12. bölüm · Leylü Nehar

Nöbet

Zeynep Aksu

Nehir eve uğrayıp eşyalarını aldıktan sonra hastaneye geldik. Doğumhanenin kapısından girdiğimizde ikimiz de şaşkındık. İçerisi oldukça sessiz görünüyordu. İşin garibi hasta olmadığı gibi ebelerden de kimse yoktu. Nehir de ,
~ Ah tam ihtiyacım olan şey! Tüm gece böyle olsun lütfen, dedi.
Ben de buna sevinerek,
~ Evet, lütfen. Uzun bir nöbetin ardından hiç uyumadan şenliğe oradan da tekrar nöbete geldim. Bugün şans yüzümüze gülecek gibi duruyor neyseki, dedim.
Hızlıca ebe odasına göz gezdirip soyunma odasına geçtik. Formalarımızı giyerken Nehir annemlerin daha ne kadar kalacağını sordu. Birkaç gün sonra dönerler herhalde, dedim. “Senin nişanlın ne zaman geliyor?” diye sordum. Nehir de bu ara çok yoğun çalışıyor ama ilk fırsatta buraya gelmek istiyor o da, diye cevap verdi.
Hazırlanıp dışarı çıktık. Doğum defterinin ve hasta dosyalarının bulunduğu bankoya doğru gidiyorduk ki Sima elinde telefonla karşı odalardan birinde belirdi. Bize doğru yürüyerek,
~ Hoşgeldiniz kızlar, dedi. Ben de hastayı doğumhaneye teslim edecektim.
İkimiz de şaşırdık. Nehir söze girerek,
~ Biz de yukarıdasınız sanmıştık girişte sizi göremeyince, dedi. Kaç hasta var diye de ekledi. Sima da ,
~ Son hasta, başka yok diye cevapladı. Eylül çıktı; Gonca abla da yok bugün işi çıktı, öğleden sonra gelmedi. İsterseniz biriniz hastayı teslim edin diğerinize de teslim edeyim doğumhaneyi, dedi. Bir an evvel çıkmak için acele ediyordu sanırım. Çabuk çabuk konuşuyordu bizimle.
Nehirle birlikte birbirimize dönüp aynı anda “ Fark etmez” dedik. Sima da bana dönerek,
~ Sen hastayı teslim et o zaman, dedi.
Ben de “Tamam” dedim. Hastayla beraber Kadın doğum servisine çıktım ve hastayı teslim edip doğumhaneye döndüm.
Geri döndüğümde serviste sadece Sima kalmıştı. Şaşırmış bir ifadeyle,
~ Sen neden hala çıkmadın, ne oldu? diye sordum. Elinde kalem ,önünde bir sürü dosya bir şeylerle uğraşıyordu. Her ne olduysa canının sıkkın olduğu belli oluyordu. Kafasını kaldırmadan boyuna yazıp çiziyordu. Bana cevap vermeden telefonu eline alıp birini aradı. Anladım, tamam, buraya gelmeniz gerekiyor gibi şeyler söyledi ve telefonu kapattı. Sonra da kolumdan çekiştirerek beni ebe odasına sürükledi ve kapıyı kapattı.