5. bölüm · Lâice
Yuva
"Yuva çok başka bir şeydir, bal. Kimsesiz bir insan için imkânsızdır..."
Alev'in ağzından;
Yalnızlık
Hayatım boyunca hep yapayalnızdım.
Hatta bazen öyle yalnız kaldığım anlar oldu ki yalnızlık bile daha kalabalıktı. Babam öldüğünde yalnızdım. Annem gitti, daha da yalnız kaldım. Küçükken de hiç oyun arkadaşım olmamıştı. Nedense kimse benimle oynamak istemezdi. Beceriksiz bir çocuktum, sanırsam. Benimle arkadaş da olmak istemezlerdi. Galiba evimizden gelen kavga sesleri yüzünden benden uzak durmaya çalışıyorlardı.
Ama o çocuk benimle arkadaş olmuştu, oyunlar oynamıştı. O mavi gözleri, beyaz teni, siyah saçları dün gibi aklımda. Arkadaşları onunla dalga geçmesine rağmen benimle evcilik oynayan o çocuk... O benim çocukluğumdu. İlk aşkım. Senelerce onu bekledim. Ona şiirler yazdım. Tüm şarkılar benim için ona aitti. Şimdi dibimdeydi. Yüzü, yüzüme o kadar yakındı ki bir an öleceğim sandım. Ama ben ölümü bu kadar güzel olmaya layık biri değildim. Hiç değildim hem de. Omzundan güç alıp yavaşça dikeldim. "Teşekkür ederim, beni tuttuğun için." Gerçi aşağı atsa bile sesimi çıkarmazdım ama neyse. "Önemli değil. Bir yerin acımadı ya?" "Yok yok, iyiyim." "Tamam, çatı katına mı çıkacağız?" diye sordu, önümüzdeki merdiveni işaret ederken. Başımla itiraz eden bir hareket yaptım. Merdivene doğru yaklaştım. Merdiven ve duvar arasında kalan boşluğa geçip duvardaki kapağı açtım. İşte burası benim minik bölmemdi. Bir an hayret içinde bir bana, bir bölmeye baktı. "Ne oldu, aslan parçası, şaşırdın mı?" diyerek ona takıldım. Şaşkınlığı geçince eliyle "gir" işareti yaptı. Emekleyerek girmemiz gerekiyordu. Ben önden gidersem pek hoş bir pozisyon olmayacağı için ben de elimle ona "gir" işareti yapıp: "Önden sen gir, daha iyi olur." dedim. Başta itiraz edecek gibi oldu ama sonra gizli odanın ucuna gidip içeri girdi. O girdikten hemen sonra emekleyerek ben de peşinden girdim. Minicik bir yerdi burası, ayağa kalkamazdık. 1,5 metre falandı odanın yüksekliği. Eski bir kanepe vardı, yerden bir kanepeydi. Ben girdiğimde çoktan onun üzerine yayılarak oturmuştu. Bir kutu da abur cuburlarım vardı. Kanepenin üzerinde kalın yorganım, tavanda parlayan yıldızlarım, köşede minik bir gaz lambam ve fenerim vardı. İşte burası benim küçük odamdı. Ne zaman üzülsem, sinirlensem, insanlardan kaçmak istesem buraya gelirdim. Daha önce burayı hiç kimseye anlatmadım. Kimseye güvenmiyorum. Ama o hariç. O kimseye söylemez, çok eminim bundan. Gidip kanepede yanına oturdum. Yorganı dizlerime örttüm. "Eee, nasıl buldun? Beğendin mi?" diye sordum merakla. "Çok beğendim. Şuradaki atıştırmalıklar bozuk mudur?" "Hayır, değil. Daha yeniler." Sürekli yenilerdim oradaki atıştırmalıkları. Kutuyu kendime çekip içini ona gösterdim. "Ne istersin?" "Bilmem, sen hangisini vermek istersin?" "Hepsini," dedim hiç düşünmeden. Birkaç saniye bakışları değişti. Bir saniyelik bir kıvılcımdı. Hatırlıyor olabilir miydi?
