LANETLİ BAKIŞLAR kitap kapağı

2. bölüm / 3

1.Bölüm:Cevap Ver Anne...

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 1.Bölüm:Cevap Ver Anne...

Uzay Varel

Ben Uzay Varel,zengin bir ailenin veliahdıyım.Babam Umut Varel ve annem Sevda Varel'in çocuklarıyım.16 yaşında Lise 2'ye giden bir gencim.

Dün gördüğüm o adamdan sonra aklım ona takıldı.Anneme anlattığımda garip bir endişe içinde beni geçiştirmişti.Anlamadım ama garibime gitmişti.Sabah alarmım 7.00'de çalmasıyla hemen kalkıp hazırlandım.Bugün Kimya sınavım olduğu için yeterince endişeliydim.Hazırlanıp aşağı indiğimde ailem beni yemek masasında bekliyorlardı hemen neşeyle
"Günaydınn" dedim,onlarda bana en içten tebessümleriyle günaydın diyerek karşılık verdiler.Tek çocuktum çünkü benden sonra annem ve babamın bir daha çocukları olmamıştı.

Hemen kahvaltımı edip masadan kalktım.Çantamı koluma attığımda bugün babam beni okula bırakacağını söyledi.Hemen babamın arabasına ilerledim ve yanındaki yolcu koltuğuna oturdum.Yola çıktığımızda parmaklarımı çekiştirip durdum,aslında sınavdan korkmuyorumdum ama bütün sınavlarda olduğu gibi yine bir telaş alıp götürmüştü bedenimi ve zihnimi.Babam bunu fark etmişti dudaklarına kondurduğu minik tebessüm ile bana baktı,bir eli direksiyondayken bir elini benim ellerimin üstüne koydu.Yine gerildiğimi anlamıştı.Önce sakin ama sonra alayla,
"Sakin ol oğlum,kendini rahat bırak o kadar çalışmaya profesör bile olursun."
demişti ve ne kadar elimde olmasa da biraz kıkırdamıştım.

Bir süre sessizlik içinde yola devam ettik.Okulun önüne geldiğimizde babam bana şans dilemişti bende ona en içten tebessümüm ile teşekkür etmiştim.

Okulun bahçesinde ilerlerken birinin
"Uzaayy" diye seslendiğini duydum arkamı döndüğümde Çağla bana seke seke koşarak geliyordu.Açık kahverengi ve aralarında sarılar bulunan saçlarını yine açık bırakmıştı kumral teni ise yine ışıldıyordu.Çağla de en yakın arkadaşlarımdan olan ve kardeşim gibi gördüğüm bir arkadaşımdı.Ona en içten tebessümümü gönderdiğimde o da bana otuz iki dişi ile en içten gülüşünü göndermişti.

Yanıma geldiğinde bir sohbete tutulduk,
"Yine özenlisiniz Çağla Hanım."diyerek ona iltifat ettim çünkü kendisi dünyanın en düzenli ve özenli insanı olabilirdi.
O da bana gülümseyerek,
"Yine çok endişeli gördüm sizi Uzay Bey."
Buna bozulmuştum, bu kadar mı belli ediyordum?
"O kadar belli ediyor muyum ya."
Hiç beklemeden cevap verdi,
"Fazlasıyla." dedi ve kıkırdamaya başladı o gülünce bende dayanamadım ve güldüm.Okula girdiğimizde
"Aslında ben de farklı sayılmam, içimde küçük bir endişe var."dediğinde şaşırmıştım.Kendisi hiçbir sınavda telaş yapmaz ve yüksek puanlar alırdı.
"Sen ve telaş?Çok şaşkın olduğumu dile getirmem gerekiyor mu?"diyerek bir nebze şaşkınlığımı söylemiştim.Gülerek cevap verdi,
"Söylemene gerek yok diyecektim yüz ifaden belli ediyor ama sanki söyledin ya?"diyerek gülmeye devam etti.İkimizde tebessümle sınıfa girdik ve girdiğimizde hiç şaşırmamıştık çünkü Kuzey ve Kumsal her zaman ki gibi tartışıyorlardı.Kumsal,
"Nolur Kuzey hiç çalışamadım nedenini sende biliyorsun."dediğinde bizde nedenini anlamıştık.Çünkü babası annesini terk ettiği için durumları zaten kötüydü üstüne annesi felç geçirince iyice kötüleşmişti.Bu yüzden Kumsal hafta sonları tam,hafta içleri ise okuldan sonra geç saatlere kadar çalışıyordu.Hatta dün bizimle buluşmak için zar zor izin almıştı.Bizim onun için yardım etme isteğimizi-ve özellikle Kuzey'in annesinin yardımlarını-reddetmişti, çünkü kendisi bunu gururuna yedirememişti.Bir zamanlar zenginken bu hale düşmüşlerdi.

