4. bölüm · Kuranı-Kerim'in gül kokan sayfaları yarı texting

0.3

Hiranurun_kalemi .

-Cennetlikler🤍-

Siz: İşte oraya yeni birileri taşınmış. Annem de salı günü, Ramazan başlamadan önce bir hoş geldine gidecek. Benden de gelmemi istedi. Hem komşunun kızı da varmış. Siz de gelin girls.

Ceylo: Geliriz tabii. Seni yalnız bırakmamış oluruz hem.

Ecurlop: Bu da soru mu bebeğim? Tabii ki geliyoruz.😊

Ananas: Işınlanarak oradayız salı günü. 😇 Hele sen yarını bir atlat da.

Zülili: Katılıyorum Fatmanaz'a. Sen yarını bir atlat da.

İloşum🌺: Aynen, hayırlısıyla atlatalım şu yarını da. Salı günü gelirizzz.

Zülili: Biz çok konuştuk yine. Hem saat geç oldu, bırakalım dinlensinler. Hem yarın uzun bir gün bekliyor sizi girls. (Cumartesi 23:30)

Ecurlop: Evet evet katılıyorum. Hadi baysss, ben kaçar.

Ananas: Evet bayss. Öpüldünüz kankişkolarr.

Ceylo: Bay bay bebeklerim.

Siz: Görüşürüzzzz.🤗

Ertesi gün (pazar)

"Kızım hadi geç kalıyoruz!" Diye bağırmıştı her zaman ki gibi annem. Bağırmasa olmuyordu sanki. Buğün kuranı-Kerim güzel okuma tilavet yarışmam vardı. Ön elemeleri kazanmıştım ve finale kalmıştım. Eğer finali de kazanırsam Avrupa'ya gidip ülkem için yarışacaktım. Üzerimde siyah bir elbise vardı ve baş örtüsü olarak gül kurusu rengi tercih etmiştim. Aslında yarışmanın konsepti gül kurusu olduğu için mecburen bu rengi giymek zorunda kaldım. Bana kalsa ben yeşil bir baş örtusu giymeyi tercih ederdim. Çünkü yeşil en sevdiğim renkti. ve gözlerimin rengini daha çok ortaya çıkarıyor. Annemde çok yakıştırıyordu bu rengi bana.

Yanıma ise siyah bir çanta almıştım. İçerisine kuranımı suyumu ve cüzdanımı koyduktan sonra merdivenlerden aşağıya adeta işinlenmiştim. Üzerime siyah kabanımı siyah bir bot ve pembe bir şal giymiştim. Gideceğimiz yer 1 saatlik bir uzaklıktaydı. Yarışmacılar yarım saat önce orada olması gerekiyordu. Ve inşallah geç kalmazdım.

1 saatim vardı ama ben bu İstanbul tırafiğinde nasıl yetişecektim onu Allah bilirdi. "Geldim anne." Dedim bir yandan arabanın sürücü koltuğuna otururken. Çantamı ise arka koltuklardan birine koyu verdim ve emliyet kemerimi taktım. Annemde yan koltuğa oturdu ve hemen söylenmeye başladı. Hadi bakalım Esra başlasın bizim mesai.

"Kızım ağaç oldum beklemekten nerede kaldın." Diye mırıldandı canım annem. Anneme minik bir bakış atıp yola bakmaya devam ettim. "Anne ne yapayım son dakika baş örtümü ütülemek zorunda kaldım. Çok kıvrışıktı." Dedim kısaca annemde başını onaylarcasına salladı ve başka soru sormadan önüne döndü. Çok şükür.

Daha kahvaltı yapmadığımız için gördüğüm ilk fırına girdim. "Anne sen ne istiyorsun?" Diye sordum annemde hızlıca cevap verdi. "Bana iki poğaça ve bir çay al Esra." Dedi ve bende kemerimi çözüp fişek hızıyla fırına girdim.

"Selamın aleyküm Münevver abla bana 4 poğuça iki çay verir misin?" Diye sordum. Konuyu hiç saptırmadan. Çünkü bilirdim ki Münevver abla bir konuşmaya başladımı bütün mahallenin dedikodusunu yapıp öyle salardı seni dükkandan. Ve şu an bunun için hiç zamanım yoktu. "Aleyküm selam Esra, veririm tabii." Diyerek bir yandan poğuçaları poşete kıyıyordu. "Eeee, annen ve Azra nasıllar?" Diye sormaya başladı. Hadi bakalım inşallah bu sohbet akşama kadar sürmezdi. Münevver ablayı kırmamak adına nazikçe cevap verdim

"iyiler elhamdülillah, Zeynep ve lale nasıllar?" Diye sormak zorunda kaldım bende ne yapayım. Sormasam ayıp oldurdu.

"Onlarda iyiler çok şükür. Eee senin evlenme işleri ne oldu? Bak kimse talip olmadıysa benim amcamın torunu var Hüseyin o gelsin görsün mu bir he?" Diye sormaya başladı her zaman ki gibi o kadar da dua etmiştim. Yani ben anlamıyorum ister evlenirim ister evlenmem sana ne ablacım. Diyeceğim de maalesef hanım efendi kişiliğim buna razı gelmediği için dilimin ucunda kalan sözleri geri yuttum. Ama ben bu sohbeti nasıl kibarca durduracağımı çok iyi biliyordum.

