7. bölüm · Kurdun Gölgesi
7. Bölüm "Tercih"
7.BÖLÜM
“Tercih”
Yusuf, ilk bölümün ilk sahnesindeki o zifiri karanlık yerdedir. Uzaktan yine aynı iki kapıyı görür. Yanlarına doğru yürür. İlk bölümde iyi kapıya yönelmiş olsa bile şimdi o kapıya bile bakmadan kötü kapıya yönelir.
İçeri girer ve uyanır. Artık yüzünde o eski bakış yoktur. Uykulu ve psikolojik olarak çok yorgun olduğu için gözlerinde bir bıkkınlık vardır. Artık karakter olarak Yusuf'ta eski neşe, iyilik ve sevgi yoktur. Yatağından kalkar. Dışarıdan geldiği gibi yatmıştır yatağa.
Ceketini alır ve evden çıkar.
Sabah olmuştur. Yusuf, bankta deniz karşısında otururken uyuyakalmıştır. Bir hırsız, elini Yusuf'un cebine atarken Yusuf uyanır. Hırsızın elini sıkıca tutar ve kırar. Hırsız acıyla yere düşer. Yusuf yerinden kalkmaz ve tek kelime bile etmez. Hırsız sinirlenir ve bıçağını çıkarır ama Yusuf çok sert bir hamleyle bıçağı elinden alır ve hırsızın bacağına saplar.
-Sende, ölmeyi çok isteyen bir adam görüyorum. Bu isteğini gerçekleştirmemi ister misin?
-Aaağh! Çok özür dilerim, söz veriyorum bir daha yapmayacağım
-Sana inanmıyorum...ama bu seferlik canını bağışlıyorum. Fakat bir daha böyle bir şey görür ya da duyarsam, seni bulduğum yerde öldürürüm. Anladın mı beni
-Anladım abi, çok teşekkür ederim, bir daha olmayacak!
Yusuf, hırsızın bacağına sapladığı bıçağı geri çıkarır.
-Aaaağhh!
-Bu bende kalıyor (bıçağı göstererek)
Hırsız çaresiz ve yaralı bir şekilde topallayarak oradan ayrılır. Bu sırada Eray elleri cebinde kafasında siyah kapüşonu ile Yusuf'un yanına gelir.
-Sonunda buldum seni kanka
-Beni mi arıyordun?
-Evde yoksun, telefonuna da ulaşılmıyor
-Eve sadece uyumaya gidiyorum. Telefonu da birini aramak istediğim zaman kullanıyorum
-Bıçak güzelmiş ama biraz fazla kırmızı gibi ha?
-Tarzım bu diyelim artık
-Seninle konuşmaya geldim Yusuf
-Ben de sana bir şey soracaktım
-Buyur
-Seninle babam arasına ne gibi bir ilişki vardı?
-Yani seninle arkadaşız, Hüseyin abiyle tanışıklığımız oradan
-Bak Eray, ikimiz de çocuk değiliz, bazı şeyleri biliyorum
-Ne gibi şeyleri?
-Babamın arada takıldığı bir grup insan vardı. Aralarında sen de varsın. Hatta en gençleri sensin
-Yani nereye bağlayacaksın konuyu?
-Siz kimsiniz Eray? Mafya mısınız oğlum siz? Babama mı çalışıyordunuz? Babam son günlerde gerginmiş biraz. Tolga telefonda öyle söylemişti.
-Yok oğlum öyle bir şey. Hüseyin abi gayet işinde gücünde bir insandı. Biz de öyle.
-Ailemi kimin öldürdüğünü çok iyi biliyorsun Eray. Kim yaptı söyle?
-Zaten buraya bunun için geldim kanka. Bir konuşturmadın.
Telefonu çıkarır ve Erman'ın resmini gösterir.
-Bu adamın yaptığı bilmiyoruz ama kanıt olmadığı için yasal olarak değil illegal olarak peşindeyiz.
