Lanetli kurtkadın kitap kapağı

2. bölüm / 4

Karanlık Uyanış

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Karanlık Uyanış

Gözlerimi açtığımda her yer karanlıktı.
Başım zonkluyordu. Ağzımda metalik bir tat vardı. Yavaşça doğrulmaya çalıştım ama vücudum ağır geliyordu, sanki biri üzerime beton dökmüştü. Soğuk toprak sırtıma yapışmıştı.
“Neredeyim ben?” diye mırıldandım. Sesim çatallaşmıştı, yabancı geliyordu.
Etrafıma baktım. Ağaçlar… yüksek, karanlık ağaçlar. Yıldızlar tepemde parlıyordu ama ay yoktu henüz. Orman. Parti kulübesinden kilometrelerce uzakta olmalıydım. Nasıl geldim buraya? Yelda ve Efsun… onlar neredeydi?
Hatırlamaya çalıştım. Cadı. Mor ışık. Lanet sözleri. Sonra… boşluk.
Korku mideme oturdu. Ayağa kalktım, bacaklarım titriyordu. Üzerimdeki kıyafetler yırtık pırtıktı, sanki biri beni sürüklemiş gibi. Kollarımda, bacaklarımda çizikler vardı ama kanamıyorlardı. Garip.
“Yelda! Efsun!” diye seslendim. Sesim ormanda yankılandı ama cevap yoktu.
Sadece rüzgârın uğultusu ve uzaklarda bir baykuşun ötüşü.

Yazarın Anlatımıyla:

Kulübede tam bir kaos hakimdi. Yelda, dizlerinin üzerine çökmüş, ellerini yüzüne kapatmış halde ağlıyordu. “Efraz… Efraz’ım nerede? Bir saniye önce yanımızdaydı, şimdi yok! O ışık… o korkunç kadın ne yaptı ona? Ya ona zarar verdiyse? Ya… ya öldüyse?!” Sesindeki panik o kadar yoğundu ki, kelimeler boğazında düğümleniyordu. Gözyaşları yanaklarından sel gibi akıyordu, burnu kızarmış, nefesi kesik kesik çıkıyordu.
Efsun ise kapıya yaslanmış, titreyen bacaklarla ayakta durmaya çalışıyordu. Yüzü bembeyaz kesilmişti, gözleri faltaşı gibi açılmıştı. “Tanrım… bu gerçek olamaz. O cadı gibi kadın Efraz’a ‘beni sinirlendirdin’ dedi ve o mor ışık girdi içine… Sonra Efraz yere yığıldı ve… kayboldu! Sanki yer yuttu onu! Nasıl olur böyle şey? Efraz’ım, bizim Efraz’ımız… o hepimizden daha narindi, şimdi orada yalnız başına, karanlık ormanda…” Elleriyle saçlarını çekiştiriyor, tırnaklarını derisine batırıyordu. “Ya korkudan kalbi durduysa? Ya o lanet yüzünden acı çekiyorsa? Biz burada gülerken, o belki can veriyordur! Ben suçluyum… ben ısrar ettim bu partiye gelmemiz için!”
Yelda başını kaldırdı, şişmiş gözleriyle Efsun’a baktı. “Polisi arayalım… hemen arayalım! Ama sinyal yok burada, Allah kahretsin! Efraz’ı bulmalıyız Efsun, burada bekleyemeyiz. Ormana girelim, seslenelim, fenerleri alalım arabadan… Ya soğuktan donarsa? Ya vahşi hayvanlar varsa? O bizim canımız, bizim kardeşimiz… onsuz ne yaparız biz? Efraz’sız olmaz… Efraz’sız ben yaşayamam!” Hıçkırıkları arasında nefesi tıkanıyor, göğsü inip kalkıyordu. Panik atak gibi titriyordu, elleri buz gibi olmuştu.
Efsun da Yelda’nın yanına çöktü, kollarını ona dolayıp sıkıca sarıldı. Kendi gözyaşları da akmaya başlamıştı.
“Ben de korkuyorum… çok korkuyorum. Efraz’ı düşününce içim parçalanıyor. O hep gülümserdi, hep bizi toplardı. Şimdi belki yaralı, belki acı içinde… uluma sesleri geldi ya efraz'a birşey olursa?"
“Hayır, hayır düşünme Efsun… Bulacağız onu. Geceyi bekleyemeyiz. Arabaya koşalım, güçlü fenerleri, battaniyeleri alalım. Ormanı tarayalım. Polise de haber verelim, helikopter falan istesinler… Efraz’ı bulmadan buradan gitmiyoruz. Dayan Efraz’ım, lütfen dayan… Biz geliyoruz, duyuyor musun? Geliyoruz!” Sesindeki üzüntü ve çaresizlik kulübeyi dolduruyordu. İkisi de birbirlerine sarılmış, korku ve suçlulukla sarsılıyorlardı. Hiçbiri gülmüyordu artık. Sadece Efraz’ı bulma düşüncesi vardı akıllarında.

