalan attım ortaya. Rahatsız olmadığım söylenemezdi ama buna mecburdum. İkisinin de Akay'ın ben olduğumu bilmemesi hepimiz için en iyisiydi. "Benimle konuşmaya devam edemezmiş, bu bana da haksızlıkmış falan filan..."
Keşke böyle bir açıklama yapsaydı bana. Kısa birkaç cümleye bile layık görülmemiştim.
Timsal bir şey yazmadığında devam ettim. "Lütfen beni yanlış anlama, kimsenin boşluğunu doldurmak değil amacım. Asla hem de." Söyleyeceklerimi bitirmeden yazmaya başladığında sustum.
Timsal: Öyle olsa bile umursayanın ta amk
Timsal: Kızım sen benim aşkımı hafife alıyorsun ha
Timsal: Sen benle gönül eğlendirsen, eğlendin diye dünyalar benim olur amk
Timsal: Ama yine de öyle biri olmadığını biliyorum
Timsal: Yüreğini tanıyorum ben senin
Son mesajını okuyana kadar hissettiğim yoğun duyguların kalbimi ağrıttığını fark etmemiştim. Yazdıkları gözlerimin dolmasına sebep olduğunda, buruk bir tebessüm daha peydahlandı dudaklarımda. Dolu dolu gülümsedim ekrana. Öyle gülümsedim ki kendimi durduramadım ve gülüşüm küçük bir kıkırtıya dönüştü. Burnumu çekerek gökyüzüne baktım. Yaşlar taşsın istemiyordum. "Çok tatlısın..." diye mırıldandım.
"Bende ne gördüysen, sendendir..." diye fısıldamasını beklemiyordum tabii. Bir anda elim ayağım buz kestiğinde az kalsın kafamı çevirip ona bakacaktım. Zar zor frenlediğim hareketlerime aldırmadan elimi küt küt atan kalbime kapadım. Sesini tam olarak duymamıştım, fısıldamıştı sadece ama bu da bir adımdı. Hem, ne demişti o?
Bende ne gördüysen, sendendir... Böylesine hayranlık dolu bir sevginin muhatabı gerçekten ben miydim? Gurursuz ve fütursuzca. Kendi bile önemli değildi, tek odak noktası bendim. Bu nasıl mümkün olabilirdi? Gerçek olabilir miydi..
"Birinin beni bu kadar sevebileceğine inanmazdım hiç."
Cevabı gecikmemişti.
Timsal: Çok seviyorum, haddinden fazla
"Seni sevmek istiyorum, Timsal. Sevgine layık olmak istiyorum..."
Timsal: Sen, tüm güzel şeylerin tek layığısın
Cevabımı bana olan sevgisinin hissettirdiklerini anlattığını düşündüğüm bir şarkıyla vermek istedim ve kısa çaplı bir arayışta sonra listemdeki o şarkıya tıkladım.
Kürşat - Öyle Bir Sevdin Ki
Çalmaya başlayan melodiyle ekranı kapatıp telefonu kucağıma bıraktığımda Timsal de aynını yapmıştı. Can kulağıyla dinlediğini fark edebiliyordum. Kafasını ritme göre ağır ağır sallıyor, tek ayağını yere vurup kaldırıyordu. Nakarat kısmına gelince mırıldandım hafiften. "Öyle bir sevdin ki beni, seni güneşim sandım.."
Şarkının bitmesine yakın gelen mesajla ekranım yeniden aydınlandığında, mesajın Berken Efe'den geldiğini gördüm. Umursamadım ve anın büyüsüne kapılmaya devam ettim.
Şarkı bitince kafasını eğdi, eğilmesiyle birlikte kapüşonun altından alnına uzanan saçları havalanmıştı. Ağır hareketlerle salıncaktan kalktı, dikleşti ve yavaş adımlarla karşıma geçti. Kalkarken maskeli yüzünü görür gibi olsam da kendimi anında toparlayıp önüme döndüm. Net göremediğim gözleri bile ne kadar yakışıklıydı lan öyle?
Ne diye söz verdin ki gebeş kaplumbağa seni. (Aynaya karşı :d)
Eğer bu çocuğa aşık olursam turnayı gözünden vuracaktım, inanıyordum. Berken Efe'den sonra birini yakışıklı bulduğum için anlık bir şok yaşadım. Daha tam görmemiştim bile. Wtf?!
"Gözlerini kapatır mısın?" diye sordu fısıldayan sesiyle. Dediğini yaptım. Nefesim sıkışıyordu boğazıma. Öperse ağzına sıçardım, imdat!
Elimden tutarak ayağa kalkmamı sağladı. Gül kucağımdan düşerken almaya çalışacaktım ama izin vermeden tek hamleyle bedenimi göğsüne çekip kollarını sımsıkı etrafıma sarmasıyla içimi tarifsiz bir huzurun kaplaması eş zamanlı olmuştu. Yavaş yavaş gevşediğimi hissettim. Bu farklıydı. Berken Efe'yle sarılmamdan daha iyi hissettirmişti neredeyse. Ona olan öfkemden dolayı mı Timsal'e karşı bu kadar yakın hissetmeye başlamıştım bir anda, anlamıyordum. Çözemiyordum fakat anı yaşamak istiyordum. Sımsıkı sarılmasına, yumuşak bir karşılık verdim. Beni göğsüne daha çok bastırdığında saçlarımı kokladığını duyumsamıştım. Kulağıma yaklaştı ve bu gecenin son sözleri gökyüzüne karıştı.
"Solumdasın, Akşin. Her anlamda."
-
Evett bölüm sonuuuu
NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ ARKADAŞLAR YORUMM???🤩🤩