-Peki bu adamı tanıyor musun? (Hakan'ın resmini gösterir) Sakarya'da birkaç kez karşıma çıktı ve beni öldürmeye kalktı.
Eray çok şaşırır. İlk bölümdeki toplantı sahnesini hatırlar.
(Birkaç gün önce...)
Hüseyin sabah karşılaştığı adamın resmini alfalara gösterir.
-Bu kurt kimin sürüsünden?
Kimseden cevap gelmez. Kendi kendine konuşur.
-Allah Allah, kurt olduğuna eminim aslında.
(Günümüz...)
-Evet bu o, hatırladım.
-Kim bu?
-İsmini bilmiyorum ama Erman'la bir bağlantısı olduğuna eminim.
-Kim bu Erman, nerede yaşar, nerelerde dolaşır?
-Hakkında çok az şey biliyoruz ama bulacağız.
-Bak, eğer benden bir şey gizlersen dostluğumuz biter Eray.
-Merak etme kardeşim, intikamın intikamımızdır.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Yılmaz'ın, Tomris'i takip etmesi için görevlendirdiği Mehmet, Yılmaz'ın ofisine gelir.
-Beni çağırmışsın abi.
-Tomris'te gözüne çarpan bir gariplik var mı?
-Hüseyin abi öldüğünden beri normale göre daha durgun.
-Hüseyin abi mi dedin sen?
-Evet abi?
-Sen nereden tanıyorsun onu?
-Abi, bana Tomris'i takip et dedin. Ben de onu takip ederken hepinizi bir arada gördüm. Hüseyin abi de oradaydı. Oğlu Yusuf çok yakın arkadaşımdır. Oradan tanıyorum.
-O aileden hayatta kalan tek kişi
-Evet abi.
-O çocuğa sürekli destek ol, yanında ol. Başına bir şey geldiğinde yardıma ihtiyacı olduğunda hemen koş yanında ol. Paraya sıkışırsa bana haber ver. Tomris'i izlemeye devam et ama bir gözün Yusuf'ta olsun.
-Tamamdır abi
-Aferin oğlum, o zaman göreyim seni.
Mehmet odadan çıkar Yılmaz kendi kendine konuşur.
-O çocuk bize Başalfa’nın emaneti. Ona sahip çıkmalıyız. Ne olursa olsun?
(SAHNE DEĞİŞİR)
Karakolda mesaisi bitmiş bir polis, sivil olarak yazıcıdan birkaç evrak alır ve çantasına koyar. Karakoldan, memurlara selam vererek çıkar ve arabasına doğru gider. Telefondan Akif'i arar.
-Gerekli belgeleri aldım, nerede buluşalım?
-AVM'nin otoparkında buluşalım.
-Tamamdır.
Gözlerini 1 saniyeliğine maviye çevirir ve arabasına binip gider. O sırada çalıların arkasından Göktuğ, Furkan'ı dinlemiştir.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Canan valizi ile otogara gelmiştir. Deri ceketi ve kot pantolonu ile Yusuf da onun yanına gelir. Suratı yine duygusuzdur. Canan üzgündür.
-Okulu bırakma konusunda hâlâ kararlı mısın?
-Evet
-Devlet her türlü desteği sağlayacak ama.
-Artık okula ayıracak vaktim yok Canan. Okula gitmekten daha önemli işlerim var artık.
-Sen hep düşüneceğim Yusuf. Sık sık araşalım olur mu?
-Ben de sana bunu söyleyecektim.
-Neyi?
-Biz...ikimiz, artık birlikte olmayacağız.
-Ne ne demek oluyor bu Yusuf?
-Gayet açık Canan. Ayrılıyoruz
-Yani anlamıyorum, seni sevmekten ve sana değer vermekten başka ne yaptım Yusuf?
-Ben seni, sen de beni çok sevdin Canan. Ama artık bizden olmaz. Sen sevecen, içinde yaşam enerjisi olan Yusuf'u sevdin. Ben artık senin sandığın kişi değilim.
