1. bölüm · LULUBELE NİNENİN GÖKKUŞAĞI REÇELLERİ.

Bölüm 1;Gümüş Kepçe Ve Fısıldayan Çiçekler.

Azra Yapıcı

Güneş, pamuk şekerine benzeyen bulutların arasından süzülüp Lulubele Nine’nin minik, tahta penceresinden içeri sızdığında, mutfaktan mis gibi, insanın burnunu gııklayan tatlı bir koku yükselmeye başlamıştı bile.

Bu mutfak bildiğiniz mutfaklara hiç benzemiyordu; raflarda kendi kendine şarkı söyleyen baharat kavanozları, duvarda ise zamanı değil de reçellerin kaynama vaktini gösteren neşeli bir saat asılıydı.

Lulubele Nine, sabah kahvesinden bir yudum alıp üzerine çiçekli önlüğünü geçirdi.

Bugün sıradan bir gün değildi; bugün "Gökkuşağı Reçeli"nin ilk kavanozu için kutsal meyve toplama günüydü.

Evin hemen arkasındaki Gökkuşağı Ağacı, dallarını hafifçe sallayarak sanki Nine'yi selamlıyordu.

Bu ağacın meyveleri her sabah farklı bir renge bürünürdü; bugün dallarda parlayanlar ise yakut kırmızısı fısıldayan çileklerdi.

Lulubele Nine sepeti koluna takıp bahçeye çıktı.

Çileklerin yanına vardığında, onların gerçekten de kendi aralarında minik seslerle şakalaştıklarını duyabiliyordu.

"Beni seç, beni seç!" diye fısıldıyordu en iri olanı, "Ben en çok kahkahayı ben topladım!"

Lulubele Nine gülümseyerek en neşeli olanları tek tek topladı; çünkü biliyordu ki, asıl lezzet meyvenin tadında değil, topladığı neşedeydi.

Mutfağa geri döndüğünde, gümüş kepçesini eline aldı ve büyük, bakır tenceresini ocağa yerleştirdi.
Ancak tam tencerenin altına bir tutam yıldız tozu serpip ateşi uyandıracakken, mutfağın köşesindeki kiler dolabından garip bir "tıkırtı" yükseldi.

Sanki birisi ya da bir şey, en önemli malzeme olan "Mutluluk Tozu" kavanozunu kurcalıyordu!
Maceramızın ilk adımı böyle!

Lulubele Nine o kiler dolabına baktığında sence karşısında ne bulacak?

Yaramaz bir mutfak perisi mi, yoksa acıkmış minik bir ejderha mı?
🌈🍯