13. bölüm · Leylü Nehar
Leke
Belki biraz tedirgin ama çabucak konuşmaya gayret göstererek konuya girdi ,
~ Zümrütlerin gelini az önce bu hastanede doğum yaptı. Doğumu da Nehir yaptırdı, dedi.
Sağ eli beline koydu, tepkimi ölçmek ister gibi kaşlarını çatıp diğer elini bana doğru avcu göğe bakacak şekilde çevirerek ,
Aksini iddia edersen sana kimse inanmaz zaten. Eylül de ben de aynı ifadeyi vericez. Dediğimi yapmazsan seni yakarım. Akıllı ol! Bir açık vereyim deme sakın! , dedi.
Sima bunları söyledikten sonra gözümde öylesine şeytani bir varlığa döndü ki bunun ruhumda esen rüzgarı anlık olarak irkilmeme neden oldu.
Kafamı toplamak için kendi kendime fısıltıyla konuşmaya başladım:
Zümrütlerin gelini doğum yaptı ama burada olmamasına rağmen doğumu Nehir yaptırdı.
Başım zonklamaya başladı, bir elimi stresten içinde cümbüş dönen başımı sıkmak için alnıma götürdüm ve başım yere eğili ciddi bir ifadeyle,
Öldüler mi? , dedim.
~ Bebek hayatta ama annesini kaybettik.
İşlerin geri dönülmez bir noktaya vardığını anladığımda infaz kılıcını yemiş gibi sertleşen boynuma indi elim. Neye bulaştığımı düşününce nefesim kesildi birden, sanki derince bir denizin ortasında ayağımda ağır bir yükle kalakalmıştım. Nefes almak için çırpındıkça daha da dibe batar gibiydim. Oturdukça daha da nefes alamaz oldum. Ayağa kalkıp odanın içinde mekik dokumaya başladım. Gözlerim doldu, bir an midem bulandı, korkunç bir ifade yalayıp geçti yüzümü. Sima bana yaklaşarak Nehirin kartını ve kaşesini de yerine koy fark etmeden , dedi elime delillerini tutuşturarak. Sonra da çantasını alıp çıktı gitti. Ben ise elimde bu ateş topuyla kalakaldım.
Eylülün karasını nasıl Nehire çalar iftira atarım ? Bunun vicdan azabıyla nasıl yaşarım?
Ve zaten dolu olan gözlerim bardaktan boşanırcasına yağmaya başladı. Öyle çaresiz öyle çıkmaza girmiş hissettim ki kendimi…
Tuvalete gidip elimi yüzümü yıkamak istedim. Alelacele soğukca su çarptım birkaç kez yüzüme. Gözlerim aynadaki yansımama değdinde ise boynumdaki kartlığımı tek hamlede çekip çıkardım.