-Yusuf, şu an iyi değilsin. Yaşadıkların da kolay şeyler değil. Gerçekten çok üzgünüm bu durum için. Sen biraz kafanı dağıt. Bu mevzuyu sonra tekrar konuşalım olur mu?
-Şimdi konuşacağız. Artık beni öldürmek isteyen ve benim öldürmek istediğim çokça insan var. Çevremde sürekli kan olacak. Sırf beni sevdiği için zarar görecek birini hayatımda istemiyorum. Alacağım intikam için bana engel olacak birini de. Ben...senin zarar görmeni istemiyorum.
-Yusuf, seninle ölüme bile gelirim!
-Gelme işte! (Şimşek çakar) Senden yine senin için ayrılıyorum Canan. Çevremde bana değer veren kimsenin olmasını istemiyorum anladın mı? Bu yüzden artık seni istemiyorum.
-Yusuf ne olur yapma bunu bize...Yusuf.
Duygusal Müzik Girer...
Yusuf arkasını döner. Çıkış kapısına doğru yürür. Canan arkadan elini tutar. Yusuf gitmeye devam eder ve elleri ayrılır.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Sami'nin illegal boks turnuvasında Alper çeyrek finale çıkmıştır. Bu maçta da rakibi Amerikalı boksör Stephan'dır. Stephen egoludur ve Türklere ırkçı davranan biridir.
-Merak etme Türk. Fazla hırpalamam. Tek hamlede bitireceğim işini!
-Seni hayal kırıklığına uğratacağım yabancı.
O sırada tribünde Hakan ve Erman da vardır.
-Sence kim kazanır Erman?
-Bence bizim Türk alır. Stephen ezici üstün tavırlara girmişken Alper'de geri adım yok.
-Bence Amerikalı alır. Bizim oğlan korktuğunu belli etmemek için öyle yapıyor.
-Göreceğiz bakalım ne olacak?
Sunucu, elinde mikrofonla konuşur.
-Değerli izleyenler hepiniz hoş geldiniz. Gücü ve tecrübesi ile bilinen Stephan ve yeni olmasına rağmen tüm maçlarını tek yumrukla kazanan Alper karşı karşıya! Bakalım kim kazanacak?
Sunucu sahneden ayrılır. Hakemin uyarısı ve sayısı ile maç başlar.
Alper yumruğunu sallar ama Stephan kaçmayı başarır. Alper'e sert bir yumruk atar ve Alper yere düşer. İkinci hamleyi yapmasına izin vermeden hızlıca kalkar ve Stephan'a çok sert bir yumruk atar. Stephan bayılır. Hakem 10'a kadar sayar.
Maçın galibi ve yarı finalist Alper olur. Tribünler alkıştan yıkılır. Arka koltuklarda Erman ve Hakan konuşurlar.
-Sana bizim Türk'ün sağlam olduğunu söylemiştim.
-Evet, bu kadarını ben de beklemiyordum.
-Tek bir yumrukla bir şampiyonu devirmek. İlginç
-Güçlü çıktı herif.
-Gücün yanında taktik dahi olsa bu kadar olmaz.
Salon alkışlarla yıkılırken Alper tribünlere döner. Erman ve Hakan ile göz göze gelir. Onlara kötü bir şekilde bakar.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Alper soyunma odasına gelir. Selçuk da oradadır.
-Kanka yine müthiştin!
-Sağ ol kanka. Ama bu sefer biraz heyecanlandım
-Niye lan?
-Çok kalabalıktı oğlum.
O sırada kapı çalar ve Erman içeri girer. Selçuk ve Alper çok şaşırır çünkü kim olduğunu biliyorlar.
-Gençler merhaba
-Buyurun ne istediniz?
-Yukarıdaki dövüşü izledim. Çok etkilendim
-Sağ olun.
-Senden bir isteğim olacak.
-Sizi dinliyorum.
