Bölümler 4Şu an: 2. BÖLÜM:𝙉𝙊: 𝟭𝟲
- 1 ÖN BİLGİ73 kelime
- 2 1. BÖLÜM: KORKU GÜNÜ1.783 kelime
- 3 2. BÖLÜM:𝙉𝙊: 𝟭𝟲1.127 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 BİLGİLENDİRME42 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
*UYARI: BU BÖLÜM İÇERİSİNDE TACİZ GİBİ HASSAS KONULAR GEÇMEKTEDİR. HASSAS VE BU KONU DA TRAVMALARI OLAN OKURLARIN BÖLÜMÜ SAKİNCE GEÇMESİ ÖNEM VE RİCA OLUR🖤👻*
Gözlerimi açtığımda, hastanedeydim. Beyaz duvarlar, yattığım sedye, cihazların bip bip sesleri. Ne ara korku evinden hastaneye gelmiştim? Çocuklar neredeydi? Korku evinden çıkmış mıydık? Bayıldığım için çocuklar hastaneye mi getirmişlerdi? Hastanelerden nefret ettiğimi biliyorlardı... neden getirmişlerdi? Her yerim resmen her atom parçam ağrıyordu. Alışkanlıkla gerildiğim için kolyeme dokunmaya çalıştım, yoktu. Boynumu tekrar yokladım, hayır... gerçekten yoktu. "Kolyem nerede..?" Diye mırıldandım kendi kendime. Bu sırada bir hemşirenin odama girdi, Kızıl kısa saçlı, çilli, mavi gözlü tahminimce benle yaşıttı"Ah, sonunda uyanmışsın küçüğüm bir şeye ihtiyacın var mı?" Dedi. Küçüğüm mü? Yaşıtız biz ne küçüğü? "Şeyy... tuvalette gitmeme yardım edebilir misiniz?" Dedim, hemşire koluma girdi tuvalette kadar gitmem de yardım etti. İşimi halledip ellerimi lavaboda yıkarken başımı aynaya kaldırdığım da şaşkınlıkla donup kaldım. Çünkü aynadaki yansımasımam ben değildim yani bendim de ergen halimdi. Koyu kumral ergenlikte kulağıma gelen saçlarımla, ergenlikle ben büyüdüm artık geç yatabilirim diyerek geç yattığım için altları mosmor ela gözlerimle, yüzümün neredeyse her yerindeki ergenlik sivilcelerimle göz göze geldim. "Ne..?" Diye mırıldandım, bu nasıl olabilirdi? Sonra korku evinde duyduğum çığlığın sahibinin dedikleri geldi aklıma:
"𝗢 𝘀𝗶𝘇𝗶 𝗯𝗲𝗻𝗶𝗺 𝗴𝗶𝗯𝗶 𝗹𝗮𝗻𝗲𝘁𝗹𝗲𝘆𝗲𝗰𝗲𝗸... 𝗶𝘆𝗶 𝗿ü𝘆𝗮𝗹𝗮𝗿ı𝗻ı𝘇𝗮 𝗲𝗹𝘃𝗲𝗱𝗮 𝗱𝗶𝘆𝗲𝗰𝗲𝗸𝘀𝗶𝗻. 𝗞𝗮çı𝗻. 𝗥ü𝘆𝗮𝗹𝗮𝗿ı𝗻ı𝘇 𝗹𝗮𝗻𝗲𝘁𝗹𝗲𝗻𝗺𝗲𝗱𝗲𝗻 𝗸𝗮çı𝗻"
rüyaydı bunlar. Rüya. Sakin ol perva. Geçecek. Uyanıcaksın ve bitticek. Aynadaki perva bana baktı, ela gözleri ruhumun derinliklerine bakar gibiydi, yutkundum. İnsan kendi gözlerinden korkar mı? Korkabiliyormuş "𝗚𝗶𝘁. 𝗞𝗮ç. 𝗬𝗲𝗱𝗶 𝗴ü𝗻𝗱ü𝗿 𝗮𝘆𝗻ı ş𝗲𝘆𝗶 𝘆𝗮şı𝘆𝗼𝗿𝘂𝘇... 𝗚𝗶𝘁 𝗽𝗲𝗿𝘃𝗮. 𝗬𝗲𝗱𝗶 𝗴ü𝗻𝗱ü𝗿...𝘃ü𝗰𝘂𝗱𝘂𝗺𝘂𝘇𝗮 𝗯𝗶𝘇𝗱𝗲𝗻 𝗶𝘇𝗶𝗻𝘀𝗶𝘇 𝗱𝗼𝗸𝘂𝗻𝘂𝘆𝗼𝗿𝗹𝗮𝗿... 𝗧𝗮𝗰𝗶𝘇 𝗲𝗱𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝘂𝘇 𝗽𝗲𝗿𝘃𝗮. 𝗚𝗶𝘁. 𝗕𝗲𝗻 𝘇𝗮𝗺𝗮𝗻ı𝗻𝗱𝗮 𝘆𝗮𝗽𝗮𝗺𝗮𝗱ı𝗺. 