9. bölüm · KÜLLERİNDE SAKLI
Baskın
Boran Demirkaya'dan
Dünkü toplantı sonrası eve gittiğimde çok yorugundum masaya gelen kadın tüm ayarlarımı bozmuştu ne kadın hakkında daha fazla bilgi bulabiliyordum nede kadının annesinin ölümünün detayları hakkında yada neden annesini bu kadar çok sevdiğini anlayamamıştım ve simgeden Karen'in babası Sinan hakkında birşeyler vermesini istemiş ancak normal bir iş insanından farklı tek birşey bile yoktu. Kafamı iki yana sallayarak bu düşüncelerden kurtulmaya çalıştım başım ağrıyordu yataktan ağır ağır doğruldum tuvalete gidip ihtiyaçlarımı karsiladiktan sonra üzerime Spor bir takım giyip kahvaltıya indim.
Lara yine yemeği hazırlamıştı ancak yiyecek halim yoktu çünkü kafam çok doluydu Karen masa ve Azer bu aralar Özcan'ı da araştırıyordun çünkü her an azerle alakalı birşeyler bulabilirdim. Kahvaltıyı es geçip Lara'dan bir bardak americano istedim en sevdiğim kahve türüydü. Fincanımı alıp çalışma odama çıktım ve Aristoteles'in kitaplarından birini çıkarttım ve kaldığım sayfadan okumaya başladım bölümün ilk cumlesi ise
"Defalarca ne yapıyorsak oyuz bu yüzden mükemmellik bir eylem değil bir alışkanlıktır"
Fazlasıyla iyi bir alıntıydı tam uzerini çizecekken telefonum çaldı arayan simgenin ekibinden sahre'ydi telefonu açıp kulağına yasladım
" alo efendim?"
"Burdayım sahre arama nedenini öğrenebilir miyim?"
" Boran bey nasıl söylenir bilmiyorum ama derin araştırmalarım sonucu yarın gece Özcan Koral'ın ve Azer Koral'ın birlikte yönettiği sevkiyat olduğunu öğrendim Yunanistan'dan Türkiye İstanbul'a gece saatleri yapılacak eğer onaylarsanız daha kapsamlı bir araştırma yapabilirim."
Bu sevkiyat fazlasıyla iyi olmuştu bu sayede onları yakalayabilirdim
"Sahre sakın iptal etme tam olarak nerelerde saat kaçta yapılacağını öğren "
"Tamamdır boran bey"
Telefonu kapattım ve biraz keyiflenmiştim ve sevkiyat için planlara başlamak istiyordum ancak sahte beyaz Simge hala aramışlardı kısa süre sonra sahre'nin bana
Boran bey sevkiyat Yunanistan'ın iyonya adalarında orada saat gece 4 sularındayken Türkiye'ye varmış ve özel bir depoda bir gün saklanıyor olacak ve ertesi gece Türkiye İzmir'e gelen mallar kamyonlarla İstanbul'da onalara ait bir depoya İncek sonra o depodanda satılacak eğer baskın benzeri birşey düşünüyorsunuz mallar İzmir'e indiği gibi yapmanızı öneririm ama yinede siz bilirsiniz. İyi günler
Yazmıştı. Bu benimde aklıma gelen bir şeydi ancak sevkiyat yardındı iyi bir hazirlik gerekebilirdi güvenlik şefim olan ve aynı zamanda yakın arkadaşlarımdan biri olan karan'ı aradim açınca
"Karan şirkete gel konusmamiz lazım."
"Neden abi"
Oyle karan hemen gel"
Diyerek telefonu kapattım hemen oradan çıkıp üzerime lacivert takım elbise giydim ve şirkete gitmek için siyah Maseratime bindim ve hemen şirkete geldim hızlıca odama çıktım çok geçmeden karan kapiyi çaldı
"Gel karan"
Yavaş adımlarla odama girdi ve masaya yaklaştı çekildiğini fark ettim ve
"Oğlum otursana şöyle" diyerek elimle masanın önündeki iki sandalyeyi gösterdim ve kafasını sallayarak oturdu
"Buyur abi beni çağırdın bir sorun yoktur umarım?"
Sorun vardı. Fazlasıyla halledilemssi gerekilen bir sorun vardı
"Abim yarın gece Özcan'ın ve Azer'in birlikte yönettiği bir sevkiyat var ve bizim bu sevkiyatı kimsenin kacamsina izin vermeden sabote etmemiz gerekiyor " fazlasıyla dikkatki dinliyordu ve kafasında yapabileceklerimiz düşündüğü belliydi konuşmaya devam ettim
"Aslında ben ya mallar İstanbul'a doğru yoldayken yada İzmir'de mallar geldiği gibi Azer ve Özcan oradan gitmeden yapmamiz gerektiğini düşünüyorum ama sen ne dersin?".
"Abi tam olarak anlatır mısın yarım yamak ben hiçbisi anlamadım."
