5. bölüm · Lanetli Ruh

4.Bölüm

Irmak Demir

Tam karşımda kocaman merdivenler ve en olarak geniş kalan ve balo salonunun neredeyse kuş bakışı görünmesini sağlayacak yükseklikte üç adet taht göründü ortadaki taht sağ ve sol yanında bulunan taht lara ziyaren daha kısa gözüküyordu sol taht sağ tahta göre daha kısaydı ama iki taht da boştu ne kadar şaşırsamda aldırış etmemeye çalıştım Roly beni ortadaki taht a oturana kadar eşlik etti ben oturunca hafif çapraz ımda ve önüm oluvak şekilde konumlandı tüm ejderhalar bize bakarken Roly derin bir nefes aldı ardından "sevgili ejderhalar sonunda kraliçeyi bulduk kral ve kraliçenin tek vârisi olan Mika Amorga tarafından lanetlenmiş olan ruhu taşıyor ateş isterdi 500 asırlık hasret kral ve kraliçe de kayıp vârislerinin geri dönüşünü görselerdi lakin ölümsüz olmak, ne kadar güçlü olursak olalım güçlerimizin ebedi olmadığını biliriz" dedi ve durdu sanki dedikleri bana çok tanıdık gelsede pek aldırış etmemeyi tercih ettim zaten daha sonrada Roly gene aynı gür tonda konuşmaya kaldığı yerden devam etti "ejderhalar sonunda o beklediğimiz gün geldi ejderhaların kraliçesi geri dönü. Kraliçeye bağlı kalacağıma ruhumun üzerine ant içerim. Kraliçenin ejderhası olacak her zaman kraliçenin yanında olacak ve bu kraliyet için ateşimden gelenin en iyisini yapacağıma yemin ederim" dedi ve gümüş renkli bir yastıkta gelen tacı kafama koydu tacı ne kadar merak edip, görmesem de ağırlığı ve kudreti hissediliyordu.
Salon alkış sesleri ile şenlendi her bir ejderhanın yüzünde tebessüm her bir ejderhadan iyi dilek nidaları süzülerek sarayın içinde yayılıyordu. İyi hoş ama benim sosyal anksiyetem tavan yaptı mecaz anlamda deyil gerçekten eyer anksiyetem soyut deyil somut olsaydı emin olun ki gerçekten anksiyetenin tavana kadar yükseldiğini görürdünüz. Birden başıma bir ağrı istila ettik yok,yok bu ağrı tacın görkemli ve asil ağrısı deyil daha karanlık bir ağrıydı ve "bum" salondaki her bir mum sırayla sönmesin mi? Mumları boş verin şömine deki ateş bile tek bir kıvılcım yanmıyordu. Ejderhalar insan formundayken karanlığın içinde her birinden ışıklar süsüzde herbiri mevşydi sadece biri beyazdı oda Roly idi. Ejderhalar fısıldaşıyordu kendi aralarında daha 20 sn önce dileklerle şenlenen saray völva karı şimdi şaşkınlık ve tehdit nidalarıyla kan ağlıyordu asil sarayın görkemi püsüya yatmış hayaletlerle sönük kalıyordu. Dışarıda anormal bir şehilde sağanak yağmur yağmaya başladı ama öyle böyle deyil görebildiğim kadarıyla şekilli bildiğin yağmur damlaları çakıl oluşturucak kadar hızlı yağıyordu birden taht sarsıldı ardından şimşek ve bir gök gürültüsü. Bir ses duyuldu karanlık ve acımasız,soğuk ve otoritesi yüksek,bilge ve korkutucu bir ses kim konuşuyor bilmiyordum ama ejderhalar bu sesi duyduklarında ellerinden yaydıkları ışıkla bir kılıç şekkillendirmişlerdi. Ses gür bir ahenle duvarlara çarparak kulaklarıma ulaştı "Soyumun başı, klanımın kalkanı, ruhlarla lanetlenmiş, kırmızı damga ile mühürlenmiş,tanrıların cezalandırdığı fanilerin elçisi, Amorga'nın laneti Şahmeranın gücü, ejderhaların kraliçesi, kayıp ırkın sonu. Elehümbel topraklarının kayıp vâris" her bir kelimesinde sesi daha da güçlü aynı zamanda gür çıkarken kalabalıktan da çıt çıkmıyordu her bir ejderha can kulağıyla gizemli sesi dinliyordu. Muhafızlar önüme kalkan oluşturdu Roly yanımda yerini aldı. ses üç kere dilini damağında vurdu ve "Shaminia