𝗦𝗲𝗻 𝘆𝗮𝗽 𝗯ü𝘆ü𝗸 𝗽𝗲𝗿𝘃𝗮" Ne? Bu sadece aptal bir rüya perva... tekrar taciz edilmeyeceksin. Ama rüyalar ya geçmişte yaşadığımız ya da gelecekte yaşacağımız şeylerdir. Geçmişte, ateşim çıktığı için kaldığım hastane de kaldığım 7 gün boyunca taciz edilmiştim. Rüya da olsa o işkence gibi 7 günü tekrar yaşamıycaktım. Tekrar olmamalıydı. İstemiyordum. Bu aptal bir rüyaysa bana istemediğim bir şeyi yaptıramazlardı. Rüyalarım benim kontrolümdeydi... yani öyleydi değil mi? Tuvaletten çıktığımda hemşire yoktu, neredeydi? Buradan çıkmalıydım, kaçmalıydım. Tekrar o iğrenç hissi yaşamak istemiyordum rüya da olsa o işkence gibi hissi tekrar yaşamamalıydım, kaçmalıydım. Kapıya gitmedim çünkü kapıdan çıkmaya kalkarsam büyük ihtimal yakalanırdım. Ben de o yüzden pencereye ilerledim sonuçta bir rüyadaydım atlasam gerçekte bir şey olmazdı pencerenin kulpunu tutup açtım atlamak için bacağımı kaldırdığım esnada "Dur! Yapma! Sakın yapma büyük perva! Rüyanda yaptığın şeylerin etkisi uyanınca da sürecek. Atlarsan uyandığında her yerin kırık şekilde uyanacaksın" dedi ergen perva. Sikik lanetli rüya! Ergen halimi mi dinleyecektim ya? Bacağımı tekrar kaldırdım atlamak için aşağı baktım, uçsuz bucaksız bir grilik vardı sanki bulutların üzerindeymişim gibi. Yüksekti. Yutkundum. Çok yüksekti. Başım aşağı baktıkça dönmeye başladı. Pencereden geri çekilirken ellerim buz gibiydi yüzüm ise kireç gibiydi ve donakalmış öylece önüme bakıyordum. Noluyordu bana? Yükseklik korkum yoktu ki. Niye olmuştu bu? Sedyenin yanına yere çöküp biraz olsun sakinleşmek için oturduğumda bir ses geldi "YAKLAŞMA BANA!" Benim sesimdi. Sakinleşmek için derin nefesler alırken 5-6 dakika sonra tekrar ses geldi "DOKUNMA BANA! DOKUNMA DEDİM"
🏥🪞🩸
Bir anda ışıklar gitti. Korku ile kısa bir çığlık attım ve ayağa kalktım. Kapı açılma sesi duydum hemşire miydi? Belki de çocuklardır ve beni buradan çıkarmaya gelmişlerdir..? Yani umarım. Adım sesleri duydum yanıma gelen adımlardı. Geri geri gitmeye başladım "Ya-yaklaşma bana!" Dedim. Kapıya doğru gitmeli eğer kapı açıksa çıkmalıydım bu odadan. Kapıya gittim tam arkamda kapı vardı açabilir ve çıkabilirdim. Kulbu indirdim, olmuyordu! Ne? Neden? Tekrar denedim yine olmadı. Odaya giren kişi her kimse şu an nefesini tenimde hissediyordum,boynumun solunda benim soğuk terlerime zıt şekilde sıcak ama rahatsız eden bir nefes vardı. Gözlerimi kapattım panik ile kapıyı açmayı tekrar ve tekrar denedim. Olmuyordu! Olmuyordu! Olmuyordu! Çıkmalıydım! Çıkmalıydım! Çıkmak istiyordum! Gözlerimi açıyorum çünkü o sikik nefes hâlâ boynumda ve sanki kapattığım için daha net hissediyormuşum gibi geliyor. Önümde her kim varsa onun varlığını hissettiğim için önden kaçamam ben de yan yan giderek en azından kapının arkasından çıkayım diye düşünüyorum. Yana bir adım atıyorum, ve bir el bacağımın arkasını tutuyor. Soğuk. Ve insan eli değil gibi. Daha... daha büyük gibi. "Do-Dokunma bana! Bırak! Bırak sana ya!" Bacağımdaki el bacağımın yukarısını