Bezgince telefonumu çıkartıp sahre'nin attığı mesajı karana gösterdim Karan anca okuyunca anladi ve
" Abi mallar İzmir'e geldiği gibi Özcanlar gitmeden yapalim yolda çıkacak en ufak pürüz bizim sonumuz olur" haklıydı ağır ağır kafamı salladım ve
"Abim o zaman kaç adamımız alabiliriz yanımıza?".
"Abi onu dert etme sen sahreden malların İzmir'e geleceği saati öğren bizim zaten her yerde yüzlerce adamımız var abi ben boşuna şef olmasın yani" güldüm son kısmını çok sempatik söylemişti
' tamam abim Maksimum üç saate herşeyi hazırla İzmir'e gidiyoruz"
~~~
Karan'a verdiğim uc saatin dolmasına yarım saat vardı bende şirkettebe eve gidip gerekebilecek eşyalar tek tük kıyafetler falan almıştım ve yoldada bizim bir depoya uğrayıp silah alacaktık neyle karşılaşacağımız belli değildi bizim buradan götürdüğümüz 200 adamdı ancak orada 200 adam daha alacak ve 400 adam olacaktuk sahreye kabataslak bir hesap yaptırmıştım onların yaklaşık 300-320 adamı olacaktı karan aradı
"Söyle karan"
"Abi herşey hazır sizin eve geliyorum oradan çıkarız"
"Tamam abim dikkat et"
Birkaç saat sonra evin onune 40 araba gelmişti biz karanla en ortadaki arabaya oturacaktaik önümüzde 20 arkamızda 20 araba olacaktı karani görünce ona doğru yürümeye başladım yanına gidince bana dostça sarıldı bende sarıldım
"Hadi abim yeterince geç kaldik"
Kafa salladı ve arabalara bindik ve şoför İzmir'e doğru sürmeye başladı önümüzde neredeyse 5 saatlik yol vardı biz yola saat 19.00 da çıkmıştık yani saat gece 1 gibi İzmir'de olurduk zaten sevkiyat saatini sahreye sorunca gece saat 4'te gelecekti yani bizim baskını Özcanlar gitmeden yapmamiz gerektigi için saat 4 sularında pusuda olmamız gerekiyordu ama benim fazla uykum vardı çünkü bugün beynimi bu baskın için fazla yormuştum ve İzmir'e gidene kadar uyumaya kararlıydım
~~~
"Abi"
"Abi"
"Abi"
"ABİİ"
"CANİM ABİM"
birinin kolumu koparırcasına dürtüklediğini hissettim kolum deşilmişti
"BORAN ABİ"
"Lan uyandık ne bağırıyorsun kulağımın dibinde"
"Abi kusura bakma"
"Abim bak yere ne düşünmüşsün"
Kafasini yere çevirdi ve ne düşürdüğünü aramaya başladı bulamayınca
"E burda bişey yok"
Omzuna sert bir sille geçirdim
"Hayvan herif kolum düştü görmedin mi? "
"Kusura bakma abi".
Ters bir bakış attım
"Tamam hadi geldik mi saat kaç?"
"Geldik saat 1.30 otelin önündeyiz"
Deliksiz uyumuşum
"Tamam."derken önüne dönecektim ki aklıma gelen şey beni durdurdu
"LAN"
"Noldu abi"
"Lan silahlari almadık "
"Abi ciddili soruyorum sen iyi misin İzmir havası çarptı seni sence o kadar çok silahı ne yapacağız buradaki depodan gerektiği kadarını alırız "
"Düzgün konuş unutmuşum"
"Peki abi"
Otele doğru yürümeye başladık ve otele girince direk odaya çıktık iki saatimiz kalmıştı hemen üzerimi değiştirdim ve otelden yemek söyleyecektim tam karan'a sende ister misin diye arayacakken asla beklemeyecegim biri beni aradı
Annem. Namı değer Meral Demirkaya
"Efendim anne"
"Boran nerdesin sen?"
"İzmir'deyim"
"Ne İzmir'i Boran? Ne arıyorsun orada?"
"Anne asil sen gecenin bu saatinde ne arıyorsun uyumadın mi den hala'
"Annenin sorusuna soruyla cevap ha kesin birseyler karıştırıyorsun sen."
"Anne ufak bir iş işte kurcalama lütfen."
"Şöyle Boran kızmayacağım"
"Baskın var"
"NE?!"
"Özcana ama sen merak etme çok ufak bişey"
"Öldüreceksin sen beni en sonunda!"
"Aman ağzından yer alsın anne"
"Bak oğlum Özcan çok tehlikeli bir adam sen benden daha iyi biliyorsun ama yapma boranım"
"Neden yaptığını sen benden daha iyi biliyorsun anne!"
"Benim bir kızımı yıllar önce benden aldılar oğlumu da almalarına izin vermeyeceğim!"
