7. bölüm · Liselim Benim~İsFad
7
Merhabaaa🤚🏼 Keyifli okumalarrr✨️
𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
Koçari Konağı’nın taş duvarları, asırlardır ne sırlar yutmuş, ne sevdaların ahını çekmişti; ama Fadime için bu duvarlar artık bir sığınak değil, üzerine devrilen birer mezar taşı gibiydi. İsmail ile geçirdiği o sisli, o tutku ve pişmanlık dolu gecenin üzerinden tam kırk beş gün geçmişti. Zaman, Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi kıyıya vurup geri çekiliyor, ancak Fadime’nin içindeki o korku denizini bir türlü dindiremiyordu.
Ekin’in gidişi, konaktaki son neşe kırıntılarını da beraberinde götürmüştü. Havaalanında ona sarılırken, Ekin’in kulağına fısıldadığı o şüphe dolu sözler hala yankılanıyordu: "Fadime, gözlerin hala Karadeniz’in dibi gibi karanlık. Kendine ne yaptın sen?" Fadime cevap verememiş, sadece buruk bir gülümsemeyle arkadaşını uğurlamıştı.
Ekin artık İtalya’nın güneşli sokaklarında yeni bir hayata yelken açarken, Fadime bu konağın rutubetli sessizliğine hapsolmuştu.
İsmail’den ise o son mesajdan beri tek bir haber yoktu. Ne bir telefon, ne bir gölge... Adam resmen yer yarılmış da içine girmişti. Aleyna’nın her gün getirdiği "Sağlık Ocağı'na da uğramıyor, Oruç bile görmemiş" haberleri, Fadime’nin içini önce rahatlatsa da sonra derin bir boşluğa bırakmıştı. "İstediğin buydu Fadime," diyordu kendine aynada saçlarını tararken. "Adamı öldürdün, bitirdin. Şimdi bu sessizliğin tadını çıkar." Ama çıkaramıyordu.
Bir sabah, güneş dağların doruklarını henüz yeni boyarken, Fadime genzinde hissettiği o yakıcı tatla uyandı. Yataktan nasıl fırladığını, banyoya nasıl süzüldüğünü bilemedi. Kusarken boğazı parçalanıyor, midesi sanki tersyüz oluyordu. Kapının eşiğinde beliren Esme Yenge’nin uykulu ama dikkatli gözlerini fark ettiğinde ise başından aşağı kaynar sular döküldü.
"Fadime? Kızım bu ne hal? Şafak atmadan ne bu gürültü?"
Fadime, yüzünü buz gibi suyla yıkarken aynadaki bembeyaz çehresine baktı. "Üşütmüşüm yenge... Dün akşamki turşu kavurması dokundu herhalde, midem bayram ediyor."
Esme, şüpheci bir tavırla kollarını bağladı. "Turşu mu? Sen o turşuyu çocukluğundan beri ekmek niyetine yersin. Gel bir bakayım betine benzin..." Elini Fadime’nin alnına koydu. "Ateşin de yok. Bir nane limon kaynatayım sana, akşama bir şeyin kalmaz."
Ancak akşam olduğunda geçmedi. Ertesi sabah, ondan sonraki sabah... Fadime artık sadece sabahları değil, gün içinde üç dört kez lavaboya koşar olmuştu. Kahve kokusu, yengesinin yaptığı o mis gibi mısır ekmeği, hatta konağın o kendine has ahşap kokusu bile midesini bulandırıyordu.
O öğleden sonra Aleyna, elinde bir paketle Fadime’nin odasına daldı. Fadime yatağında büzülmüş, elindeki krakeri zorla çiğnemeye çalışıyordu.
"Yeter artık," dedi Aleyna kapıyı arkasından kilitleyerek. "Annem aşağıda 'Bu kızın içine cin mi kaçtı, neden sürekli kusuyor?' diye dolanıp duruyor. Fadime, bana doğruyu söyle."
"Doğruyu söylüyorum Aleyna, mevsim geçişi işte..." "Hangi mevsim Fadime? Yaz bitti, sonbahar geldi, biz hala aynı yerdeyiz! Bak..." Aleyna çantasından küçük bir kutu çıkarıp yatağın üzerine attı. "Bunu yapacaksın. Başka yolu yok."
