6. bölüm · Kural dışı
6. BÖLÜM
KAÇIŞ PLANI
Kaçış, korkakların değil; doğru zamanı bekleyenlerin seçimidir.
Kapı kolu yavaşça aşağıya indi.
O küçücük metal ses, kulaklarımda bir patlama gibi yankılandı.
Kimse konuşmuyordu.
Hatta nefes alan bile yok gibiydi.
Kalbimim göğsüme vuruşunu hissedebiliyordum.
Tak.
Tak.
Tak.
Koridordaki bot sesleri gittikçe yaklaşıyordu. Birden fazla kişi bulunduğumuz bölgeye doğru geliyordu. Gözlerim kapıyla Miraç arasında gidip geldi. O ise şaşırtıcı derecede sakindi.
Sanki böyle durumları yüzlerce kez yaşamıştı.
Belindeki tabancayı çıkardı. Ama silahı doğrultmadı, sadece elinde tuttu.
Bir süre odayı süzdü. Ve bakışları en son bende durdu.
"Meliz,""
Boğazım düğümlenmişti. "Evet?"
"Ne olursa olsun benden ayrılma."
Başımı yavaşça salladım. Emir veren sesi bana güven vermişti.
Atlas hâlâ bilgisayarın başındaydı.
"Otuz saniye." Derken sesi düşünceli çıkmıştı.
Miraç gözinü kapıdan ayırmadan konuşt. "Neye otuz saniye?"
"Kaçış yolu açmama."
Ayaz hemen itiraz etti. "Otuz saniyemiz yok."
Olmak zorunda.
Evren sessizce kapının yakınındaki duvara geçti.
Belinden silahını çıkardı ve emniyetini açtı.
Klik.
O küçücük ses bile tüylerimi dikem diken etmeye yetmişti.
Kuzey .se her zamankinin aksine gülümsemiyordu. İlk kez yüzünde ciddiyet görüyordum.
"Atlas." Dedi Miraç.
"Yirmi beş saniye."
Kapının diğer tarafından metal bir ses yükseldi. Sanki elektronik kilit zorlanıyordu. Bir görevlinin sesi kulaklarıma ulaştı.
"Kapıyı açın."
Kimse cevap vermedi.
"Açmazsanız kapıyı kıracağız."
Miraç dedim bir nefes aldı. "On."
Atlas şaşkınlıkla başını kaldırdı. "Daha yirmi saniye var."
"Bize on saniye yeter."
Ayaz ve Evren aynı anda kapının iki yanına geçti.
Kuzey ise cebinden küçük siyah bir küre çıkardı.
Merakla ona baktım. "Nedir o?" Diye sordum.
Küreyi avucunda çevirdi. Sonra da göz kırptı.
"Bazen soru sormamak daha iyidir kuzi." Dudağının kenarı tehlikeli bir şekilde kıvrıldı. "Biraz gürültü çıkacak."
Tam o sırada;
GÜÜÜMM!
Kapının dışından ilk darbe geldi. Bütün oda sarsıldı. Refleksle irkildim.
Sonra başka bir darbe daha geldi. İkinci darbe ilkinden daha güçlüydü.
GÜÜÜMM!
Kapının menteşeleri çatırdadı. O sırada Atlas'ın sesi yükseldi.
"On üç saniye."
Miraç düşünceli bir şekilde gözlerini kızmış, kapıya bakıyordu. Sanki saniyeleri zihninde hesaplıyordu. O sırada kapı üçüncü bir darbe yedi. Kapının ortasında inc ebir çatlak oluştu. Artık onları görebiliyorduk.
Siyah üniformalar.
Çelik kasklar.
Silahlarının namluları doğrudan bize dönüktü. İçimden tek bir düşince geçti;
Burada öleceğim.
Tam o anda Miraç bana baktı. Sanki ne düşündüğümü anlamıştı. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı doğru kıvrıldı. Gözlerindeki ifade insana güven aşılıyordu.
"Korkma."
Sesi şaşırtıcı derecede sakindi. "Daha ölmek için çok erken."
"Ve o anda Atlas bağırdı.
"Miraç!"
"Açıldı!"