Kuzey koyu kahverengi saçlarının arasına parmaklarını sokup geriye doğru iteledi.Vermemekte kararlı gibiydi,
"Olmaz,ben kimseye, kardeşime bile kopya vermem!". Kumsal'ın yüzü düştü.O sırada Kuzey sınıfın kapısında bizi gördüğünde,
"Bak kimler gelmiş.Sınıfımızın Birincileri!"bunu deyip alkışladı yanında bunları demeyi ihmal etmedi,
"Git onlardan iste onlar versin benim notlarım onlar kadar iyi bile değil!".Kumsal hiç bir şey demeden gidip yerine oturdu,alnını sıraya yasladı.Çağla ile aynı anda kafalarımızı birbirimize döndürdük.Çağla,
"Buna ne oldu?Şuan bize koşup kopya istemesi gerekmiyor muydu?"Kafamı sallayıp cevapladım,
"Aynı şeyleri düşünüyorum.".Hemen Kumsal'ın yanına gittik belli ki canı sıkkındı.Çağla,
"Kumsal,iyi misin tatlım?"diyerek ılımlı olmaya çalıştı ama Kumsal olamadı,
"İyi değilim!Bana hiçbir şey sormayın.Ne zaman iyi oldum ki!". Şaşırmıştık.Neden bu kadar kötüydü ki?

Dayanamadım tabi ki,
"Kumsal,neler oluyor?Bize anlat biz kardeşiz sır çıkmaz.".Kumsal önce durdu sonra ise içini döktü.Ağlamaklı bir sesle,
"Uff bıktım bu hayattan!Dün sizinle buluşabilmek için paramdan kestirdim!Sorun olacağını düşünemedim!Annemin hastalığı ilerledi.Kadın zaten hem felç hem kanser!"Bir anda hıçkırarak ağlamaya başladı,
"Kanseri son evrede!"bunu duyduğumda sanki boğazımda bir yumru vardı,ne konuşabiliyordum ne de nefes alabiliyordum.Kanserinin olduğunu geçen haftalarda öğrenmiştik daha yeniydi, iyileşecekti.Çok hızlı ilerlemişti.Narin Teyze-yani Ayşe'nin annesi-hasta olmadan önce hepimizin bir annesi gibiydi.Hepimiz onu annemiz gibi severdik.

Kuzey ile ben şoktaydık. Çağla,
"Neler diyorsun Kumsal! Aklım almıyor! İyileşecekti!" Son dediği ile gözünden bir damla yaş aktı çenesine.Çağla özenli ve nazik biri olabilirdi fakat bir o kadar sert ve dayanıklı bir kızdı.Kolay kolay ağlamazdı.Kumsal ağlayarak devam etti,
"İyileşmesi şuan çok zor ama zaten..."ağlaması şiddetlendi,
"Zaten ilaçları ve olması gereken ameliyat çok pahalı!Yetemiyorum artık!Her geçen gün fakirleşiyoruz.Çok çalışmama rağmen adamlar maaşıma zam yapmak yerine azaltıyorlar!O bizi bırakıp giden babam olacak herife baba diyende kabahat!Şerefsiz bizi en kötü zamanımızda, annem hasta olunca bıraktı,bir elime geçsin kendi ellerimle baba demeden parçalıycam!Gidip başka ülkelerde karı kızla gezerken biz burada sürünüyoruz!".

Hepimiz şok içindeydik.Babasına kızgınlığını anlıyordum fakat bir yer için ona çok sinirliydim hiç beklemeden,
"Kumsal sen iyi misin?Şaka gibi haftalardır kadın hastalıktan sürünüyordu ve sen neden bize gelip söylemedin! Asıl ben seni parçalıycam!Narin Teyze hepimizin annesi!Madem yetmiyordun neden bize haber vermedin ha!Biz hani kardeştik?Yetemediğimiz yerde birbirimize yardım edecektik?Biz burada SOPA MIYIZ?ŞAKA MISIN?".Bunu dediğimde hepsi bana şokla bakıyorlardı.Ben beklemedim ve kardeşim bildiğim Kumsal'a ilerledim ve sıkıca sarıldım o da karşılık verdi.Başını her ağladığında yaptığı gibi boynuma gömdü.Hıçkırarak ağlamaya devam etti.Ben de kulağına şunları fısıldadım,
"Daha fazla kendini üzme.".Hepsinden bir kaç ay büyük olduğum için her zamanki gibi davrandım,
"Abin yanında,Narin Teyzemi iyileştiricez.Yeniden ayağa kalkıp sana sarılacak.Güven bana...".O da hiç beklemedi,her zamanki gibi,
"Güveniyorum abi..." diyerek ağlamaya devam etti.