Fadime, kutunun üzerindeki o yazıyı gördüğünde nefesinin kesildiğini hissetti Hamilelik Testi
"Saçmalama!" diye bağırdı Fadime, sesi titreyerek. "Öyle bir şey olması imkansız. Sadece bir geceydi o. Bir gecede... Hayır, olamaz."
"Fadime, biyoloji senin 'imkansız' dediğin şeylerle ilgilenmez. Kırk beş gündür regl olmadığının farkında değil miyim sanıyorsun? Her gün ped alıp almadığını kontrol ediyorum, çöpleri karıştırıyorum! Korkudan aklını yitirmişsin sen."
"Aleyna, eğer böyle bir şey varsa... Abim beni bu konakta yaşatmaz. İsmail’i öldürür, beni de Karadeniz’e gömer." "İşte bu yüzden emin olmamız lazım. Hadi, gir şu banyoya."
Fadime, titreyen elleriyle banyoya girdi. Hayatında hiç bu kadar korktuğunu hatırlamıyordu. O küçük plastik çubuk, şu an dünyadaki en tehlikeli silahtan daha korkunç görünüyordu gözüne. Dakikalar geçmek bilmedi. Dışarıda Aleyna’nın sabırsız ayak sesleri, içeride ise Fadime’nin hızla çarpan kalbi...
Sonunda gözlerini aralayıp teste baktığında, dünya durdu. Önce tek bir çizgi belirdi, saniyeler içinde ise onun yanına sinsi, pembe bir çizgi daha eklendi
İki çizgi
Fadime’nin dizlerinin bağı çözüldü, soğuk fayansların üzerine çöktü. Ağzından çıkan tek kelime bir fısıltıdan ibaretti: "İsmail..."
O gece dere kenarındaki evde sadece bir hata yapmamışlardı; o gece, kaçmaya çalıştığı o adama, o sevdaya ömür boyu mühürlenmişti. İçinde, o imkansız aşkın en somut kanıtı büyüyordu. Şimdi kaçacak ne bir yolu, ne de sığınacak bir bahanesi kalmıştı.
Kapı tıklandı. Aleyna’nın sesi boğuk geliyordu: "Fadime? Ne çıktı? Ses ver!"Fadime kapıyı açtığında, yüzündeki o dehşet ifadesi her şeyi anlatmaya yetmişti. Aleyna elini ağzına götürdü. İki arkadaş, Koçari Konağı’nın bu dar banyosunda, dışarıdaki yağmurun sesine karışan sessiz bir hıçkırığa boğuldular.
Akşam yemeği zili çaldığında, Fadime aynada kendine baktı. Karnı henüz dümdüzdü ama ruhu sanki tonlarca ağırlık taşıyordu. Aşağı indiğinde Adil abisinin sert bakışlarıyla karşılaştı.
"Yine mi solgunsun sen? Yarın seni kasabaya doktora götüreceğim, bu böyle olmayacak," dedi Adil, sesindeki o otoriter tınıyla.
Eleni hemen lafa atıldı "baba bende doktorum ya hani,bi şeyi yok üşütmüş sadece ben bakdım az önce"dedi.Fadime yutkundu. Doktora gitmek demek, her şeyin ortaya çıkması demekti. "Gerek yok abi, iyiyim ben," diyebildi sadece.
Odasına çıktığında telefonunu eline aldı. İsmail’in adının üzerine geldi parmağı. "Bitiriyorum" demişti İsmail. "Seni de sevgimi de bitiriyorum."Fadime, pencereden dışarıdaki karanlığa, uzaklardaki o dere yatağına doğru baktı. Şimdi ne yapacaktı? Bu çocuğu bu konakta nasıl büyütecekti? Ya da en önemlisi, "Seni istemiyorum" diyerek yıktığı o adama, "Senin parçanı taşıyorum" nasıl diyecekti?
Karadeniz'in hırçın dalgaları dışarıda kükrerken, Fadime ilk kez elini karnına koydu. Bu sadece bir bebeğin değil, bir savaşın başlangıcıydı. Bu durum gerçekten çok zorlayıcı ve duygusal bir dönüm noktası.
Fadime'nin bu büyük sırla ne yapacağını, Adil abisinin şüphelerini nasıl savuşturacağını veya İsmail'e bu haberi nasil vereceğini merak ediyordu
