2. bölüm · LUMINATH

Balo

Azra GÜL

BÖLÜM 2 ;

Hepimiz kapıya döndük. Kapıda bir postacı vardı. Hepimize yetecek kadar balo davetiyesi verdi. Anladığım kadarıyla kasabada çok büyük bir balo daveti vardı. Kasabadan ve kasabanın dışından insanların gelebileceğini öğrendim. Her yıl düzenleniyormuş bu balo ve herkes gelirmiş; çocuktan yaşlıya.

Elion bana dönüp,
“Gidecek misin? Ben de ona göre seninle geleyim,”
dedi. Ben de kafamla onayladım. Oraya kesinlikle gidecektim. O balo bensiz olamazdı.

Anladığım kadarıyla balo tam 2 hafta sonraydı. Dreven hemen atladı:
“Ben net gideceğim. Orada görmek istediğim şeyler olacak,”
dedi. Bu cümlesi içime daha çok kurt düşürdü. Bu çocuk bir şeyler saklıyordu... Ama ne saklıyordu? Bunu sadece ben bulacaktım, bu kesindi.

Bir anda kendimizi kasabanın alışveriş merkezinde bulduk. “Blood AVM” diye kocaman bir yazı vardı. AVM’nin adı Blood’du. “Çok garip,” diye içimden geçirip onlarla birlikte içeri girdik.

Çok fazla balo için şey vardı ama bir elbise çok dikkatimi çekti. Dedim ki: Bu benim elbisem! Bu elbise tam benim. Benim için yapılmış.
Satıcıya sorduğumda, çok özel bir parça olduğunu ve pahalı olduğunu söyledi. Çünkü sadece bir tane üretilmişti. Fiyatını umursamadan direkt aldım.

Elion da kendine bir takım elbise seçti arkadaşlarıyla. Sonra ben, günlük hayatta giymek için birkaç kıyafet daha aldım. Bayağı para harcadım. Makyaj malzemesi bile aldım. Elime poster sığmayınca birazını da Elion aldı.

Sonra eve döndük ve ben her şeyi yerleştirdim. Her zamanki gibi kulaklığımı kafama geçirip yeni bir şarkı açtım ve şarkı dinleyerek uyudum.

Ve zaman, göz açıp kapayıncaya kadar geçti.
Balo günü tam olarak yarındı. Ama Dreven biraz daha garipleşmişti. Geceleri odasından garip sesler duyuyorduk ve bu hepimizi rahatsız ediyordu. En son yanımıza çağırıp,
“Dreven, sen iyi misin?”
diye sorarak çözüm aramaya başladık. Ama Dreven sadece gözünü devirdi ve sessizliğini korudu.

Şu iki haftada yemek yemedi, her gece evden çıktı ve markete birlikte gittiğimizde yemeklere, bize garip garip bakıyordu. Dreven’in bu tavırları Rayen ve Elion’u şaşırtıyordu. Bana karşı zaten Elion çok yakın davranıyordu.

Akşam olmak üzereydi ve bir posta geldi. Dreven alıp odasına çıktı. Sonra elinde buruşturduğu bir kağıtla geri geldi. Bayağı sinirliydi. Elion şaşırıp,
“Ne oldu kardeşim?”
diye sordu. Ama Dreven kağıdı üstümüze atıp evden çıktı. Ben kağıdı alıp okumaya başladım. Bu mektup, Dreven hakkında söylenen bir tehditti. Mektupta şöyle yazıyordu:

Dreven, plana başlamazsan sana bahsettiğimiz şeyler olacak. Sabrımız taşmak üzere. Biraz daha böyle devam edersen ailene ve karına zarar vereceğiz.

Dreven evli miydi? Aklımızda kocaman bir soru işareti oluşmuştu. Hemen Elion’a ve Rayen’e baktım, onlar da şaşkındı. Ama Rayen, modu yükseltmek için,
“Neyse, en azından altın takmamış olduk,”
deyince kahkaha attım.

Elion da güldü ama sonra,
“Aman, cidden modu düşürmüyoruz. Yarın balo var,”
dedi. Haklıydı. Mod düşürmek iyi olmayacaktı. Bu sadece bir saçmalıktı. Ondan dolayı modumu hiç düşürmedim ve gece yine şarkı açtım.
Bu sefer Mavi Gri’den Altüst Olmuşum çalıyordu. Sözlerini dinlemeye başladım:

Nasıl başlarsa öyle bitermiş aşklar da
Yaşım, başım olmadan bildiğim bir tek şey var
Unutma, seni benden daha çok seven asla
Bulamazsın, bulamazsın her yerde arasan da...

