Kukla (Gerçek Ailem) kitap kapağı

3. bölüm / 7

3.Bölüm-Sessiz Çığlık

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 3.Bölüm-Sessiz Çığlık

Sonunda gün aymıştı. Benim gözüme ise bir damla uyku girmemişti. Kapım çalınca bütün gece oturduğum yatağımdan kalktım ve kapıyı açtım. Mert'i karşımda görmeyi beklemiyordum.
- Seni kahvaltıya bekliyorlar ama öncesinde biraz konuşmak ister misin diye sordu.
Hayır istemiyordum. O konuları sonsuza kadar kapamak istiyordum. Sessizce kafamı salladım. Beklemediğim bir şekilde beni onayladı ve aşağı inmeye başladı. Bende onu takip ettim. Herkes çoktan sofradaydı azar yememek için adımlarımı hızlandırdım. Sandalyemi sildim ve oturdum.
Ben yemeklerle bakışırken onlar yemeye başlamışlardı. Açtım yaklaşık 2 gündür yemek yemiyordum ama bunları da yiyemezdim. Bugün mutfağa girip bir iki şey yemem lazımdı. Ah en önemli şeylerden biri de o eve gidip eşyalarımı ve ilaçlarımı almam gerekiyordu. Sanırım bu durumu onlara da söylemem gerekiyordu.
- Şey affedersiniz. Bütün kardeşler bana bakmaya başladı.
- Ben bugün eski evime gidip eşyalarımı alacağım. Haber vermek istedim. Demiştim. Demir
- Birimizin senle gelmesini ister misin diye sormuştu.
Aslında iyi olabilirdi o adamın tek gidersem bana iyi davranmayacağını biliyordum ve dışarıda tek olmak korkutucuydu. Ama bunu isteyemezdim, hem onlara ne kadar güvenebilirdim ki. Kafamı hayır manasında salladım.
- Aslında birisi ile gitsen daha iyi olur. Müsait olanınız var mı? Dedi. Melih
- Ben, Mert, Güneş ve Giray'ın dersi var demişti.
- Demir senin ve benim de iş toplantımız var demişti. Deniz
- Abi benim de iş için toplantım var demişti Kaner.
Kimse gelemezdi yani yapacak bir şeyim yoktu. Tam bir şeyler söyleyecektim ki. Ege
- Benim bir işim yok, ben götürebilirim. (İşaret dili) demişti. Şaşırmıştım. İstemediğimi söylemek üzereyken.
- Emin misin diye sormuştu Demir. Ege kafasıyla onaylayınca.
- İyi tamam o zaman Ege ile gidiyorsun, demişti. Ben şoka girmiş cevap verememiştim. Cevap vermek istediğimde ise çoktan konu değişmişti.
Nasıl yani şimdi Ege ile mi gitmek zorundaydım? Ondan önce çıkıp kaçsam incinir miydi acaba ya da geri gelince çok dayak yer miydim? Ben düşüncelerle boğuşurken onlar çoktan yemeklerini bitirmişlerdi. Ege
- İstiyorsa önce hazırlansın sonra da araba ile gideriz (işaret dili) demişti.
Demir bana cümleyi çevirmişti. Buna gerek yok demek istesem de açıkçası işaret dilini nereden biliyorsun diye soru sormalarından korkuyordum. Kafamla onaylayıp
-Üstümü değiştirip geliyorum demiştim.
Merdivenlerden yukarı çıkmış odama girmiştim. Üzerime swetshirt altıma da eşofman giyip aşağı indim. Ege beni bekliyordu. Bende inince arabaya ilerlemeye başladık.
Ellerim titriyordu. Geri mi dönseydim acaba. Yapamazdım, mecburdum ilaçlarım ve değerli tüm eşyalarım oradaydı. Krizlerimi sakin ol diyerek durduramazdım sonsuza kadar. Araba yolculuğu benim araçları saymamla geçmişti. Araba durduğunda indim.
- Sen burada kal ben eşyalarımı toplayıp geleyim olur mu? Dedim. Kafasını sallayınca büyük eve doğru ilerledim. Zile bastım ve beklemeye başladım. Kapıyı hizmetlilerden biri açmıştı.
- Ben eşyalarımı almak için gelmiştim. Dedim ve içeri girdim.
