6. bölüm · Kurdun Gölgesi
6. Bölüm "Yemin"
6. BÖLÜM
“Yemin”
Hüseyin'in evinin önünde kalabalık vardır. Olay yeri inceleme ekipleri etrafı bantla kapatmış ve her tarafta ambulans ve polis arabaları vardır. Binadan 4 ceset torbası çıkarırlar.
Eray uzaktan olanları izlemektedir. Kurşun seslerini duyunca hemen koşmuş ancak yetişememiştir. Yüzünde üzgün ve sinirli bir ifade vardır.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Yusuf 8 kurşun yarasıyla ambulanstadır. Canan da yanın da refakatçi olarak girmiştir. Ağlamaktadır. Yusuf'un da gözleri kapalı ama hâlâ hayattadır.
-Yusuf, n'olur dayan. Az kaldı bak geldik hastaneye. Hayatta kalacaksın. Hadi aç gözlerini!
Canan konuşmaya devam ederken Yusuf bir anda derin bir nefes alır ve gözlerini açar. Herkes çok şaşırır.
-Yusuf, hayattasın. Allah'ım sana şükürler olsun. Onu bana bağışladın. Dinlen Yusuf, zorlama kendini!
-Ağh... kurşunları çıkarın...
-Beyefendi sakin olun, hareket etmeyin.
-Hanımefendi... kurşunları acil çıkarın ağh... bakın şu an izah edemem ama şimdi çıkarmazsanız daha kötü olur...
-Beyefendi yatın! Hastanede ameliyata alınacaksınız.
Yusuf acı içinde sedyede yatar. Terlemiştir ve kan içindedir. Bilincini kaybetmemek için ambulansın içindeki ışığa bakmaktadır.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Hakan, arabada arka koltukta oturmaktadır. Telefonla Erman'ı arar.
-Hallettim. Delik deşik ettim
-Güzel... Turgut ailesi tarihin tozlu sayfalarına karıştı demek. Sıra diğerlerinde.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Kaçak boks turnuvasının ilk maçında Alper'in rakibi, bir önceki turnuvanın şampiyonu Çelebi'dir. Çelebi ringe gelirken müthiş bir coşkuyla karşılanır. Alkışlar havada uçuşur. Rakibi Alper, Çelebi'ye göre kolay lokma olarak görülmüş hatta üzerine hiç bahis oynanmamıştır. Fit bir vücuda sahip olsa da Çelebi'nin yapılı vücudu ve tecrübesi karşısında şansı yok gibi görünüyordur.
Alper de ringe gelir. Hakem ikisine de uyarısını yapar ve maçı başlatır.
Çelebi maç başladığı anda yumruğunu sallar. Alper kolay savurur ve yüzüne sert bir yumruk atar. Çelebi yerde ve baygındır. Alper daha 3. saniyeden nakavt ile maçı kazanmıştır. Seyirciler neye uğradığını şaşırır ve yaptıkları bahis yattığı için yuhalamaya başlarlar. Alper seyircilere bakarak sırıtır. Kollarını kaldırır ve ringden ayrılır.
Seyirciler arasında Sami de vardır. Bahisten payını çok iyi aldığı için pis pis sırıtır.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Yusuf sedyede gözü kapalı bir şekilde hastaneye giriş yapar. Canan da peşlerinden girer. Ağlamaktan gözleri mosmor olmuştur. Doktor hemen gelir.
-Siz nesi oluyorsunuz?
-Kı…kız arkadaşıyım
-Durumu çok kritik, ameliyata alacağız. Zor bir operasyon olacak. Her şeye hazırlıklı olun.
Canan bunu duyunca daha kötü olur ve telefondan en yakın arkadaşı Şebnem'i arar
-Alo, Şebnem
-Efendim kanka?
-Yurtta mısın?
-Evet de ne oldu? Sesin kötü geliyor
-Yusuf'u vurdular! (Ağlayarak)
-Nee, ne diyorsun kızım sen? Neredesiniz şu an?
-***** Hastanesi'ndeyiz
-Tamam geliyorum hemen, ayrılma bir yere
(SAHNE DEĞİŞİR)
Eray hızlı adımlarla bir evin önüne gider ve kapıyı çalar. Kapıyı açan Akif'tir.
-Ne oldu Eray?
-Başalfa, öldürüldü
Bakışma sahnesi eşliğinde Gerilim müziği girer...
(SAHNE DEĞİŞİR)
Alper, Çengel Sami'nin odasına kapıyı tıklatarak girer.
-Hoş geldin Alper.
