4. bölüm · Küller İçindeki Umut
📖 3. Bölüm – “Beni Biri Gülümsetti”
Elzem, sabah notu okuduktan sonra şaşırmıştı. Bu, Emir’in tarzıydı. Hiçbir zaman direkt sorularla gelmez, ima eder, sanki cevabı çoktan biliyormuş gibi konuşurdu. Ve şimdi de tam olarak bunu yapmıştı: Kahveye ikinci fincan teklif etmekle…
Ama Elzem bu oyunu oynayacak biri değildi. En azından öyle sanıyordu.
Elindeki notu mutfağın panosuna astı. Kalbinin içinden geçen o tanıdık kıpırtıyı bastırarak. Gülümsemedi. Ama gözlerinin kenarında beliren çizgiler, her şeyi ele vermişti.
---
☕ Aynı Kafede, Aynı Masada
O gün öğleden sonra, Elzem sahildeki o eski kafeye gitti. Aynı masa. Aynı sandalye. Ama bu defa o Emir’den önce oradaydı.
Elinde bir fincan kahve, önünde bir kitap. Okumuyordu ama. Sayfalar ilerlemiyor, gözleri satırlarda kayboluyordu.
Emir geldiğinde şaşırmadı. Sadece gözlerini kaldırmadan:
> “Geldin mi? İkinci fincanı içmeden olmazdı zaten.”
Emir güldü. Bu gülüş, ilk kez biraz hafifti.
“Senin gibi biriyle kahve içmek… Biraz kendini ateşe atmak gibi. Ama belki ben yanmaya hazırım.”
Elzem kaşlarını kaldırdı. “Sen hep böyle dramatik misindir, yoksa sahil havası mı seni çarptı?”
“Yok, sadece biraz içim karardı. Seninle yarışamazdım zaten,” dedi Emir gülerek. Ve işte o anda, Elzem gerçekten güldü.
---
🌿 Ufak Bir Yürüyüş, Büyük Bir Adım
Kahvelerini içtikten sonra yürümeye karar verdiler. Sahil boyunca sessizce ilerlediler. Emir’in elinde küçük bir kese vardı. Elzem fark etti ama sormadı.
Sonra bir bankta oturdular. Gün batımına doğru ilerliyordu zaman.
Emir keseyi açtı. İçinden bir çocuk bileziği çıktı. Paslı, eski. Ama belli ki değerliydi.
“Annemin bana aldığı ilk bileklikti bu. Kaybetti sanmıştım. Geçen hafta bir kutunun dibinden çıktı. Onu görünce çocukluğumun bütün parçaları geri geldi. Kırık da olsa.”
Elzem dikkatle baktı. Bu, ilk defa Emir’in geçmişine dair somut bir izdi.
> “Saklaman güzel. Bazı şeyleri unutmaya çalışmak yerine hatırlamak daha zor ama daha dürüst,” dedi Elzem.
“Babanla ilgili tek bir fotoğrafım bile yok,” diye ekledi sonra, sesini incelterek. “Ama her sabah aynaya baktığımda onun gözlerini görüyorum.”
O an Emir, Elzem’e döndü. Gözlerinin içine baktı. Ve çok yavaşça, neredeyse tereddüt ederek elini onun elinin yanına koydu.
Elzem çekilmedi.
---
✨ Minik Bir Romantik Sahne
> “Sana bir şey göstereceğim,” dedi Emir aniden.
Elzem şaşkındı.
“Nereye?”
“Güven bana. Bu defa kaçmayacağım,” dedi Emir.
Yarım saatlik yürüyüşten sonra bir tepeye geldiler. Ufak, sessiz bir bahçe gibi. Şehirden kopuk, sadece rüzgar ve kuş sesleri vardı. Tam ortasında küçük bir fener ve iki sandalye.
Emir bir mum yaktı, iç cebinden küçük bir defter çıkardı.
> “Her yaz geldiğimde buraya notlar bırakırım. Biri okusun diye değil. Sadece içimde kalmasın diye.”
“Ve bugün?”
“Bugün ilk defa birini getirdim,” dedi Emir.
“Kimin için yazıyorsun bu notları?”
“Artık bilmiyorum… Belki seni bekliyordum.”
Elzem şaşırdı ama içinde bir şeyler gevşedi.
İlk defa, gerçekten o fener ışığında yüzü yumuşadı.
Bir anda Emir eğildi, saçına hafifçe dokundu.
> “Kül kokuyorsun,” dedi gülerek.
“Teşekkür mü bu şimdi?”
“Hayır. Çünkü içinden hâlâ alev çıkıyor. O yüzden.”
Ve ilk defa Elzem, gözlerini kaçırmadan onun gözlerine baktı.
Sadece sustu. Ama o sessizlik, bir şeyin başladığının işaretiydi.
---
🎬 Son Sahne (Bölüm Sonu):
O gece Elzem eve döndü. Panodaki not hâlâ oradaydı. Altına bir satır daha ekledi.
> “Kahve hâlâ acı. Ama bu kez biriyle içince içim ısındı.”
Ve ilk defa, defterine şunları yazdı:
> “Bugün kendimi yeniden yazmaya başladım.”
-------------------------------------------------------------------------
Hikayeme destek olursanız ve bölümle ile ilgili düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim aşağıdaki kalbi parlamayı unutmayın bir sonraki bölümde görüşmek üzere 💖💝💘
