2. bölüm · Kuşlara Söyleyin
Giriş
Antalya’nın sabahı her zamanki gibi sıcaktı. Güneş daha yeni doğmasına rağmen, odanın içine dolan ışık Elif’in gözlerini rahatsız ediyordu.
Elif yatağında oturmuş, elindeki telefonla oynuyordu. Ekranda okul grubundan gelen mesajlar durmadan akıyordu.
Derya:
“Hazır mısınnn? Bu gezi hayatımızın olayı olacak!! 😍”
Elif hafifçe gülümsedi… ama içinde bir ağırlık vardı.
Kapının dışından annesinin sesi geldi:
“ELİF! Kahvaltı hazır!”
Elif derin bir nefes aldı. Asıl savaş şimdi başlıyordu.
Mutfakta hava gergindi.
Annesi Zeynep Hanım, masaya çayı koyarken göz ucuyla kızına bakıyordu. Babası ise sessizce gazeteye gömülmüş gibi yapıyordu.
Elif sandalyeye oturdu.
“Anne… baba… bugün son gün. Listeyi okula vermem gerekiyor.”
Annesi hiç beklemeden cevap verdi:
“Hayır Elif. Bu konu kapandı.”
Elif’in içi sıkıştı.
“Anne, herkes gidiyor. Öğretmenler de olacak. Güvenli bir gezi—”
“Doğu tarafına gidiyorsunuz!” diye sözünü kesti annesi. “Televizyonda görmüyor musun neler olduğunu?”
Babası hâlâ sessizdi.
Elif bu sefer gözlerini babasına çevirdi:
“Baba… lütfen bir şey söyle.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra adam gazeteyi yavaşça katladı.
“Elif…” dedi, sesi ağırdı. “Annen haklı. Orası… karışık.”
Elif’in gözleri dolmaya başladı ama kendini tuttu.
“Ben çocuk değilim artık! Kendi kararımı veremez miyim?”
Annesi sertçe baktı:
“Sen benim çocuğumsun!”
O an Elif ayağa kalktı.
“Tamam,” dedi titreyen bir sesle. “Hiçbir yere gitmiyorum zaten. Hep aynı hayat. Hep aynı korkular…”
Sandalyeyi itip odasına çıktı.
Kapıyı kapattığında gözyaşları artık durmuyordu.
Bir süre sonra telefonuna mesaj geldi.
Derya:
“Ne oldu? İzin aldın mı???”
Elif uzun uzun ekrana baktı.
Sonra yazdı:
“Hayır…”
Aradan yarım saat geçti.
Kapı yavaşça çaldı.
Babasıydı.
Elif gözlerini sildi. “Gel.”
Babası içeri girdi, biraz durdu… sonra yatağın kenarına oturdu.
“Senin yaşındayken…” dedi. “Ben de gitmek istemiştim. Dedem izin vermemişti.”
Elif sessizce dinliyordu.
“Ve hâlâ içimde ukdedir.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra babası cebinden bir şey çıkardı.
İzin kağıdı.
“Elif…” dedi. “Dikkatli olacağına söz ver.”
Elif’in gözleri büyüdü.
“Gerçekten mi…?”
Babası hafifçe başını salladı.
Elif bir anda ona sarıldı.
“Teşekkür ederim baba… söz veriyorum!”
Kapının önünde annesi sessizce onları izliyordu.
Yüzünde hâlâ korku vardı.
🌄 YOLCULUK GÜNÜ
Otobüs kalabalıktı.
Herkes heyecanlıydı.
Derya, Elif’in yanına oturmuş, sürekli konuşuyordu:
“Bak sana söylüyorum, bu gezi efsane olacak! Fotoğraflar, videolar… var ya döndüğümüzde herkes kıskanacak!”
Elif camdan dışarı bakıyordu.
Antalya geride kalıyordu.
İçinde tuhaf bir his vardı.
Sanki…
Bir şey olacak gibiydi.
Zeynep (arkadaş olan) arkadan seslendi:
“Ben hâlâ iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.”
Melis göz devirdi:
“Ay abartma ya, tatil gibi gezi işte.”
Ece ise sessizce etrafı izliyordu.
Otobüs ilerledikçe manzara değişti.
Yeşillikler azaldı.
Dağlar yükseldi.
Hava bile farklı hissettiriyordu.
Elif gözlerini kapattı.
Kalbinde garip bir sıkıntı vardı.
Ama nedenini bilmiyordu.
Henüz bilmiyordu…
Hayatının tamamen değişmek üzere olduğunu.