Bir süre bekledik.Çağla ve Kuzey Kumsal'ın sırtını sıvazlıyorlardı.Ben ise Kumsal ile sarılmamız bittiğinden beri camdan dışarı bakıyordum.Boş boş baktım.Aniden sırtıma değen elle irkildim.Kafamı çevirdiğimde Çağla'yı gördüm.Buruk bir şekilde tebessüm ediyordu.Hepimiz kendi öz annemize olmuş gibi üzgündük.Hala şoktaydık.Çağla,
"Gel biraz hava alalım daha zilin çalmasına on dakika var."dediğinde kafamı salladım.

Çok kötü hissediyordum.Sanırım tek şoktakileri bendim çünkü boğazımda ki yumru hala gitmemiş, nefes almamı engelliyordu.Belki de aniden duyduğum için olmuştu.Hayır,aniden duyduğum için değildi, çünkü ben Narin Teyze'yi ikinci annem gibi görmüştüm.Kalbim ağrıyordu.Annelerimize ne diyecektik.Zaten onlara yardım edemediğimiz için üzgündük,Narin Teyze'ye bişey olursa kendimizi affedemezdik.

Aşağı indiğimizde kendimi bir banka bıraktım.Açık hava iyi gelmişti.Çağla saçlarını savurup kendini banka bıraktı.Ne olursa olsun saçları kıymetlileriydi.Bir süre konuşmadık.Aynı anda camdan yola bakan Kumsal'ı ve onu izleyen Kuzey'i gördük.Kuzey bir garip bakıyordu Kumsal'a.Daha doğrusu garip değil her zamanki gibi dolu dolu.Çağla buna minik bir kıkırtı ile cevap vermişti hemen sonrasında,
"Bunlar bir gün birbirimizi seviyoruz, sevgiliyiz derlerse hiç şaşırmayacağımı söylemiştim dimi?"dediğinde minik bir kıkırtı döküldü dudaklarımdan.
"Söylemiştin.".O da beklemedi,
"Bu ne biçim kardeşlik? Kardeşlik değil romantizm!"dedi ve güldü.Bende ona katıldım.

O sırada gözüme karşı yolda bir adam ilişti.Simsiyah giyinmişti.Yüzü görünmüyordu.Anında bir iz gördüm botunda, bu izi unutamamıştım.Sol botunun,sol tarafında sanki bir keçi ayağı izi gibi bir şey vardı,ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.

Onu gördüğüm an tanıdım.Sanki göz göze gelmiş gibi hissettim bunu hissettiğim an yağmur çiselemeye başladı.O sırada gözüm pencereye kaydı.Kumsal ve Kuzey de oraya bakıyorlardı.Fakat kafamı çevirdiğimde adam yine yok oldu.Hemen ayaklanıp büyük demir parmaklıklara koştum.Ben gidince arkamdan Çağla da geldi.Hemen okul güvenliklerimizden olan Sedat Amca'nın yanına gittim ve hiç beklemedim,
"Sedat Amca,şu karşı yolda simsiyah giyinimli bir adam gördün mü ne tarafa gitti?"bunu dedikten sonra soluklandım.Yanımıza Kumsal ve Kuzey de gelmişti.Yağmur bastırmaya başlamıştı ve saçlarımın artık nemli değil baya ıslak olduğunu hissettim aynı şekilde vücudumun da.Hepimiz sırılsıklam olmuştuk.

Sedat Amca da beklemedi,
"Yok çocuklar az önce de oraya karşı oturuyordum içeride.Gösterdiğiniz yere bakıyordum ama hiç kimse yoktu ki.".Bunu dedi ve kendinden emin olmak için tekrar düşündü sonra,
"Yok,yok çok eminim kimse yoktu." bunu dedikten sonra bizi hemen sınıfımıza gönderdi.Bugün iyi ki beden dersimiz de vardı.Hepimiz ıslandığımız için hemen beden kıyafetlerimizi giydik.Sınıfa geri geldiğimizde Kuzey,Çağla ve Kumsal hemen etrafımı sardılar.Önce ne olduğunu anlamadım.Sonra Çağla konuya el attı,
"Bize sanki bir açıklama yapman gerekiyor?Dur ben hepimizin aklındaki soruyu sorarak yardım edeyim.O adam kimdi ve sen görür görmez neden hayalet görmüş gibi oldun ayrıca aramak için neden koştuk?Kim bu adam?".Şimdi anlamıştım dertlerini.E normal yani onlarda böyle bişey yapsa bende şaşırırdım.