Efraz :

Koşmaya başladım. Hangi yöne olduğunu bilmeden, sadece uzaklaşmak istiyordum. Dallar yüzüme çarpıyordu. Ayaklarım taşlara takılıyordu. Nefesim hızlandı, kalbim deli gibi çarpıyordu.
Sonra… ilk belirti geldi.
Göğsümde bir yanma. Sanki içimde bir ateş başlamıştı. Önce hafifti, sonra gittikçe arttı. Dizlerimin üzerine çöktüm, ellerimi karnıma bastırdım.
“Ahh… ne oluyor?”
Yanma kollarıma, bacaklarıma yayıldı. Kemiklerim… kemiklerim hareket ediyordu. Kırılıp yeniden şekilleniyordu. Acı tarif edilemezdi. Sanki biri vücudumu demir çubuklarla eziyordu.
Çığlık attım. Sesim normal çıkmadı. Daha derin, daha vahşi bir şeydi. Boğazımdan yükselen bir hırıltı.
Parmaklarım uzuyordu. Tırnaklarım karardı, uzadı, pençe oldu. Kollarımın kılları hızla uzadı, gri-siyah tüyler çıktı. Omurgam eğrildi, sırtım kamburlaştı.
“Hayır… lütfen hayır!” diye yalvardım ama kelimeler ağzımdan çıkmıyordu artık. Sadece inlemeler, hırıltılar.
Yüzüm değişiyordu. Burnum uzadı, dişlerim büyüdü, sivri oldu. Gözlerim… görüşüm değişti. Her şey daha net, daha parlak, daha… renkliydi. Kokular saldırıya geçti. Toprak, çam, kan kokusu… kendi kanımın kokusu.
Dönüşüm dakikalar sürdü. Belki saatler. Zamanı kaybetmiştim. Sonunda dört ayak üzerinde kaldım. Vücudum titriyordu.
Ben… kurt olmuştum.
Büyük, güçlü bir dişi kurt. Tüylerim griyle karışık siyahtı, gözlerim sarı-yeşil parlıyordu. Yeni bedenim hem yabancı hem de tuhaf şekilde tanıdıktı.
Korku yerini şaşkınlığa bıraktı. Bir adım attım. Pençelerim toprağa gömüldü. Güçlüydüm. Çok güçlü.
Koşmaya başladım. Ormanda rüzgâr gibiydim. Dallar yüzüme değmiyordu bile. Kulaklarım en ufak sesi yakalıyordu: Farelerin koşuşu, yaprakların düşüşü, uzak bir nehrin akışı.
Açtım. Hem de çok.
Bir koku geldi burnuma. Tavşan. Taze, canlı. İçgüdüm harekete geçti. Peşinden koştum. Kısa sürede yakaladım. Dişlerimi boynuna geçirdim. Sıcak kan ağzıma doldu. İlk başta midem bulandı ama sonra… tatlı geldi. Güç verdi.
Yedim. Hem de doya doya.
Sonra gökyüzüne baktım. Ay hâlâ yoktu ama hissediyordum. Yükseliyordu. İçimde bir şey çağırıyordu.
Başımı kaldırdım ve… uludum.
Uzun, güçlü, yalnız bir uluma. Orman sustu. Sanki bütün hayvanlar beni dinliyordu.
Uluma bittiğinde yorgun düştüm. Bir ağacın dibine kıvrıldım. Tüylerim ısınmıştı. Gözlerimi kapattım.
Ama uyumadan önce son bir düşünce geçti aklımdan:
Bu lanet miydi? Yoksa… uyanış mı?
Ve Yelda’yla Efsun… onlar beni arıyor muydu? Ya da cadı onlara da bir şey mi yapmıştı?
Bilmiyordum. Tek bildiğim, artık eski Efraz olmadığımıydı.
Ormanın derinliklerinde, yeni bedenimle yalnızdım.
Ve bir şey… bir varlık… uzaktan beni izliyordu.
Güçlü bir koku. Erkek. Tehlikeli.
Ama o kadar yorgundum ki, gözlerimi açık tutamadım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…