-Hoş bulduk.
-Çok güzel maçtı. Al bu da hakkın. (5 bin $)
-Sağ ol abi.
-Çok iyi performanstı, seninle daha çok paralar kazanacağız.
Sami'nin kapısı tıklatılır ve içeri bir adam girer.
-Sami abi, Erman Bey geldi
-Tamam alın içeri.
Alper'e döner.
-Seninle sonra tekrar konuşalım Alper.
-Tamam abi
(Ağır çekim)
Erman odaya girer. Alper de odadan çıkarken yan yana gelirler ve birbirlerinin yüzüne bakarlar. Aralarında bir sohbet geçmez.
(Ağır çekim biter)
Alper odadan çıkar. Erman da Sami'nin karşısına oturur. Sami, Erman'a bir çanta dolusu para verir. Erman konuşur.
-Bugün verdiğin destekler yine sonuç verdi. Bu bölgenin başalfası ve ailesi de öldürüldü
-Daha az canavarın olduğu bir dünya için tüm mal varlığımı bile verebilirim.
-Şu an liderlerini öldürdük. Artık düzensiz ama bir o kadar da vahşi bir topluluğa karşı savaşacağız. Eğer onları hafife alırsak bizi de Hüseyin'in yanına yollarlar.
-Anladım
Erman çantayı alıp odadan çıkarken arkasını döner.
-Bu dünya için ne kadar büyük fedakarlıklar yaptığının her zaman farkında ol.
Muhafızlar masasında herkes fiiliyatta bulunmaz. Kimisi maddi destek sağlayarak masada yerini alır. Kimisi de gücünü ve nüfuzunu kullanarak. Sami de bir muhafızdır ve ekibe fon sağlar. Muhafızlar bu davayı kendilerine görev edinmişlerdir. Hiyerarşik düzen çok nettir. Emirlere itaatsizlik etmenin cezası da ölümdür.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Şebnem hastaneye gelmiştir. Canan'ı görür ve koşarak yanına gelir.
-Geldim bitanem, geldim kuzum!
- (Ağlamaktan konuşamaz)
-Ağlama, o iyi olacak. Benim bildiğim Yusuf güçlüdür.
Doktor ameliyathaneden çıkar. İkisi de doktorun yanına koşar.
-Doktor Bey! Durumu nasıl?
-Çok zorlu bir ameliyattı. Başka biri olsaydı kurtuluşu bile yoktu. Ama oğlan çetin ceviz çıktı
-Yani ne demek oluyor bu? (Heyecanla)
-Durumu iyi.
Şebnem ve Canan mutluluktan havaya uçarlar.
-Peki görebilir miyiz kendisini?
-Şu an istirahat etmesi gerek. Onu mümkünse biraz kendi haline bırakın.
-Çok sağ olun doktor bey. Onu bana bağışladınız.
-Estağfurullah, ben sadece vekilim (der ve gider)
Canan ve Şebnem birbirine bakarlar ve gülerek sarılırlar.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Alfa kurtlar tekrar tapınakta toplanmışlardır. Onları burada toplayan Eray’dır.
-Hayırdır neden topladık Eray? (Serdar)
-Aynen, ilk defa Başalfa’nın talimatı dışında toplandık. (Kudret)
-Evet, zaten konu da bu. Başalfa ve ailesi... öldürüldü.
-Ne!
-Ne?!
-Nasıl?
Bütün alfalar şok olmuştur. Eray’ın söylediklerine inanmak istemezler.
-Ne dediğinin farkında mısın sen? Neler söylüyorsun? (Tomris)
-İnan ben de sizin kadar şaşkın ve üzgünüm. Ama gerçek bu. Sizden isteğim, bu fotoğrafı (Erman) sürünüzdeki herkese dağıtın. Bu iş artık savaştan ziyade kan davası haline geldi.
-Bak Eray’ım gençsin. Kanın hızlı akıyor ama bu işler senin sandığın kadar kolay değ... (Beyazıt)
-Burada Başalfa olmak üzere bir sürü kurt öldürüldü. Sen böyle kolay değil dedikçe onlar güçlenecek. Konuşacaksan destek olmak için konuş ya da sus! (Serdar)
-Sen benimle nasıl böyle konuşursun!? (Serdar'ın üstüne yürür)
Serdar da ayağa kalkar. Orhun kavgayı ayırırken, haini arayan Yılmaz ise arkadaşı Beyazıt'a kilitlenir. Sinirli ve düşünceli bir surat ifadesi vardır.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Canberk hastaneye elinde bir poşetle gelir. Yusuf'un yattığı odaya doğru gider. Canan bunu görür.