Nefes alıp cevap verdim,
"Şimdi şöyle ki, dün hani kafeye gittik ya..." bir anda Çağla'nın sesini duydum,
"Hadi Uzay!"dedi ve baş parmağını sağ şakağına diğer parmaklarını ise sol şakağına attı ve devam etti,
"Migrenim tuttu yeminle!".

Hemen konuşmaya başladım,
"Dün o kafede siyah giyinimli bir adamın bizi izlediğini gördüm, bir-iki saniyeliğine kafamı size çevirdim,anında tekrar ona çevirdim ama adam yok olmuştu!Önce garibime gitti ama sonra umursamadım ve size de söyleme ihtiyacında bulunmadım.Eve gittiğimde çok aklıma takıldı,bende gidip anneme anlattım.Beni garip bir telaş içinde geçiştirdi!".Durdum,annemin bildiğine emindim bugün her şeyi öğrenecektim.Kumsal ve Çağla şaşırmış bir ifade ile dinlerken Kuzey konuşmaya başladı,
"Peki az önce gördüğümüz adamın o adam olduğunu nasıl anladın?Dur şöyle diyeyim.Belki bugün gördüğün adam okula çocuğunu falan almak için geldiyse ve sen başka yere baktığın anda çocuğunu alıp gittiyse?" dedi ve hemen,
"İMKANSIZ!Sadece bir-iki saniyeliğine döndüm.Oraya giden kimse yoktu! Bugün de onu görünce bir şeyler olduğunu anladım!Botunda sanki ona özel olan bir işaret var ve çok bariz bir şekilde görünüyor! Dün de bugünde o kişiyi GÖRDÜM!".Sustuğumda hepsi şaşkın bir şekilde bana bakıyorlardı.O sırada sınıfa Kimya Hocamız olan Deste Hoca girdi.Zilin çaldığını hiçbirimiz duymamıştık.

Deste Hoca,
"Çocuklar neden hala yerlerinizde değilsiniz?Ders başladı.". Dediğinde hemen koşup yerlerimize oturduk.Deste Hoca son sınav tekrarlarını yaparken not alıyordum.Bir anda aklıma yine takıldı ve durdum.Annemin bana baya bişey anlatması gerekiyordu.Anında ismimi duydum,
"Uzay! Oğlum sana sesleniyorum daldın gittin.Sınava gireceksiniz ne bu dalgınlık?Bütün sınıf bu gün çok dalgın.".

Deste Hocanın seslenişi ile hemen silkelendim.Kalemi elime geri alıp son notları yazdım.O sırada Deste Hocanın telefonu çaldı.Ani bir kararla sınavın ikinci derse alındığını söyledi.Buna herkes oldukça üzülmüştü ama pek de umursamadık.Biz dersleri iyi olan bir sınıftık.Özellikle Çağla ile ben öğretmenlerin gözde öğrencileriydik.Zil çaldığında bahçeye inip hava aldık,o sırada zil çaldı, teneffüs çok hızlı geçmişti.Sınıfa geri geldiğimizde hemen sıralarımıza yerleştik.Sınavımız Kimya ve dersimiz de Kimya olduğu için tabi ki Deste Hoca gelmemişti.Deste Hoca yerine Türkçe öğretmenimiz Ali Hoca gelmişti çünkü dersi boştu.Hemen gelir gelmez yerimize oturmamız için işaret verdi ardından kağıtları dağıtmaya başladı telaşla, iki dakika geç kalmıştı.

Önümdeki kağıtla bir-iki dakika bakıştım.Ne yapacağını bilemeyen ilkokul çocuğu gibi hissediyordum.En sonunda kalemi elime aldım ve çözmeye başladım. Sınav normalde oldukça kolaydı ve çalıştığım yerlerden gelmişti sorular fakat benim beynim şuan soruları algılamakta zorlanıyordu.Elimden geldiğince yapmaya çalıştım.Bir gün içerisinde bu kadar çok şey uğrar mıydı bir insana!O kişi bendim,önce sınav telaşı sonra Kumsal'ın annesinin hastalığı ve o garip adam...

O sırada Ali Hocanın son yirmi dakika uyarısı ile düşüncelerimden koptum.Hangi ara geçmişti yirmi dakika?Hemen son kalan soruları bitirdim.Zaten o yirmi dakika boyunca o düşüncelere rağmen sınavı yarılamıştım.