sıkıyor, acıyla yüzümü buruşturup kısa bir "Ahh!" Çıkıyor dudaklarımdan. Nasıl olduğunu ben bile anlamadan karanlık suliet'in tutuşundan kurtuluyorum bir umut belki bu sefer açabilirim kapıyı diye düşünerek geri geri adımlarla kapıya giderken kapalı olan ışıklar titreşti. Size ufak bir soru ışık olmadığı zaman karanlık olan bir suliet ışık olduğunda normal insan görüntüsüne bürünmez mi? Ama benim önümdeki suliet hala aynıydı, insan gibi ama zifiri, derin, korkutucu, insanı ürperten bir karanlıkla kaplıydı tüm bedeni onun bir zamanlar bana taciz eden doktor olduğunu hatırlamamı sağlayan tek şey ise o insanı ürperten bedenin üzerinde bulunan doktor önlüğüydü. "Ya- yaklaşma bana!" Dedim adımlarımı sürdürürken, "Ben senin doktorunum benden korkmana gerek yok güzelim" dedi suliet sakin hatta her hücremin sahte olduğunu bildiği ve hissettiği 'Çocukları seven doktor' ses tonu vardı sesinde. "Yaklaşma Dedim!" Adımlarımı sürdürmeme rağmen kapıya ulaşamamıştım sanki sonu olmayan bir odadaymışım gibi asla kapıya ulaşamıyordum. "Sadece muayene edeceğim seni hastalığının bitip bitmediğini öğrenmek için, korkma" dedi bana doğru bir adım attı. 𝘚𝘢𝘥𝘦𝘤𝘦 𝘮𝘶𝘢𝘺𝘦𝘯𝘦 𝘦𝘥𝘦𝘤𝘦ğ𝘪𝘮 𝘴𝘦𝘯𝘪 o günde böyle olmuştu, hemşire ablalar sadece muayene edecek seni korkma demişlerdi, inanmıştım. İnanmıştım ve genç kızlığım o gün bitmişti benim, 14 yaşında kişisel dokunulmaz hakkım ihlal edilmişti benim. "YAKLAŞMA BANA!" Kapının arkasına yaslandım. Kapının üzerindeki kağıt dikkatimi çekti;𝙉𝙤: 𝟭𝟲. 14 yaşında taciz edildiğim odanın no'u. Suliet bana doğru geliyordu "Çok güzel bir kadınsın" Ç𝘰𝘬 𝘨ü𝘻𝘦𝘭 𝘣𝘪𝘳 𝘨𝘦𝘯ç 𝘬ı𝘻𝘴ı𝘯, oysa sadece yeni ergenliğe girmiş hayalleri olan bir kızdım ben. Hayaller kirlenir miydi? O gün benim hayallerim o pis ellerle kirlenmişti. Suliet yaklaştı, refleksle gözümü kapattım. Benim soğuk terlerimin aksine onun sıcak nefesini tenimde hissediyordum kulağıma değiyordu "Sadece muayene edeceğim seni, korkma yavrum" dedi, ellerinin biri kalçama doğru ilerlerken. 𝘚𝘢𝘥𝘦𝘤𝘦 𝘮𝘶𝘢𝘺𝘦𝘯𝘦 𝘦𝘥𝘦𝘤𝘦ğ𝘪𝘮 𝘴𝘦𝘯𝘪. Hee! Aynen! Ateş çıkmasının tedavisi de taciz edilmemdi zaten, ama bir şey yapamadım. Sustum. O gün ki gibi yine sustum. Bağırmak istiyordum, çığlık atmak istiyordum ama yapamıyordum, konuşamıyordum, kaçamıyordum,yutkunamıyordum. Bedenim kaskatı kesilmişti, soğuk terler akıyordu alnımdan, genzimde bir yumru oluştu, kapalı gözlerimin dolduğunu hissettim, genzimdeki yumruyu zar zor da olsa yuttum."DOKUNMA BANA!" Dedim, kalçamdaki el sıkılaştı, kapalı gözleriminden bir gözyaşı süzüldü, bir hıçkırık çıktı ağzımdan. "DOKUNMA BANA DEDİM!" Diye yinelediğimde kadınlığımda taş gibi bir sertlikte olan bir erkeklik hissettim.
