15. bölüm · KURŞUN KALEM/TEXTİNG
15. BÖLÜM: UZAKTAN
Selamlar canlarım hoş geldiniz.
Bu bölüm biraz da Alex&Menekşe ikilisini okuyacağız.
Liva'yı uzaktan izleyen Luciano....🥺😔
Menekşe'yle konuşma fırsatı bulup saatlerce Menekşe'yle konuşmaya çalışan ve asla Menekşe'yi rahat bırakmayan Alex....😂
💬💬💬
Menekşe Sayın'ın anlatımında:
"Her gün geliyorsun yani?"
Oflayarak yanımda ki adama baktığımda sinirim daha da bozulmuştu.
Yanımda ki adam... Alex. Tam bir saat önce spor salonunda karşılaşmıştık ve o saniyeden beri peşimdeydi.
Şuanda ise spor salonunun kafeteryasında oturuyorduk. Ben yumuşak içim Latte içerken o Espresso içiyordu. Acı kahveler diyince aklıma Liva gelirdi ama artık o kısma Alex'de eklenmişti.
Aslında muhabbeti sarıyordu fakat ben kendimi rahat hissetmiyordum, ne de olsa dün tanışmıştık.
Bizi eve bıraktıktan sonra gitmişlerdi ve bu çok iyi olmuştu. Eğer gitmeyip eve gelselerdi karşılaşacakları manzara bir çöplük olurdu...
"Evet."
Sorusuna cevap verdikten sonra susacağını umarak kahvemden bir yudum daha almıştım ama Alex tabii ki de susmamıştı.
"Sevgilin var mı?"
En gereksiz sorulardan birisi olabilirdi. Yoktu ama ben var demeyi tercih edecektim.
"Var."
Bir anda yüzü düşmüştü ama hiç bozuntuya vermeden sinsice gülümseyerek.
"O zaman sevgilini aldatman gerekecek."
Ne saçmalıyordu bu aptal?!
"Ne?"
Gülümsemesi daha da büyüdüğü sırada ben söyleyeceği şeye kendimi hazırlıyordum.
"Belki benimle de olmak istersin."
Söylediği şeyle aniden ayağa kalktım. Elimde ki kahveyi yüzüne fırlattığım sırada insanlar bize bakmaya başlamıştı.
"Neyim ben? Sürtük mü sandın sen beni geri zekalı!"
Alex ayağa kalkıp önümde durduğu sırada ben çıldırmış durumdaydım.
"Öyle demek istemedim, sevgilin olmadığını biliyorum."
Elimi tuttuğu anda geri iterek.
"Sen öyle demek istememiş olabilirsin ama ben böyle anladım!"
Arkamı dönüp hızlı ve sert adımlarla ilerlerken onunda arkamdan geldiğini anladığım için hızla arkamı döndüm.
"Defol git peşimden! Sabahtan beri sabrediyorum ama bununda bir sınırı var! Sakın bir daha karşıma çıkma!"
...
Liva Koral'ın anlatımında:
"Beni izlemeyi kes!"
Artık çevirmende aramızda ki her şeyi bildiği için Luciano nereye giderse çevirmenide yanında götürüyordu ve bu durum oldukça komikti.
Çevirmen cümleyi çevirdiğinde Luciano bana daha çok yaklaşarak önümde durmuştu.
Oturduğum için Luciano'ya bakmak oldukça zordu, adamın boyu öyle bir uzundu ki yanında minicik kalıyordum.
"Наблюдаю за тобой… один из тех редких моментов, когда не хочется, чтобы время шло. Девушка с апельсинами — я никогда не перестану за тобой наблюдать."
Çevirmen bir süre ikimize baktıktan sonra.
"Seni izlemek… zamanın akmasını istemediğim nadir anlardan Turuncu kız ve ben seni asla izlemekten vazgeçmeyeceğim."
Luciano'ya baktığım sırada Luciano elimden tutarak beni ayağa kaldırıp başını eğmişti.
"Я хочу поцеловать тебя, Лива, но ты ставишь меня перед такой дилеммой, что я не знаю, что делать."
Çevirmen biraz daha şaşırarak bana baktığında.
"Seni öpmek istiyorum Liva ama beni öyle bir ikilemde bırakıyorsun ki ne yapacağımı bilmiyorum."
Şirketin içinde olmasaydık iyi bir tokat yapıştıracaktım ama rezil olmak istemiyordum.
Elimi Luciano'nun güçlü elinden kurtararak biraz uzaklaştım. Tabii Luciano asla uzaklaşmama katlanamadığı için beni tekrar kendisine çekmişti.
"Benden uzak dur Luciano, benden sana hiç bir şey olmaz. Ben aşk insanı değilim anla artık bunu."
Çevirmen cümleyi çevirdiğinde Luciano'nun yüzünde ki tüm gülümseme silinmişti ve gözlerime derince bakmaya başlamıştı.
"Мне достаточно просто смотреть на тебя, рыжеволосая девушка, — и ты уже стала для меня всем, Лива."
Çevirmen baya üzülmüş olmalı ki bana bakarken gözleri dolu doluydu.
"Ben seni sadece izlesemde bana yetiyor turuncu kız, ve ben seni çoktan her şeyim yaptım Liva."
Bu çevirmenide dövecektim en sonunda, Luciano'nun her dediğine duygulanıp, üzülüyordu.
"İyi! Gidip uzaktan izlemeye devam et!"
Luciano'yu kendimden uzaklaştırıp arkamı döndüm ve oradan uzaklaştım.
Luciano beni gerçekten de seviyor mu? Yoksa başka bir şey mi? anlayamıyordum ama bildiğim tek şey bizim hiç bir zaman olmayacağımızdı.
Bazen beni düşünüp benim için çabalaması hoşuma gitmiyor değildi ama olmuyordu işte, yapamıyordum.
...
Geçmiş yazar anlatımında:
Yıl 2024...
Rusya'nın soğuğunda yürümek zordu fakat Luciano Adrian Bellandi için hayatta zordu...
Gecenin soğuğunda yürürken düşündüğü tek şey imkansızıydı.
İmkansızı... Bir anda şirketine gelip büyük bir kavga çıkarttıktan sonra eşyalarının parasını yüzüne fırlatan Liva Koral'dı.
Dişli ve sert bir kadın olduğu belliydi, para çarpan yüzüne dokunup soğuğu alınca ellerini geri cebine sokmuştu.
Onu bir daha görmeyeceğini biliyordu ama bir daha görmekte istiyordu.
Belki görür umuduyla yaşayacaktı işte.
Belki hayat onları aniden bir araya getirirdi ve Luciano umuduna kavuşurdu. Aslında Luciano ilk görüşte aşka asla inanmazdı.
Hatta Luciano direkt olarak aşka bile inanmazdı ama bu çok ayrı bir meseleydi.
Unutmak istiyordu o turuncu saçları, yeşil gözleri, upuzun kirpikleri...
Tabii her şeyin zor olduğu gibi bu da zordu.
Ama Luciano her şeye rağmen bu zorlukla da baş edecekti. Yıllarca da beklerdi, aylarcada beklerdi.
Ne de olsa beklemek o kadar da zor olmamalıydı.
Yani..Luciano öyle sanıyordu.
💬💬💬
Alex bir şekilde bu yanlış anlaşılmayı düzeltir bence🤭
Luciano ise... aşkıyla yanıp tutuşmaya devam edecek ve tabii ki de Liva da inadına devam edecek.
Menekşe ise sporuna devam edecek😂😂😂
Diğer bölümde görüşmek dileğiyle canlarım.