Kimseye görünmeden eşyalarımı alıp çıkmak istiyordum. Merdivenlerden çıkıp odama girdim hızlıca. Ama bu çok da akıllıca bir karar değildi çünkü nefesim kesilmişti. İlacımı sıkıp eşyalarımı toplamaya başladım.
Çok fazla bir şeyim yoktu. Diğerlerinden sakladığım kırık gitarım, ondan kalan hediyem, bir iki kıyafet ve ilaçlarım. Bu evdeki bütün varlığım bu kadardı. Hepsini bir bavula koydum. Odamdan çıkıp merdivenlerden hızlı olmayacak bir şekilde indim. Ses gelmesiyle oraya doğru döndüm.
- Vayy vay vay kimler gelmiş. Ne oldu abilerin seni istemediler de geri mi gönderdiler bize. Bağıra bağıra konuşan tabi ki de ikizimdi. Nedenini anlamasam da evde benden en çok nefret eden kişilerden biriydi. İkizimin bağıra bağıra konuşmasına abiler de geldi.
- Aaaa kim gelmiş dedi en küçük abi.
- Küçük Bey bizi çok mu özledin dedi ortanca abi.
Sesim her zamanki gibi içime kaçmış konuşmamıştım. Bu işin sonu hiç iyiye gidecek gibi durmuyordu. Hafta içi evde ne işleri vardı bunların. Merdivenlerden inmeye devam ettim. Son basamakları gelmiştim ki sırtımda eller hissettim ve yere kapaklandım. Canım acımıştı Allah'tan kafamı vurmamıştım.
- Ay pardon seni görmemişim bir şey olmadı demi dedi. Bu karıştığım çocuk değil miydi? Daha fazla yerde durmamaya karar verip ayağa kalktım.
- Hoş geldin aileni mi özledin yoksa. Dur babamı da çağırayım dedi. Ve baba babacım diye bağırdı.
- Efendim yavrum diye geldi o adam ve başını okşadı çocuğun. Artık bu görüntü canımı bile yakamıyordu. Ne hale getirmişlerdi beni. Bavulumu tuttum ve kapıya doğru yöneldim. O adamın sesiyle yerimde dondum.
- Demek bizden habersiz çalışıp para kazanıyordun ha, demek tek başına yaşamak istiyorsun. Demişti. Bedenim titremeye başladı. Ağzımı açmadım. Saçım sertçe geriye doğru çekildi.
- Bana cevap ver diye kükredi o adam. Sustum. Cevap vermenin hiç bir işe yaramadığını çok önceden öğrenmiştim.
- Alın bunu odaya götürün dedi ve beni yere itti.
(Bu noktadan sonra şiddet vb. unsurlar yer alacaktır. Özellikle küçük yaştaki okuyucularımın okumamasını tavsiye ediyorum.)
En büyük abi kollarımdan tuttu ve beni sürüklemeye başladı. Hayıır yani ben niye ağzımı tutamamıştım ki. Niye kendi ayağıma sıkmıştım. Sessiz kalacaktım ne güzel. Şimdi benimle uğraşacaklardı. Ege de dışarıdaydı umarım eve gelmeye kalkmazdı. Bu psikopat adamın ne yapacağı hiç belli olmaz. Beni her zamanki ceza odasına getirdiler ve yere attılar. Yerdeki eski kan lekeleriyle bakışırken. En büyük abinin sesiyle ürktüm.
- Ne sanıyordun. Ha. Ne sanıyordun. Yeni abilerinin seni bizim elimizden kurtarabileceklerini mi sanıyordun. Gidip öttün mü onlara?
Tam o sırada o adam içeri girdi.
- Onlara bir şey söyledin mi ya da belli ettin mi diye sordu sesi sakin ama çok soğuk çıkıyordu. Hızlıca başımı sallayıp
- Hayır dedim. Gülmeye başladı psikopat adam.
- Güzel dedi. Eli masaya gitti ve bıçaklardan birini aldı.
- Üstünü çıkart dedi .
Titreyen ellerimle sweatshirt mü üzerimden çıkarttım. Lütfen bana neden karşı koymuyorsun diye kızmayın inanın çok fazla karşı koymaya çalışmıştım. Ama artık sadece kabulleniyorum durumu.
- Sen hariç 8 tane kardeşin varmış demek ucube. Nasıl anlaşabildin mi onlarla dedi. Bence çok iyi insanlar. Dedi. Kanım donmuştu. Hayır onları hedef alamazdı.
