3. bölüm · lotus
-1~devam
Köy küçük ama canlıydı.
Çocuklar çıplak ayakla koşuyor, kadınlar kapı önlerinde oturuyordu. Aysima yürürken herkes ona bakıyordu. Yabancıydı… ama aynı zamanda ihtiyaç duyulan bir yabancı.
Sağlık ocağı köyün biraz dışında, tek katlı eski bir binaydı.
Kapıyı açtığında içeride hafif bir nem ve ilaç kokusu vardı. Eşyalar eskimişti ama iş görürdü. Bir köşede doğum masası duruyordu.
Aysima yavaşça ona yaklaştı.
Elini üzerine koydu.
Bir an gözlerini kapattı.
“Burada… yeniden başlayacağım,” diye fısıldadı.
Bu söz, kendine verdiği bir sözdü aslında.İlk gece zor geçti.
Küçük odasında yalnızdı. İstanbul’daki sesler yoktu. Ne araba, ne insan, ne de tanıdık bir hayat…
Sadece sessizlik.
Ama bu sessizlik boş değildi.
Düşüncelerle doluydu.
Kardeşleri geldi aklına. Onların yüzü, sesi… vedalaşırken gözlerindeki o sessiz soru:
“Ne zaman geleceksin?”
Aysima o soruya net bir cevap verememişti.
Ama şimdi verebilirdi.Valizinden küçük bir defter çıkardı.
İlk sayfayı açtı.
Titreyen bir kalemle yazdı:
“İstanbul bitti.Burada başlıyorum.”
Bir süre durdu.
Sonra devam etti:
“Para kazanacağım.Sizi alacağım.Bu sefer kimse bizi ayıramayacak.”
Defteri kapattı.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü ama bu, çaresizlikten değildi.
Bu, kararlı birinin gözyaşıydı.Ertesi sabah kapı çalındı.
Aysima hızlıca açtı.
Kapıda genç bir kadın duruyordu. Karnı büyüktü. Yüzünde hem korku hem umut vardı.
“Sen ebe misin?” diye sordu.
Aysima bir an durdu.
Sonra gülümsedi.
“Evet.”
İşte o an, İstanbul’dan getirdiği tüm yük… yerini yavaş yavaş bir amaca bırakmaya başladı.
Ve Şırnak’ın köklü topraklarında, Aysima Bulut’un hikâyesi gerçekten başladı.