"Anne bunları seninle konuştuk lütfen "
"Eğer sana en ufak birşey olursa varya-"
"Boran Demirkayaya Olmayacak ama onlara olacak"
"Kendine dikkat et"
"Sende anne"
"Seni seviyorum oğlum"
"Seni seviyorum anne"
Karan gelince hemen çıktık annem arayınca zaten yemek yalan olmuştu saat 3.30'du sadece 30 dakika kalmıştı ek destegi de almıştık ve 40 araba orada bekliyordu 40 araba da biz geliyorduk yaklaşık 20 dakika sonra orada olduk ve bam sadece 10 dakika kaldırmıştı ve biz çoktan yerimizi almış gelecek kamyonları bekliyorduk deponun yerini biraz daha gizlemelilerdi annemle konuştuktan sonra ben 30 dakika içinde bulmuştum nihayet kamyonların farlasi gözükmeye başladı
"Başladı bizim mesayi" dedim karan'a
"Eğlenceli olacak"
Karan aksiyondan keyif alan bir tipti hatta genelde kaosu o çıkartırdı sonunda en öndeki onlara yok gösteren arabanın içinde yan yana oturan Özcan ve Azer'i elimdeki dürbünle görebilmiştim deponun tam önüne gelince iki kamyon dolusu tırı boşaltmaya başladılar ve boşaltma fazlasıyla uzun sürecek gibiydi karan'a
"Oğlum biz niye bu kadar erken geldik?"
"Abi ne güzel izlicez işte"
Aklıma gelen şakayla duraksadım
"Abim bu senin izlediğim Hint dizilerinden değil Azer bizi fark ettikten sonra boynunuza atlayıp döne döne dans etmeyek"
"Ne Hint dizisi ya ayirca boynuma atlamasindansa kafama sıkmasnı tercih ederim"
"Bide izleseydin abim"
"Ben Türkçe izliyorum"
Birden sesini yükselterek şarkı söylemeye başladı
"Yaşasın ırkmız Çin'e bedel kırkımız!"
Hunharca kahkaha attım zaten o da bunu beni güldürmek için söylemişti aynanda gülerken bizi durduran şey deponun kapanma sesiydi kısık bir küfür savurudum tırlar gitmisti bu iyiydi kimsenin boş yere ölmesini istemezdim arkamı döndüm ve tüm arabalara kafamla 'simdi' işareti verdim belindeki silahların şarjörlerini kontrol ettim bir tanesini elime aldım ve arabaya tekrar binip depo ve saklandığımiz yerden depoya doğru sürdüm kısa bir yoldu ve onların koruması bizden daha azdı 250 kişi civarındaydı bu iyidi
"Karan çatışma başlamadan kısa bir sürtüşme yaşanacak bu sırada onlardan bir kişiyi kaçırmayınız önce yarala ve sonra kaçır bunu siz yapacaksiniz çünkü ben Özcan ve azerin peşine düşeceğim zaten onları yakalamak zor elbet bir planları daha vardır dikkat et koçum."
"Sende abi"
Arabalar tam deponun önüne geldiğinde artık Özcan Azer ve tüm korumalar bizi fark etmiş ve silah çekmişlerdir arabaların camlarındaki siyah filmlerden kim olduğumu anlayamamis ancak plakalardan anlamış olmalılardı
34 BLD 208
Sadece sondaki rakamları değiştiririm arabayı durdurup en sonunda bende arabadan indim ve Özcan ve azerin şaşkın sıfatıyla karşılaştım ve onlara yaklaşmaya başladım
"Naber Azer"
Dedim alayla cevap gelmedi
"Dilinizi mi yuttunuz"dilimi üç kez damağıma vurdum
"Çok ayıp ben sizi ziyaret ediyorum ama siz hiç misafirperver değilsiniz"
Özcan sonunda konuşmaya başlayabildi
"Ne arıyorsun lan sen burda!"
belimin arkasinda birleştiredigim ellerimden biriyle alın işareti yaptım onlardan biri artık benimdi
"Bilmem siz 17 yıl önce benim evimde ne arıyorsanız bende onu arıyorum.'
"Yürü git burdan Boran" dişlerini sıkıyordu
"Biraz daha yaklaştım ne yapabilirsin ki?"
Umarım bizimkiler adamı almışlardır
"Bunu!"
Yüzüme güzel bir yumruk attı başım hafif yana savrulmuştu gözlerimi ağır ağır açtım ve yakasini kavradım kahve gözlerimi Azere çevirdim ancak Azer kaçmıştı.
❤️🔥
Gerçekten bence güzel ve ugrasilmis bir bölüm oldu bu boranın ağzından okuduğumuz 2. Bölüm ve diğer bölüm de boranın ağzından. Olacak sonra yine Karen'e döneceğiz zaten artık olaylar kızışıyor okuduysaniz yorum yapmaniz beni çok yeni bölüm yazmaya teşvik ediyor bide bu plakanın anlamini ilerki bölümlerde öğreneceğiz iyi okumalarr.