- En büyükleri Demir iyi bir iş adamı biraz geveze ama iyi biri eminim seni hemen korumak isteyecektir. İkizi Deniz biraz deli biri ama o da iyi bir adam seni her zaman anlamaya çalışacaktır. Dedi ve elindeki bıçakla sırtıma iki adet çizik attı. Dişlerimi sıkmıştım canım yanıyordu. Ama söyledikleri daha da canımı yakıyordu.
- Bir küçükleri Ege sessiz kendi halinde bir adam ama kardeşlerine çok düşkünmüş sana da kolayca alışır. Dedi ve bir çizik daha attı. Sırtımda akan kanlar bile duyduğum sözlerden sonra donan vücudumu ısıtamıyordu.
-Kaner var bir de başarılı bir yönetmenmiş. Dışarıya karşı çok soğuk dursa da kardeşleri ağladığında en çok güldüren oymuş eminim seni de güldürür dedi ve bir çizik daha. Bu kadar şeyi nerden biliyordu bu herif. O çocuk mu anlatmıştı.
- İkizin değil ama üçüzlerin varmış hayırlı olsun. Mert ve Melih, hemen aralarına alırlar seni merak etme ikisi de çok sıcakkanlı insanlarmış. İki çizik daha attı biri baya derindi çiziği atarken bağırmadan duramadım.
- Birde iki tane küçük kardeşin varmış tebrik ederim artık sende abi olmuşsun. Giray ve Güneş peşinde abi abi diye koşarlar artık dedi. Ve iki çizik daha. Bu adam bu kadar şeyi neden öğrenmişti. Kesin bir şeyler planlıyordu.
- Bu mutlu aile tablonuz bozulsun istemezsin değil mi dedi.
- Onlara dokunma dedim zorla çıkardığım sesimle
- Hiç bir şey ötmeyeceksin tamam mı lan. Hele birine belli et hele birine bir şey anlat biliyorsun değil mi neler olacağını demişti. Onu hatırlamamla gözlerimdeki yaşları serbest bıraktım.
- Kaçmak yada kaçmaya çalışmak hiç biri yok duydun mu beni yoksa o kardeşlerinin her birini tek tek önünde öldürürüm duydun mu beni. Kimse senin geçmişini öğrenmemeli kimse senin nasıl bir ucube olduğunu bilmemeli. Bu odada olanlar bu odada kalmalı. Anladın beni değil mı ucube.
Kafamı sallamıştım. Çok korkuyordum. Çünkü bu adam neler yapabileceğini nasıl bir psikopat olduğunu en iyi ben biliyordum.
- Güzel şimdi ceza zamanı, demek bizden habersiz bir şirkette çalışıyordun ha dedi ve kemerini çıkardı. Olacakları bildiğim için gözlerimi sımsıkı kapadım. Sırtımdaki dehşet acıyla bağırdım ve yere eğildim. Saymaya başladı.
- Bir
Ve bir tane daha vurdu.
- İki..... Üç... Dört... Beş... Altı... Yedi... Sekiz... Dokuz...
Her vuruşta canım gitmişti.
- Dokuz kardeş için dokuz tane yeter dedi ve odadan çıktı.
Sırtım çok fazla acıyordu zaten çizikler yüzünden kanayan sırtım kemerle beraber tamamen kan olmuştu. Şuan bayılmamamın tek sebebi buna alışık olmamdı. Soğuk zeminde bir süre yarı çıplak bir şekilde yattım. Çok fazla yorulmuştum. Vücudumu taşıyabileceğimi düşündüğümde zorla da olsa ayağa kalktım ve bu evdeki odama girdim.
Bir an önce bu evden çıkmam gerekiyordu. Kanayan yaralarımı üstün körü temizleyip imkan verdiğince sardım üzerime kalın siyah bir sweatshirt giydim. Ve merdivenlerden indim. Bavulumu elime aldım. Çıkmak üzereydim ki duyduğum sözlerle durdum.
- Aa sende mi konuşamıyorsun yazıkk demekki bu genetik bir şey, Azel de konuşamıyordu. Uzun sürede konuşamadı ama sonradan açıldı dili senin de açılır belki... Ne diyorsun? Bizim evde işaret dilini Azel dışında kimse bilmiyor ne dediğini anlamıyorum demişti. Hızlıca kapının oraya gittim.