-Doktor, bir süre kimse girmesin dedi Canberk.
-Yenge şey... Yusuf aradı az önce. Kıyafet istedi benden. Onları getirdim.
Canan, Yusuf'un telefondan birini arayıp konuşabilecek hatta kıyafet giyebilecek kadar iyi olmasına şaşırmıştır.
-Emin misin?
-Evet yenge. Olanlardan haberim var. İçeri geçeyim ben.
Canberk içeri girer. Yusuf ayakta ve sinirden kırdığı aynayla bakışmaktadır.
Yusuf'ta şaşkın, sinirli ve üzgün bir bakış vardır. Bütün duyguları iç içedir. Dışarda şimşekler çakıyor ve yağmur yağıyordur. Canberk dayanamaz ve sorar.
-Oğlum ne oluyor lan, neden buradayız, ne işin var hastanede?
Yusuf duraksar.
-Ailemi öldürmüşler
-Ne? Ne diyorsun oğlum sen?
Yusuf'un yüz ifadesi değişmez. Canberk, Yusuf'un ciddi olduğunu anlar.
-Kanka başın sağ olsun. Bilmiyordum
-Birazdan İstanbul'a gitmek için yola çıkacağım
-Sen şunları giy. Ben de Ali’yi arayım da arabayla buraya gelsin. Öyle tek gitmek yok.
Canberk odadan çıkar ve Hastanenin giriş kapısına doğru gider. Canan, Canberk’i görür ve hemen sorar.
-İyi mi durumu? Ben de göreyim.
-Bunu yapmak istemezsin yenge. Acısı var. Şimdi yola çıkacağız.
-Ne acısı ne yola çıkması? Nereye gidiyorsunuz? 8 kurşun yedi o!
-Kurşunlar çıktıktan sonrasına karışmayın derim yenge.
Canberk hastaneden çıkar. Canan hemen Yusuf'un odasına girer ve gördüğü manzara karşısında donakalır. Yusuf'un altında pantolon vardır. Üstüne tişörtünü giymek için eline almış ama yarı çıplak haldedir. Canan'ı şaşırtan kısım, Yusuf'un ameliyattan yeni çıkmasına rağmen vücudunda herhangi bir yara izi olmamasıdır.
-Yusuf, ama bu nasıl olur?
-Anlatmaya vaktim yok. Gitmem lazım
-Nereye Yusuf, yaralısın... yani yaralıydın
-Acelem var Canan. Ailemin cenazesini kaldıracağım.
Yusuf odadan çıkar ve hastane kapısına doğru ilerler. Canan ve Şebnem de şaşkınlıklar içinde peşinden giderler. Yusuf ikisini de pek takmaz. Canberk hastane önündedir. Ali de araba ile gelmiştir. Canan bağırır.
-Yusuf ne oluyor nereye gidiyorsun?
Yusuf cevap vermez. Arabanın ön koltuğuna oturur ve oradan ayrılırlar. Canan ve Şebnem birbirlerine bakarlar.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Erman evine gelir. Geniş salonunda kanepesine uzanır. Hüseyin'i öldürdüğü anı hatırlar ve bir anda anı değişir.
35 Yıl Önce...
Erman çocuktur ve dolabın içinde saklanmaktadır. Babasının bacakları, mor gözlü ve kar maskeli bir kurt adam tarafından pençelenir ve dizlerinin üstüne düşer.
-Ne istiyorsunuz bizden? Sizinle bir derdimiz, savaşımız falan yok.
Arkadaki alfalardan biri tarafından önce eşi öldürülür.
-HAYIIIRR!
Mor gözlü kurt, Erman'ın babasının boğazını pençeler ve onu öldürür. Evden ayrılırlar. Erman dolapta öylece kalakalmıştır.
Günümüz...
Erman'ın elleri kafasının arkasında tavana bakar ve derin düşüncelere dalar. Kamera yukarı doğru gider.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Gece olmuştur ve Alper anahtarla kapıyı açarak eve gelir. Annesi, oturma odasına onu beklerken uyuyakalmıştır. Odaya gider, bir battaniye alıp annesinin üstünü örter.
Odasına gidip ceketini çıkarırken telefona Akif'ten bir mesaj gelir. Mesajın içeriği ise şudur:
-Tomris'in sürüsündeki 7 kurdu öldüren muhafız bu adamdır. Gördüğünüz yerde bana haber verin ve kendi başınıza iş yapmaya kalkışmayın.
