18. bölüm · KURŞUN KALEM/TEXTİNG
18. BÖLÜM: AŞK
Selamlar canlarım hepiniz hoş geldiniz.
💬💬💬
"Beni sevdiğini söyledin ama."
"Uyku sersemiydim! Keşke hiç gelmeseydim seninle!"
Luciano'nun odasında neredeyse yarım saattir bu konuyu tartışıyorduk. Asla beni dinlemiyor ve onu sevdiğime inanıyordu.
İç ses: Sanki sevmiyorsun?!
Bir de iç sesimle çatışıyordum işte...
"Ne güzel işte hem birlikte zaman geçirdik hem de beni sevdiğini öğrendim."
Başımı 'ya sabır' anlamında sola çevirdiğim sırada Luciano yanağıma minik bir öpücük kondurmuştu.
İç ses: Söyle biraz daha öpsün, bu yetmedi!!!
Kafamı geri Luciano'ya çevirdiğimde elimi kaldırıp dudaklarına vurmuştum. Salak adam tüm ayarlarımla oynuyordu.
Sırıtıp tekrar yüzüme yaklaştığında kapı aniden açılmıştı.
Alex'ti!!
Alex bizi o halde gördüğü an kitlenmiş gibi kapının pervazında durmaya devam etti. Yüzü şaşkın bir ifade alırken gülmeye başlamıştı.
"Oha! Sevgili mi oldunuz?"
Bakışları ikimizin arasında gidip gelirken Luciano'nun üstünde durmuştu.
"Hani sevgili olduğunuz saniye bana haber verecektin?! Pis hain!!!"
Luciano konuşacağı sırada alelacele araya girip, sesimi oldukça yükselterek.
"Sevgili falan değiliz! Sadece bu karşımdaki 'pis hain' kaşınıyor."
Alex ağlayan sesler çıkararak yanımızdan ayrılmış ve kapıyı kapatmadan önce Luciano'ya dil çıkarmıştı.
Gülmüştü Luciano. Aralarında büyük bir kardeşlik bağı vardı, belliydi.
"Beni rahat bırak Luciano, bizden olmaz."
Luciano derince oflayarak sırıtmış ve belimden tutarak beni kendisine çekmişti. İnkar ediyordum ama bende seviyordum ama bizden olmazdı.
"Hiç mi istemiyorsun?"
Sorusuyla resmen dumura uğramıştım. Ne diyecektim? Evet dersem peşimi bırakacak mıydı? Ya da ben evet diyebilecek miydim.
Cevap vermeliydim ama vereceğim cevaptan asla emin değildim. Evet diyecektim, peki ya sonra ne olacaktı?
"İstemiyorum."
Luciano'nun belimde ki eli gevşemişti ama bırakmamıştı veya bırakamamıştı. Sadece gözlerime bakmıştı.
"Hayır istiyorsun."
Bu adam hep kendi sesini dinliyordu!
"Hayır istemiyorum! Hem ne buluyorsun bende?!"
Bu sefer beklememişti.
"Kendimi buluyorum."
Ben daha bir şey diyememişken o konuşmaya devam etmişti.
"Beni sevebileceğini bilmiyorum Liva ama bunu istiyorum. Bu isteğimin gerçekleşme ihtimali ne bilmiyorum ama ben son nefesime kadar sana aşık olacağım."
Olma diyemedim, beni sevme diyemedim. Belki de ilk defa birinin beni koşulsuz sevmesini sevdim.
Ben Luciano'nun her şeyini sevdim ama belli edemeyecek kadar gözlerim kapalıydı.
"Peki bende sana aşık olursam ne yapacaksın?"
Gözlerimin en derinine bakmıştı, kahverengi irisleri o an beynime işlendi.
"Dünyanın en mutlu adamı olarak sana aşık olmaya devam edeceğim ve tüm dünyayı ayaklarının altına sereceğim."
Ufacık gülümsemiştim ama kendimi toparlayamadan Luciano bu gülüşümü görmüştü ve o da gülmüştü.
"Gel bu karşındaki adamı kendine deli divane aşık et sonrada gül turuncu kız."
Daha çok güldüğümde boşluğuma gelerek kollarımı Luciano'nun boynuna dolanmıştım.
"Var öyle marifetlerimiz."
Yüzlerimiz arasında sadece Luciano'nun deve gibi boyu vardı. Adam uzunlukta sınır tanımıyordu.
"Boyun kaç senin ya?"
Çaresizce sorduğum soruyla birlikte Luciano büyük bir kahkaha atmıştı. Adamın boyu var tabii güler, benimde olsaydı bende gülerdim.
"Sıfır üç."
Gram bir şey anlamamıştım.
"Ne?"
"İki metre üç."
Gözlerim açılırken dudaklarımda hayretle aralandı. Nasıl uzamışsa baya uzamıştı, bende yerimde sayıp duruyordum işte.
Daha bir altmış sekiz boyumla, iki metrelik adamı kendime aşık etmiştim.
"Aramızda otuz beş santim var!"
İkimizde gülmüştük.
Ben şuan ne yapıyordum? Aylardır reddettiğim adamla gülüp eğleniyor ve ona olan aşkımı fark ediyordum.
"Sevgilim olur musun turuncu kız?"
Bu ne tür ani bir soruydu. Bu soru bu şekilde aniden mi sorulurdu? Bünyem kaldıracak gibi değildi.
Uzun bir süre düşünüp ikilemde kaldığım anda cevap vermem gerektiğimi fark etmiştim.
"Bakarız."
"Neyim ben? Ne için bakarız cevabını aldım?"
"Ben böyle uygun gördüm."