𝐃𝐨𝐤𝐮𝐧𝐦𝐚 𝐛𝐚𝐧𝐚. 𝐘𝐚𝐥𝐯𝐚𝐫ı𝐫ı𝐦. 𝐁𝐢𝐫𝐢 𝐞𝐧𝐠𝐞𝐥𝐥𝐞𝐬𝐢𝐧 ş𝐮𝐧𝐮. 𝐁ı𝐫𝐚𝐤 𝐛𝐞𝐧𝐢. 𝐃𝐨𝐤𝐮𝐧𝐦𝐚 𝐛𝐚𝐧𝐚. 𝐁ı𝐫𝐚𝐤 𝐛𝐞𝐧𝐢. 𝐘𝐚𝐥𝐯𝐚𝐫ı𝐫ı𝐦…o gün bunu öğrenenlerin tepkisi geldi aklıma sonra,
"𝑇üℎ 𝑡üℎ! 𝐺𝑒𝑛𝑐𝑒𝑐𝑖𝑘 𝑘ı𝑧𝑚ış!" 𝐷𝑖𝑦𝑒𝑟𝑒𝑘 𝑎𝑐ı𝑦𝑎𝑟𝑎𝑘 𝑏𝑎𝑘𝑎𝑛𝑙𝑎𝑟.
"𝐺𝑒𝑛ç 𝑘ı𝑧𝑙ığ𝑎 𝑒𝑟𝑖ş𝑚𝑖ş 𝑖ş𝑡𝑒" 𝐷𝑖𝑦𝑒𝑟𝑒𝑘 ℎ𝑎𝑦𝑎𝑡ı𝑚ı𝑛 𝟷𝟷 𝑦ı𝑙ı𝑛ı 𝑧𝑒ℎ𝑖𝑟 𝑒𝑑𝑒𝑛 𝑜𝑙𝑎𝑦ı 𝑛𝑜𝑟𝑚𝑎𝑙𝑙𝑒ş𝑡𝑖𝑟𝑒𝑛 𝑡𝑒𝑦𝑧𝑒𝑙𝑒𝑟.
𝐵𝑒𝑛𝑖𝑚 𝑟ı𝑧𝑎𝑚ı𝑛 𝑜𝑙𝑑𝑢ğ𝑢𝑛𝑢 𝑠ö𝑦𝑙𝑒𝑦𝑒𝑟𝑒𝑘 𝑑𝑜𝑘𝑡𝑜𝑟𝑢 𝑠𝑎𝑣𝑢𝑛𝑎𝑛𝑙𝑎𝑟.
𝐵𝑒𝑛𝑖𝑚 𝑑𝑜𝑘𝑡𝑜𝑟𝑢 𝑘ış𝑘ı𝑟𝑡ığı𝑚ı 𝑠ö𝑦𝑙𝑒𝑦𝑒𝑟𝑒𝑘 𝑑𝑜𝑘𝑡𝑜𝑟𝑢 𝑠𝑎𝑣𝑢𝑛𝑎𝑛𝑙𝑎𝑟.
O acıma dolu bakışlar geleceğimdeki panik atak krizlerimin tohumları olmuştu. Taciz hiçbir zaman normalleştirmemeli,romantize edilmemeliydi, benim gibi tacize uğrayıp psikoloğa gelen yüzlerce hastam vardı. 18 yaşının altında bir birey isteyerek ilişkiye girmezdi buna taciz denirdi ve düşüncemi hiçbir güç değiştiremezdi. Hıçkırıklarım ve gözyaşlarım arttıp gözlerimi tekrar açtığımda gördüğüm manzara rüyamdan bile korkunçtu.
Bölüm etkileşimi