Sınavım bitince tekrar kontrol ettim.Kontrol etmeyi unuttuğum sınavlarda genelde düşük puanlar alıyordum. Anında Çağla'nın sesini duydum,
"Hocam sınavım bitti verebilir miyim?".
Hoca cevap verdi,
"Tabi Çağla verebilirsin. Çocuklar bitirince getirin son dakikalarda kargaşa olmasın." Hatırlatmayı unutmadı,
"Son tekrarlarınızı yapmayı unutmayın çocuklar, yanlışlarınız gözünüzden kaçabilir.".Herkes onaylar bir ses çıkardı.

Sınavım bitmişti.Hemen ayaklanıp hocaya doğru ilerledim.Tam gitmiş hocaya kağıdı uzatırken durdum ve Kumsal ile göz göze geldim.Yardım ister gibi bakıyordu. Gülümsedim,o da güldü.Sonra onun anlayacağı bir şekilde belli etmeden "nerede takıldın?" der gibi bir işaret yaptım. Anında anladı o da yavaşça ağzını hareket ettirip "İki, dört ve altıncı soruda takıldım." dedi.Bunu der demez gözlerimi açtım ve ağzımı hareket ettirip "yuh!"dedim zaten sınavda on soru vardı, üçünü yapamadı kaldı yedi.Sınav üstüne üstlük baya basitti.

Yapamadım der gibi bir bakış attıktan sonra masum masum lütfen bakışını attı.Bu bakışa göz devirmeden edemedim.Sonra gözlerimi bir kaç kere tamam der gibi kırptım.Anında gülümsedi.Hoca tam elini uzatmış kağıdı alıyorken durdurdum.Herkesin bakışları bize dönmüştü,hemen toparladım,
"Hocam!Aklıma çok önemli bişey geldi yazmam gerekiyor yoksa eksik puan alıcam!"azıcık bağırarak konuşmuştum, çünkü az daha alıyordu.Hoca şaşkın bir şekilde bana baktı,
"Hayırdır?Sen böyle yapmazdın oğlum.Neye bu kadar kafanı yordun da oraya daldın?" bu sırada elini indirdi ve sırama geri gitmem için kafası ile işaret verdi.Hemen küçük bir teşekkür ettim. Bunları yaptığıma inanamıyordum, Hoca şaşırmakta çok haklıydı ve bende kendime şaşkındım.Hiçbir sınavda böyle birşey yapmazdım sonuna kadar iyi bir şekilde çözer ve kontrol ederdim.Aslında bunu kafamı bişeye yorduğum ya da daldığımdan yapmamıştım.Sırf Kumsal için bunu yapmıştım.Onun bana iyi bir teşekkür etmesi gerekiyordu çünkü şuan çok rezil bir durumdaydım!

Sırama gitmek için Kumsal'ın sırasının yanından geçen yolu tercih ettim.O sırada Çağla ile göz göze geldim ve onun herşeyi bildiğini anladım.Kumsal'ın kopya istediğini biliyordu.Bana hızlı bir şekilde göz kırptı ve bende ona karşılık olarak göz kırptım.Bu bir anlaşmaydı ve kimsede görmemişti.Tam Kumsal'ın sırasına yaklaşmışken Çağla gürültülü bir şekilde kalemliğini yere attı ve bunu yaparken kolu çarpmış gibi davrandı. Şansa bak ki kalemliğin ağzı açıktı ve tüm kalemleri yere dağıldı.Hemen,
"Ayyy!" diye küçük bir çığlığın ardından sırasından kalktı ve yere eğilip kalemliğini toplamaya başladı.O sırada,
"Uff, çok pardon Hocam, çok pardon arkadaşlar yanlışlıkla kolum çarptı."dedi ve mahcup bir ifade ile etrafa baktı.Tam istediğimiz gibi tüm sınıfın dikkati ve hocanın dikkati ondaydı.Hemen hızlandım ve Kumsal ile göz teması kurup hızlıca bakıp ezberlemesi için bir işaret yaptım. Bunların hepsini gören tek kişi Kuzey'di ve hayretler içinde bize bakıyordu.

Yanına vardığımda kâğıdımı aşağı indirip gizli bir şekilde ona gösterdim.Kumsal'ın beyni fotogrefik bir beyindi ve gördüğü her şeyi yazı dahi olsa kolayca ezbeleyebiliyordu.Kağıdıma hızlı bir şekilde göz gezdirdi, tamam anlamında hafif bir şekilde kafasını sallayıp göz kırptı.Herkesin dikkati hala Çağla'daydı bu bize büyük bir iyilik olmuştu,Kumsal bana benim ise Çağla'ya güzel bir teşekkür etmemiz gerekiyordu.