Parayı tezgaha koydum. "Borcum ne kadar abla?" Diye sormaya bile gerek yoktu. Her zaman gelirdim buraya ve fiyatları artık kafamdan ezberlemiştim. Münevver ablanın parasını da verdikten sonra o da bana poşeti ve çayları verdi. Ne demek istediğimi ona kibarca uygulamalı göstermiştim. O da anlamıştı zaten.

"Görüşürüz o zaman abla." Dedim nazikçe o da bana usulünce cevap verdi "görüşürüz Esra annene selam söyle." Dedi.

"Söylerim." diyerek gülümsedim bende ve dükkandan çıktım. Dükkandan çıkar çıkmaz arabaya bindim. Annem beni görür görmez hemen elimdeki poşeti aldı. Bende sürücü koltuğuna oturdum ve yola devam ettim. Bir yandan çayımızı içip annemle sohbet ediyorduk bir yandan da yarışmaya yetişmeye çalışıyorduk.

Sıkıldığım için arabada ilahi açmıştım. Radiyoda tesadüfen en sevdiğim ilahilerden birisi çalıyordu.

Kabe'de hacılar "Hu!" der Allah,
Yer, gök inim inim iniler Allah,
Melekler defterini yeniler Allah,
İzin ver de Kabe'ni görelim Allah,
İzin ver de yolunda ölelim Allah,
Göster cemalini görelim Allah.

İlahiye eşlik ederek yola devam ettik. İnşallah Allah tekrar kâbeye gitmeyi nasip ederdi bana. Zaten 15 yaşındayken bir kere gitmiştim. Ama tadına doyamamıştım. Çünkü kâbeyi gördükten sonra o kalbindeki sevda daha çoğalıyormuş. Sanki gittikten sonra bir parçanı orada bırakıyormuşsun gibi. Kalbin ruhun gönlün hep orayı istiyor sanki.

Yaklaşık 10 dakikamız kalmıştı.
Yarışma büyük bir camideydi. Sadece kadınlar içindi. Aslımda kardeşim Azra'da gelecekti ama onun sınavları olduğu için gelememişti.

Azra iç mimarlık okuyordu. Abim pilotdu babam emekli Türkçe öğretmeniydi. Annem ise emekli hakimdi. Bende doktordum hem hastanede çalışıyordum ve aynı zamanda hafızlık yapıyordum.

Sonunda camiye gelmiştik. İçeriye girdiğimde şeyma hocam beni karşıladı. Sağ olsun buraya kadar gelmemin sebebi biraz da onun destekleri sayesinde olmuştu. Her pazar günü birlikte çalışmıştık. Ve o gün geldi çatttı. Final günü. Ben yarışmada Ankebut suresi 56-63 ayetlerini okuyacaktım. Çok çalışmıştım inşallah birinci olurdum.

Yarışmada tam olarak 8 kişi vardı.
Yarışmacılar şu şekildeydi
Esin Çelik-Yasin suresi 1-10 ayet
Leyla erdem-bakara suresi 23-35 ayet
Beren kaya taha suresi 1-12 ayet
Sevim dönmez fetih suresi 27-29 ayet
Ravza kılınç Amenerrasülü
Hayrunisa akın tövbe suresi 1-13 ayetleri
Hazal taşçı Nisa suresi 1-14 ayet
Ve ben Esra Betül Aydoğan Ankebut suresi 56-63 ayet

Hocamla minik bir sohbetin ardından yarışmacılar yerlerini almıştı. Ilayda'da yarışmayı sunuyordu. Herkes teker teker aşırını okumuştu. Ve en son ben kalmıştım. Yarışmanın başlangıcında herkes 1-8 kadar bir sayı çekmişti ve o sıralamaya göre herkes okudu. Benim şansıma da 8 çıkmıştı. Yani en son ben okumuştum.

30 dakika sonra
Jüriler yarabbi şükür sonunda karar verebilmişlerdi. Ağaç olmuştu herkes beklemekten. Allahtan yemek için bir şeyler vardı bende bu fırsatı değerlendirip bir tabak kısırı mideye gömdüm. Artık o an gelmişti. Jüriler yarışmanın sonucunu açıklayacaktı.

Camının başkanı olan Hatice Önder hocam sonuçları bizzat açıklayacaktı.
"Selamın aleyküm değerli hanımlar ben camimizin başkanı Hatice Önder. Camimizin düzenlediği 23 kuranı Kerim yarışmasının sonuna geldik. Burda birinci gelen yarışmacımız daha sonra ülkemiz temsilen Avrupa'da yarışacak. Bütün kızlarımız bizim gönlümüzde zaten birinci. Hepsi ayrı ayrı çok güzel okududular ama prosedür gereği elbet bir birinci ikinci üçüncü seçeceğiz bugün. E, sizleri daha fazla bekletmeden sonucları açıklıyorum.

3: Esin Çelik
2: Beren Kaya
1: Esra Betül Aydoğan

Selamın aleyküm🤗

Nasılsınız?

Bölümü nasıl buldunuz?

En sevdiğiniz sahne hangisiydi?

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

Yazım hataları varsa afola..
Allah'a emanet olun 💖⭐️

Instagram: yazar_hiranur