4. bölüm · Kuşlara Söyleyin
Yardım
Arda, Elif’i kucağında taşırken adımlarını hızlandırdı.
Etraf hâlâ tehlikeliydi.
Silah sesleri uzaklaşsa da tamamen bitmemişti.
Nihayet yıkılmış bir duvarın arkasına geldi.
Burası geçici olarak güvenli sayılabilirdi.
Yavaşça Elif’i yere oturttu.
“Elif… beni duyuyor musun?”
Elif gözlerini araladı.
Bakışları boştu.
Sanki… hiçbir şey hatırlamıyordu.
Arda kaşlarını çattı.
“İsmini söyledin… hatırlıyor musun?”
Elif etrafına baktı.
Yabancı.
Her şey yabancıydı.
“…ben…” dedi yavaşça.
Ama devamı gelmedi.
Gözleri doldu.
“Ben… kimim…?”
Arda bir an dondu.
Bu daha kötüydü.
Kafasını çarpmıştı.
Hafızası gitmişti.
Arda derin bir nefes aldı.
Sakin kalmalıydı.
“Şu an önemli değil,” dedi. “Güvendesin.”
Elif korkuyla ona baktı.
Tek tanıdığı şey… onun yüzüydü.
O sırada…
Bir ses geldi.
İnce… zayıf…
Bir ağlama sesi.
Arda hemen başını çevirdi.
“Burada kal,” dedi kısa bir şekilde.
Sesin geldiği yöne doğru ilerledi.
Adımları yavaşladı.
Gördüğü manzara…
Onu bile durdurdu.
Yerde bir kadın yatıyordu.
Hareketsiz.
Yanında küçük bir bebek…
Ağlıyordu.
Arda diz çöktü.
Kadının nabzını kontrol etti.
…
Yoktu.
Gözleri sertleşti.
Ama vakti yoktu.
Bebeğe baktı.
Küçücük elleri titriyordu.
Yüzü kıpkırmızı olmuştu ağlamaktan.
Arda tereddüt etmedi.
Onu dikkatlice kucağına aldı.
Sonra hızla Elif’in yanına geri döndü.
Elif hâlâ olduğu yerdeydi.
Ama korku daha da büyümüştü gözlerinde.
Arda yaklaşınca biraz geri çekildi.
O an…
Arda durdu.
İsmini bilmiyordu artık.
“Elif” demişti… ama o bile hatırlamıyordu.
Kısa bir an düşündü.
Sonra yumuşak bir sesle konuştu:
“Hey… sakin ol.”
Bir saniye durdu.
Sonra istemsizce ağzından çıktı:
“Güzel… korkma.”
Elif ona baktı.
Bu kelime…
Garip bir şekilde içini biraz rahatlattı.
Arda bebeği ona doğru uzattı.
“Bunu tutabilir misin?”
Elif tereddüt etti.
Ama sonra yavaşça kollarını uzattı.
Bebeği aldı.
Bebek ağlamayı yavaş yavaş kesti.
Elif ona bakıyordu.
Sanki… bir şey hissediyordu.
Ama ne olduğunu bilmiyordu.
Arda ayağa kalktı.
Etrafı kontrol etti.
Sonra tekrar ona döndü.
“Burada kal,” dedi. “Geri geleceğim.”
Elif’in gözleri büyüdü.
Gitmesini istemiyordu.
Ama nedenini bilmiyordu.
“…gitme…” demek istedi.
Ama sesi yine çıkmadı.
Arda kısa bir an durdu.
Ona baktı.
Sonra arkasını döndü.
Koşarak uzaklaştı.
Elif… artık tamamen yalnızdı.
Kucağında bir bebek…
Aklında hiçbir şey yok…
Ve kalbinde tarif edemediği bir korku.
Dakikalar geçti…
Sonra daha fazla dakika…
Sonra zaman anlamını yitirdi.
Elif hâlâ aynı yerdeydi.