🌟🌙
10 yıl önce
"Tut elimi," diye ona elini uzatan çocuğa tatlı tatlı baktı Alev.Anneleri misafirliğe gelmişti. Onlar da diğer çocuklarla boş odada oturuyordu.Abla abileri sohbet ederken, diğer çocuklar bilgisayarla oynuyordu.Ferman da her ne kadar onlarla oynamak istese de Alev’i yalnız bırakamazdı.Bu küçük haylaz şimdi de "tuvaletim geldi" diye ağlıyordu.Bir yeri kırıp dökmeden onu tuvalete götürmeliydi.Elini uzattı. Minik avcunu avcuna aldı.Pıtı pıtı adımlarla peşinden gelen kıza baktı.Çok tatlıydı.İleride baba olursa, böyle bir çocuğunun olmasını çok isterdi.Ama o iyi bir baba olacaktı.Babası gibi karısını dövmeyecekti.Eve başka kadınları alıp, odasına götürüp çığlık attıracak kadar dövüyordu babası.Ferman onun gibi olmayacaktı.Tuvaletin önüne geldiler.Ferman "hadi sene" bakışı atsa da küçük kız girmiyordu."Ne oldu? Niye girmiyorsun?""Ben tek başıma yapamıyoyum kiii. Korkayım.""Ya sabır... Tamam, seninle girerim. Arkamı dönerim, tamam mı?""Timammm."5 dakikadır kapıya bakışıyordu Ferman.Arkasından gelen "bitti" sesiyle özgürlüğüne kavuşmuş gibi tuvaletten çıktı."Ama ben acıştım!""Ne oldun?""Acıştım.""Acıktım diyeceksin: a-cık-tım.""Timam. Çok acıştım.""Ya sabır... Tamam gel, annemlere görünmeden mutfağa girmeye çalışalım."Kızın elinden tuttu Ferman. Pıtı pıtı adımlarla mutfağa gittiler.Alev’i kucağına alıp sandalyeye oturttu.Kendisi de mutfakta yiyecek bir şey arıyordu.Annelerinin gün için yaptıkları yemekleri gördü, eliyle büyük tepsiyi işaret etti."Bunlardan ister misin?""İsteyim.""Hangisini istersin?""Sen hangisini vermek istiyorsun?""Hepsini."Bir anlık cesaretle tüm tepsiyi kucaklamaya çalıştı Ferman.Sonrası belli. Yemekler yere döküldü. Tabaklar kırıldı.Bayağı sert bir dayak yedi annesinden.Halbuki sadece Alev’e yemek vermek istemişti.Kollarındaki, bacaklarındaki morlukları hak etmiyordu.
---🌟
Günümüz
Hatırlamasını umut etmiştim. Ama hayır, hatırlamadı.Yarım saattir boş boş duvara bakıp cips yiyorduk.Bu sessizliğe daha fazla dayanamadım.
"Benim hakkımda ne düşünüyorsun?"
"Bilmem. Değişik bir kızsın. Ama iyi birisin."
"Teşekkür ederim."Telefonunu eline alıp saate baktı
."Saat altı olmuş. Odalarımıza dönmemiz lazım."
"Sıkıldın mı?"
"Hayır, ne haddime. Çok güzel bir akşamdı... Yani gece. Bu güzel sırrını benimle paylaştığın için çok teşekkür ederim. Yine gelmek isterim.Ama şu an çok geç kaldık. 7’de kahvaltı masasında olmamız lazım."
"Haklısın. Geldiğin için teşekkür ederim."Gözlerime baktı, tüm içtenliğiyle gülümsedi.O an tüm dünya benim olmuştu sanki.Bana gülümsedi.Birlikte küçük odadan çıktık.Son kez birbirimize gülümseyip ayrıldık.
🌟✨🌙
Odama gelene kadar onu düşündüm.Kendi odama camdan girdiğimde, uyanık olan Nisan ile karşılaştım.Siyah saçlarını örüyordu.Göz göze geldiğimizde bana gülümsedi.Çok yakın bir arkadaşımdı.İyi ki vardı.Ona kocaman sarıldığımda bu geceyi anlatmaya koyuldum
."Alev, bak bu yaptığın çok riskli. Bir daha yapma. Yakalanırsan disiplin cezası alırsın, biliyorsun değil mi?"
"Biliyorum ama... Ona değer."
Aşk sarhoşu olmuştum.Gülüşü, bakışları çok güzeldi.Nisan’ın diğer söylediklerini dinlemeyip onu düşünmeye devam ettim
.Keşke bir ömrünü benimle geçirseydi
.Keşke benim olsaydı.
Onu çok seviyordum.
✨✨