Alper'in kanı donar. Erman'ı Sami'nin mekânında görmüştü.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Sabah olmuştur, Yusuf'un ailesi gömülmüştür. Çok kalabalık bir cenaze değildir. Anne tarafından akrabalar, Yusuf'un oda arkadaşları, Canan, Deniz ve Alfa kurtlar katılmıştır. Hüseyin'in hiç akrabası olmadığı için cenazeye katılan bir akrabası yoktur. Yusuf oradaki herkesi en az bir kere görmüştür, bir kişi hariç... beyaz takım elbiseli adam.
Uzaktan cenazeyi izler ve Yusuf ile göz göze gelirler. Herkeste bir üzüntü ifadesi belli olurken Yusuf tamamen duygusuz bir tavır takınmıştır. Ne şaşkınlık ne de üzüntü ifadesi vardır.
Cenazeye katılanlar başsağlığı dilerler. Herkes gittikten sonra Yusuf tek başına durur. Canan yanına gelir.
-Yusuf, başın sağ olsun. Gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok üzüldüm.
-Sağ ol Canan.
Birkaç saniye duraklar.
-Artık okula gelmeyeceğim.
-Ne!?
-Okulu bırakıyorum.
Yusuf duygusuz, Canan ise şaşkın ve üzgündür.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Akşam olmuştur. Göktuğ ailesi ile başka bir eve yerleşmiştir. Orhun, telefondan Erman'ın resmine bakar. Göktuğ bunu fark edince odasına gider.
Odasında üstü örtülü bir çalışma tahtası vardır. Örtüyü kaldırır.
Gerilimi müziği girer...
Tahtada bir sürü resim vardır. Her resim ok ile birbirine bağlıdır. En tepede ise Erman'ın resmi vardır. Altında da Sami dahil bütün muhafızların resimleri vardır. Göktuğ elinde tuttuğu flaş belleğe bakar.
-Sana yemin ederim, yaptıklarının bedelini ödeyeceksin Erman.
(SAHNE DEĞİŞİR)
Canan Yusuf'un ailesine dua etmek için mezarlığa doğru gidiyordur. Yoldayken Yusuf'u arar.
-Alo Yusuf
-Efendim?
-İyi misin? Konuşamadık doğru dürüst. Merak ettim seni.
-Merak etmene gerek yok. Sadece biraz yalnız kalmak ve kafa dağıtmak istedim.
-Neredesin? İstersen yanına geleyim.
-Yalnız kalmak daha iyi gelecek. Hem şu an müsait değilim. Sonra konuşuruz.
Telefonu kapatır.
-Alo, Yusuf alo... kapattı...
Canan mezarlığa gelir ve Yusuf'un ailesinin mezarına doğru gider. Bir anda duraksar. Uzaktan Yusuf'u görür. Tek başına, duygusuz bakışlarla, mezarın başında dikiliyordur. Canan bir ağacın arkasına geçer ve Yusuf'u izler.
Kamera Yusuf'a döner. Yusuf bir anda diz çöker.
Duygusal müzik girer...
Yumruğunu sıkar ve bağırmaya başlar. Yusuf'un bağırmasıyla sağanak yağmurun yağması ve şimşeklerin çakması bir olur. Şimşekler o kadar sert çakıyordur ki, Canan korkar. Gökyüzü şimşeklerin yaydığı ışıkla aydınlanır. Yusuf bağırırken durmadan şimşek çakar. Canan çok şaşırmıştır. Daha önce hiç böyle bir hava görmemiştir. Yusuf'u da hiç bu kadar çaresiz görmemiştir. Gökyüzü sanki Yusuf'un duygularına göre şekilleniyordu. Üzüntüsüne yağmur, öfkesine şimşek vardı.
Yusuf'un bağırması yerini ağlamasına bırakmıştı. Şimşekler durmuş ama yağmur yağmaya devam ediyordu. Canan onun bu haline görünce duygulanır ve sessizce gözyaşları akar. Yusuf, bütün gün boyunca güçlü kalmak için kendini tutmuştu ve şimdi kendiyle baş başa kalınca içini boşaltıyordu.
Yusuf en sonunda ayağa kalkar. Yüz ifadesi tamamen değişir. Yağmur durur ve şimşekler yeniden çakmaya başlar. Ağzından Canan'ı da şaşırtan şu cümleler çıkar:
-Yemin ederim size bunu yapanlar çok uzun yaşamayacak. Söz veriyorum intikam alacağım.
6. BÖLÜM SONU
(HİKAYE – SENARYO: YUSUF TURGUT)
