3. bölüm · Limbo
İnmeyi düşünmüyoruz
Uzun uğraşları sonrası Kate de bizimle beraber dağa gelirken Elena ve Andrew yolu iyi biliyorlardı. Onlarla denk gelmemiz fazlasıyla iyi olmuştu. Koordinatlar ormanın derinliklerinde bir yeri işaret ediyorken andrew'a göre orada hiçbir şey yoktu ama ben yine de gidiyordum.
Andrew: Oraya doğru gidersek inmek daha da zor olacak.
Nate: İnmeyi düşünmüyoruz. Oraya gideriz, kapıyı buluruz sonra herkes kendi yoluna.
Elena: O ne demek ya?
Kate: Abi döndüreceklerini söylemiştik.
Nate: Seni döndürecekler Kate, ben Limbo'ya gireceğim.
Andrew: Owww, kusura bakma Kahraman ama kimse Limbo'ya girmeyecek. Kapıyı gösteririm dedim sadece.
Nate: Kusura bakma ama ben buraya babamı bulmaya geldim. Eğer hala orada bir yerdeyse onu bulacağım.
Elena: Eğer girersen çıkabileceğinin garantisi yok.
Andrew: Bir çıkış yolu olsa baban çoktan bulurdu nate.
Kate, o seni dinler durdur onu.
Nate: *Kate'e döner* Hadi Kate durdur beni.
Elena: Hadi ama o adamın yaşama ihtimali çok düşük.
Kate: Bunu bilemeyiz.
Andrew: İnanın bana biliyoruz, elana'nın annesi de orada.
Nate NE?
Elena: O da Philip amcayla beraber gitmişti, Geri gelmedi.
Nate: Kapı 20 senede bir açılıyor, bu son şansımız olabilir. Onları geri getirebilmek için.
Tapınağa girdiğimizde açılmayan sadece bir kapı vardı ki:
*Arkadan silah sesi gelir*
Nate: *Arkasını döner, Andrew silah çekmiştir* what the...
Andrew: Kusura bakmayın gençler buraya kadar.
*Elena da silah çekmiştir*
Andrew: Limbo kurban alırsa aldığı birini verir. Yani sizden biri her şekilde içeri girmek zorunda.
Nate/Kate: *Silah çekerler*
Kate: Şimdi ne yapıyoruz? 1 2 3 deyip birbirimizi mi vuruyoruz? *Arkadan kapı açılma sesi gelir*
Limbo'ya giden kapı açılmıştı soğuk hava içeri doluyordu.
Andrew: *Nate'i itmeye çalışır*
Birbirimizi itmeye çalışıyorduk ki ben güçlü gelsem de sorun bizde değildi. Limbo ikimizi de istiyordu.
Kapıya doğru ateş ediyordum belki kapanır diye düşünüyordum. Aksine içeriden aslan kükremesi tarzı sesler geliyordu. Kapı kapanmak bilmezken kendimi bir anda kapıdan girmiş şekilde buldum. Portal gibi bir şeyden geçiyorduk ki Andrew da benimle geliyordu.
Silahı ona doğru tutup çenesine dayadım.
Nate: Cehennemde görüşürüz adi herif.
Andrew'u öldürdüğümde portaldan aşağı balıklamasına düşüyordum ki beyaz ve mavi karışımı portal bittiğinde aşağıda Okyanus olduğunu gördüm. Direk suya daldım.
Kafamı sudan çıkardığımda su ne soğuk ne de sıcaktı. Hava ise tatlı ve esintiliydi. Kıyıya doğru baktığımda etrafta kimse yoktu. Ama yıkık onlarca bina vardı.