Hızlı bir şekilde sırama ilerledim.Kuzey hala şok içeresindeydi.Onunla göz göze gelince bana "siz neler yaptınız?" der gibi bakınca bende haylazca kıkırdadım.Sırama gidince hemen oturdum.Yavaşça kafamı çevirip ilk önce Çağla'ya baktım sırasına oturmuştu gülümsedim ve o da bana güldü,sonra Kumsal'a baktım bir yazıyor bir gözünü kapatıyor ve anında açıp yeniden yazmaya devam ediyordu.Bende öyle bir beyin istiyordum!Sonra Kuzey'e baktım hala şaşkınlıkla Kumsal'a bakıyordu.Biraz da onun bu şekilde tek bakışta bir kağıdı ezberleyip hızlıca yazmasına şaşkınlıkla bakıyordu bence,belki de ona hayranlıkla bakıyordu...

"Size bugün birşeyler olduğu kesin."dedi Ali Hoca beni zihnimden koparırken.
"Nedir bu haliniz? Çağla dalgınlıkla kalemliği yere düşürür bir de yetmezmiş gibi hepiniz sanki sınav yok gibi durmuş onu izlersiniz!Nedir bu dalgınlık çocuklar! Aklınızı başınıza toplayın,sizin gireceğiniz daha çok sınav var!İki sene sonra YKS'ye gireceksiniz o zaman ne yapacaksınız?Biri sınavda üf dese sesli bir şekilde nefes alıp verse sınavı bırakıp durup onu mu izleyeceksiniz?Siz bence kendinizi toplayın yoksa ailelerinizle görüşücem!". Sınıfta derin bir sessizlik oluştu.

Bu okuldaki herkes bilirdi ki Ali Hoca ne diyorsa sözünün arkasında durur ve dediğini yapardı fakat bizim sınıfımızda ise Gökhan adında boş boğaz bir arkadaşımız vardı.Herkese laf atar hocalara bile laf söyler olur olmadık yerlerden çıkar ve her olaya katılırdı.Ne yazık ki Kumsal ona çok aşıktı...

Gökhan yine durmadı,
"E hocam sizde Çağla'ya bakıyordunuz bütün sınıf gibi?"dedi ve Ali Hoca şok olmuş bir şekilde kaldı.Bende oldukça şaşkındım.Ali Hoca sert hocalardan biriydi ve herkes onunla konuşmaya bile çekinirdi.Benim şaşkınlığım Gökhan'ın boş boğazlığınaydı.

Ali Hoca şaşkınlık içerisinde,
"Ne dedin sen?"dedi.Sesindeki öfke ve soğukluk bütün sınıfın ürpermesine neden olmuştu.

Şaşkınlıkla onları izliyorduk.Tek rahat olan kişi Gökhan'dı.Rahat rahat oturmuş, bacaklarını iyice ayırıp yayılmıştı.
"Ne oldu hocam?Yediremediniz mi?"dedi ve gülmeye başladı.Ona şuan oldukça sinirliydim bir hoca ile böyle konuşulmayacağını bilmeliydi.Ali Hoca şoktaydı, adamın hayatı boyunca böyle bir şey yaşamadığına emindim.

Tam ağzımı açıp Gökhan'ı öfkeli bir şekilde uyaracakken bir tokat sesi geldi.Gökhan'ın yanında oturan Kuzey Gökhan'ın ensesine tokadı indirmişti.Kuzey'in eli sertti.Gökhan'ın boynu öne doğru eğilmiş bir şekilde dururken şaşkınlık içerisindeydi.Kuzey konuşmaya başladı,
"Lan patavatsız!Kaç kere dedim sana!Zaten biz sana alıştık.Hocalara laf söyleme en azından!"Sonra sesi kısıldı ve devam etti,
"Lan hocaya hani onlar! Ayıp lan!"dedi ve sustu.Yerine geri çekildi herkes şaşkınlıkla onlara bakıyordu ve bende buna dahildim.

Kafamı Ali Hocaya çevirdim.Sanki kendi yetiştirmiş gibi bir gururla Kuzey'e bakıyordu.Daha çok şey der gibiydi,"İşte benim yetiştirdiğim efendi çocuk!"der gibiydi.Bu görüntüye dayanamayıp güldüm.

"Tamam Kuzey'cim abartma sende."

Ali Hocanın bu söylediğine de güldüm.
Gökhan sessizce geçirmişti bu dersi.Bence oldukça rezil olmuştu ve gururuna yediremeyip utanıp susmuştu.Dersin son beş dakikasında Ali Hoca kağıtları toplayıp,zil çalınca da gitmişti.Biz ise şuan sınıfta oturuyorduk.Kumsal ile Kuzey benim arkamdaki sıralara oturmuşlardı Çağla ise yanıma.Ben ve Çağla arkamızı dönüp sandalyelerimize ters oturmuştuk.Herkes bir sessizlik içindeydi.Bu sessizliği Kumsal bozdu.

