4. bölüm · Lanetli Köy

Gün 3: Lanetli Köy Davası

Melek Heves👑✨

"Müdür bey yeni geldim, anca yetiştim. Merak etmeyin bu işi çözeceğim."

Of, telefonu kapatıp araştırmalara başlamalıyım.

Meydanda neden herkes var. Bir gidip bakayım belki bir ipucu bulurum.

"Ne! Baba... Senin burada ne işin var? Yerde yatan kişi kim? Nolur yerde yatanın annem olmadığını söyle!"

"Maalesef oğlum. Dün gece ben dışarıdaydım, eve gelirken bir çığlık sesi duydum, ama... Yetişemedim."

Ölen annemmiş... Bu dava için elimden geleni yapacam ve katili bulacağım! Annem ne istediniz ondan. Eğer katili bulamazsam köy tehlike altında.

"Annemin ölümünü gören var mı, yanında herhangi tanımadığımız birisini gören var mı?"

"Yok oğlum. Düşmanımızda yok tanımadığımız kişi de yok. Sen en iyisi anneni tanıyan başka kisilere sor onlar sana anneni taniyan veya tanımayan, seven veya sevmeyen kişileri söyler."

"İyi fikir baba bir de öyle yapayım."

Son sözümü söyleyip oradan ayrılıp babamın bildiği annemin arkadaşı olan Hatice ablanın yanına gideceğim.

Evet galiba evi burası kapısını çalalım

*Kapı açılır*

"Merhabalar ablacım ben dedektif İlker Hatice ablaya bakmıştım ama..."

"Hatice benim evladım söyle bir şey mi oldu?"

"Yok, sadece annemin yani Ayşe hanımın ölümü ile ilgili sorgu yapmak için geldim. Size birkaç sorum olacak."

"Buyurun evladım sorun soracağınızı cevaplarım ama ölümü hakkında hiçbir şey bilmiyorum sizinle beraber şimdi öğrendim."

"Hiç son zamanlarda annemin yani Ayşe hanımın herhangi kavgalı olduğu birisi veya düşmanı var mıydı acaba?"

"Yok evladım herkesle iyi anlaşırdı. En iyi arkadaşımdı. Ölümü çok kötü oldu ama sen en iyisi birde Selma hanım ile konuş o belki biliyordur dostu düşmanı varmıdır diye sonuçta o da annenin arkadaşıydı."

"Tamam Hatice hanım, teşekkür ederim sonra yine gelebilirim."

"Tamam evladım görüşürüz"

Birde şu Selma hanımın evine gidelim. Neredeydi evi... Evet geldik kapıyı çalalım...

*Kapı açılır*

"Buyur oğlum kimsin kime baktın?"

"Ben dedektif İlker. Ben Selma hanıma bir kaç sorum olacaktı da."

"Buyrun... Selma benim, içeri gelin."

"Teşekkürler. Bugün vefat eden Ayşe hanım ile ilgili size birkaç sorum olacak müsaadenizle."

"Tabii ama Ayşe hanım vefat mı etmiş... Arkadaşım can yoldasimdi o benim, iyi bir dosttu..."

"Ayşe hanımın anlaşamadığı herhengi bir arkadasi veya düşmanı var mıydı acaba bir bildiginiz var mı?"

"Yok evladım biz çok yan yana gelmeyiz zaten, ben o sıralar burada bile değildim zaten çalışmaya gitmiştim."

"Tamam anladık teşekkürler. Sonra tekrar gelirim belki başka bir şey öğreniriz."

Yok kimse bilmiyor emin oldum, ya orda değiller yada hiç duymamışlar.

\Telefon Çalar - Telefonu açar/

"Buyrun Ben dedektif İlker.."

"Merhaba İlker bey ben doktor Yavuz, size annenizin cesedi hakkında bilgi verecektim."

"Evet. Buyrun dinliyorum doktor bey."

"Ayşe hanımın vücudundan yüksek dozda kemik tozu çıktı, galiba bu annenize enjekte edilmiş."

"Ne?... Tamam da doktor bey bu kemik tozu nerde bulunur nasıl olurda annemin vücuduna enjekte edilir anlamıyorum."

"Bu kemik tozu genelde insanlar öldükten sonra kemikleri eriyince ortaya çıkar yani genellikle mezarlıklarda bulunur. Bunu normal hayatta bulmak imkansız."

"Tamam doktor bey bu bilgiler için teşekkür ederim sonra görüşürüz."

Kemik tozu...Bu iyi bir ipucu olabilir. Katil kurbanları kemik tozu ile öldürüyor olabilir. Belki bir sonraki kurbanınıda bu şekilde öldürecek... Neyse ayrıca bir şey daha dikkatimi çekti ben Hatice Hanım'ın evinden çıkarken de, Selma hanımın evinden çıkarken de aynı izi gördüm beyaz bir toz... şey gibi... şey... KEMİK TOZU!

Olamaz!! Sıradaki kişi Hatice hanım hemen yetişip onu ölümden kurtarmalıyım ama Selma hanıma da aynı anda yetişip kurtarmak zorundayım...

Devam edecek...