11. bölüm · LİDER
"Gölgenin İkizi"
Keyifli okumalar ✨
Seren Alaz
Demirhan’ın ikizi...
Kafamdan çıkmıyordu bu cümle. Yüzü ona benziyor muydu? Sesi aynı mıydı? Kalbi de onun gibi miydi? Düşünceler beynimde cirit atarken odama kapanmış halde, tavanı izliyordum. Mafyayla ilgilenmememin bedelini hem içeriden hem dışarıdan ödüyordum. Ama bazen... sadece insan olmak istiyordum. Birini sevip onunla bir hayat düşleyebilecek kadar.
Ama Barış buna bile izin vermemişti. Kafamı yastıktan kaldırıp “O piçi gerçekten pavyona satacağım,” diye mırıldandım. İçimden değil, gerçekten söyledim.
Ve bu kez, ciddiydim.
---
Bu sırada, Atatürk Havalimanı – İstanbul
Gri kapüşonlu sweatshirtü omzundan sarkan, elinde siyah bir valizle yürüyen adam, terminalin çıkış kapısından ağır adımlarla çıktı. Aradığı yüzü bulması uzun sürmedi. O yüz, tıpkı onunkine benziyordu. Aynı gözler. Aynı keskin bakış. Sadece daha yorgun.
“Demirhan Bey...” dedi gülümseyerek. “Yine karizmatik bir giriş yapamadım, senin gibi.”
Demirhan başını kaldırıp ona baktı. Gülümsemeden edemedi. “Hoş geldin, Miraç.”
Sarılmaları kısa sürdü ama anlamı derindi. Aynı kandan gelmenin yükü, sırtlarına birlikte binmişti. Miraç kıkırdayarak devam etti:
“Yenge güzelmiş bu arada.”
Demirhan gözlerini kıstı. “Neyden bahsediyorsun sen?”
“Seren Alaz’dan. Kıza yan gözle bile bakmak yürek ister. Ama sana helal olsun kardeşim. Bu kez iyi seçmişsin.”
Demirhan iç geçirdi. “Seren benim sevgilim değil.”
“Deme ya? O zaman sorun yok. Çünkü ciddi düşünüyorum.”
Demirhan anında yüzünü ciddileştirdi. “Onunla şaka olmaz.”
Miraç kollarını kaldırdı. “Tamam tamam, şaka bile yapılmıyor artık. Neyse. Önce bir eve geçelim de, uzun yol yordu beni.”
---
Aynı saatlerde – Alaz Konağı
Barış hâlâ ortalıkta yoktu. Vural’ı arayıp tekrar bağırdım:
“Onu bul, Vural. Bu sefer gerçekten sabrımı taşırdı.”
Vural’ın sesinde tedirgin bir ton vardı. “Ne yapacaksınız?”
Yavaşça ve tane tane söyledim:
“O piçi pavyona satacağım.”
Yaman başını çevirip bana baktı. “Abla... senin terapiste ihtiyacın var.”
“Senin de toprağa, canım,” dedim. Hiç gülmedim.
---
Bir saat sonra – Yolda
Vural sonunda Barış’ı bulmuştu. Onu arabanın arkasına tıkıp, beni almaya geldi. Arabaya bindiğimde Barış kollarını bağlamış, artist artist camdan dışarı bakıyordu.
“Beni gerçekten pavyona mı satacaksın?” dedi.
“Hayır,” dedim. “Pavyona hediye edeceğim. Üstüne para da veririm. İkram bizden.”
Barış bana baktı. “Sen ciddi misin?”
“Sence bu surat şaka mı yapıyor?”
Barış kısık sesle mırıldandı: “Yaman haklıymış. Senin kafanda birkaç vida eksik.”
Araba şehir dışına doğru ilerlerken, içimde garip bir huzur vardı. Barış’a gereken dersi verecektim. Ama sonra...
Tekerlek sesi... fren sesi...
Çığlık... metal sesi... camlar...
Ve karanlık.
Sadece karanlık.
---
Yorum yapmayı unutmayın. Kendinize iyi bakın ⭐