Kucağındaki bebek önce sessizleşmişti…
Ama şimdi tekrar ağlamaya başlamıştı.
Hem de daha şiddetli.
Elif irkildi.
“Şşş… tamam…” dedi ama sesi titriyordu.
Ne yapacağını bilmiyordu.
Bebek kıvranıyordu.
Ağlaması artık acı doluydu.
Elif panikledi.
“Acıktı…” diye fısıldadı.
Bunu nereden bildiğini bilmiyordu.
Ama biliyordu.
Etrafına baktı.
Hiçbir şey yoktu.
Ne yiyecek… ne içecek…
Arda’nın sesi yankılandı zihninde:
“Burada kal.”
Elif gözlerini kapattı.
Kalbi hızlandı.
“Ya ölürse…?”
Gözlerini açtı.
Karar verdi.
“Özür dilerim…” diye fısıldadı.
Kime söylediğini bilmiyordu.
Belki Arda’ya…
Yavaşça ayağa kalktı.
Bacağı acıdı ama yürüyebiliyordu.
Bebeği sıkıca tuttu.
Sonra eğildi.
Yerden sivri bir taş aldı.
Yakındaki duvara doğru yürüdü.
Titreyen eliyle…
Bir ok çizdi.
➡️
“Bu tarafa…” diye fısıldadı kendi kendine.
Sonra yürümeye başladı.
Her adımı acıydı.
Ama durmadı.
Yıkılmış binaların arasından geçti.
Sessizlik korkutucuydu.
Bir süre sonra…
Yarım açık bir dükkân gördü.
Kapısı aralıktı.
İçerisi karanlıktı.
Elif tereddüt etti.
Ama bebeğin ağlaması onu itti.
İçeri girdi.
Raflara baktı.
Tozlu… dağınık…
Ama…
Bir şişe gördü.
Süt.
Gözleri parladı.
Tam ona uzanacaktı ki—
Arkasından bir ses geldi.
“Demek buradasın…”
Elif dondu.
Yavaşça arkasını döndü.
İçeride yalnız değildi.
İki adam.
Karanlık bakışlı.
Tehlikeli.
Elif geri çekildi.
“Ben… sadece…” dedi ama sesi çıkmadı.
Adamlardan biri sırıttı.
“Kaybolmuşsun galiba…”
Elif’in kalbi hızlandı.
Bebeği daha sıkı tuttu.
“Bırakın…” demek istedi.
Ama korku boğazını kilitledi.
Adam hızla yaklaştı.
Elif kaçmaya çalıştı.
Ama—
Bacağı izin vermedi.
Bir anda kolundan tutuldu.
“Bırak!” diye bağırdı bu sefer.
Ama kimse duymadı.
Bebek ağlamaya başladı.
Adam sertçe onu çekti.
Elif dengesini kaybetti.
Yere sürüklendi.
Kapıya doğru götürülüyordu.
Elif çırpındı.
Ama gücü yetmiyordu.
Ve…
Oradan çıkarıldılar.
🪖 ARDA
Arda koşarak geri döndü.
Nefesi düzensizdi.
Saklandıkları yere geldi.
Ama—
Durdu.
Kimse yoktu.
Gözleri sertleşti.
“Hayır…”
Etrafına baktı.
Boş.
Sessiz.
Sonra…
Duvarı gördü.
Çizilmiş bir ok.
➡️
Arda’nın bakışları değişti.
Anladı.
“Akıllı kız…” diye mırıldandı.
Sonra yere baktı.
Kan.
Küçük damlalar halinde.
Yön gösteriyordu.
Arda’nın çenesi sıkıldı.
Gözleri karardı.
Artık bu bir kurtarma değildi.
Bu…
Bir avdı.
Hiç vakit kaybetmeden o yöne doğru koştu.
Her adımı daha sertti.
Daha hızlı.
“Dayan…” dedi içinden.
“Kız…”
Bu sefer sesi daha kararlıydı:
“Seni bulacağım.”