Bu şarkıyı öyle çok sık dinlemezdim ama dinlerdim.

İnsan sahipsiz kalır ya
Anlar o zaman
Hep sendin, (hep özeldin)
Nefes almak zor...

Sözleri anlamlıydı.

Üstüm başım, altüst olmuşum
Bana verilen candan hesap sormuşum
Bir varmışım, bir yokmuşum
Acı çekerek ölmek için doğmuşum...

Nakarat geliyordu:

Ömrümün en güzel yıllarında
Bi’ deli kara sevdaya tutulmuşum
Haberin yok mu, zalim?
Ben, sen diye kalbimi mahvedip durmuşum...

Tam orada uyuyakaldım.

Balo günüydü.
Sabah olur olmaz, üstüme aldığım elbiseyi giydim ve çok abartılı olmayacak bir makyaj yaptım. Saçımı topuz yaptım, önüme perçemlerim düşüyordu.Elbise;

Bayağı güzel olmuştum. Kendi kendime: “Kim bu güzel kız?”
Aşağı indim. Elion beni süzdü ve dudaklarını ısırıp,
“Vay vay vay,”
dedi. O da çok yakışıklı olmuştu.

Bir şeyler yiyip evden çıktık. Balo yerine gittik. Balo cidden çok güzel tasarlanmıştı. Ve onu gördüm... Kael’i.
Ama umursamadım. Gözüm Elion’dan başkasını nedense görmüyordu. Elion da aynı şekilde bana bakıyordu. Ve dansa başladık. Elion belimi kavradı, diğer eliyle de elimi tuttu. Gözümü onun gözlerinden alamadım. O da sadece bana bakıyordu. Kendimizi dansın ritmine bıraktık.

Fakat Kael rahat durmadı. Bizim tarafa doğru adamlarıyla birlikte çatışma çıkarttı. Biz Elion’la el ele tutuşup kaçtık.
Elion'la koşabildiğimiz yere koştuk ve en son bir ev bulduk, onun arkasına saklandık. Bayağı karanlıktı. Kolumda kaçarken ağaçtan kaynaklanan bir çizik olmuştu. Elion yaranın kanadığını görünce, hiç umursamadan ceketinden bir parça yırttı ve koluma sardı.

"Ne yapıyorsun salak? Güzelim, ceketi mahvettin."

Elion, Lyra'nın gözünün içine baktı.

"Senin de kolun mahvoldu ama ceketten önemli değil," dedi.

O an kalbim resmen vücudumu delecekti. Deli gibi atıyordu. Ona sarıldım ve:

"Teşekkürler..." dedim.

Tek diyebileceğim şey buydu. Başka bir şey nasıl söyleyebilirdim ki zaten? Ama biliyordum, kalbim sadece ona atıyordu. Elion kulağıma:

"Her zorluğu seninle birlikte atlatmak istiyorum, Lyra..." dedi.

Yutkunamadım. Bu bir teklif miydi? Aşırı heyecanlandım.

"Ben de..." dedim ve ona sarıldım.

Sanırım ona aşıktım. Sanki bana kapkaranlık bir yerde ışık tutuyordu. El ele eve gittik. Evde müzik açıp koltukta sarıldık. Ben uyuyakalınca beni yatağıma taşımış, evin üst katına... Sonra odasına gidip uyumuş.

Birkaç hafta çok hızlı geçti. Her geçen gün aşkımız daha da artıyordu. Birbirimize çok bağlıydık, seviyorduk. Biz otururken Rayen telefonla konuşup bir oraya bir buraya gidiyordu. Başım dönünce:

"Dur artık," dedim.

Ve o sırada kapı çaldı. Kapıyı açtım, Dreven karşımdaydı. Kan gölü içindeydi. Elion hemen gelip Dreven’in koluna girdi:

"Lan noldu?!" diye bağırdı.

Rayen de telefonunu yere düşürüp yanımıza koştu ve Dreven’i tuttu.

Akşama doğru Dreven kendine geldi ve her şeyi anlattı. Aslında onlara zarar vermek için görevlendirilmişmiş. Ama zarar vermeyince ailesine, ona ve karısına zarar vermişler. Adı da aslında Dreven değil, Steve’miş. Gerçekten hepimiz şaşırdık. Ama ona üzülüp iyi karşıladık. Yine de güvenemedik. “Ya bu da bir oyunsa?” dedik. Ama Steve iyiydi. Bize karşı da iyiydi. Enerjisi artık güzel geliyordu.