- Abi ben hazırım hadi çıkalım dedim ve Egeyi sürüklemeye başladım.
Deli miydi bu adam hem bana açık verme deyip kendi açık veriyordu. Benimle resmen oynuyordu. Arabanın önüne gelince yaptığım şeyin farkına varıp kolunu bıraktım. Bir dakika ben abi demiştim ve adamı kolundan tutup sürüklemiştim.
Ellerimin titremeye başlamıştı, sırtımdaki yaralar canımı yakıyordu ve nerdeyse koşar gibi arabanın önüne gelmemle nefesim düzensizleşmişti. Onun önünde astım ilacımı kullanmak istemiyordum.
- Sen git ben arkadaşlarımla buluşup geleceğim dedim. Ama Ege'nin kıpırdamaya niyeti yok gibiydi. Beni kendine doğru çevirdi ve
- O adamın dedikleri doğru mu, işaret dili biliyorsun değil mi? ( işaret dili) dedi. Kendimi sıkıyordum. Eve doğru baktığımda izlendiğimizi gördüm.
- Arabaya bin ve git dedim.
- Sorumu cevapla ve beraber gidiyoruz dedi. Dizlerim titremeye başlamıştı bu gidişle büyük bir kriz geçirecektim. Ve o adamın evinin önünde beni izlediğini bilerek kriz geçirmek, isteyeceğim son şey bile değildi.
- Evet biliyorum işaret dili sonra anlatacağım burada değil. Hadi gidelim dedim zorla çıkan sesimle ve arabaya bindim. Ege de arabaya bindi ve sürmeye başladı. Belimi koltuğa yaslayamıyor ve nefes alamıyordum. Kendimi çok fazla sıkıyordum. Artık son noktamdaydım.
- Du- Dur dedim zorla.
Arabanın durmasıyla titreyen ellerimi cebime sokmaya çalıştım. Kesik kesik nefesler veriyordum. Ege'nin kafası karışmıştı. Cebimden zorla da olsa ilacımı çıkarttım ve ağzıma götürdüm ama bir işe yaramamıştı. İlaç bitmişti. Gerçekten tam zamanıydı.
Nefes alamamaktan dolan gözlerimi sımsıkı kapadım. Artık kendimi salıp koltuğa yaslanmıştım. Sırtım çok acıyordu ama düşünecek durumda değildim. Nefes almaya odaklanmam lazımdı. Gözlerim kararmaya başlamıştı.
Ağzıma bir şeyin tutulması ve birinin omzuma dokunmasıyla. Tekrar nefes almayı denedim. Olmuştu ilaçtan iki kere daha sıkıldı ve nefesim düzelmeye başladı.
Gözlerimi açtığımda iki endişeli gözün beni izlediğini fark ettim. Benim için mi endişelenmişti? Sesimin çıkmayacağını bildiğim için işaret dili ile " İyiyim" Dedim. Gözlerinin rahatlamasıyla şaşırdım. Sanırım cidden benim için endişelenmişti.
-Hastaneye gidelim mi? Gerçekten iyi misin? (işaret dili) diye sordu kafamla onaylarken
- Evet dedim.
Arabayı tekrar sürmeye başlamasıyla yola odaklanmaya çalıştım. Deniz kenarına geldiğimizde arabayı durdurdu ve arabadan indi. Bende onunla beraber indim. Denizi görmeyeli uzun zaman olmuştu. Kafama takılan soruyu ona sordum.
- O ilaç kimindi. Bir süre cevap gelmedi.
- Güneş'in dedi ve devam etti
- Güneş daha bebekken Alp (Azel ile karışan çocuk) kıskançlıkla onu boğmaya çalışmış yanında da başka kimse yokmuş fark ettiğimizde uzun süre nefessiz kaldığından dolayı ciğerleri zayıflamış şimdide en ufak bir yorulmada astım ilacı kullanıyor
-Peki senin neden astımın var ve neden bize söylemedin (işaret dili) demişti.
Söylediği şeyi hazmetmeye çalıştım, Güneşle -biyolojik kardeşimle- aynı şeyi yaşamış olmayı hazmetmeye çalıştım. Beni de en küçük abim boğmaya çalışmış ama aileden kimse karışmamış her seferinde görevliler araya girip engel olmuş, hastaneye götürmemişler bile kendi kendime hayatta kalmışım.
