3. bölüm · Küller İçindeki Umut
📖2. Bölüm - "Kimin Hikâyesi Bu?"
Sahilde esen rüzgâr, Elzem’in saçlarını dalgalandırırken arkasındaki ses zamanın durmasına neden oldu.
“Sen hâlâ aynı kahveyi mi içiyorsun?”
Sesi tanıması bir saniyeden uzun sürmedi. Bu, hafızasından silinmeyen o tek tondaydı: Yarı alaycı, yarı kırık. Elzem dönmeden cevap verdi.
“Sen hâlâ kahveyle insan arasındaki bağı çözememişsin.”
Emir güldü. Bu defa kahkahasız, sadece gözleriyle. İki yıl olmuştu onu görmeyeli. Ama onun için iki yıl, sadece Elzem’i unutmamakla geçmişti. Elzem içinse, iki yıl boyunca hiçbir anı tam anlamıyla yaşanmamıştı.
Oturdu onun karşısına, izinsizce. Sanki hâlâ hayatında yer varmış gibi.
> “Buralara geleceğini hiç düşünmezdim.”
“Ben de seni burada bulacağımı.”
Diyaloglar sarkastik ama içinde saklı bir öfke vardı. İkisi de kelimelerin arasında yürüyen duygulara çarpmamaya çalışıyordu.
Elzem’in elinde tuttuğu kitap yere düştü. Emir eğildi, aldı. Adını okudu: “Babamı Ararken”
Göz göze geldiler. Elzem’in bakışlarında ilk kez bir şey çözüldü. Kaçacak yeri yoktu. Kitabın adı bile onu anlatıyordu.
“Gerçekten onu mu arıyorsun, yoksa kaybettiğin her şeyi mi?” diye sordu Emir.
Cevap vermedi Elzem. Cevap verse, içinden çıkan çığlık duyulacaktı. Onun yerine gülümsedi. Soğuk ama zarif.
“Sen ne arıyorsun Emir? Sakin bir sahil kasabasında geçmişinle hesaplaşacak kadar ne kaybettin?”
Emir sandalyeye yaslandı. Gözlerini kapatıp iç geçirdi.
> “Annem... Bu yaz, sonunda sessizce gitti. Hiç vedasız. Hayatım boyunca hep yanımdaydı ama hiç ‘orada’ değildi.”
“Tıpkı benim babam gibi,” dedi Elzem, neredeyse fısıltıyla.
Sessizlik, artık sadece boşluk değil, ortak bir yük gibi aralarında duruyordu.
Sonra Emir ayağa kalktı. Hava kararırken, arkalarındaki deniz bile daha karanlık görünüyordu.
“Elzem,” dedi.
“Senin hikâyen hâlâ devam ediyor. Ama kim yazıyor, bilmiyorum.”
Elzem, onun arkasından baktı. Bu söz, yavaşça içindeki duvarlara çarpıp yankılandı.
> “Belki ikimiz de aynı yazarı bekliyoruz,” dedi kendi kendine.
---
O gece Elzem, yıllar sonra ilk kez çocukluğundaki rüyayı gördü.
Küçük bir kızdı, elinde oyuncak bir at. Babası ona sarılmış, “Kimse seni üzemez,” diyordu. Ama sonra görüntü kayıyor, aynı sahnede Emir belirdi. Çocuktu. Pencereden ona bakıyordu. Annesi yoktu.
Uyanınca anladı:
O pencereden birbirlerine uzun zaman bakmışlardı. Sadece o zaman tanımamışlardı.
---
Sabah Elzem kahvesini alırken kapısına bir not iliştirildi:
> "Kahven hâlâ acı ama gerçekler gibi.
İkinci bir fincana ne dersin? - E."
Elzem notu okuduğunda bir şey hissetti.
Yıllardır küllerin altında kalmış ama yanmamış bir şey:
Umut.
------------------------------------------------------------------------
Herkese merhaba hikayeme destek olursanız çok sevinirim bir sonra ki bölümde görüşürüz 💗📖
