2. bölüm · KÜLLERİNDE SAKLI
Çatışma
Arabanın frenine sertçe basıp fabrikanın arkasında durdum trafik yüzünden çok geç kalmıştım silah sesleri buradan bile duyuluyordu anlaşılan bizimkiler beni beklemeden eğlenceye başlamıştı, hemen cantamdaki telefonu çıkartıp Arazı aradım çatışmanın ortasında açmadı tabiki kursun sesleri azalınca herkesin şarjör değiştirdiğini fark ettim
koşarak bahçenin diğer tarafa doğru koşmaya başladım. Bizimkiler arabayi kendilerine siper etmiş çatışmadaladı önüme atlayıp bana bir yumruk savuran adamdan başımı egerek kurtuldum çevik Bir hareketle dizine attigim tekmeyle diz üstü düştü belimden çıkardığım silahla adamı aynı anneme yaptıkları gibi tam alnından vurdum ve ayağımın dibine düşmesini sağladım
Bundan sadistçe zevk alıyordum ve tabiki ilk defa birini öldürmüyordum. Önüme çıkan adam bana çok zaman kaybettirimisti.sonunda bize ait tarafa geldim gozlerim arazi aradı Araz benim ne kadar en yakın korumam olsada abim gibiydi ama iş yerinde birbirimize olan saygımızı hep korurduk düşüncelerimden kafamın dibinden gecen bir kurşunla sıyrıldım arazi buldum 3 kişiyle dövüşüyordu hemen yanına gittim araza yumruk atacak olan adamın elini tutup bileğini kırdım inleyerek yerinde sendeledi. Araz hala birinciyle dövüşürken kalan iki kişi bana düşüyordu. Bileğini kırdığım adam bana doğru sağlam bilegiyle çeneme sert bir yumruk attı geriye doğru sendeledim ağzıma gelen kanları hemen tükürdüm ve belimden hızla çıkardığım silahla göğsünden vurdum
Aynı şekilde arazin öldüresiye dövdügu adaminda işini bitirdim."Araz!iyi misin?" İyi gözükmüyordu çünkü sen son dövdüğü adamı dövmeye baslamadan önce bir guzelce dayak yemiş gibi duruyordu "iyiyim kül kraliçesi merek etme beni" hirsimdan ve yaşadığım şeylere rahman asla yikilmadigimdan dolayı bana kül kraliçesi derlerdi "iyi olmana sevindim şimdi diyerlerinin yanına gideceğiz ben senin arkanı sende benimkini kollayacaksin en ufak yanlış hareket edenin işini bitir sakın acıma." "Emredersiniz Karen Hanım " hızla diğerlerinin olduğu yere ilerledim çok vakit kaybetmiştik
Ters taraftan kolumun dibinden geçti kafamı hemen kursunun geldiği yere çevirdim Belimdeki silahı çıkarıp adama doğrulttum bostaki elimle at kuyruğumdan kurtulan percemlerimi kulağımın arkasına attım "kimsin sen?" Kısık bir gülüş duydum "asıl sen kimsin" "once ben sordum şöyle yoksa ben öğrenmesini bilirim " sesi ciddilesti "öğrenene şu zamana kadar bana bulaşan benim düşmanın olan kimse uzun zaman yaşayamadı" bu adam beni tehdit mi ediyordu? "Ya kim olduğu yada kimin köpeği olduğu soyle yada yolumdan çekil bu gece alma gereken can biriken iki olmasın " tam gidecekken bana soyledigi kelimeye şaşırdım "minik kraliçeden tehditler ha" bu adam mafya mi? Benim lakabını nerden biliyor "seninle ugrasmayacagim ama bir yanlışını görmeyeyim" ve yürümeye başladım
" Boran Demirkaya " Boran mi bu adam bölge lideri mi Özcan'ın peşine düşmeden önce herkesin herşeyini her zayıf nokaysini her zaafını işini eşini çocuğunu sevgilis dostu ne varsa hepsninin olduğu bir dosyam bile vardı "Karen Ardıç şimdi konus bakalım neden burdasın?" Dedim "sana hesap vermeyeceğim küçük prenses ama kim olduğunu öğrenmek için söyleyeceğim ama önce sen söyle kimin için buradasın?" "Neden söyleyeyim" dedim " buraya Özcan için geldim degilmi? seninde düşmanın Özcan Koral"onun da mı düşmanı Özcan? Nereden anladı?"Gitmem gerekiyor seninle konuşarak vakit harcamayagim" diyerek koşmaya başladım ama bu adamı kesinlikle daha fazla araştıracaktim
" telefonum çaldı araz çoktan diğerlerinin yanına gitmiş olmalıydı "durum nedir"diye sordum "Karen Hanım Özcan Koral kaçtı " kaskatı kesildim kekeleyerek "A-araz ne diyorsun sen ?" Dedim Araz "özür dileriz Karen Hanım " "Nasıl ya nasıl Dünya kadar adamsınız bir kişi bile şu adamı yakalayamıyor mu!" "Çok üzgünüz Karen Hanım ön bahçenin solundaki arabaya bunun ve evinize gidin." Dedi "Araz,gerçekten mi? Yine mi benim yüzümden annem huzurla uyuyamıyor " uzun zamandır ağlamıştım ama sol gözümden süzülen bir damla yaşa engel olamadım "Hayır Karen o adamı er yada geç bulacağız " Araz bana işte genelde Karen demezdi ama dediği zaman bu ayrıcalığı bir tek ona tanırdım biz arazla bir parkta tanistigimizdan beri abi kardeş gibiydik
"peki araz" diyip telefonumu cantama koydum ve arabaya doğru ilerledim. Gözlerime yaşlar Akın ediyordu arabaya ulaşınca kapıyı açtım ve villaya doğru sürmeye başladım hem ağlıyor hemde araba sürüyordum ve kısık bir sesle her zmana kendime söylediğim şeyi yine söyledim "anne ben seni çok özledim keske o gün birlikte ölsedik hayat geride kalan için felaket olmasaydı" diye mırıldandım
........
Eve geldiğimde göz yaşların bitmişti çok nadir ağlardım agladigim zamanların yarını ise tekrardan ayağa kalkan bir Karen Ardıç olurdum ama o gün kimse bana tek söz bile konuşmazdı
Odama çıkıp üzerime siyah bir tişört giydim altına da gri bol bir eşofman giyip alt kattaki içki dolabına gittim rasgele bir alkol çıkartıp bir tane de bardak alarak odama çıktım daha bir bardağa bile koymamışken odaya Araz girdi "Ne oldu araz yine mi bir iz yok. Nereye kaçmış yine? " Dedim .Araz "Özcan dan yok ama sana Bir mektup var ." "Ne mektubu ?"
"Aslında her ne kadar okumanı istemesem de-" zarfı uzattı "sen isteyebilirsin"
❤️🔥
Yine merhabaa eğer kitabımı beğendiyseniz favorileyip oy kullanir misiiz biraz okunmak istiyoruumm🦋