Tabi bunu nerden biliyorsun derseniz kendisinden duydum. Bana kahkahalar ata ata söylemişti. " Senin krizlerinin, koşamamanın hatta merdiven bile çıkamamanın sebebi kim biliyor musun? Benim, çocukken seni çok boğmaya çalıştım ama bir şekilde hayatta kaldın" Demişti.
Hatırladığım şeylerle gözüm dolmuştu. Bana bakan Egeyi görünce bir cevap vermem gerektiğini hatırladım.
- Benim ki genetik bir şeydi sanırım ya bilmiyorum dedim.
- Peki neden bize söylemedin dedi. (İşaret dili)
- Daha yeni tanıştık fırsatım olmadı diye kaçamak bir cevap verdim.
- Yeni tanıştık diye mi bize işaret dili bildiğini ve eskiden konuşamadığını söylemedin ( işaret dili) dedi. onaylar bir şekilde başımı salladım.
- Peki neden konuşamıyordun? Seni ne susturdu? (işaret dili)
Hatırlamak istemediğim anıları bana hatırlatıp duruyordu. Bu konuyu kesinlikle düşünmek istemiyordum. Denize bakıp kafamı boşaltmaya çalıştım. Ve sustum. Fazla üstelemedi buna sevindim. Ve denizi izlemeye başladım.
Bir süre sonra arabaya geri döndük sırtıma dikkat ederek oturdum. Yıkanmak ve uyumak istiyordum. Bir süre ilerledikten sonra bir eczanenin önünde durdu ve arabadan çıktı. Geri geldiğinde elinde benim astım ilacımdan vardı.
- Her zaman yanında olsun. Ve ilacının dolu mu yoksa boş mu olduğunu mutlaka kontrol et. (İşaret dili) Dedi gözlerim kocaman olmuştu neden benimle bu kadar ilgileniyordu ki. Kafamla onayladım.
Arabayı tekrar sürmeye başladı. Yol boyunca sırtımdaki acıya dayanmaya çalıştım. İyi bir ağrı kesiciye ihtiyacım vardı. Eve geldiğimizde arabadan indik ve zili çaldık kapıyı Melih açmıştı ve beni görünce delici bakışlar atmaya başladı. Alışmıştım buna ama bu sefer bakışları fazla ateş saçıyordu. Sessizce içeri geçtim.
- Baban burada. Dedi.
- Ne dedim refleksle hızla içeri doğru ilerledim. O adamı görünce yerimde dondum. Bu adamın burada ne işi vardı. Allah kahretsin ne planlıyordu gene. Beni görünce.
- Beni gördüğüne şaşırmışa benziyorsun. Bu kadar şaşırma bir iki eşyanı unutmuşsun hem onları getireyim hem de abilerinle biraz konuşayım diye geldim.
Dedi ve güldü. Kardeşlere göz gezdirdiğimde hepsinin bana öfkeyle baktığını gördüm. Kim bilir ne anlatmıştı benim hakkımda. Yeterdi ama neden neden bana bunu yapıyordu ne istiyordu benden. Bedenim buz gibi olmuş ellerim titremeye başlamıştı hızlıca arkamda birleştirdim. Susmam gerekti bir şey söylemeye kalkarsam her şey daha da karışırdı.
- Ah nerede kalmıştık hah hatırladım en son Azel'in yaramazlıklarından bahsediyorduk. 12-13 yaşındaydı tabi o zaman ergenliğin verdiği o enerji var bir gün kavga ettik diye benim odama girip 5 yıldır uğraştığım işi mahvetmişti hahahah dedi.
Kardeşlere baktığımda bana kötü bakışlar atıyorlardı. Susmak istemiyordum böyle olmamıştı ki.
Psikopat adam mafyanın tekiydi ve silah kaçakçılığı ile ilgili bir iş almıştı 5 yıldır onun üzerinde çalışıyordu. Bende bunu öğrenmiştim. Bir gün gizlice odasına girip bütün şifrelerini hacklemiş daha sonrada bütün işini patlatmıştım. Ama ben yakalanmamıştım sadece benden şüphelenmişlerdi sonra da başka biri suçu üstlenmişti. Yani yalan söylüyordu. Sözlerine devam etti
-Ergenlik işte birinde de annesinin kolyelerini çalıp uyuşturucu almaya kalkmıştı Allah'tan abisi engel oldu da bulaşmadan engel olabildik dedi ve kahkaha attı.