"Umarım sınavın iyi geçmiştir Uzay ne gördüysem aynısını geçirdim kâğıdıma azıcık kelimeleri aynı anlamlı olan kelimeler ile değiştirdim belli olmasın diye. Gerçekten çok teşekkür ederim.Hem sana hemde Çağla'ya.Siz neler yaptınız öyle?Ben bile şok oldum vallaa!"dedi ve kıkırdamaya başladı. Çağla da ona katılıp güldü,ben ise sadece gülümseyerek onları izledim.

"Ya Kuzey,sanki azıcık sert vurdun Gökhan'a? Çok acımış mıdır boynu?Ya tamam yaptığına bende sinirlendim ama tokat atmasaydın keşke yaa.". Ayşe'nin bunları demesiyle Kuzey üzülmüşe benziyordu.Onda olan bakışlarını bize çevirdi ve kısa bir baktıktan sonra geri döndü.Biz Çağla ile sadece izliyorduk.

"Bana gerçekten onu mu savunacaksın Kumsal?"

"Onu savunmuyorum ama senin elin sert biraz yani vurduğun kişiyi bayılttığını biliyorum.Sadece Gökhan için azıcık endişelendim bayılacak diye..."dedi ve sustu.

"Herkes Müdür'ün yeğeni diye ondan çekinirken ve yapmak istediklerini yapamayıp o patavatsızın sözlerinin altında ezilirken benim ondan korkup çekineceğimi mi ve o tokatı atamayacağımı düşündün? Çok yanlış tanımışsın beni...".

"B-ben öyle demek istemedim Kuzey, yanlış anladın,"

"Ben bence hiçbir şeyi yanlış anlamadım. Ayrıca artık onu bana savunma!Şımarık bir patavatsızın canının acıması ya da acımaması ile ilgilenemeyeceğim!".

Hepimiz şok içindeydik.Kumsal ne diyeceğini bilemiyordu. Kafamı Çağla'ya çevirdiğimde onun da benimle aynı düşünceler içinde olduğunu gördüm.Kuzey küçük bir kıskançlık patlaması yaşıyordu.

Kuzey bunları dedikten sonra hızlı bir şekilde sınıftan çıktı.Kumsal,Kuzey'in gittiği ve boş bıraktığı boşluğa bakıyordu.Bence hala şoktaydı. Ardından zil çaldı,bu teneffüsleri iyice kısaltmışlardı sanırım.

Kumsal sessizce sırasına Çağla da hiçbir şey demeden gitti.Ben de önümü dönüp kitabımı açtım.O sırada Kuzey'in sınıfa hızlıca girip koşar adımlarla sırasına gittiğini gördüm.

***

Derslerin kalanı sessiz ve kimse konuşmadan hızlı bir şekilde geçmişti.Kuzey ve Kumsal'ın arasında sanki buzullar vardı ve o buzullar bizi de etkilemişti.

Okul bittiği için şuan beni hep almaya ve bırakmaya gelen şoförümüz Veli Amca ile arabanın içinde gidiyorduk.Camdan dışarıya bakarken yağmur yine çiselemeye başladı.Zaten belliydi,hava sabahtan beri kapkaranlıktı.Veli Amca kısık sesli bir radyo açmıştı.Radyo da bir türkü çalıyordu ve gerçekten güzeldi.
"Veli Amca biraz sesini açar mısın radyonun?"dedim ve sırtımı koltuğa geri yasladım.Veli Amca bana gülümseyip sesi yükseltti. Söyleyen kişinin sesi gerçekten harikaydı ve türkü pek sevmememe rağmen bu hoşuma gitmişti.

Kara Tren Gecikir,Belki Hiç Gelmez...
Dağlarda Salınır Da,
Derdimi Bilmez.
Dumanın Savurur,Halimi Görmez,
Gam Dolar Yüreğim,
Gözyaşım Dinmez...

Bu sözler neydi böyle? Gerçekten hoşuma gitmişti.Bazı insanların durumuna türküler uyardı ya benim şuan çok saçma da olsa hiçbir yere uymasada sanki tam beni anlatıyormuş gibi hissetmiştim.Kalbim bir garip olmuştu,sanki gözlerim dolmuştu.