Bu bir nebze beni rahatlatmıştı ama hâlâ güvenemiyordum. Güvenimi kazanmak kolay değildi. Bir süre geçti ve Dreven, yani Steve güvenimi kazandı. Ben ise daha iyi bir plan için uğraşıyordum.

Elion gelip:

"Sevgilim, daha fazla yorma kendini. Sonra yaparsın. Gel film izleyelim," dedi.

Kulaklığımı çıkartıp onu onayladım ve oturup film izlemeye başladık. Ve bayağı film izledik...

Birkaç gün sonra Elion, Lyra, Steve ve Rayen kampa çıktılar. Ama Steve “Karımı da alalım,” diye tutturduğu için onlar birlikte gittiler ve Lyra ile Elion baş başa kaldı.
Lyra, her zamanki gibi müziğe bağlılığından telefondan şarkı açtı ve söylemeye başladı. Elion da ona bakarak eşlik etti.
Can Ozan'dan Toprak Yağmura çalıyordu:

Toprak yağmura, ben sana
Aşık olduk yeniden
İmkansız gibi görünen
Bu mesele

İkisi de şarkıyı söylüyordu. Ve şarkı devam etti:

Girdi aklıma her gece
Tanıdık bir melodi
Sen miydin sebebi
Söylesene

Elion, Lyra’ya yaklaştı ve şarkıyı ona aşkla bakarak söyledi:

Bir kadın gelir, değiştirir seni
Alıştığın o sert, kararlı şeklini
Yüz binlerce yıldır böyledir gider
Suyun kumsala vurması gibi
Vurması gibi

Lyra da ona bakarak soyledi .

Ve gök ağladı her sabah
Ben kayboldum yeniden
Şu camlardan süzülen
Tane tane

Kolunu omzuma attı.

Ve hep uykuya dalmadan
Düşündüm geceleri
O yazdığın dizeleri
Ezberimde

Lyra, Elion’a sarıldı:

Bir kadın gelir, değiştirir seni
Alıştığın o sert, kararlı şeklini
Yüz binlerce yıldır böyledir gider
Suyun kumsala vurması gibi
Vurması gibi

Lyra farklı bir şarkı açtı.
Fatma Turgut’un İkimizden Biri şarkısı çalmaya başladı:

Kağıtlara bakarak öğrendim katlanmayı
Ruhlarımız sessizce ağlarken uyumayı
Sar sar sar beni
Öpüşün daha dün gibi
İkimizden biri ölmeliydi

O sırada bir düşman gördü Lyra ve Elion’un elinden tutup telefonunu cebine attı, onunla kaçtı. Şarkı hâlâ çalıyordu:

Yanıyor evim, aklıma düştüğün an
Nefret ediyorum senden o zaman
Biliyorum eskisi gibi olamaz artık hiçbir zaman
Yanıyor evim, seni çok özledim tamam
Nefret ediyorum kendimden o zaman
Biliyorum eskisi gibi olamaz artık hiçbir zaman

Lyra şarkıyı kapattı. Elion’u kaybetme korkusu bu şarkıyla daha da derinleşti.
Elion’la birlikte gidebildikleri kadar kaçtılar. Adam bir süre sonra yorulup peşlerini bıraktı.
Onlar da arabayla Bullpen’e dönüp eve geldiler.
Lyra onu kaybetmekten çok korkuyordu.

“Ben onsuz yapamam,” dedi kendi kendine.

Elion bunu duydu ve onun alnından öpüp elini tuttu:

“Lyra, bana bir şey olsa bile ben her zaman seninleyim. Seni asla bırakmayacağım.”

Lyra onun elini tuttu, sarıldı:

“Seni çok seviyorum ama sana bir şey olmasından korkuyorum...”

Elion onun yüzünü tuttu:

“Bana bir şey olursa olsun, sana olmasın yeter. Seni her zaman koruyacağım.”

Ve sarıldılar.
Lyra, onu kaybetme korkusuyla ona daha çok bağlandı. Bırakmak istemiyordu ama içindeki korku onu yiyip bitiriyordu.

Tam romantik anlar yaşanırken Rayen ve Steve korkuyla içeri girdi.
Steve bağırdı:

“LAN KARIM YOK!”

Şaşkınlıkla ona baktık.
İlk defa onu bu kadar korkmuş görüyorduk.
Eşi Lara neredeydi?