Aramızda ki bu gereksiz konuşmanın ardından Luciano bir soru daha yöneltmişti.
"Benimle akşam yemeğine çıkar mısın turuncu kız?"
Çıkar mıydım? Hemde nasıl... kabul edecektim ama nasıl hemen cevap vereceğimi bilmiyordum.
"Olabilir."
Dünde yemek yemiştik ama bugünde birlikte zaman geçirmek istiyorduk.
Belimdeki elini tekrar sıkılaştırdığında yüzüme eğilmişti.
"Aklımı karıştırıyorsun turuncu kız."
Parmak uçlarımla yükselirken kendimden asla beklemediğim mırıltılar çıkarmıştım. Acaba şuan beni öpse ne olurdu ki?
İç ses: Çok güzel olurdu!!!!
"Ne gibi?"
Aniden çok açık bir cevap almıştım.
"Seni dudaklarından öpmek gibi."
Geri çekilmeye çalışmıştım ama belimde ki güçlü kolu buna izin vermemişti. Bende uzaklaşmak istemiyordum zaten, canıma minnetti.
"Şuan seni öpsem beni döver misin turuncu kız?"
Döver miydim? Kesinlikle karşılık verirdim ama şuan beni öpmemeliydi, bayılabilirdim.
"Bilmem? Keyfimin kahyasına bağlı."
Yüzüme daha çok yaklaştığında neredeyse dudaklarımız birbirine değmek üzereydi.
"Peki seni öpebilir miyim?"
Tam başımı salladığım ve tam Luciano'nun beni öpeceği sırada kapı açılmıştı.
Daha biz birbirimizden ayrılamadan bir erkek sesinin şaşkın bağırışı odada yankılanmıştı.
Ben Luciano'yu ittiğimde Luciano Rusça bir şeyler söylüyordu, büyük ihtimalle küfür ediyordu.
Kafamı kapıya çevirdiğimde Levent beyi gördüm. Adam resmen eli kalbinde bize bakıyordu.
İç ses: Abartma..!!!
"Çok üzgünüm Luciano bey, ben kapıyı çaldım ama duymadınız herhalde?"
Rezil rüsva olmamışız gibi birde Luciano Levent beye bağırarak.
"Duymadıysak vardır bir sebebi!! Defol git bir daha da benim odama girme!!"
Levent bey korkuyla kapıyı örtüp gitmişti.
"Niye bağırdın adama!"
Luciano bana döndüğünde sanki gözlerinde ki o ateş sönmüş irislerine bir sakinlik yerleşmişti.
"Sinirlendim çünkü."
Gülüp gülmemek arasında gidip geliyordum ve ben gülmeyi tercih etmiştim.
"Neyse bırak beni gideceğim. Hem daha benim bir sürü işlerim var."
Luciano'ya bakıp kapıya doğru yürüdüğüm de Luciano gelip kolumu tutmuş ve beni tekrardan kendisine çekmişti.
"Bir şey olmaz, biraz daha benimle kal."
Kafamı hayır anlamında iki yana salladığımda.
"Eğer beni şuan bırakmazsan akşam seninle yemeğe gelmem."
Oflayarak beni bırakmıştı. Bende koşar adımlarla odadan çıkmıştım.
Galiba kendime verdiğim tüm sözler burada son buluyordu....
...
"Galiba seninle zaman geçirmek bana iyi geliyor."
Bu itirafı aslında dün yapacaktım ama nasıl yapacağımı bilmediğim daha doğrusu utandığım için yapamamıştım.
Akşam yemeği yedikten sonra yine sahile gelmiştik ve bir bankta oturuyorduk.
Luciano bana bakıp daha çok gülümseyerek.
"Sende bana iyi geliyorsun turuncu kız, sana aşığım."
Gözlerimi devirerek asıl kişiliğimi bir anda ortaya çıkarmıştım.
"Niye sürekli bana aşık olduğunu söylüyorsun ki? Zaten bunu biliyorum, her gün durum bildirimi yapmana gerek yok."
Luciano güldüğünde bende hafifçe gülmüştüm.
"Sana aşığım turuncu kız."
Sesimi hafifçe yükselterek.
"Anladık, bana aşıksın."
Gülerek üzerime edildiğinde bende refleksle ellerimi omuzlarına yerleştirmiştim.
"Peki sende bana aşık olur musun turuncu kız?"
Olur muydum? Çoktan olmuştum ama kendime itiraf etmem biraz zaman almıştı tabii.
"Bilmem? Sence olur muyum?"
Gülümseyip omuzlarında ki ellerimi daha da sıkılaştırdığımda o da elini belime atarak bir anda beni kucağına oturtmuştu.
"Sana soruyorum turuncu kız, beni sevebilir misin? Bana aşık olabilir misin?"
O kadar tatlı söylemişti ki yanaklarını ısırmak istiyordum.
"Olabilirim ya da belki de çoktan olmuşumdur?"
Kelime oyunu yapmayı ikimizde çok seviyorduk.
"Oldun mu?"
Kafamı sallayıp yanaklarını avuçlarımın arasına aldığımda gülümsemesi daha çok büyümüştü.
"Oldum."
Sonrasında ise sonunda dudaklarımız birbirleriyle buluşmuştu.
Ben yirmi beş yıllık hayatımda ilk defa aşık oluyordum.
İlk defa bedenim sevgiyle ve aşkla sarmalanıyordu.
Ben neredeyse bir kaç hafta önce tersleyip gitmesini istediğim adama aşık olmuştum.
💬💬💬
Bölüm sonu...
Sonunda sevgili oldular.....
Diğer bölümde görüşmek dileğiyle canlarım.
💖💖💖💖