HAYIR! Böyle bir şey olmamıştı. Gözlerim dolmamıştı fakat gerçekten garip hissettiğimi kabul ediyordum.Kısık bir sesle,
"Acaba bu türkünün yazarı kim?"dedim mırıldanarak kendi kendime.Aniden bir cevap geldi,
"Özhan Eren oğlum". Şaşırmıştım o sesi nasıl duymuştu?
"Veli Amca nasıl duydun beni?"dedim hızla.Cevap aldım tabiki.
"Oğlum kısık sesle söylemedin ki.".

Ya off.Ben yine mırıldandım diye düşünürken duyulmuştum.Sesimin ayarı yoktu,ya çok sesli ya da hiç çıkmazdı.Kendi kendime öfleyip pufladım.

Bir süre sonra araba malikanenin önünde durduğunda eve geldiğimizi yeni farketmiştim.Hemen arabadan inip eve doğru yürümeye başladım. Kapının önüne gittiğimde hemen zile bastım. Çalışanlardan Nermin Abla benim için kapıyı açtı.Ona gülümseyip hızlıca odama çıktım. Çantamı çalışma masamın yanına bırakıp hızlıca dolaptan bir eşofman altı ve beyaz tişört çıkardım.Elimi koyu kahverengi saçlarıma geçirip dağıttım.Sonrasında hemen odamdan çıktım ve aşağı indim.Aşağıda önce salona baktım ve annemi bulamadım,sonra Nermin Abla'ya annemin nerede olduğunu sordum ve Nermin Abla odasında olduğunu söyledi.Hemen koşar adımlarla yukarı çıkıp annemin ve babamın odasına gittim.Kapıya iki kere tıklattıktan sonra annemin "gel" sesiyle içeri girdim.

İçeri girdiğimde annem dolabın önünde kıyafet seçiyordu.Sanırım bir yere gidicekti.Annem beni görünce,
"Uzay, sen miydin oğlum.Gelsene yanıma neden kapının önünde duruyorsun?"dedi.Bende annemi dinleyip odanın ortasına ilerledim.Annem bir şey soracağımı anlamış gibiydi.

"Anne,sana bir şey sorabilir miyim?"dedim küçük bir izin isteyerek.Annem hemen cevap verdi,
"Tabii sor oğlum.Dinliyorum."dedi ve sustu.Büyük bir nefes aldım ve konuşmaya başladım,
"Anne sana geçen anlattığım adam varya hani,o kişiyi tanıdığını biliyorum.Sanki bana bir şey anlatman gerekiyor?"dedim.Annemin yüzündeki ifade ben daha cümlenin başındayken değişmiş, yüzündeki gülümseme silinip yerine endişe gelmişti. Ağzını bıçak açmıyordu.Sadece boşluğa bakmış donup kalmıştı.Gidip sol elini tuttum ve iki elimin arasına aldım,
"Anne nolursun bana herşeyi anlat, bildiğini biliyorum.Sen bana anlatmazsan ya ne yapıcam?O adamı bugün okulda gördüm."dedim.Son cümlemi bitirdiğim anda annemin bakışları hızla bana döndü.

"Sana bişey yaptı mı Uzay?Kiminle gördü seni? Oğlum bişey söyle aynı kişi miydi?Sen bakınca hemen kayboldu mu?"diyerek hızla birkaç soru sıralandırdı.Son cümlesinden yine bildiğini kanıtlamıştım.

"Anne bana bişey yapmadı,Beni Çağla'yla bahçede otururken gördü, Aynı kişi çünkü botundaki izden tanıdım onu.Ayrıca kafamı bir-iki saniyelik çevirdim ve geri çevirdiğimde yine kaybolmuştu.Lütfen anne bana söyle o adam sapık falan mı niye beni her yerde takip ediyor?Bir şeyleri bilmem gerekiyor anne..."dedim ve sustum.

"Uzay...Bak oğlum..."dedi ve sustu.

Annemin bana söylememekte kararlı olduğu kesindi fakat benim bir şekilde bunu öğrenmem gerekiyordu ve annem beni tanımışsa o kişinin kim olduğunu öğrenmeden bırakmazdım.Annem gibi bende oldukça inatçıydım.

Bugün bitmeden herşeyi öğrenecektim.

Evveettt! Bölüm sonuuuuu.Umarım beğenmişsinizdirrr.Sıkılmışsınızdır belki,belki de "bu ne biçim kitap?Klasik arkadaşlık hikayesi!"diyebilirsiniz fakat bende ilk defa denedim beni anlayışla karşılayacağınızı biliyorum ki umarım öyle olurr. Şuan çok az okuyucu var fakat hepinizi iyi ya da kötü yorumlarınızla seviyorumm.Küçük bir ricaaa!Yorum yapmayı unutmaayınnn!Hepinize iyi okumalar.Yeni bölümde görüşmek üzereee! 🥹☺️😘

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…