1. bölüm · Kusursuz
Bölüm 1 : Kusursuz Vitrin
𝑻𝒂𝒅𝜾𝒎𝒍𝜾𝒌 𝒓𝒐𝒎𝒂𝒏𝒍𝒂𝒓: 𝑻𝒆𝒌 𝒐𝒕𝒖𝒓𝒖𝒔̧𝒕𝒂 𝒃𝒊𝒕𝒊𝒓𝒆𝒃𝒊𝒍𝒆𝒄𝒆𝒈̆𝒊𝒏𝒊𝒛 𝒗𝒆 𝒌𝜾𝒔𝒂 𝒌𝜾𝒔𝒂 5-6 𝒃𝒐̈𝒍𝒖̈𝒎𝒅𝒆𝒏 𝒐𝒍𝒖𝒔̧𝒂𝒄𝒂𝒌𝒕𝜾𝒓. 𝑲𝒆𝒚𝒊𝒇𝒍𝒊 𝒐𝒌𝒖𝒎𝒂𝒍𝒂𝒓!
Kampüsün taşlı yollarında yürürken tüm gözlerin üzerlerinde olduğunu biliyorlardı. Aras, kolunu Efsun’un omzuna atmış, yüzünde o meşhur, hafif mağrur gülümsemesiyle etrafa selam veriyordu. Efsun ise Aras’ın beline sarılmış, ipek gibi dökülen saçlarını savurarak ona "hayranlıkla" bakıyordu.
Dışarıdan bakıldığında; biri basketbol takımının yıldızı, diğeri ise okulun en başarılı ve stil sahibi kızıydı. Onlar, fakültenin "altın çifti"ydi.
"Biraz daha yaklaş," diye fısıldadı Aras, dişlerinin arasından gülümsemeye devam ederek. "Dekanın odasının önündeyiz. Görüntüyü bozma."
Efsun, Aras’ın göğsüne biraz daha sokuldu.
"Sıkıldım Aras. Bu parfümün de çok ağır, bir dahakine daha hafif bir şey sık."
"Sözleşme gereği bu hafta 'tutkulu aşıklar' modundayız Efsun. Dayan."
Onları bir arada tutan şey aşk değil, stratejik bir iş birliğiydi. Aras’ın babası, şehrin en büyük inşaat firmalarından birinin sahibiydi ve Aras’ın "sorumsuz çapkın" imajını temizlemesi gerekiyordu.
Efsun ise okulun en prestijli bursunu kaybetmemek için disiplinli ve örnek bir aile hayatı/ilişki profili çizmek zorundaydı. İkisi de birbirinin eksiklerini, sahte bir aşkın gölgesinde kapatıyordu.
Kafeteryanın kapısından girdiklerinde bir alkış tufanı koptu. Aras, Efsun’un alnına nazik bir öpücük kondurdu.
"Seni seviyorum," dedi yüksek sesle.Efsun, içinden gözlerini devirse de dışarıdan parıldayan gözlerle cevap verdi:
"Ben de seni."
Masalarına oturduklarında, çevreleri hemen arkadaş gruplarıyla sarıldı. Dakikalarca ne kadar yakıştıklarından, yaz tatili planlarından ve gelecekteki "muhteşem" hayatlarından bahsettiler. Ancak Aras’ın telefonu titrediğinde ve masanın altından Efsun’un bacağına sert bir tekme attığında oyunun rengi değişti.
"Gitmemiz lazım," dedi Aras, aniden ayağa kalkarak. "Efsun’un sergisi için hazırlık yapmalıyız. Biliyorsunuz, sanat her şeyden önce gelir."
Kapıdan çıkıp otoparka ulaştıklarında, Aras’ın siyah cipi görünür görünmez ikisi de birbirinden birer metre uzaklaştı. Aras yüzündeki o "aşık" ifadeyi sildi, Efsun ise Aras’ın ceketinden tiksinir gibi omzunu silkti.
"Sonunda," dedi Efsun, kapıyı hızla açıp koltuğa yerleşirken. "O kafeteryadaki oksijen seviyesi senin egon yüzünden yerlerdeydi."
Aras arabayı çalıştırdı, lastikleri asfaltta ağlatarak kampüsten çıktı.
"Benim egom mu? Sen o sahte 'mütevazı sanatçı' tavrınla Oscar almalısın Efsun. İğrençti."
"Buna mecburuz ve sen de biliyorsun," dedi Efsun camdan dışarı bakarak. "Babalarımız bu akşamki yemekte bizi el ele görmek istiyor. Hazır mısın?"
Aras direksiyonu sıkarken alaycı bir şekilde güldü. "Ben her zaman hazırım. Asıl soru şu: Sen gerçek Efsun’u ne kadar daha o maskenin altında saklayabileceksin?"
Efsun cevap vermedi. Çünkü gerçek Efsun’un kim olduğunu o bile unutmaya başlamıştı.