O anda abim olan ikizler bana öyle bir bakış attı ki beni dövseler daha az canım acırdı. Tabi kide uyuşturucu almamış yada bir şey çalmamıştım.
En büyük abi uyuşturucu işine girmişti, öğrendiğimde bütün bilgilerine eriştim ve MİT'e sızdırdım. Bunu öğrendiklerin de bana yaptıkları hala kabuslarıma giriyor. En büyük abinin sıktığı kurşunun izi hala bedenimde duruyordu.
Tabi bir de ben yakalanmamıştım en küçük abi bana komplo kurmuştu sonra da yaşamama izin vermeleri için başka biri yaptı diye suçu o adama atmıştı. Ama bunu söyleyesiye kadar üzerimde çeşitli uyuşturucular denemişti. O dönem kaç kere kriz geçirmiştim hatırlamıyorum bile. Uyuşturucu kalp hastalığımı ilerletmişti. En kötüsü de yoksunluk krizleriydi. Hatırladığım şeylerle gözlerim dolarken. Kendimi sıkıyordum. Dişlerimin arasından
- Eşyalarımı bıraktığın için teşekkür ederim. Geç oldu git istersen. Dedim. Kahkaha attı ve
- Utandı sanırım beni kovduğuna göre dedi ve ayaklandı. Evden çıktığında rahat bir nefes aldım.
Gene tutamamıştım çenemi bunu acısını benden çıkaracaktı kesin ama daha fazla dayanamazdım benimle oynamasına. Odama doğru yönelirken Demir'in bana seslenmesiyle durdum.
- Bir şey demeyecek misin? Dediği şeyler doğru mu? Diye sordu. Sustum hayır dersem onları riske atardım evet demeyi de kendime yakıştıramıyordum. En iyi yaptığım şeyi yaptım sustum.
- Bak abi O da aynı o çocuk gibi. Evimize aldığın çocuk aynı bizim celladımız gibi hatta belki de daha beter dedi bağıra bağıra Melih.
- Daha cevap vermedi bekleyin dedi Deniz.
- Birde cevap vermesini mi bekleyeceğiz her şey ayan beyan ortada değil mi! dedi Giray.
- Hey hey kavga etmeyin dedi Mert korkmuş görünüyordu yüksek ses duymaktan hoşlanmadığı belliydi.
- Daha şimdiden hepinizi birbirinize düşürdü. Dedi Kaner haklı olması canımı yakmıştı. İstemeden de olsa onlar benim yüzümden kavga ediyordu.
- Dinlemediniz mi ucubenin tekiymiş bizi de parçalayacak, o çocuğun yapamadığı şeyi yapacak dedi Melih.
Duyduğum şey beni yaralarken daha fazla buna dayanamayacağımı anladım ve koşar adımlarla merdivenleri çıkmaya başlayıp odama girdim.
Nefesim kesilmişti. Ağlamak hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordum. Susmak değil bağırmak istiyordum. Bıkmıştım sessiz çığlıklar atmaktan. Bıkmıştım ucube olmaktan.
Gözlerimin kararmaya başlamasıyla ellerim cebime gitti ama çıkarmayı başaramadan yerle buluştum. Acıyan sırtımla inledim, nefes almaya çalışan ciğerlerim canımı yakıyordu ama en çok da susuşum canımı yakıyordu böyle bir anda bile kimseye sığınamayışım, yardım etmezler diye kimseye seslenemeyişim, yalnızlığım canımı yakıyordu. Kalbime saplanan ağrıyla daha da büzüştüm. Sanırım sonum gelmişti diye düşünürken kapı açıldı.

Evett bir bölümün daha sonuna geldikkk. Umarım beğenirsiniz.
Azele nasıl bu kadar acı çektirebiliyorum bilmiyorum. Hikayeyi kurgularken bile canım yanıyor hele o kemer sahnesi, yazıp yazmamak konusunda çok kararsız kaldım. En sonunda yazmaya karar verdim.

Bu bölüm 2746 kelime baya uzun yazdım.
Önerileriniz varsa alabilirim?
Sizce nasıl gidiyor kurgum?
Ve son bir şey daha bir sonraki bölüm için küçük bir süpriz planlıyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

36okunma 17beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…