diyatındaki en güçlü ruh. Amargo senin lanetli ruhuna giden kapıyı ilk ve son kez açtı vampirlerin vârisi istekli bir bah şetişle kendini senin ruhuna adadı artık ejderhaların kraliçesi oldu vampirlerin kraliçesi" herkez bana bakıyordu o sırada ben şok hergün başıma yeni bir felaket gelmese iyi aslında. Kalabalık yavaş cana bir adım geriledi muhafızlar önümden çekildi Roly bir karış ağzı açık bana bakıyordu anlayamadım. Kendimi kontrol edemiyordum içimde sanki patlamak için savaş veren bir enerji vardı gözlerimde fevkalade bir acı hissettim bir haykırış işittim göz kapaklarım kapanır maviliklerim kırmızıya dönüşürken bu haykırışı sahibi bendim içimde öyle bir enerji vardı ki sanki bir demir parçasına dokunsam elektrik çarpıcaktı bana. Birden kulağıma korkunç ve hırıltılı bir tıslama yakaladı göz kapaklarını araladığım da Roly'in ruhu bana doğru uçuyor ve ağzımdan içime işliyordu. Bedenimden istemsizce kırmızı tozlar çıkıyordu bu sefer peri tozu olmadığına amin olduğum tozlar.
Gür bir sesle sarayın duvarlarına çarpıp kulağıma ulaştı benim sesimdi istem sizce konuşmaya başlamıştım tıpkı Magor Tilki Ruhu kitabını okuduğum gibi. Bir ses ile "çağrınız kabul edildi uyanmadı lanetli ruh. Başlıyor geçmiş hayatımın sanrıları. Ruhuma adanan har bir ruh, tanrıların cezası hükmün gücüydü. Amago, Gamor, Magor, Şahmeran, fani, ejderha, vampir, cadı. Bana adanan her bir ruh. Uyanışım kapıya dayandı kabul ediyorum her bir çağrınız 500 asır dinlenen kıyamet" ne dediğime dair hiçbir fikrim yok! Sadece kelimeler çıkıyordu ağzımdan bu sefer nerdeyse haykırarak konuşuyordum. "Büyünün kelamları dökülecek şimdi dudaklarımdan duyun sesimi geri dönüyor tanrıların laneti tilkiler, ejderhalar, cadılar, vampirler uyandığımda işiticek siniz haykırış feryatlarımı. Açılan kapılar duyun sesimi bana bahşedilen ruh uyanıyor, bir sonraki ayin cadıların sırası son ayinde uyanacak ruhum bana adanan ruhu kabul ediyorum son bahşedeceğim ruh cadıların soyundan olacak" ellerimi iki yana açmış daha ne kadar haykıracağım dan habersiz haykırıyordum adeta. "Tamamlansın büyü lanetlensin ismim, Amorga ona bahşettiği ruhu göremedi silinsin bedeniyle ruhu bu cihandan" dememle büyük bir patlama olması bir oldu. Halen yaydığım kırmızı sis. Bulut şatosonu bir ahtapot misali sardı. Göz kapaklarım kapandı ardından derin bir nefes aldığımı işittim göz kapaklarını araladığımda bir ormanda olduğumu fark ettim ama bu ormandan aldığım enerji dünyada olduğumu söylüyordu. Aklıma gelen ile gözlerimi hemen yumdum ben bulut şatosunda neler demiştim öyle? Gözlerimi açtım açmaz olaydım korkum iki kata çıktı orman gerçekten korkutucu gözüküyordu korku filmi setinde olsam bukadar olurdu yani etraf karanlıktı sisler vardı kuzgunlar ötüyor, baykuşlar cevap veriyordu. Bir yabancının enerjisini hissediyordum bir vampirin enerjisini. Ama nasıl olur dünyada vampirler yokki enerji dahada yaklaşıyordu demek vampir bana doğru geliyordu eh en azından bu ormandan nasıl çıkacağımı sora bilirdim bir dakika orman, vampir, çıkmak olamaz. Kaçmam lazım çıkışını bilmediğim bir ormanda bir kan emiciyle tek başıma olmak pek cazip bir düşünce olup olmadığı tartışılır. Tam ileriye doğru koşacak ken ayağım, eteği me takıldı ve "küt" yüz üstü yere kapak lanmam bir oldu. Alnımda bir ıslaklık hissettim sanırım bir taşa çarpmış olmalıydım ki kanıyordu bilincim kapanmaya yakınken vampirin enerjisi çok yakınlardan geliyordu.