-Benim için dövüşmeni istiyorum.
Alper ve Selçuk bu teklif karşısında şok olurlar. Alper biraz sinirlenir ama belli etmez. Ayağa kalkar.
-Üzgünüm ama kabul edemem.
-Nedenini öğrenebilir miyim?
-Şu an Sami abi için dövüşüyorum. Onu yarı yolda bırakamam.
-O meseleyi hallederim sen merak etme.
-Sağ olun ama istemiyorum.
-Peki ısrarcı olmayacağım. Ama olur da fikrini değiştirmek istersen bana buradan ulaşabilirsin.
(Kartını uzatır)
-Pek zannetmiyorum ama alayım.
-Görüşmek üzere Alper.
Erman odadan çıkar. Selçuk ve Alper arkasından öfkeyle bakarlar.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Erman ve Hakan, Sami'nin odasına girerler.
-Hoş geldiniz.
-Hoş bulduk Sami.
-Bir şeyler içer misiniz? Çay kahve...?
-Yok sağ ol. Senden bir şey halletmeni istemek geldim.
-Buyur tabi.
-Bu turnuvanın yarı finalinde Hakan'da yer vermeniz istiyorum.
-Hımm...yani bir şeyler ayarlayabilirim. Hayırdır neden?
-Alper'in finale çıkacağından eminim. Hakan'la bir tur dövüşmesini istiyorum.
-Peki tamam. Halledeceğim.
-Güzel.
-Peki sana bir şey soracağım Erman.
-Buyur.
-Bunun kurtlarla bir ilgisi var mı?
-Bilmiyorum göreceğiz.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Alper ve Selçuk üstlerini değiştirmiş ve binadan dışarı çıkmışlardır. Elinde spor çantası olan bir adam görürler. Selçuk konuşur.
-Bak kanka, yarı finalde bu adamı döveceksin.
-Güçlü birine benziyor.
-İstediği kadar güçlü olsun kanka.
-Orası öyle tabi. (gülerek)
İkisi yürürken bir anda Alper'in rakibine siyah bir araba çarpar ve kaçar. Aracın plakası yoktur. Koşarak adamın yanına giderler.
-Ölmüş.
-Allah kahretsin!
Erman o sırada camdan aşağı doğru bakar ve güler.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Tomris'in sürüsünden Murat odasında kitap okumaktadır. Annesi odaya girer ve Murat hemen kitabı saklar.
-Oğlum, yemek 5 dakikaya hazır. Hadi içeri geç.
-Tamam anne geliyorum 5 dakikaya!
Annesi odadan çıkar ve Murat kitabı geri eline alır. Kitapta göz rengi değişmiş, sakalları düzensiz uzamış, yüz hatları keskin ve korkunç yüzü olan adamlar vardır (Kurt adamlar).
Arka sayfayı çevirir. Uzun boylu, elleri ve ayakları insana benzeyen ve yüzü kurt yüzü olan, vücudu kurdun insan hali olan korkunç kurt adam resimleri vardır. Altında da şunlar yazıyordur:
Ruhunun derinliklerine inip içindeki kurdu tamamen uyandırmayı başaran sınırlı sayıdaki alfalar. Bu forma erişmeyi başaranlar sadece birkaç alfa ve Bozkurt'tur.
-Demek ki sadece alfalar erişebiliyor. Acaba Tomris abla buna dönüşebiliyor mu? O çok güçlü birisi.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Yusuf, evinin önündedir ve elindeki telefondan Hakan'ın resmine bakar.
-Kimsin sen, babamın odasında resminin ne işi var, bizden ne istiyorsun? Bu soruların cevabını öğrenmek için önce seni bulmam lazım.
Ceketinin fermuarını çeker, kaskını takar ve motoruna atlayıp gider.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Kurt Polis, arabasıyla otoparka giriş yapar ve telefondan Akif'i arar.
-Geldim ben.
-Tamamdır, konuştuğumuz yere gel.
-Tamamdır.
Arabasını konuştukları yere doğru sürer. Arkasında, bisikletiyle gizlice Göktuğ da gelir.
Yusuf da motosikletiyle otoparka giriş yapar. Motosikletini boş bir yere çeker ve kaskını çıkarır. Telefonu çalar. Arayan Canan'dır. Telefonu meşgule atar ve yürümeye başlar.
Yusuf, otoparkın A-71 numaralı park alanına gelir ve bekler.
Yanına Göktuğ gelir. Göktuğ Yusuf'a döner.
-Sonunda yüz yüze tanışmak nasip oldu.
-Memnun oldum.
-Ben de.
-Nerede buluşacaklar?
-Birazdan ileride buluşacaklar.
-Yavaştan gidelim o zaman.
-Fevri davranmak yok ha. Belgeleri aldıktan sonra ortak hareket edebiliriz. Biz aynı taraftayız.
-Bakarız, önce belgelere ulaşalım.
Kurt Polis, siyah bir Mercedes'in yanına gelir. Akif arabasından iner ve polisle el sıkışırlar. Yusuf ve Göktuğ uzaktan izlemektedirler.
Yusuf:
-Furkan'la, babamın arkadaşı Akif ne alaka lan?
-Furkan, belgeleri Akif'e verecek de sen Furkan'ı nereden tanıyorsun?
-Çocukluktan beri arkadaşımdır.
Yusuf ve Göktuğ izlemeye devam ederken Akif ve Komiser Furkan konuşurlar.
-Erman ile ilgili resmî olan tüm belgeler bunlar.
-Güzel. Bunlar, Erman piçini temizlememizde bir nebze yardımcı olabilir.
-Abi, resmî veya illegal hangi konuda yardımcı olabileceksem haber et.
-Sağ ol kardeşim.
Akif arabasına biner. Yusuf dayanamaz ve uzaktan doğru bağırır.
-FURKAN!
-Yusuf? (Şaşırır)
Yusuf, Furkan'ın yanına gelir. Akif, olanları arabadan doğru izler. Göktuğ da Yusuf'a "fevri davranma" demesine rağmen çıktığı için peşinden gider. Furkan Yusuf'a bakarak...
-Ne işin var oğlum burada?
-O belgelerin kopyası var mı sende?
-Kanka bak, o belgeleri almak senin için iyi değil
-Nedenmiş o?
-Kanka, onları aldıktan sonra sağlıklı hareket edemezsin. Sen bu işi bize bırak.
-Kopyası var mı yok mu? Sadece soruma cevap ver.
-Kanka bak...
-Sen bilirsin.
Yusuf, Akif'in arabasına döner ve belinden silahını çıkarıp Akif'e doğrultur. Furkan şaşırır.
-N'apıyorsun oğlum!?
Akif gülerek arabadan iner.
-Bana o silahla zarar verebileceğini mi zannediyorsun ha delikanlı?
-Hayırdır sen ölümsüz müsün?
-Hüseyin'in oğlu olduğun için bu terbiyesizliğine göz yumacağım. Hadi git yoluna.
Yusuf havaya bir el ateş eder.
-Beni tekrarlatma ve belgeleri ver.
-Sen istedin.
Akif Yusuf'un elindeki silaha tekme atar ve Yusuf'a yumruğunu sallar. Yusuf savurur ve Akif'in karnına sert bir tekme atar. Akif 5 metre uçup arabasına çarpar ve yere düşer. Göktuğ dahil olmak üzere herkes çok şaşırır çünkü sıradan bir insanın, bir alfaya bu denli bir kuvvet uygulaması imkansızdır.
Akif sinirlenir, ayağa kalkar ve ceketini çıkarır.
-Demek zoru seviyorsun. Başlayalım öyleyse.
(AKİF vs. YUSUF)
7. BÖLÜM SONU...
(HİKAYE – SENARYO : YUSUF TURGUT)
